27 Şubat 2010 Cumartesi

Kayserispor 1-2 Beşiktaş

Ligin en az gol yiyen iki takımının karşılaşması. Beşiktaş bu ünvana yakışır bir maç oynadı. Ekrem’i  de sayarsak kaleci hariç 8 defansif oyuncuyla çıktı Denizli’nin takımı sahaya. Makakula’nın golü hariç fazla da pozisyon vermedi Beşiktaş. Bunda Hakan Aslantaş’ın 1-2 ortası hariç kanatları kullanmayan Kayserispor’un mutlaka ki etkisi var. Israrla ortadan uzun toplarla araya atmaya çalıştı Kayserispor. Beşiktaş savunması da bu toplarda genelde dikkatliydi. Toraman’ın önliberoda oynaması ilginç, beklenmedik ama faydalı bir tercih oldu. Savunmada hatasız oynadı, hücuma bile katıldı. Ayrıca Cangele yerine oynayan Ömer Şişmanoğlu’na da etkili olma fırsatı vermedi. 

3 sezondur kaybedilen bir deplasman. Kazanılması halinde puanlar eşitlenecek. Beşiktaş için zor bir maç olacağı kesindi zaten. Tolunay hocaya 1 puan yetecek miydi bilmiyorum ama golü erken yiyince reaksiyon gösterdi. Defanstan Bayram’ı aldı ve Troisi oyuna girdi. Troisi’nin girmesi ile takımda yerler domino taşı gibi oynadı. Troisi ise maç boyunca pek etkili olamadı. Beşiktaş alan savunmasını iyi oynadı. Kayserispor’a hiç boş alan bırakmadı. Kayserispor’da ekstra işler yapmadı.

Kayserispor’un en az gol yiyen 2. takım olmasına şaşırdım. Savunmada oynayan oyuncular inanılmaz hatalar yaptılar. Aydın mesela 1-2 kere top kaybetti, aynı şekilde Serdar öyle. Ayaklarında ki topu rakiplere verdiler. Nesta değilsen biraz basit oynamak gerekir. Aydın’ın kaybettiklerinden biri gol oldu. Tello’nun çabası güzel golde ama Aydın ilk aldığından boşta ki arkadaşına hızlıca oynasa golü yemezlerdi. Yine bu golde sağ beke hücum özellikleri daha iyi olan Mehmet Eren geçmişti. Tam göremedim ama Ekrem’i tutması gereken oyuncu o. Ekrem ordaydı ama Mehmet Eren yoktu. Kayserispor kendi hatasının bedelini ödüyor. Oyuncularını köle gibi, ticari mal gibi kullanmaya çalıştıklarından dolayı Ali Turan’ı sezon ortasında kaybettiler. Savunmada Eren ve Toledo’da sakatmış, onların yokluğunda Ali Turan’da gidince vasat bir savunma haline gelmiş Kayserispor savunması. En azından bu maçta kötüydüler. Sadece kaybettikleri toplardan dolayı değil. Bobo bile 3-4 kere savunmanın arkasına sarktı ki Bobo çok süratli ya da teknik bir santrafor olmamasına rağmen. İleride iyi basan her takım zorlar gibi bu savunmayı.

Son paragraf maçın yıldızına. Ülkesinde şiddetli bir deprem oldu, ona rağmen çıktı harika oynadı. Maçın hemen başında golünü attı, sonra da taşı sıkıp suyunu çıkartırcasına topu kazandı ve Bobo’nun önüne nefis bırakarak 2. golün yaratıcısı oldu. Potansiyelinin tümünü ortaya koydu bu gece Tello. İstanbul BB maçı Beşiktaş’ın ligde ki kaderini ve kalan haftalarda ki amacını belirleyebilir. Sebebi ise bu galibiyet.

Son olarak geçmiş olsun Şili. Geçmiş olsun küçük Nobre, Nicolas.

26 Şubat 2010 Cuma

Galatasaray 1 - 2 Atletico Madrid



Aynı geçen sene Hamburg karşısında olduğu gibi Avrupa'ya çok hüzünlü bir şekilde veda etti Galatasaray. Oynanan oyun turu hak etmiştir, hak etmemiştir ayrı ama son dakikada yenen golle tura veda etmek acıyı daha fazla arttırıyor bünyede. İlk maçta 1 dakikada yaptığı iki hatayla maçın gidişine etki eden Caner, 2.maçta da 1 dakika içinde oyunun gidişini etkiledi. Penaltının verilmemesi tamamen saçmalıktır,-Platini'ye sormak gerek o asistan hakemleri oraya kalecilerin canı sıkılmasın diye mi koydun diye- orası ayrı o penaltı verilmiş olsaydı şu an Sporting Lizbon maçlarını düşünüyorduk. Caner'in ilk kartını anlayışla karşılasam bile, 2.hareketinin hiçbir açıklaması,hiçbir mantığı açıklaması yok. Amatörlük desem o bile değil, amatör maçlarda aynı hatayı o şekilde yapmazlar bu kadar kritik bir maçın-kritik bir dakikasında. Maçın Galatasaray adına en iyilerinden birisi diyecekken bu kadar sorumsuzca bir davranışın açıklaması olamaz.

Penaltı pozisyonu ve hakemleri bir kenara alırsak maçın en kritik anı Ayhan-Elano değişikliğiydi. Ayhan'ı çok seven birisi olmama rağmen bu seneki performansı futbolu unutmuş bir görüntü çiziyordu. Şimdi konuşmak işin kolayı da olsa ben o dakikada Barış tercihini bekliyordum Rijkaard'dan. Barış ise şu anki durumuyla Ayhan'dan daha mücadeleci-daha güçlü bir görüntüde, Barış'ın girmesi topa sahip olmamızı sağlamazdı zaten Sarp-Topal'la bu düzeyde bir rakibe karşı oynarken topa daha fazla sahip olmak çok çok zor ama daha fazla koşan, daha fazla rakibi yıpratan bir orta sahaya sahip olabilirdik. Hakemin kararları, 10 kişi kalmanın ardından çöken moralin üstüne Atletico adına maçın yıldızı Reyes'in pası Forlan'ın kendisini hatırlaması ile tur ellerimizden gitti. Geriye ise Eski açıkta yapılan harika koreografi kaldı.


Baros'u hatta Baros'u geçtim vasat bir forvetin bile çok işimize yaracağı bir süreçten geçtik. Arda'dan faydalanamayan, gereksiz yere en etkili silahını yıpratmak zorunda kalan bir Galatasaray var haftalardır yaşanan sakatlık sıkıntılarından dolayı. Arda'nın sol tarafta oynadığı oyun ve verdiği katkıları çok aradık hem Atletico hem lig maçlarında. Sol kanatta Arda gibi bir adam olmayınca ver Keita'ya kaç kişiyi geçebilecek diye izlemeye dönüşüyor olay. Bu maçta da Keita'ya yeterli önlem alınınca elde hücum adına hatırladığımız 2 pozisyon kaldı. Eldeki 3 hedeften 2'si gitti hatta bu sıkıntıdan dolayı. Önümüzde lig şampiyonluğu ve ne olursa olsun katılmak zorunda olduğumuz Şampiyonlar Ligi hedefi var. Sakatların dönüş haberleriyle beraber Tsl'yi izlemeye devam edeceğiz artık.

22 Şubat 2010 Pazartesi

Real Madrid 6 - 2 Villareal



Ronaldo geldiği günden beri başarılı performanslar ortaya koymuştu ama bugün oynadığı oyun-yaptıkları kendisinden tam anlamıyla beklenen performanstı. Açılışı kendisine has frikik gollerinden birisini yaptıktan sonra önce Higuain'e sonra Kaka'ya servis yaptı.Son olarak ise hakeminde yardımıyla diyebileceğimiz bir pozisyon sonrası takımına penaltı kazandırdı. Skor tabelasını değiştiren hareketleri bunlardı, bu işleri dışında topla her buluşmasında hayran bıraktırdı kendisine.Her hareketi neredeyse olumlu ,sonuca yönelikti Portekizli yıldızın. Bu sonuçla takibini sürdürdü Real. Hafta içinde yerine gelecek adaylar konuşulmaya başlanan Pellegrini ise eski takımına karşı aldığı bu sonuçla biraz rahatlamıştır. Lyon ile yapacakları rövanş sene sonu için kaderini belirleyecek Şilili hocanın. Ligin kaderini El Clasico çizecek nasıl olsa. Villareal, iki kez farkı bire indirmeye başarsa da dayanamadı Real karşısında. Real, Ronaldo önderliğinde istediği her an skoru değiştirdi. Villareal'in 2.golü yapılan pasların neticesinde oldukça güzel, izlenesi bir gol oldu.


Bu maçta Sergio Ramos'ta Real formasıyla 200.maçına çıkmış oldu. 2005 yılında 19 yaşında geldiği Madrid'de ilk zamanlar sergilediği performansla eleştirilerin hedefi olsa da artık kendisini çoktan ispat etmiş, bölgesinde akla ilk gelen isimlerden oldu. Birde gereksiz sertliğinden tamamen kurtulabilse kusuru kalmayacak. 150 La Liga maçı, 34 Şampiyonlar Ligi, 14'de kupa maçı oynadı 4 senede. 26 gole imza attı bu sürede.

Beşiktaş 1 - 1 Galatasaray


Akıllar Atletico maçındayken, puan kaybının mazur görülebileceği bir deplasmana çıktı Galatasaray. Kadıköy gibi olmasa da İnönü'de Galatasaray'ın galibiyet almakta zorlandığı bir deplasman. Atletico maçından farklı olarak Servet yerine Emre Güngör ve Sarp yerine Barış değişiklikleri ile çıktı Rijkaard. Barış, aynı M.Sarp'ın son haftalarda yaptığı gibi ceza sahasına yaptığı koşuda Elano'nun harika ortasıyla buluştu ama aynı yerine oyadığı Sarp gibi son harekete imzasını koyamadı. Özellikle ilk yarının son 10 dakikasında tam anlamıyla domine etti oyunu. Galatasaray'ın sağ kanadının başta Uğur sonra Keita'nın savunma yapmayı unutmuş biçimde oynaması Ekrem'in o kanattan tehlike yaratacak işler yapma fırsatını sundu. Fakat burada sahneye Galatasaray'ın stoperleri çıktı, bu baskıdan gol çıkartamadı siyah-beyazlılar. Uğur, perşembe akşamı sergilediği başarılı performanstan sonra bu akşam maç boyu kayıpları oynadı. Tüm gücü, aklı Atletico maçında kalmış gibiydi. Bunda yardım alamamasının da etkisi var tabi ama Ekrem bire bir kaldığı pozisyonların çoğunda hiçbir ekstra çaba sarf etmeden ekarte etti Uğur'u.

İlk yarının son 10 dakikasında yaşanan Beşiktaş baskısından sonra ikinci yarıda da bu tarz bir oyun bekliyordum Beşiktaş'tan. Sonuçta galibiyete daha fazla ihtiyacı olan takımdı bugün. Fakat tam tersi oldu. Pas yapan, daha bilinçli oynayan taraf Galatasaray oldu bu sürede Elano önderliğinde. 63.dakikada Jo oyuna girdiğinde Arda en sonunda kendi mevkisine geçti ve Galatasaray bir forvetle oynamanın nasıl bir şey olduğunu tekrardan hatırladı. Arda'nın sola geçmesi ve Jo'nun hücumda takımı rahatlatması Galatasaray'ın golünü de peşinden getirdi. Kaptan'ın attığı gol sonrası sakatlanarak sahayı terk edip yerini Gio'ya bırakması hücumda etkin olmaya başlayan Galatasaray'ı tekrar eski haline döndürdü. 81'de Rijkaard'ın Elano-Sarp değişikliği skoru tutmak için yaptığı bir hamle diyecekken 1 dakika sonra Santos'un yaptığı gereksiz faul Beşiktaş golünü getirdi. Leo Franco, 81 dakika oldukça başarılı bir şekilde koruduğu kalesinde yaptığı ilk hatada golü gördü. O hava topuna çıktıktan sonra Toraman'ı dağıtması lazımdı havada üstüne topu yere doğru yumruklaması hanesine eksiyi yazdırdı. Galatasaray, maç öncesi bir puandan mutlu olabilirdi ama 3 puana bu kadar yaklaşmışken alınan 1 puan üzmüştür büyük kesimi. 2 kritik maçı var Galatasaray'ın Sami Yen'de. Atletico Madrid ve Kasımpaşa maçlarından sonra dönmesi beklenen sakat oyuncuların gelişiyle birlikte Rijkaard ve ekibininin elleri rahatlayacaktır.

21 Şubat 2010 Pazar

Mallorca'nın Kalesi Düştü


Bu senenin en dikkat çekici takımlarından birisiydi Mallorca. Kendi evinde oynadığı 10 maçın hepsini kazanarak hanelerine 30 puan yazdırmışlardı bu geceye kadar. Tabi bu performanslarını gerçekleştirirken ligin tepe dörtlüsünden hiçbir takımla karşılaşmadıkları notunu da eklemek lazım. Bu iç saha performansına karşılık deplasmanda oynadıkları 12 maçtan sadece 1 galibiyet çıkartabildiler. Bu gece kendi evlerinde bu zamana kadar oynadıkları en ciddi rakiple karşılaştılar. Puan durumunda 1 puan geriden takip ettikleri Sevilla idi rakip. Maçın 5.dakikasında öne geçmelerine rağmen 3-1 mağlup olmaktan kurtulamamışlar.

İzlemediğim bir maç hakkında ayrı bir yazı yazmam normalde ama merak edip maç sonu kadrolara baktım-üstüne gollerin ve gol pozisyonlarının olduğu özeti izleyince ayrı bir postu hak ettiğini düşündüm. İlk dikkatimi çeken Negredo'nun kırmızı kart görmesi oldu. İspanyol golcü, 2 hafta önce Zaragoza maçında da kırmızı kartla oyun dışı kalmıştı. Gördüğü 2 kırmızı kartın gelişimini göremedim ama güzel bir istatistik değil Negredo için. 23.dakikada mükemmel bir asist yapmış bu arada Negredo, kendi sahasından çok soğukkanlı 2 çalım sonrası ince bir pasla görmüş Navas'ın koşu yolunu, Navas'ta fırsatçılığını konuşturmuş. Dragutunovic'in attığı şahane frikik golü gibi kaçırılmaması gereken hareketlerden birisi bana göre Negredo'nun asisti. Maçta 2 kırmızı kart daha çıkmış bu arada.

Inter maçında da 3 kırmızı kart, özellikle Inter'in ilk yarıda 9 kişi kalması damgasını vurdu. Chelsea maçından önce ne istemezsin diye sorsak Jose'ye bu maçta aşırı efor sarf edilmesini istemezdi herhalde. Her ne kadar Sampdoria rakibinin 9 kişi kalmasını değerlendiremese bile sağlam efor harcadı Inter doğal olarak. Kendi evinde yenilmeye en fazla yaklaştığı maçtı ama yine bileği bükülmedi 2002'den beri olduğu gibi.

18 Şubat 2010 Perşembe

Atletico Madrid vs Galatasaray'dan önce

Maç öncesinde en çok bahsedilen konu herhalde Leo Franco’nun Calderon’a dönmesi. Taraftar onu gördüğü için, Franco ise bir maç bile olsa Calderon’da oynayacağı için mutlu. 

Galatasaray’ın eksiklikleri biraz rahatlatıyor Atletico Madrid taraftarlarını, forvette ki eksiklerden bahsediliyor genelde fakat Rijkaard’ın daha değişik bir şeyler deneyeceğini sanıyorum. Rijkaard demişken Vicente Calderon’da ki geçmişi çok parlak sayılmaz. Barça’nın başındayken 1 galibiyet, 2 beraberlik, 2 mağlubiyet almış. Galatasaray’lılar ise Sanchez Flores’i geçen sene ki muazzam bir oyunla kazandıkları Benfica deplasmanından hatırlıyorlar genelde. 

Eşleşmenin başından beri beklenti :  Bol gollü, çok pozisyonlu iki maç. Ama Galatasaray’ın klişe tabirle Hedef Santrfosuz kalması Rijkaard’ın sistemini etkileyebilir, etkileyecek mi? Bakalım.


Atletico Madrid, Barcelona maçının havası ve moraliyle çıkacak bu maça. Flores’le geri dönen Reyes’in çok formda olduğunu söylemek lazım birde. Geldi gelecek derken transferin son günlerinde ancak alınabilien Salvio ise maç listesinde, ama çok büyük ihtimalle oynamaz, belki son 10-15 dakika.

Atletico Madrid’in maç listesi şöyle; Asenjo, De Gea - Valera, Antonio Lopez, Juanito, Ujfalusi, Alvaro Dominguez, Perea - Ignacio Camacho, Raul Garcia, Jurado, Paulo Assunçao, Salvio, Reyes, Simao, Ruben Perez - Forlan, Agüero.

Eğer bir süpriz gelişmezse kadro da şöyle olabilir. De Gea; Ujfalusi, Perea, A.Dominguez, Antonio Lopez; Raul Garcia, Assunçao; Reyes, Simao; Forlan, Agüero.

Galatasaray açısından kolay bir maç olmayacak. Etkileyici bir deplasman atmosferi, sakatlar, hafta sonu derbi derken sıkışık bir ara. Bu tip maçlarda, özellikle deplasmanda ya yemeyeceksin ya da atabildiğin kadar çok atacaksın. Galatasaray’ın neyi tercih edeceği maçın seyrini belirleyecek.

Rigobert Song



Reklam filmi için bu şekilde boyatmış saçları Song, haberlerde o şekilde yazıyor. En kısa zamanda çeksin reklam filmini, eski haline geri dönsün.

Şampiyonlar Ligi 2.Tur # 2




- Real Madrid, belalısı Lyon engelini yine aşamadı ilk maçta. Star'ın harika Şampiyonlar Ligi politikası sayesinde izleyemedik Salı maçlarını, netten izlediğim kısa özetlerle idare ettik. Makoun'un 47.dakikada attığı gol tüm gözleri 2.maça çevirtti Real'de. Şampiyonlar Ligi'nde 2.turu geçmeyi ve Lyon'u yenmeyi özlemiş olmalı Real Madrid'li taraftarlar. 2.maçta Marcelo ve Xabi Alonso cezalı oldukları için forma şansı bulamayacaklar. Bu kadar harcamanın üstüne Şl'de turun gelmesi gerekiyor, bakalım Lyon buna izin verecek mi ?

- Milan-Manchester maçında, Scholes'un destek ayağına çarpıp kale direğine giden pozisyona kadar Milan Ronaldinho ile gole kavuşmuş, üstüne gollük fırsatlarda bulmuş. Fakat o gol maç sonunun habercisi gibi olmuş. Büyük bir şans golü olmuş Manu adına Scholes ile kaydettikleri gol. Daha sonra sahneye çıkan Rooney 2 gol daha gönderdi Milan kalesine. Milan'ın 2.maça biraz daha umutlu çıkmasını Ronaldinho-Seedorf işbirliğinde Seedorf'un topuk golü sağlıyor.

- Bugünün maçları ise oldukça ilginçti. Porto-Arsenal mücadelesine Fabianski ve Porto'nun 2.golü damga vurdu. İlk golde topu içeri aldı Fabianski, 2.golde ise hadi topu eline aldın geri pasa sebep oldun ama sonra topu hakeme emanet etmesi tecrübeli bir kalecinin yapmayacağı bir işti. Porto'lu oyuncularda Henry döneminde baraj kurulmadan atılan gollerin bir benzerine Arsenal kalesine attılar. Güzel oldu.


- Bayern Münih-Fiorentina maçına da damgasını vuran isim hakem olmuş. Resim anlatıyor zaten durumu. Geçen sene Chelsea-Barca eşleşmesinden tanıdığımız Ovrebo bu maçında hakemiymiş. Olaysız maç yönetmeyi sevmiyor herhalde. Pazartesi gönlümüzden geçenler dedik sadece Porto avantajlı bir skorla 2.maçı bekliyor.

Milli Takım Yeni TD: Guus Hiddink


Uzun zamandır konuşuluyordu Milli takımın başına getirilmeye çalışıldığı. Bir ara Trapattoni ismi geçtikten sonra Federasyon takımın başına Hiddink'i getirdiğini açıkladı. Guus Hiddink'ten bahsetmeye çok fazla gerek yok. En basiti geçen sene rüya takım Barcelona'nın rüyalarını bitirmeye, alınan 6 kupanın 3 (Şl-Süper Kupa-Kıtalararası) tanesini almamalarına sebep olan isim olmaya çok fazla yaklaşmıştı. Jose - Ferguson - Capello gibi isimlerin zaten gelmeyeceklerini düşünürsek şu an dünya üzerinde getirilebilecek en iyi isimi Milli takımın başına getirdiler. Tutar, tutmaz yapılan bu hamle saha içerisinde-dışarısındaki etkilerden dolayı ama kağıt üstünde çok başarılı bir iştir federasyonun yaptığı.

Eski yardımcıları ile aynı ülkede buluştular. Hollanda'nın başındayken Rijkaard-Neeskens ve Koeman'dan oluşan bir ekibi vardı, Avustralya'nın başındaysa yine Neeskens ile beraber çalışmış Hiddink. Rijkaard gibi popülaritesi oldukça fazla olan bir isimden sonra Hiddink'in gelmesi çok olumlu bir haber Türkiye futbolu için. Bugün Hiddink beni alın dese 2 dakika sonra önüne kontratlar konacak bir adam dev takımlar tarafından. Aldığı para konuşulur mu bilmiyorum ama Terim'e yapılanlar yapılmayacaktır Hiddink'e, yapılmasında zaten. Terim'e özgü bir kampanyaydı o, mecliste-gazetelerin ilk sayfasında falan tartışarak rahatladılar. Hiddink gibi bir isimi ikna etmek için çakıl taşı vermeyeceksin doğal olarak. Göreve resmen başladıktan-ilk kadro seçimini yaptıktan sonra çok sallanacaktır Hıncallar-Ahmetler tarafından ama bizler için güzel olacak Hiddink dönemi.

15 Şubat 2010 Pazartesi

Şampiyonlar Ligi 2.Tur



İlk maçların 2 tanesi yarın oynanacak Şampiyonlar Liginde. Yarın oynanacak maçların ikisininde hikayeleri var diyebiliriz aslında. Real Madrid, belalısı Lyon ile oynarken Benzema'da yeni takımının formasıyla kendisini parlatan takıma Lyon'a karşı mücadele edecek. Yarın oynanacak diğer karşılaşma ise Milan-M.United maçı. Burada ise yine Real eşleşmesinde olduğu gibi eski Manu'lu Beckham, Milan formasıyla tuttuğu ,taraftarı olduğu takıma karşı oynayacak.


Çarşamba günü oynanacak maçlar ise B.Münih-Fiorentina, Porto-Arsenal mücadeleleri. Tamamen gönlümden geçen ve ikinci maça avantajlı çıkmasını istediğim takımlar ise Real Madrid,Milan,Fiorentina ve Porto. Star'da mükemmel bir hamle yaparak Salı günü maç yayınlamama kararı almış şu an internet sitelerinin yayın akışında gözüktüğü kadarıyla. Çarşamba akşamı Porto-Arsenal maçını yayınlayacaklar.

Barca'da Sıkıntı Devam Ediyor



Dün gece Atletico Madrid'e 2-1 yenilerek yenilmezlik ünvanını kaybeden Barcelona'da sıkıntılar devam ediyor. Bugün resmi sitelerine bakarken sakatlar kervanına 2 isim daha eklendiği haberi geldi. Barca'da Xavi 2 hafta, Keita ise 3-4 hafta arası takımdan uzak kalacak sakatlık sebebiyle. Güzel haber ise Alves'ten geldi diyebiliriz; Brezilyalı oyuncu düz koşulara başladı ve sakatlandıktan sonra ilk kez antrenmana çıktı. Real cephesinde ise aşağıdaki karikatürde görüldüğü üzere puan farkının 2'ye inmesinin sevinci var.

14 Şubat 2010 Pazar

Roberto Soldado # 100



Roberto Soldado, sevdiğim forvet oyuncularındandır. İsmini söylemesi ise ayrı bir güzeldir bu adamın. Real Madrid kariyerinde aradığı fırsatları bir türlü bulamadı, kadroda düşünülmedi hiçbir zaman. Bugün oynanacak Getafe-Almeria maçında sahaya çıkarsa La Liga'da oynadığı 100.maç olacak forvet oyuncusunun. 2005 yılında 20 yaşındayken o zamanlar Luxemburgo yönetiminde olan Real Madrid formasını ilk kez ligin 8.haftasında Valencia'ya karşı giydi, oyuna sonradan girerek. İlk senesinde 11 maçta forma giydi Real Madrid'de ve 2 gol atabildi o zamanın genç yıldızı. Osasuna'da geçirdiği kira döneminde 30 lig maçında 11 gole imza attı ve tekrardan Real Madrid kapıları İspanyol golcü için açılmış oldu.

Real Madrid'e geri döndüğünde takımın başında Schuster vardı. Schuster sadece 5 kez forma şansı verdi ligde Soldado'ya, kariyerinin en kötü senesi olarak adlandırabilir geçirdiği o seneyi. 1 kez ilk 11'de çıkabildi o sene ligde. Doğal olarak ayrılık kaçınılmazdı ve Madrid'den çok uzaklaşmadan Madrid şehrinin bir diğer takımı, aralarındaki transfer ilişkileri sebebiyle Real'in pilot takımı olarak da adlandırabileceğimiz Getafe'ye 4 milyon euro karşılığında transfer oldu. İlk senesinde 34 maçta 13 gol bıraktı rakip ağlara. Ayrıca gösterdiği bu performansla Getafe tarihinde tanıdık bir isim olan Guiza'yı geride bıraktı. Bu sene ise oynadığı 19 maçta 11 gole imza attı.. Toplamda 99 maçta 37 golü var İspanya'da.


Soldado, adı uzun süredir piyasada olan bir oyuncu olmasına rağmen 24 yaşında. İspanya Milli takımı formasını Euro 2008 elemelerinde 2 kez giydi. Bu performansını sürdürürse Dünya Kupası için Torres ve Villa'nın ardından adı geçecek oyunculardan olacaktır hatta Getafe'de yaptığı gibi Guiza'nın önünü tıkayabilir. Del Bosque'nin elinde oldukça iyi alternatifler olacak. Soldado-Negredo-Llorente ve Guiza. Bakalım esas iki oğlanın arkasına kimleri seçecek yazın.

Ronaldo + Kaka


Real Madrid, Xerez deplasmanını 3-0'lık bir skorla geçti. Bozuk zeminden dolayı şikayetler vardı maç öncesi. Ronaldo'da biten cezasının ardından geri dönüyordu bu maçta Real adına. İkinci yarıda peş peşe gelen goller Real Madrid'i galibiyete taşıdı. Açılışı Arbeloa yaptı Real Madrid adına. Diğer iki golde ise Ronaldo-Kaka işbirliği vardı. Ronaldo'nun ilk golünde Kaka, Ronaldo'nun sevdiği toplardan birisini kafasına doğru gönderdi. Real'in 3, Ronaldo'nun 2.golünde ise Ronaldo ile beraber atağa çıktılar, Ronaldo'nun pası sonrası araya giren defans yüzünden dengesini kaybetti Kaka ama top kaleci Renan'a gitmeden önce harika bir şekilde topa kayıp, kontrolü altına aldı ardından ayağa kalkıp Ronaldo'ya asistini yaptı. Çok fazla dikkat çekmemiş bu asist ama oldukça hoşuma gitti benim, özellikle topu yatarak alması. Real'liler artık bu akşam oynanacak maçın sonucunu bekliyor puan farkının 2'de kalması için.

All-Star 2010 Saturday Night



- 3'lük yarışmasını bir kenara ayırırsak boşu boşuna uykusuz kalınan bir gece oldu izleyenler için. Haier Shooting Stars yarışmasını Dirk-B.Hammon ve K.Smith'den oluşan Texas takımı kazandı. İlk turda oldukça kötü dereceler izlesek bile, finalde Texas 34 saniyede bitirdi işi. Skills Challenge'da ise Nash götürdü ödülü. Westbrook zaten sonradan dahil olmanın verdiği şaşkınlıkla ilk çıkan ve ilk elenen ben olurum dedi yaptığı 44 saniyelik derece ile. İlk turda Jennings, finalde ise Deron aynı istasyonda takıldılar ki Jennings çok iyi bir performans gösteriyordu takılana kadar. Nash, birinciliği garantiledikten sonra Deron'un son turnikesinde yaptığı blok denemesi gecenin en güzel anlarından birisiydi. O kadar sıkıcı geçti ki bütün gece şu ufacık hareket aklımda kalmış.


- 3'lük yarışması oldukça çekişmeli geçti. Gecenin en güzel anlarıydı. İlk turda Pierce ve Billups 17, çaylak Curry ise 18 yaptı. Bu üçlü finale adını yazdırırken, elenen 3'lü Frye-Gallinari ve son şampiyon Cook ise 15'le bitirdiler yarışmayı. Yanılmıyorsam Frye renkli topunda çizgiye bastığı için 2 puanı düşüldü. Finalde ilk sahne alan Pierce harika bir performansla 20'yi buldu. Billups 14, Curry ise 17'de kaldılar.

- Herkesin merakla beklediği smaç yarışması ise eziyete dönüştü. Herkesin gözü yarışma öncesi Shannon Brown üzerindeydi. Shannon Brown, yaptığı 2 smaçla da vasatı aşamadı. İlk denemesinde başaramadığı smaçı yapmaya çalışsa daha akıllıca bir hareket yapmış olurdu. İlk başarısız denemenin ardından vazgeçti hemen. 2.smacında ise Kobe'den yardım almasına rağmen oldukça düz bir smaça imza attı. Gerald Wallace, niye geldik, ne yapmamız gerekiyor burada diye etrafa bakınırken 2 smaç yapıp işgal ettiği süreyi doldurdu. Derozan, gecenin en etkileyici smacını yaptı ilk turda Weems ile beraber. Fakat finalde son smaçın da aynı dün gece yaptığı gibi gayet basit bir şekilde bitirince, en iyi smaçını son hakkında yapan Nate'e birinciliği vermiş oldu. Nate, 3.kez bu ödülü kazanan ilk isim olmuş. Seneye yine ünvanını korumak için yarışmacılar arasında olursa diyecek bir söz yok. Bu arada Amerikan rejisi harikaydı. 2 smaçı tekrarlarından izlettiler bize.


- Bu gece için uykusuz kalmayanlar, en doğru tercihi yapmış oldular. Kaçırılacak, arkadaşlar arasında muhabbeti dönecek en ufak bir atraksiyon yoktu gecede. Zaten All-Star'ın en önemli isimi Shaq yok piyasada, birde dün gece yaşanan eleme saçmalığı+bu gecenin bu şekilde geçmesi yarına dair umutlarımı azaltıyor.