28 Mayıs 2008 Çarşamba

Play-off Günlüğü

San Antonio Spurs - Los Angeles Lakers

Dün gece Lakers NBA batı finalleri için dev bir adım attı ve AT&T Center'dan 93-91'lik zaferle ayrılarak seriyi 3-1'e taşıdı. Lakers bundan sonraki maçı evinde kazanırsa batı finaline adını yazdırmış olacak. Üçüncü maçı kazanmak zorunda olan Spurs'un kazanmasıyla bu maçın önemi evsahibi açısından bir yerde daha çok artmıştı ama dün gece ilk periodda açıkcası Lakers fırtınası esti. Lakers'ın durdurulamayan hücum gücü karşısında Coach Popo ilk altı dakikada iki kez mola kullanmak zorunda kaldı, ki defans lideri Spurs'un 7 dakikada 22 sayı yiyip sadece 8 sayı atabilmesi oldukça şaşırtıcıydı. Sonrasında ise biraz da hakem destekli olmak üzere çeyreğin bitimine yakın Spurs rakibini yakalar gibi oldu. İkinci çeyrek de Spurs'un serbest atış çizgisinden maça tutunduğu bir çeyrek oldu ve sessiz kahraman Barry'nin katkılarıyla daha fazla olması gereken fark ilk yarıda sadece altı olarak kaldı. Maçın ikinci yarısı ise tam bir düello şeklinde geçti, Ginobili gene kayıpları oynadı, bu seride ciddi anlamda çok canını yaktı takımının Ginobili, fakat Parker ve Duncan'a eşlik süpriz olarak Barry'den gelince bir ara fark 2 sayıya kadar bile indi, sonrasında Lakers gene Kobe ve Gasol'la farkı arttırdı. Maçın son bir dakikasında ise Kobe'nin stratejik olarak berbat bir hikayesi vardı. Son 40 saniyeye 4 sayı önde girip de süreyi eritmeye çalışacaklarına hızlı oynayıp saçmalayarak Spurs'e bir şans verdiler. Spurs maç boyu muazzam oynayan Barry'nin üçlüğüne güvendi, fakat başarılı olamadı ve bu şansı değerlendiremediler. Bu arada Barry'e şut atılırken Fisher'ın yaptığı temas bana göre net olarak fauldu. Maç sonu Popoviç'in de pozisyona itirazı vardı. Utah Jazz serisinde olduğu gibi kritik anlarda Lakers aleyhine faul çalınmama durumu devam ediyor.

Dünkü maçın Lakers adına kahramanı klasik olarak Kobe Bryant oldu 28 sayı ve 10 rebaundluk performansına Lamar Odom 16 sayı ve 9 ribaund ile katkı yaptı ki kendisinin potansiyelini bilenler için Odom hala eleştiri konusu, onun dışında Radmanovic 11 sayı ve 6 rebaund, Pau Gasol ise 10 sayı ve 10 rebaund ile oynayan diğer isimler oldular.San Antonio Spurs adına ise Tim Duncan'ın 29 sayı, 17 ribaund gibi müthiş bir performans gösterse de galibiyet için bu yeterli olmadı. Barry benchten gelip inanılmaz bir katkı sağladı beş üçlük isabetiyle 23 sayı bıraktı Lakers potasına, Tony Parker da gene 23 sayı ve 9 assistle takımını galibiyete ulaştırmaya çalıştı. Gecenin hayal kırıklığı gene Ginobili oldu, Arjantinli yıldız geçen maç takımını sırtlarken bu maçta sadece 2-8 isabetle 7 sayı bulabildi.

Torunlarına anlatacağı çok iyi bir hikaye çıkabilirdi dün geceden ama olmadı. Her zaman son saniye atışları yüzleri güldürmüyor. Serinin beşinci maçı Stapless Center'da olacak. Spurs evinde bir şans daha elde edebilmek adına bu maçı kazanmak zorunda ama karşılarında da evlerinde çok iyi oynayan bir Lakers olacak.

Alex Ferguson vs. Ramón Calderón


United'ın asıl adamı Sir Alex Ferguson malum, geçen hafta Calderon'un Ronaldo'yla alakalı olarak sarfettiği " kölelik düzeni kalkalı çok oldu" lafına karşılık "bunu General Franco'ya da söylemişler mi" diyerek fena ezmişti. Özellikle son iki haftadır Real Madrid'in gayri resmi yayın organları AS ve Marca istisnasız her gün C.Ronaldo ile ilgili "gelmek istiyor" tarzında haberler yapıyor. Real Madrid'in kurmayları da bunu destekler demeçler verince ( en son As'da Schuster'in "Ronaldo için huzur Real Madrid'de" röportajı vardı ), United cephesinden bu şekilde devam etmeleri halinde Madrid takımını FİFA'ya şikayet edeceklerine dair sert bir açıklama geldi. Buna istinaden Real Madrid başkanı Calderon biraz frene basmış gibi gözüküyor tabi aba altından yine de biraz sopayı göstermiş.

Kısaca özetlersek " United ve bizim oldukça iyi bir geçmişimiz var ve biz bunu bozmak istemiyoruz, Ronaldo başarılı bir oyuncu ve sözleşmesi devam ediyor, biz kendimize yapılmasını istemediğimiz birşeyi başkasına yapma niyetinde değiliz hiçbir zaman, United zaten açıkladı Ronaldo'nun satılık olmadığını ve biz de buna saygı duyuyoruz. Hiç bir zaman oyuncularının kafasını karıştırmak gibi bir niyetimiz olmadı ve bir girişim içine de girmedik, o yüzden böyle şikayet gibi tatsız konulara girilmemesini umut ediyorum ortada bizim bir girişimimiz olmadığı için şikayet konusu olacak bir şey de yok demektir. Dost ve kardeş bir klübüz biz onlarla zaten bu sene de CL'yi kazandılar bu tip tartışma ve gerginliklere gerek yok kendilerine büyük saygı duyuyoruz. " demiş .

Geçen sene Kaka ve Fabregas için yaptıkları her tür baskıya rağmen sonuç alamamışlardı, Kaka zaten Milan'dan ayrılmayı düşünmüyordu, Fabregas için de çok çabaladılar Arsenal'in satmayacağız demesine rağmen. Bu sene de Ronaldo için aynı baskıyı yaratmayı düşünseler de United cephesinin Arsenal gibi sessiz ve tepkisiz kalacağını hiç zannetmiyorum. Sanırım Calderon'da bunu farketmiş ve ingiltere semalarına daha pozitif bir mesaj yollamış.
.
Tabi başkan öyle konuşurken Marca yine saydırıyor;

Bugün Ferguson ve Ronaldo Real'e transfer durumunu konuşmak için İsviçre'de buluşacakmış. Marca'nın yalancısıyız tabi.

Çarşı ...


Gece gece enteresan bir gelişme yaşandı. Türk tribün kültüründe farklı bir yeri olan Çarşı'nın lider kadrosundan Alen "Asi Ruh" belgeselinin tanıtımında Çarşı grubunun Beşiktaş'ın önüne geçtiği yönündeki eleştiriler ve çeşitli spekülasyonlar sebebiyle "Çarşı kendini feshetmiştir" dedi. Aslında isim olarak çarşı grubunun feshedilmesi söz konusu illa ki tribün adamları farklı bir oluşuma mutlaka imza atacaklardır. Bu sezon biraz istikrar etiketiyle Beşiktaş yönetiminin yaptığı vahim hatalara ses çıkarmamak, Sinan Enginle Ümraniye'de ortak birşeyler açıklamak falan gibi şeyler iyiden iyiye tabandan tepki toplamaya başlayınca bu yapılan çarşı grubunun lider kadrosunun bir nevi günah çıkarması gibi gözüküyor. Tabi şöyle de bir durum var çarşı grubunun feshedilmesi durumu diğer gruplarda nasıl tepki toplayacak, çünkü çarşı Alen ve ekibinin grubu değil sadece, oluşumda payı olan birçok grup var. Beşiktaş taraftar cephesinde işler yoluna konana dek düzen adına yapılacak tartışmalar, kavgalara sahne olacak gibi. Alen'in konuyla alakalı yazısından alıntıyla bitirelim.

"Aslında herşey geçen sene "satılmış Çarşı" diye bağırıldığında başladı.

Yazık kere yazıktı. Tam bırakıyorduk ki...24 Saat Beşiktaş'ı yaşarken Beşiktaşsızlık nasıl bir duyguydu ki? Ve biz nereye gidiyorduk? Dedik ki zamansız ayrılıkları sevmiyoruz, uygun zamanını bulalım öyle terkedelim diyarı.
Ama baktık ki; hakaret almış başını gidiyor ve dayanılmaz bir ızdırap var içimizde ve biz kimin hakaret ettiğini bile göremiyoruz, maske takmış bir sürü insan atıp tutuyor... Sessizce ve kimsesizce ayrılmak geçti içimizden, hem bu limandan, hem bu can evimizden.İnşallah geriye bayrağı göklerde, şerefi yedi düvelde bir tribün bırakıyoruz. Dinlenmek ve yapılacakları görmek bizim de hakkımız sanırım. Hakkımız geçtiyse size hakkınızı helal edin. Biz bizimkileri sizlere helal ediyoruz.

Bu kararı verirken kaburgamızın tam ortasına saplanan bir hain hançeri sizle paylaşmak istiyorum: "Çarşı Beşiktaş'ın üstüne geçti"

İşte bu halüsülasyon ve sınırı belli olmayan dedikodulardan dolayı...Beşiktaş neresiydi, Çarşı kimdi? Bu ne yaman çelişkiydi ki...Şanlı Beşiktaş olmasa Çarşı olurmuydu ki?Neyse...

ÇARŞI adına
Alen Markaryan "

27 Mayıs 2008 Salı

Barca hızlı başladı



Transfer sezonuna en hızlı başlayan takım Barcelona oldu. İlk önce Keita ile sözleşme imzalayan takım Pique'yi tekrar kendi saflarına kattılar. Milito'nun uzun sürecek sakatlığında Puyol'la güzel bir ikili oluşturacaklarını düşünüyorum. Barcelona B takımından United'a transfer olduktan sonra tecrübe kazanması için tekrar La Liga'ya gönderildi. Zaragoza'nın üst sıraları zorladığı sırada bugün yerine oynacağı Gabi Milito ile çok sağlam bir defans hattı oluşturmuşlardı. Barca'nın isim olarak olmasa bile fayda açısından en önemli transferi yaptığını düşünüyorum. Sezon içinde görücez Pique'nin yanıltıp-yanıltmayacağını.

Play-off günlüğü

Detroit Pistons - Boston Celtics
.




Doğuda dördüncü maçlar sonunda beklenen oldu ve seride durum artık 2-2. Bir önceki maçta deplasmanda kazanmanın verdiği avantajı rakibine hediye eden Detroit, bu sefer daha istekli ve arzulu oyunuyla faul problemine girmesine rağmen kazanmasını bildi ve seride eşitliği sağladı. Maçın fark yaratan etkenleri, Boston'un yıldızlarının çok kötü yüzdeleri ve maçı kazanan Detroit tarafında ise Antonio McDyess'ın inanılmaz oyunuydu, tabi bir de Rasheed'in pota altını yaptığı beş blokla ve tabi ki bunun tehdidiyle cehenneme çevirmesini de atlamayalım. McDyess muhtemelen kariyerindeki en iyi play-off maçını çıkardı. Bir diğer detay ise Detroitin faul sayısının yüksek olması ve Boston'un neredeyse tüm maç attığı sayının yarısına yakınını faul çizgisinden bulmasıydı.




Bahsettiğim gibi maçın yıldızı tartışmasız 33 yaşındaki McDyess oldu. Tam da araştırmadım gerçi ama muhtemelen kariyerinin en iyi play-off maçını çıkardı McDyess tam 21 sayı 16 rebaundluk bir performans gerçekten göz kamaştırıcı oldu, kendisine Richard Hamilton 20 sayı ve 7 assistle eşlik ederken, Chancey ve Rashard'da katkı yapan ilk beş oyuncuları oldular. Jason Maxiell 20 dakika süre alıp 6-6 isabetle 14 sayı katkı sağlayarak şaşırtıcı bir performans sergiledi. Boston'da ise Garnett 16 sayı ve 10 rebaundluk bir performans sergileyerek takımı adına liderlik etti. Diğer All-Star oyuncular Pierce 16, Allen 11 sayıyla oynadı. Üç sayılık atışlarda .111 le 2 sayılık atışlarda .318'le oynadı Boston ki zaten bu yüzdelerle maça ortak olması imkansızdı.


Serinin bundan sonraki 5. maçı Boston'un sahasında oynanacak. Serinin kırılma açısından belki de en önemli maçı olacak. Şayet Detroit kazanırsa, Boston tekrar deplasmanda kazanabilir seriyi son maça taşıyabilir mi orası muamma, o yüzden Boston'un mutlak amacı kazanmak olacak. Detroit ise meydan okumayı kabul edip cevap vermek niyetinde olacak. Bu serinin sonu da 7.maça taşınır gibi gözüküyor.

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Yalnız ve güzel ülkem


“Bu ödülü birisine ithaf etmek istiyorum... Yalnız ve güzel ülkem Türkiye’ye...”
.
Nuri Bilge Ceylan, 1995 yapımı ‘Koza’ filmiyle, 2003 yılında ‘Uzak’ filmiyle 2006’da ise ‘İklimler’ ile Cannes Film Festivaline katılmıştı. Ceylan, ‘Üç Maymun’la üçüncü kez Altın Palmiye adayı olarak ve üçüncü kez ödül alarak bir rekora imza attı.
Bu ülkenin gülen yüzlerinden birisi olan Nuri Bilge Ceylan'a teşekkürü de bir borç bilelim.

Ramos+Robinho+Diarra+50 milyon


Ronaldo-Madrid-Manchester üçgeninde bugün çıkan haber bu. Manu'nun Ronaldo karşılığında bu 3 adamı istediği yazılıyor. Raul ve Casillas diye gider mi acaba bu liste diye merakla bekledim ama o kadar coşmamış İngiliz tarafı. Ronaldo'nun ne yapacağını açıklamaması İspanya'da oynamak istiyorum, Manu'da şu an mutluyum tarzı açıklamalar iyice tiyatroya döndürdü olayı. Marca ve As Şampiyonlar Ligi finalinden 2 gün önce başladı Ronaldo'yu başlık yapmaya, hala devam ediyorlar. Sezon içinde arada yaptıkları ufak tacizleri saymıyorum bile. Calderon, Kaka ve Fabregas'ı sürekli taciz edip hayır cevabı almaya alışık bir adam. Ronaldo konusunda aynı ısrarını sürdürecektir bundan hiç şüphem yok. Manu cephesi Arsenal ve Milan kadar sabırlı değilse ''al ulan,senin olsun Cr7'' diyerekten verirler zaten. Ronaldo transferi süper olur, Real Madrid'de izlemeyi çok isterim ama bu kadar kasmaya gerek yok. Cr7'nin bir alt versiyonu Porto'da bulunmakta, Quaresma'da gerekli gelişimden sonra Ronaldo'yu aratmaz bana göre. Başından kötü bir Barca macerası geçtikten sonra ikinci kez bir dünya devinden gönderilmeyi gözü yemez o adamın.

Bu sıralar Madrid cephesinde Robinho için Chelsea haberleri çıkıyor. Guti'den sonra Real'de izlemesi en fazla zevk veren adamı göndermezler umarım.

Play-off günlüğü

San Antonio Spurs - Los Angeles Lakers

Batının büyük kapışmasında 0-2 olarak evine gelen San Antonio, evindeki ilk mücadeleyi farklı kazanarak seride durumu 2-1'e getirdi. Stapless Center'daki iki maçta arjantinli yıldızından hiç verim alamayan Spurs bu maçta Ginobili'nin inanılmaz iyi oyunuyla maçı da aslında ilk yarıdan kopardı. Serideki iki maçta yaptığı kötü hatalarla ve berbat şut yüzdesiyle eleştirilere hedef olan Gino bu maçta resmen alev aldı, dünkü maçın ilk yarısında çıldırdı takımın skor olarak zora girdiği anlarda üstüste üçlüklerle takımı ve seyirciyi maça ortak etti. Spurs'un dünkü maçı kazanmasının en büyük faktörü aslında Ginobili'den ziyade Lakers'a uyguladığı yardımlaşmalı sert savunması oldu, Lakers gibi pas trafiğine bağlı bir sistemle oyun oynayan takıma karşı assist yaptırmamak maçı evsahibi takıma getirdi dün rakibe sadece 13 assist izni verdiler. Lakers ise geçen maç büyük katkı yapan Odom, Fisher gibi isimlerden bu maç sistemini işletemediği için yararlanamadı özellikle ilk yarıda Fisher'ın sayı atamadan Odom'un 1-7 gibi bir yüzdeyle oynaması Lakers adına oldukça kötüydü. İki adama dayalı olarak Spurs'e karşı oynayamazsınız.


Maçın yıldızı skor ve oyunun gidişatına etki bazında Ginobili oldu. Aynı noktadan üstüste üçlüklerle takımının skor bulmaya zorlandığı anlarda yükü üstüne aldı. 7 de 5 üçlük yüzdesi 9-15 2 sayılık yüzdesiyle 30 sayı buldu. İlk iki maçın toplamında 17 sayı bulduğu düşünülürse Gino'nun ne kadar etkili olduğu daha net anlaşılır sanırım. Gino'ya Duncan 22 sayı ve 21 rebaund ve 5 assist'le eşlik ederken, fransız oyun kurucu Parker da 20 sayılık bir katkıyla takımının galibiyetinde rol oynadı. Lakers'da ise gene takımın yıldızı Kobe ön plandaydı 30 sayıyla maçı tamamlayan Kobe'ye, Gasol 15 sayıyla eşlik ederken kenardan ekstra katkı bir tek Jordan Farmar'dan 10 sayıyla geldi. Geçen maçın yıldızı Odom 2-11 gibi berbat bir yüzdeyle maçı tamamladı.

Teksas'da durum artık 2-1 ve bir sonraki maç gene San Antonio'nun sahasında olacak. Tabi ki San Antonio'nun ilk amacı seride durumu eşitlemek olacak ki Ginobili böyle oynarsa bunu çok da zorlanmadan elde edecekler gibi, Lakers adına ise Coach Phil Jackson'ın sisteminin işlemesi için assist trafiğinin biraz daha fazla artması gerekecek öncelikli olarak Spurs savunmasına karşı pas bağlantısının tekrar sağlanması gerekir yoksa Los Angeles'a seri eşitlenmiş olarak dönecek.

25 Mayıs 2008 Pazar

Play-off günlüğü

Detroit Pistons - Boston Celtics


Doğu konferansında süprizler büyük bir hızla devam ediyor. Bir önceki maçta evinde hiç yenilmeyen Boston Celtics ilk mağlubiyetini Detroit Pistons'tan almış ve evindeki yenilmezlik ünvanını kaybetmişti. Dün gece oynanan serinin üçüncü maçında ise bu sefer deplasmanda hiç maç alamayan Boston Detroit'i deplasmanda devirerek play-off'ta kendi adına bir ilke imza attı. Gerçekten ilginç bir seri yaşanıyor doğu'da Detroit bir önceki maç kazandığı saha avantajını ( ki bu seride çok büyük bir avantaj ) hemen kaybetmiş oldu . Ne yapması gerektiğini bilen ve dengeli oynayan Boston çok da fazla zorlanmadan maçı kazanmayı başardı.





Detroit takım oyununu çok iyi oynayan bir ekip ve eğer ki dişlilerinden biri yada birileri aksarsa ciddi anlamda sıkıntı yaşayabiliyorlar. Dün gece Chancey ve Tayshaun'un berbat şut yüzdeleri ve katkı yapamamaları Detroit'in ipini çeken unsurlar oldu. Skorer Richard Hamilton 26 sayıyla oynarken ( % 100 FT süper ) ona çaylak Stuckey 17 sayıyla eşlik etmiş, huysuz çocuk Rashard ise 12 sayıda kalmış ve takımın geri kalanı da hiç oynamayınca da 14 sayılık bir fark yemişler. Boston'da ise takım skoru paylaşmış ve altı oyuncu çift haneleri sayılara ulaşmış, maçın yıldızı da Kevin Garnett oldu 22 sayı 13 rebaund ile takımının liderliğini yaptı.

Motor şehrinde gece güzel başlamış, eğlence ve destek tam gaz sürüyordu fakat maçın sonu hiç öyle bitmedi. Bir sonraki maç gene Detroit'in sahası Auburn Hills'de olacak. Seri ilk başladığı hale geri gelmiş oldu. Detroit avantajı tekrar Boston'a iade etti ve seri 2-1 olarak devam ediyor. Bir sonraki maçı Boston kazanırsa açıkcası Detroit'in seriyi çevirmesi çok çok zor olur. Chancey ve Tayshaun'un bu kadar kötü oynamayacağını da hesaba katarsak ( 17 de 3 isabet toplamda ) zor ve heyecanlı bir maç bizi bekliyor olacak.

Neredeyse ...


"Bana göre Chelsea başarısız bir sezon geçirdi çünkü futbolda 'neredeyse' kelimesi kaybetmek anlamına geliyor. Chelsea 'neredeyse' Carling Cup'ı kazanıyordu, 'neredeyse' Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırıyordu ve 'neredeyse' Premier Lig şampiyonu oluyordu ama 'neredeyse' hiçbirşey demektir."

Moskova'daki finalin sonucuna United tarafıyla birlikte en çok sevinen kişi Mourinho'dan Chelsea'nin sezonuna ilişkin değerlendirme, ya kupayı alırsa kabusu bitti tabi artık daha rahat saydırabiliyor.

Yine Roma


Dört senedir aynı takımlar final oynuyor italya kupasında, son iki senedir ise lig kupasını aynı italya kupasını aynı takım kazanıyor Juve ve Milan'ın nadasa çekildiği bir dönemde beklenen senaryolar aslında bunlar. İnter ve Roma bir önceki sezon olduğu gibi kupanın sahibi olmak için Roma Olimpiyat Stadı'ndaydılar. Mexes defansın uyumasından da faydalanarak muhteşem bir gol attı, Perrotta süsledi, İnter adına ise Pelè hakikaten çok klas bir gole imzasını koydu. Mancini enteresan bir adam maçın sonlarına doğru bir sürü karambolün yaşandığı dönem Crespo'yu yanında unuturken sadece uzatma dakikalarında hatırlaması enteresandı, İnter'in başında belki de son maçına çıktı haftaiçinde belli olur o da sanırım. Roma güzel top oynuyor ve bunu sağlayan Spaletti gene kupasız kapatmadı sezonu. Bu kupayla beraber Roma, Juventus'la birlikte en çok kupa kazanan takım ( 9 kez ) ünvanına sahip oldu.

24 Mayıs 2008 Cumartesi

Avram Grant'dan Elveda


Terry'nin ayağı kaymasa belki 1 sene daha takımın başında kalacaktı Avram Grant. Premier Lig'de son haftaya kadar şampiyonluğu kovaladılar, Şampiyonlar Liginde finale kadar şansları oldukça yardım etti ama en kritik yerde şans onu bıraktı. Jose Mourinho'dan sonra geldiği için ne yaparsa yapsın sempatiyle bakmayacağım bir isimdi. Kupalar gelmeyince Abramovich yol verdi kendisine. Yerine kim gelecek diye düşünürsek Barca'dan gönderilen Rijkaard ismi öne çıkıyor şu an.

Play-off Günlüğü

Los Angeles Lakers - San Antonio Spurs
.
Batı konferansının ikinci mücadelesinde evsahibi Lakers, San Antonio'yu bozguna uğrattı. İlk maçtaki 20 sayı geriye düşme ve sonrasında rakibin hataları sonucu kazanılan maç Lakers açısından çok önemli bir sinyal olmuş. Dünkü maç başlar başlamaz önce aksayan Odom ve Fisher'la sonrasında da Kobe ve Gasol'la çok hızlı ve agresif bir oyun sergileyip maçı da çok büyük farkla kazanmayı bildiler. San Antonio ise özellikle hücumda tam anlamıyla ne yaptığını bilmez, berbat durumdaydı. Maçı 30 sayıyla kaybetmelerine rağmen Lakers'dan daha çok hücum kullandılar ki bu San Antonio'nun ne kadar kötü ötesi hücum ettiğinin en büyük göstergesi olabilir.

Kobe 22 sayıyla takımını sırtlarken maçın Lakers açısından bana göre yıldızı kesinlikle Lamar Odom'du 20 sayı 12 rebaund ile takımına katkıda bulunan Lamar'ın eşleşme problemi San Antonio'nun en büyük kabusu olacak bu seride. Lakers adına geçen maçın hayalkırıklığı Fisher bu maç iyi bir oyun ortaya koydu ve 11 sayılık bir katkı sağladı, Gasol 10 sayı ve benchten gelen Farmar ise 14 sayıyla takımına ekstra destek verdi. San Antonio ise neredeyse hiç birşey yapamadığı maçta Duncan gene takımının lideri oldu 12 sayı ve 16 rebaund'la oynadı. Fransız guard Tony Parker 13 sayıyla eşlik ederken takımın geri kalanını çift haneli sayılara ulaşamadılar. San Antonio'da Ginobili ilk maçın son periodundaki berbat performansına devam etti 2-8 gibi bir yüzde skor opsiyonu kısıtlı olan San Antonio gibi bir takımda kaldırılamayacak bir yük açıkcası. .345 2 sayılık .261 3 sayılık .500 serbest atış yüzdesiyle bir takımın zaten maçı kazanma gibi bir lüksü yok. Normal yüzdeleriyle oynayan Lakers'dan bu yüzdelerle 30 sayı fark yemeleri de normal karşılanmalı.



Serinin bundan sonraki maçları Texas'a San Antonio'nun evine taşınacak. Bundan sonraki maç serinin kaderini belli edecek eğer Spurs kaybederse 0-3 ten bu seriyi çevirmesi bence imkansız. Popoviç bundan önceki Hornets serisinde olduğu gibi takımının kaybedeceğini anlayınca yıldızlarını kenara çekerek fark yemelerini izletmeyi tercih etti. Bakalım San Antonio'nun evinde Popoviçin bu çektirdiği ızdırap takımına ne şekilde etki edecek?

Toulon Turnuvası # 3

Toulon turnuvasının ikinci maçında ilk maçında Fildişini yenen İtalya ile karşılaştık. İlk maça göre ilk 11’de değişiklikler vardı bu maçta. İlk maçta kalemizi koruyan Ufuk yerine Onur, Serdar Özkan yerine Aydın Yılmaz sağ kanatta görev aldı. Adem Büyük’ün yerine ise Zafer Yelen kadrodaydı. İlhan Parlak tek forvet oynadı bu taktik dizilişinde. Orta saha mücadelesi şeklinde geçti ilk yarı, Nuri ve Aydın’ın ilk yarıda oyuna ağırlıklarını koyamamaları İlhan’ın ise İtalyan savunması arasında kaybolması hücum etkinliğimizi kısıtladı. İtalya’da yüksek fizik gücüyle dikkat çeken Pelle maçın başında etkili olacak izlenimi verse de Orhan ve Eren ikilisi etkisiz hale getirdi Pelle’yi. İlk yarının sonlarına doğru defansımızın ofsayt gerekçesiyle durduğu pozisyonda Lavezzi İtalya’yı 1-0 öne geçirdi. İkinci yarıda sahada daha etkili bir Milli takım vardı. Aydın’ın önderliğinde İtalya yarı sahasına hapsettik oyuna. Aydın daha sonra eşitliği sağlayan golü İtalya ağlarına gönderdi. Golden kısa bir süre sonra boş kaleye kaçırdığı golü atabilse Aydın maç hakemin etkilerine rağmen bizde kalabilirdi. Galatasaray taraftarının dört gözle beklediği Aydın, geliyorum sinyallerini çaktı. Hayallerdeki Arda ve Aydın’dan oluşan kanatlar bu sene gerçekleşebilir.


Skor 1-1 olduktan sonra sahneye İskoç hakem çıktı. İlk önce Eren Güngör’e kırmızı kart çıkardıktan sonra İtalya’dan Candreva’da kırmızıyı gördü. Hızını alamayan İskoç hakem sarı kartları gösterirken sebebini bilmediğimiz bir şekilde Caner’i oyundan atarak takımı 9 kişi bıraktı. İlginç kararlar bu dakikadan sonrada devam etti maç 1-1 bitecek derken 89.dakikada İtalyanlar uzaktan buldukları golle maçı 2-1 kazandılar. Orhan Şam ve Durmuş bu maçta takımın en fazla öne çıkan isimleri oldular Aydın’la beraber. Son maçımızı Pazar akşamı Fildişi’ne karşı olacak. Beraberlik veya galibiyet bizi yarı finale çıkartacak.

23 Mayıs 2008 Cuma

Play-off Günlüğü

Boston Celtics - Detroit Pistons


Doğu yakasının konferans finallerinde uzun zamandır beklenen sonucu dün Detroit aldı ve Boston cephesinde takke düştü kel göründü. Play-off maçlarında evinde hiç kaybetmeyen ve deplasmanda da hiç kazanamayan Boston Celtics hep saha avantajıyla 7.maçlarda istediğini almıştı. Tabi finallerde karşılarına Detroit gibi gerçek bir takım çıkınca da sonunda kamyonun lastiği patladı ve evlerindeki ilk play-off mağlubiyetini aldılar. İlk maçta Detroit'in All-Star guardı Chancey Billups'ın da kötü oyunuyla maçı Boston almıştı ama dün gece Detroit takım olarak iyi oynayınca 3 kişilik Boston'u devirmeleri de kolay oldu. Detroit'in asi çocuğu Rasheed maç sonunda " Biz yerimize oturup bakın bunlar evinde yenilmiyor biz de yenemeyeceğiz bunları diyecek bir takım değiliz. Onların iyi oyuncuları var ama biz çok daha iyi bir takımız ve deplasmanda da maç kazanabiliyoruz, bunu da bu gece gösterdik" derken mesajını da net olarak iletmiş.


Detroit'i gene klasik olarak skorerleri Richard Hamilton sürükledi, 25 sayıyla maçın adamı oldu r.i.p, onu Billups takip ederken takımın geri kalanı çift haneli sayılara ulaştı ki takım olmak böyle birşey işte, tek bir adama bağlı kalmadan tüm takımın savunma ve hücumda katkısının eşit olması zaten Detroit'in en güçlü özelliği, Boston bir önceki seride LeBron'a karşı mücadele ederken bu seride tüm takıma karşı mücadele etmek zorunda kalıyor.


Boston da ise büyük üçlü gene skor yükünü paylaşırlarken Pierce 26, Garnett 24 ve Ray Allen 25 sayıyla oynadı, onlara sadece Rajon Rondo 10 sayıyla katkı verebilince mağlubiyet de gelmiş oldu.

Ateşten gömlek bundan sonra Boston'un sırtında olacak. Deplasmanda maç kazanma özürlü olan Boston artık ev sahibi avantajını kaptırmış durumda. Bundan sonra Detroit'in sahasında en azından bir maçı kazanmak zorundalar. Serinin bundan sonraki ilk maçı Detroit'in sahasında olacak ki bu maç serinin kırılma maçlarından birisi olabilir. Boston öncelikli olarak saha avantajını geri almaya çalışacak ama tabi Atlanta, Cleveland gibi takımlara karşı bile deplasmanda varlık gösteremeyen Boston Celtics bu takımlardan çok daha iyi olan Detroit'e karşı birşey yapabilecek mi, aslında Detroit'in Phily serisini gözönüne alınca Boston açısından gene de bir umut var ama tabi bu konferans finali olunca insan pek de olumlu düşünemiyor.