1 Haziran 2008 Pazar

Altın kafa Eto'o


Kamerun milli takımının basınla arasında ilişkiler oldukça gergindi bir süredir yöneticilerin kampa giriş vs de yarattıkları sıkıntı ortamı oldukça germişti. Afrikada oynanan dünya kupası eleme maçının ardından basın ve oyuncular arasında başlayan sözlü atışmalar en sonunda Eto'o nun kafasıyla kavgaya dönüşmüş. Yerel radyo muhabirlerinden Philippe Bony'nin Eto'o dan yediği kafayla dudağı patlayıp bir dişi kırılmış. Tabi gazeteci şikayetçi olmuş ve " bunun cezasız kalmayacağına inanıyorum" demiş. Kamerun federasyonu ve Eto'o konu hakkında bir yorum henüz yapmamışlar. Bakalım bu meseleyi nasıl bağlayacaklar?

Miss Euro soccer



Dün gece Almanya Europa Park in Rust'da Euro Soccer güzellik yarışması yapıldı. Çek güzeli Dominika Huzvarova yarışmayı kazanırken, Yunanistandan Mariola Shabanaj ikinci oldu (en sağda), resimdeki diğer ikili ise Türk Filiz Heilmann (soldan ikinci) ve Rusya'dan Ekaterina Kurochkina (en solda).

Bu arada jüri üyesinin bakışı da muhteşemmiş. Mest olup eriyip bitmiş adam. O nasıl bir gülümseme yahu?

Haydi bakalım

Türkiye (Coach Fatih Terim)

Kale: Volkan Demirel (Fenerbahçe), Rüştü Reçber (Beşiktaş), Tolga Zengin (Trabzonspor)

Defans: Sabri Sarıoglu (Galatasaray), Gökhan Zan (Beşiktaş), Emre Aşık (Galatasaray), Servet Çetin (Galatasaray), Hakan Balta (Galatasaray), Uğur Boral (Fenerbahçe), Emre Güngör (Galatasaray)

Orta Saha: Mehmet Aurelio (Fenerbahçe), Mehmet Topal (Galatasaray), Emre Belözoğlu (Newcastle), Tümer Metin (Larissa), Hamit Altıntop (Bayern Münih), Ayhan Akman (Galatasaray), Arda Turan (Galatasaray), Tuncay ŞanlI (Middlesbrough), KazIm KazIm (FenerbahÇe), Gökdeniz Karadeniz (Rubin Kazan)

Forvet: Nihat Kahveci (Villarreal), Semih Şentürk (Fenerbahçe), Mevlüt Erdinç (Sochaux).
.
Uzun zamandır klüpçülük zihniyeti milli maçlarda daha öne çıkar bir vaziyette. Bunun suçlusu şudur, budur çok da önemi yok şu an için basın, Fatih Terim, klüpler vs adını ne koyarsanız koyun son dönemde milletçe milli maçlara bakış açımız oldukça değişti. Kimileri her mağlubiyet sonrası Fatih Terim'i suçlar oldu, kimileri bizden şu kadar adam onlardan bu kadar adam aldılar milli takıma diye eleştirdi, kimi yazarlar ipe sapa gelmez saldırılarla neredeyse yazılarını milli takım keşke yenilseye kadar getirdiler. Bazıları Aurelio neden milli takımda'yı sorgular oldu.
İnsanlarda milli takıma karşı ciddi bir güvensizlik mevcut şu anda, elbette eleştiriler olabilir, kadro tercihi yanlış bulunabilir bunlar zaten hep olması gerekenler. Ama asıl unutulmaması gereken birşey var ; bu takım Türkiye milli takımı, bizim ülkemizin takımı ve şu anda kişisel takıntılardan, komplekslerden sıyrılıp destek olma zamanı. Bırakın hangi takımı tutuyorsanız tutun bunun önemi yok, o forma altında hepsi bizim çocuklarımız bunu sakın unutmayın. Milli forma altında hiç sevmediğiniz hatta uyuz olduğunuz bir adam da olabilir ama üzerinde Kırmızı-Beyaz forma bizim ülkemizin forması ve bu süreçte desteğinizi esirgemeyin bu çocuklardan. Zaman hesapsız, kitapsız destek verme zamanıysa biz de üstümüze düşeni yapalım.

Valentino Rossi



31 Mayıs 2008 Cumartesi

Emre Belözoğlu # 2

Resim Tribün Dergi'den .. Eski bir muhabbet belli ki ama şartlara oldukça uygun.
.
Ülke insanı olarak unutkan bir yapıya sahibizdir keza futbolda da bu böyle, ama bu topraklarda yaşayan herkes de böyle değil ki be kardeşim. Gidişini hiç unutmadık kendisinin, Galatasaray'ın şampiyonluk yarışında olduğu Ankaragücü maçında o gün sarı-kırmızı renklere gönül vermiş herkes galibiyete inanırken "bücür biraderler" Emre ve Okan'ın ihanetine tanıklık etmişlerdi. Senaryo da belliydi tabi ki, İnter " Bonservissiz ve sakatlanmadan gelin Galatasaray'a vereceğimiz parayı ikinize paylaştıralım" demişti. Okan'ın kırmızı kart görmek için ısrarını, Emre'nin yokları oynadığını ve maç biter bitmez formayı çıkarıp atmasını bizim gibi bazıları unutmadı. Gönlümüzden silindiği o basın toplantısını da unutmadık biz " Sağlıklı yaşam için spor yapmıyorum" demişti basın toplantısında küstahça gülümseyerek, sonrasında işler onun ve manevi abisinin adına pek iyi gitmedi.

Hikayeleri biliyorsunuz zaten tekrarına gerek yok, Okan "buruk" olarak geçiriyor zamanını tekrar dönmek zorunda kaldığı "yuvasında". Emre ise Türkiye'ye dönmeyeceğini deklare ettikten sonra menajerinin yaptığı "Emre profesyonel bir futbolcu ve şartlar yerine gelirse her kulüpte forma giyebilir." açıklamasıyla zaten sinyali de vermişti, beklenen açıklama geçen günlerde geldi ve Fenerbahçeyle anlaştı Belözoğlu. Açıkcası şu dönemde bu transfer için tepki gösterenleri de anlamıyorum. Daha önce yaptıklarının yanında bu yaptığı oldukça masum bir hareket, kaldı ki hadi Polyanna olalım ve transfer etmeyi düşünelim o halde bile Galatasaray'a şu an mevki olarak hiçbir faydası olamayacak bir adam, kimi çıkaracaksın ki Linderoth, Ayhan, Mehmet varken zaten oldukça lüks kaçardı. Not olarak ekleyelim kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş mantığı güdülmedi burada, tamamen mantıklı bir yaklaşım olarak yazdım. En büyük iyiliği ise Galatasaray'a gelmesi birçok taraftar için en büyük korkulardan biriydi hiç değilse bu olasılığı ortadan kaldırarak yapmış oldu. Genç nesilden bir çok Galatasaray'lının bilmediği, bilenlerin de büyük çoğunluğunun unuttuğu şeyleri biz henüz unutmadık. 13 Mayıs 2001'de ki ihanetini basın toplantısıyla dillendirmiş ve gönlümüzden silinmişti. Bazen yetenekli olmak kadar "adam" da olmak gerekiyor.

Şehremini-Zeytinburnu arasında geçen zamanını, yaşadıklarını, bu camianın ona verdiklerini, dünyanın en iyi oyuncularından Hagi sayesinde bir isminin olduğunu o unutunca bu gönüllerde o toplantıdan sonra Emre adını unutmuştu. Şimdi hayatları boyunca arada kalacak hiçbir camiaya ait olamayacak oyuncular arasında yakın zamanda yerini alacak.

Yakışanı buydu zaten, kendisine " Katil Emre" diye tezahüratta bulunan tribünlere koşar artık, ama tribünlerde kendilerine TSYD maçında kol hareketi çeken bir oyuncuyu bağrına basar mı orası soru işareti, gerçi Tümer örneği var bununla alakalı o da ayrı bir detay, neyse ki unutkan bir milletiz bunu da unuturuz, unutturuluruz. Faruk Süren zamanında Emre ve Okan için iki çift laf ettiğinde herkes tepki göstermiş basın toplu halde infiale geçmişti. Zaman kimin haklı olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı.

Bir not daha ekleyelim. Fenerbahçe Spor Klübünün stratejik açıklamalarında Galatasaray kelimesini yazamama hastalığı tam gaz devam ediyor. Bu rahatsızlıktan ne zaman kurtulurlar bilinmez ama böylesine bir yazıyı görünce İnter altyapısından yetişmiş bir Emre profili canlanmıyor kimsenin kafasında.

Play-off Günlüğü

Boston Celtics - Detroit Pistons

Rüyalar gerçek oldu. Sonunda Boston Celtics'de NBA finalinde. Doğu konferansı final serisinde Boston Celtics, Detroit Pistons'ı 89-81 yenerek seriyi 4-2'ye taşıdı ve gülen taraf oldu. Büyük üçlü final serisi yaklaştıkça can yakmaya devam ediyor play-off'ların sonuna yaklaştıkça tempolarını yükseltiyorlar. İki maç öncesine kadar büyük eleştirilere hedef olan Ray Allen'ın tekrar formunu yakalamasıyla Boston gerçekten oldukça dominant bir takım haline geldi. Dünkü maçın ilk yarısı başabaş geçtikten Detroit evinde seriyi uzatmak adına aslında oldukça iyi bir fırsat yakalamıştı. Son çeyreğe 10 sayılık avantajla girildiğinde bir çok kişi bu maçı Detroit'in almasını ve gene 7. maça uzayacak bir seri bekliyordu, fakat Boston'un son çeyrekteki 29-13'lük performansı maçı Detroit'ten alıp Boston'a taşıdı.


Boston Celtics'de Paul Pierce gene takımının skor yükünü sırtlayan isim oldu. 27 sayı 8 rebaund'luk performans gösterirken, eleştirilerin odak noktası Ray Allen gene iyi bir oyun ortaya koydu ve 17 sayıyla maçı tamamladı. Takımın ateşleyici gücü Garnett ise 16 sayıyla oynadı, büyük üçlüye Rajon Rondo 11 sayılık bir katkı sağladı. Detroit Pistons'da ise guard Chancey Billups'ın 29 sayısı galibiyete yeterli olmadı. Dün sakatlığı sebebiyle oynayıp oynamayacağı belirsiz Hamilton ise 21 sayıyla eşlik etti. Takımın bel bağladığı diğer isimlerden Tayshaun 10 sayıyla oynarken, bu play-off serisinde berbat bir performans sergileyen Rasheed Wallece gene tahminleri yanıltmadı ve yine kötü bir gece geçirdi. Israrla üç sayılık atış deneyen ve sadece 27-3 isabetle oynayan Wallece dün gece de 6-0 atarak 33-3 gibi bir yüzdeye taşıdı bu istatistiğini ve geceyi de sadece 2 isabetle 4 sayıda tamamladı. Tabi Detroit'in takım olarak oynadığı zaman güçlü olduğu düşünülürse Rasheed ve McDyess'ın hiç katkı yapmadığı bir maçı da almaları oldukça zordu.

Garnett çiftetelli yapıyormuş gibi çıkmış resimde. Yapsa da hakkıdır zaten, bunca zaman Minnesota gibi bir takımda ömür çürütüp kaybedenler klübünün en değerli üyelerinden biri olacakken istatistik olarak bomba gibi olan kariyerinde NBA finaline çıkmayı başardı sonunda. Bunca zaman Minnesota'da geçen kayıp yıllarına yanıyor mudur acaba?

11. randevu sonunda resmileşti. Bir önceki yazıda belirttiğimiz gibi Lakers ve Boston daha önce NBA finalinde 10 kez karşılaştı, bunların ilk sekizini Boston son ikisini Lakers kazandı. Bir tarafta takas adı altında aslında soygun yaparak ekibin en eksik parçasını Gasol'la tamamlayan Lakers, diğer tarafta ise sene başında kısa dönemde başarıyı yakalamak adına kumar oynayıp Garnett ve Ray Allen'ı kadrosuna katıp Pierce'le birlikte müthiş bir üçlü yaratan Boston, NBA finali bu sene gerçekten çok heyecanlı geçecek.

Emre Belözoğlu

Emre, Fenerbahçe’de artık çok büyük bir terslik çıkmazsa. Dün gece Fenerbahçe resmi sitesi Emre’nin resmiyle açılıyordu. Gerçi futbolculuk kariyeri Fenerbahçe’ye göre Inter’de başlamış, bu konuda bayağı bir bilgi eksiklikleri var gibi gözüküyor. Sağlık için spor yapmayan Emre’ye ortada dolaşan miktarlar doğruysa sağlam para verecek Fenerbahçe yönetimi. Fenerbahçe açısından bakarsak , Maldonado’nun yerine oynayacak sağlıklı bir Emre, Fenerbahçe’ye ciddi katkı sağlayacaktır. Maçlardaki performansı büyük anlamda Alex’e bağlı olan Fenerbahçe’de Alex durdurulduğu zaman sorumluluk alabilecek oyunun iki yönünü oynamayı başarabilen bir adamın sahadaki varlığı Alex’i rahatlatacak, hücum anlamında ekstra opsiyonlar sağlayacaklar. Tabi bu yazdıklarımız tekrar edelim Emre’nin sağlıklı olması durumunda olabilecek şeyler. Bahsedilen ücret doğruysa takım içinde nasıl karşılanır, sorun çıkartır mı bu olay bekleyip görücez.

Euro 08’de oynaması garanti ve bana göre de takım için oldukça gerekliyken piyasa yapabileceği bir ortamda turnuvayı beklemeden transfer olması kendine güvensizliğin göstergesi gibi. Avrupa’da top koşturmayı her röportajında söyleyen bir adamın bu tercihi yapması çok ilginç. Emre’nin Galatasaray’a gelmesini istemesem bile Avrupa’de ne yapıyor, keşke oynasa şimdi izlesek diye takip etmişimdir. Oynadığı oyunu ise çok beğenirim Emre’nin her zaman vurgularım bunu. Jardel ve Ankaragücü olayları,sağlık için spor yapmam,Inter’e gitmesi falan zaten kendisine olan büyük sevgiyi yok etmişti artık bizim çocuktur diye ona bakan azınlığın gözünde de sıradan bir futbolcuya dönüştü.

Maradona & Tyson

Cannes Film Festivali'nde buluşmuş ağır abiler,fotoyu daha yeni gördüm bloga taşıdık. Diego için söylenecek fazla birşey yok zaten ama Tyson'la ilgili anılar güzeldir benim için. Boksla çok az ilgim olsa bile Tyson ayrıydı. Tyson gibi ayrı olan bir diğer isim ''Prince'' Naseem Hamed'di. Yaptığı showlar, rakipleriyle dalga geçmesi ile. Gecenin bir vakti Tyson'un yine 30-40 saniyede indireceği bir adamla maçı var diye babamla televizyon karşısına geçerdik. Saat 4-5'e kadar diğer dandik maçları Orhan Ayhan eşliğinde izledikten sonra bilirdik Tyson ilk rauntta işi bitirecek, uzatır inşallah 3-4 raunt izleriz diye bir umudumuz olurdu. Ne zaman böyle düşünsek abi acımaz tak diye bitirirdi işi.

Lennox Lewis denen insan azmanını yenmesi için çok bekledik, tv başında çok yorulduk ama başaramamıştı. Daha sonraları iplere yapıştığı maçı canlı izlerken düştüğü an kalk diye bağırdımı hatırlıyorum sabahın köründe. Acı yok falan diye çırpındık tv başında ama yüzünden okunuyordu bir devrin tamamen bittiği. Yıllardan beri uyku problemi çekmemin,gece yaşamaya alışmamın sebeplerinden birisidir Tyson.

Amauri Juventus'ta

Uzun zamandır bilinen transfer gerçekleşti ve Palermo sıkı pazarlığının sonucunda oldukça iyi paraya Amauri'yi Juve'ye verdi. Trezeguet, Del Piero ve Iaquinta'ya bir forvet daha eklendi ki bu kadroda ya Trezeguet ya Iaquinta fazla gelir.

Inch by inch - Tony D'Amato


I don't know what to say really.
Three minutes
to the biggest battle of our professional lives
all comes down to today
Either
we heal
as a teamor
we are going to crumble.
Inch by inch
play by play
till we're finished.
We are in hell right now,
gentlemen believe me
and
we can stay here
and get the shit kicked out of us
or
we can fight our way
back into the light.
We can climb out of hell.
One inch, at a time.
...
On this team, we fight for that inch
On this team, we tear ourselves, and everyone around us
to pieces for that inch.
We CLAW with our finger nails for that inch.
Cause we know
when we add up all those inches
that's going to make the fucking difference
between WINNING and LOSING
between LIVING and DYING.

I'll tell you this
in any fight
it is the guy who is willing to die
who is going to win that inch.
And I know
if I am going to have any life anymore
it is because, I am still willing to fight, and die for that inch
because that is what LIVING is.
The six inches in front of your face.
Now I can't make you do it.
You gotta look at the guy next to you.
Look into his eyes.
Now I think you are going to see a guy who will go that inch with you.
You are going to see a guy
who will sacrifice himself for this team
because he knows when it comes down to it,
you are gonna do the same thing for him.
That's a team, gentlemen
and either we heal now, as a team,
or we will die as individuals.
That's football guys.
That's all it is.
Now, whattaya gonna do?

30 Mayıs 2008 Cuma

Play-off Günlüğü

Los Angeles Lakers - San Antonio Spurs

Los Angeles Lakers, San Antonio Spurs'u batı konferansı final serisinde 4-1'le geçerekadını NBA finaline yazdırdı. Serinin kırılma noktası ilk maç olduğu kadar, serinin 4.maçıydı. Lakers'ın 4. maçta deplasmanda aldığı galibiyet hem rakibinin direncini kırdı, hem de kendi takımı adına evinde işi bitirmek için ekstra bir motivasyon sağladı. Dün gece oynanan maçta aslında Spurs oldukça istekli başladı, seriyi evine taşımak adına müthiş bir ilk çeyrek geçirdiler, Lakers ise ne olduğunu anlamadan sadece 15 sayı atabildi ve ilk çeyreği 13 sayı geride bitirdi. Sonrasında ise Gasol ve Kobe ile devreyi sadece 6 sayı farkla geride bitirdiler. Üçüncü period'da ise Duncan ve Parker'ın karşı koymasına rağmen Lakers baskısını iyice arttırdı. Son çeyrekte ise kelimenin tam anlamıyla Kobe show vardı. Maçta kaydettiği 39 sayının 17'sini son çeyrekte bulan Kobe'ye San Antonio tarafından cevap gelmedi. Bir tek Duncan maça asılsa da onun da çabası yeterli olmadı ve Lakers evinde oynadığı 5.maçı 100-92 kazanarak batı konferansını şampiyon olarak bitirdi.

Maç sonunda Odom " kalbim hala hızla çarpıyor ve damarlarımda adrenalin dolaşıyor bu sonucu hakettik ve finale hazırlanacağız" derken, Kobe " görkemli bir final oldu bizim açımızdan ve batı'yı kazandık ki bence batı çok daha zor ve sert mücadelelere sahne oldu, asıl işimiz bundan sonra olacak eğer sonunu getirebilirsek bizim açımızdan muazzam bir sene olacak" demiş. Spurs tarafında ise coach Greg Popoviç " serinin anahtarı bizim kötü hücumumuz ve onların iyi hücum gücü oldu, bazı sorunlarımızdan dolayı hücum gücümüzde değişiklikler yapmak zorundaydık ve bu bizi oldukça etkiledi ama yine de bu sene iyi bir sezon geçirdik diyebilirim" diye konuşmuş.


Maçın Lakers tarafında yıldızı tabi ki gene Kobe Bryant oldu. 39 sayı ve 16-30 yüzdeyle maça damgasını vurdu. Bulduğu sayıların 17'sini son çeyrekte atması da ayrı bir değer oldu. Lamar Odom 13 sayı, Gasol ise 12 sayıyla, Kobe'ye destek verdiler, Gasol 19 rebaund'la play-off'taki en yüksek rakamını yakaladı. San Antonio'da ise süper PF Tim Duncan 19 sayı 15 rebaund ve 10 assistlik triple double bir performans göstermesine rağmen takımını yenilgiden kurtaramadı. Duncan'a fransız yıldız Parker 23 sayıyla eşlik ederken, Ginobili sakatlığının da etkili olduğu bu seride yine hayalkırıklığıydı 9 sayı ile maçı tamamladı. Finley 13, K. Thomas 11, Barry 11 sayıyla maçı tamamladı.

Spurs'a ise sonu çift haneli biten senelerin yaramadığı bir kez daha kanıtlanmış oldu, 1999, 2003, 2005 ve 2007' de fırtına gibi esen Spurs diğer senelerde bu başarısını tekrarlayamadı. Los Angeles Lakers ise toplamda 29 uncu Minneapolis'ten Los Angeles'a taşındığından beri 23 üncü NBA finalini oynamaya hak kazanmış oldu böylece. Eğer doğu tarafından Boston Celtics gelirse Lakers ve Celtics 11.kez finalde karşılaşacaklar, gerçekten TNT'nin sahibinin "böyle bir final için adam öldürürüm" dediği kadar var. Bu karşılaşmalardan ilk 8'ini Boston, sadece son ikisini Lakers kazandı. Bakalım bu sefer bu ikili finallerde sahne alırsa gülen kim olacak?

Türkiye 2 - 0 Finlandiya


Euro 08 öncesi son hazırlık maçımızı Finlandiya ile oynadık. İdeal 11’e en yakın kadroyla maça çıktık deniliyor ama hala ideal bir 11’imiz yok. Nihat tek mi oynayacak ilerde yoksa bugün olduğu gibi Mevlüt’le mi oynayacak, Tuncay solda oynamaya devam edecek mi yoksa Arda oraya girip Tuncay ileriye Nihat’ın yanına mı çekilecek ? Herkes bu soruları soruyor ama ortada kesin bir cevap yok . Maça çok iyi başladık ve bu üstünlüğümüz ilk yarı boyunca devam etti. Özellikle Emre-Sabri ve Mevlüt’ün oyunları göz doldurdu. Mevlüt biraz tutuk başladı maça ama ilerleyen dakikalarda ortaya koyduğu oyunla boş bir adam olmadığını gösterdi. Defansın arkasına çok iyi sarkıyor ve adam eksiltiyor. En önemli özelliği ise deniyor, şut çekiyor. Mevlüt için çok önemli bir sınavdı özellikle Halil’in kendisi yerine tercih edilmesinden sonra buna rağmen sınavı başarıyla verdi. Emre için ayrı bir şey yazılması lazım. Sezon boyunca top oynamadı ama 3 maçtır takımın en önemli ismi olduğunu gösteriyor. İlk yarıda defansın arkasına attığı toplar veya attığı ters toplar bu takım için çok önemli. Aurelio ve Hamit’le oynamak çok rahatlatıyor onu ve oyunu istediği gibi kurma şansını yakalıyor. Sabri’de ilk yarı çok değişik bir performans sergiledi. Adam geçti,üstüne asist yaptı en önemlisi boş bıraktığı alana geri koştu özellikle Galatasaray taraftarları için çok ilginç,değişik gelen ve zor rastlanan olaylardı aslında bir sağ kanat oyuncusunun her zaman yapması gereken şeyler bu yatıkları ama bir sebepten dolayı bize garip geliyor.

İlk yarıda oynadığımız oyun şu ana kadar hazırlık maçlarında izlediğimiz en iyi oyun olsa bile defanstan top çıkarken basit top kayıplar yapmamız ve orta sahanın zaman zaman durarak oynaması sıkıntıya sokuyor bizi. Nihat’ın hiç top alamaması, Tuncay’ın sol kanatta hiçbir atağı olmaması ve hücumun Emre’nin defansın arkasına atacağı toplara ve sağ kanada yüklenmesi en büyük sorunumuz hücum anlamında. Arda’nın ilk 11’de bulunması lazım oyunu sağ tarafa yıkmamak için. Defansif olarak oldukça sorunluyuz zaten ezelden beri, Servet sakatlıktan döndükten sonra sezon içinde kaldığı yerden devam etmesine rağmen Gökhan hiçbir şekilde güven vermiyor. Defans sorunumuz yıllardır çözülemedi 10 günde çözülmesini beklemiyoruz doğal olarak, dikkatli olsunlar abuk-sabuk bir gol yemeyelim yeter turnuvada. Başlıyor artık turnuva, umutluyum ben bu takımdan.

29 Mayıs 2008 Perşembe

Play-off Günlüğü

Boston Celtics - Detroit Pistons



Doğu konferansının final mücadelesinde evsahibi Boston geceyi galibiyetle noktalayarak NBA finaline bir adım daha atmayı başardı. Boston'daki üç All-Star oyuncu uzun zamandan sonra ilk kez böylesine paylaşımlı ve aktif bir maç çıkararak galibiyeti takımlarına getirdiler. Bir de pota altında Kendrick Perkins'in play-off'taki kariyer rekoru olan performansı eklenince gülen taraf evsahibi oldu tabi Rondo'nun'da assist ve top çalma istatistikleri muazzam onu da atlamayalım. Maçın ilk çeyreği kafa kafaya geçildikten sonra ikinci ve üçüncü çeyrekte Boston farkı açtı, fakat sonrasında Hamilton'la gelen 21-8'lik Detroit serisi bitime 5 dakika kala farkı 4 sayıya kadar düşürdü. Son dakikaya girildiğinde ise Boston adına işler yoluna girdi, önce timeout sonrasında Ray Allen'ın üçlüğü, sonrasında ise Hamilton'ın bileğinden sakatlanması Detroit adına maçın ellerinden uçtuğu anlardı. Ayrıca Rasheed'in teknik faul problemi normal sezonda olduğu gibi play-off'lar'da da Detroit'in başına dert açmayı sürdürüyor. Ayrıca üç sayılık atışlarda son sekiz maçta 27 atışta sadece 3 isabet bulabildi ama hala denemeye devam ediyor.

Maçın ev sahibi Boston adına yıldızı uzun zamandır berbat performans sergileyen ve eleştirilerin odak noktası olan Ray Allen oldu, 6 da 5 üçlük isabetiyle 29 sayı üretti takımı adına, kendisinden hep buna yakın performans bekliyor sevenleri, Garnett ise gene takımının sayı bakımından lideriydi 33 sayı bıraktı Detroit potasına, Pierce ilk yarısını 13 sayıyla tamamlarken maçı da 16 sayıyla tamamladı, Rondo 13 assist, 4 top çalma ve 7 sayıyla önemli işler yaptı takımı adına ve tabi ki Kendrick Perkins 18 sayı, 16 rebaund'lık kariyer rekoru performansıyla Allen'la birlikte takımını uçuran adam oldu. Detroit'te ise Chancey ve Richard Hamilton takımlarını galibiyete taşımaya çalışsalar da başarılı olamadılar. Chancey 26, R.i.p 25 sayıyla maçı tamamladı, Rasheed 18 sayılık bir katkı sağlarken, Rodney Stuckey ise 13 sayıyla maçı tamamladı. Tayshaun ise yine kötü bir gece geçirdi ki o oynamadığı zaman Detroit oldukça zorlanıyor. Bir önceki maçın yıldızı McDyess ise şaşırtıcı derecede berbat bir performans ortaya koydu sadece 4 sayıyla oynayıp faul problemiyle oyunu bitiremedi.

Serinin bir sonraki maçı Detroit'in sahasında olacak, eşleşmeyi yedinci maça taşımak adına Detroit evindeki maçı mutlaka kazanmalı. Bir değişik detay daha verelim şayet Boston konferans finalini kazanır ve NBA finaline çıkarsa Larry Bird, Kevin McHale ve Robert Parish'li efsane Boston Celtics kadrosundan bu yana ilk defa finallere yükselmiş olacak.

Halil - Yıldıray - İ.Kaş

Fatih Terim, kadrodan gönderdiği 3 ismi dün açıkladı. Çoğu kişi İ.Kaş'ı tahmin etti belki ama Yıldıray ve Halil sürpriz oldu. İ.Kaş’ı çıkartırsak Yıldıray ve Halil tercihleri çok konuşuluyor. Yıldıray, Almanya’da başarılı bir performans sergilese bile Milli Takım forması altında 2002 Dünya Kupası sonrası ne yaptığını, hangi maçı götürdüğünü hatırlamıyorum. Zaten çoğu maçı sakatlıkları yüzünden kaçırıyordu Yıldıray. Orta sahada kalabalık grubu görünce Yıldıray isminden çok Kazım’ın gönderileceği düşünülüyordu. Slovakya ile yaptığımız maçın sonunda yazmıştım ; kadrodan ilk gönderilecek isim olduğunu tahmin ediyordum bende ama düşüncemi etkiledi diye. Bu tarz bir adama turnuvada ihtiyacımız olacak. Kazım, sürekliliği olmasa bile 2.yarılarda sıkışan maçlarda bize lazım olacak. Dikine oynayabilen, kolay adam geçebilen bir isim Kazım.

Halil-Mevlüt tercihi ise tamamen hocanın kendi düşüncesi doğrultusunda verdiği bir karar. Hazırlık maçlarındaki performanslarını göz önüne alırsak ikisi de çok etkisizdi. İsim olarak Halil ağır basıyor tabi ama sezon içine Mevlüt’ü hiç izleyemediğim için ve tabi antreman performanslarını bilemediğimiz için çok fazla eleştirilecek bir yönünü bulamıyorum bu tercihin. Mevlüt yerine Ümit Karan’ı kadroda görmek isterdim orası ayrı.

Kahn'ın vedası

Geciksek de atlamayalım. Birçoğumuzun izlediği en büyük kalecilerden biri olan Oliver Kahn Hindistan'da yaptığı jübileyle futbolu bıraktı. Jübile maçını Mohun Bagan'la oynadı Bayern ve karşılaşmayı 120.000 kişi izlemiş. Neden Hindistan, Mohun Bagan nedir, niye orası tercih edildi bunlar bir yana ( ki hakkaten neden Hindistan ya ) tam 14 sene süren Bayern Münih macerası ( dile kolay ), 8 Bundesliga şampiyonluğu, bir Uefa kupası bir de Şampiyonlar ligi kupası, milli takımla elde edilen zaferler gerçekten takdir edilmesi gereken başarılar. Kızdığı zaman bir aslana benzeyen o hallerini ve yaptığı kurtarışları özleyeceğiz.