24 Kasım 2008 Pazartesi

La Liga'da 12.Haftanın ardından


İspanya Ligi ile uzun zamandır düzgün bir post atamıyordum bloga.12.hafta geride kalmışken son durumlara göz atalım. İlk önce Real'den başlamak gerekir. 2 Juve yenilgisi, ligde alınan Valladolid yenilgisi ve Kral Kupası'nda Real Union'a elenilmesi-Üstüne kazanılan maçlarda dahi iyi oyun ortaya konulmamaması Schuster'i bir anda topun ağzına getirdi. Ligde 17 gol yemiş Real Madrid. Geçen sene Zamora ödülünü alan Casillas için güzel bir sezon değil. Rakiplerinden Barca ve Sevilla'nın yediği toplam gol sayısını ağlarında görmüş Real. Bu hafta Huelva önünde çokta kolay olmayan ama sonuçta alınan 1-0'lık galibiyet Schuster'e nefes aldırdı. Calderon'da oyuncuları gaza getirmek için 5 maçın kazanılması halinde 120 bin euro prim vereceğini açıkladı. Geriye 4 maç kaldı. Bu kadar eleştirilmesine rağmen Real ligde Barca'nın sadece 3 puan gerisinde ve 2.sırada bulunuyor.

Üst üste 9 maçtır kazanan Barca bugün kendi evinde Getafe ile 1-1 berabere kaldı. Messi, bu maçta kadroda yoktu. Eksikliği ciddi biçimde etkiliyor Barca'yı. Ligde oldukça zorlu bir fikstüre giriyorlar. Sevilla deplasmanı ve Nou Camp'ta Valencia-Real Madrid karşılaşmaları var.Atletico'yu sene başında çok övdük ama alıştığımız görüntüler izlettirmeye devam ediyorlar bize. Şampiyonlar Ligi'nde iyi gitseler bile ligde aptalca puan kayıpları gelmeye devam ediyor. Bugün Numancia karşılaşmasının son dakikasında yedikleri golle 3 puanı bıraktılar. Ligde 6.sıradalar.


Atletico,konusunda yanıldık ama kadrosuna güvendiğim bir diğer takım Betis ciddi bir toparlanma sürecine girmiş gözüküyor. Ligde ilk galibiyeti 7.hafta almışlardı ondan sonra oynadıkları 4 lig maçından 3 galibiyet çıkardılar. İspanya Ligi'nde her an her sonuç çıkabilir orta sıralar ve alt sıralar arası puan farkı nerdeyse yok denecek kadar az olduğu,1-2 maçta tüm dengeler değişebildiği için ama bu şekilde ilerleyeceklerini düşünüyorum. 2 senedir yaşadıkları kötü günleri bu sene unutabilirler.Önümüzdeki haftalarda çok güzel maçlar bizi bekliyor İspanya'da.

20 Kasım 2008 Perşembe

18 Kasım 2008 Salı

Başımız sağolsun


Bu 2008 hakikaten lanet bir sene. Önce Alpaslan Abi'yi kaybettik, sonra Anıl ve bir de Karşıyaka'lı kardeşlerimizden bildiğimiz kadarıyla dünya tatlısı 21 yaşındaki Özgür'ü kaybettik. Banvit deplasmanı yolunda ne idüğü belirsiz bir petrol istasyonunda çıkan tartışmada pompalı tüfekle vurularak yaşamını yitirdi Özgür ve henüz 21'inde.. Olay ilk duyulduğunda basın durumu yine holigan teröristler dehşet saçtı, benzin istasyonu'nu yağmaladılar sonrasında nefsi müdafaa sonucu durum bu şeklinde lanse etse de olay çok geçmeden meydana çıktı. Karşıyaka taraftar dernekleri bu sezon olaylı bir deplasman olmaması için azami çaba sarfederken böyle bir olayın meydana gelmesi inanılmaz büyük bir talihsizlik oldu.

Cenazeye katılan Karagümrük'lü, Göztepe'li, Altay'lı, Buca'lı, Beşiktaş'lı, Galatasaray'lı, Bursa'lı, İzmirspor'lu, Eskişehir'li, Altınordu'lu tüm taraftarlar bu acı günde Karşıyaka'nın temsilcilerini yalnız bırakmadı.

İzmir'in iki yakasında, iki kardeşimizi toprağa verdik bugün...

:(

Bunca zaman hep bir ümit kovalandı, sonunda mucize oldu ve ilik bulundu hatta iki tane birden, ne de çok sevinmiştik, Anıl tekrar sağlığına kavuşacak diye. Dayan koca adam diye Karşı'nın pankartlarında hayat bulup tüm Türkiye'nin dualarını arkasına almıştı. Hayat bir kez de filmlerdeki gibi olsun yahu, bir kez mutlu sonla bitsin. Anıl kardeşimizi hastanede kaptığı (!!) enfeksiyon sonucu zatürre oldu ve hayata gözlerini yumdu. Elinden geleni, desteğini esirgemeyen tüm dostlara, koşa koşa hastaneye gelen tüm insanlara, arayıp annemizi teselli eden tüm arkadaşlara candan teşekkürler.

Bir kere de mutlu sonla bit be ... Başımız sağolsun

Sevmek

Futbol sadece futbol değil. Şu haleti ruhiye'yi futbolu ruhunda hissetmeyen birine nasıl açıklayabilirsin ki?

I am the first, second and third

Ballon d'Or ve FİFA Yılın Futbolcusu için geri sayım sürerken Ronaldo kendinden beklenen bir çıkış yapmış. Brezilya basınına konuşan Ronaldo'ya dünyanın en iyi üç oyuncusunu sormuşlar hepsine kendini söylemiş. Oyunu kadar gösterişi sevmesi ve narsistliği ile de kendinden söz ettiren birinden beklenmeyecek şey değil. Ha hakkı mıdır dersek geçen sezon ki performansıyla her iki ödülünde başkasına verilmesi haksızlık olur.

50 - A.C.F

Vakit darlığından, hayat zorluğundan bazı şeyleri paylaşamasak da bunu atlamak olmaz elbet.
Glasgow'un amatör takımlarından Queen's Park formasıyla (Queen'S park rangers değil)Stranraer karşısında sahaya çıkalı 50 koca yıl oldu. Elli yıla sığan tam 43 kupa, şövalyelik ünvanı ve Commander of British Empire.Kamyonetin arkasında elinde megafonla takımının maçına şehirde yaşayanları desteklemeye çağıran çılgın bir teknik direktörlükten, United imparatorluğunu kurmaya, futbolun felsefesini ve oyun stilini kökünden değiştiren birileri sayılsa adı ilk sıraya yazılacak isimdir Alex Chapman Ferguson. Otobiyografisini edinip okumanızı tavsiye ederim.

Schuster'in kaderi ?

Son günlerde özellikle Madrid basını tarafından kellesi istenen (gerçi yönetim de toplantılar düzenleyerek buna çanak tuttu ya neyse) Valladolid maçını kaybetmesi halinde kovulacağı söylenen Schuster ile alakalı Predrag Mijatovic bir basın toplantısı düzenleyerek hocasına sahip çıktı. Hocamızın arkasındayız mesajını defalarca yinelese de yine de bunun biraz da usulden söylendiği de bir gerçek. Real Madrid'de oynanan kötü futbol ve alınan sonuçlar ilk başta teknik direktörü vursa da bundan sonraki hedefin kim olacağı belli. Sene başında Cristiano Ronaldo histerisine kapılıp koca transfer sezonunu neredeyse boş geçince eldeki oyuncularda oluşabilecek bir aksilik Real'de sıkıntının başlamasına yol açacaktı ki bu beklenen de oldu zaten. Robinho'nun kaybı üstüne Robben'in geleneksel sakatlığı ve diğer bir kaç oyuncunun sakatlığının yanında bir de deplasmanlarda en çok ihtiyaç duyulan, top saklayıp sıkışan oyunların golcüsü Ruud V.N kaybedilince maçlar da peşpeşe kaybedilmeye ve her maçta zorlanılmaya başlandı. Mija'nın toplantısından çıkan sonuç hocamızın arkasındayız ve yönetim olarak güveniyoruz oldu (tabi ki ilk kriz yaratacak maça kadar) bence Barça maçına kadar kalabilirse ( ki Barça maçına kadar Sevilla, Valencia gibi takımlar olacak) derbide hüsran yaratacak bir sonuç alınırsa Schuster'i kimse kurtaramaz. Marca ve türevleri de boş durmuyor hani, hergün Schuster'in yerine bir aday geliyor Juan De Ramos, Mancini, Aragones ve Rijkaard (hadi inşallah) dönüp dolaşıp sayılan isimler.

2.Dubleden sonra


Rakı,meze ve sevdiğin dostlar.. Bir de yanında Müzeyyen abla olursa bir insan başka ne ister ki?

Başkent derbisi

Geciksem de atlamadan yazmak istedim. Haftasonu birçok evli futbolseverin en büyük keyfi ve derdidir maç yayınları, bir maç biter hemen ardından bir diğeri başlar, ekranda devamlı yeşil saha olunca tabi ki evde de mızıldanmalar da ufak ufak başlar. Bu haftasonu oynanan Lazio-Roma derbisi ise bu şikayetlerin dışında kalıp maçı seyreden herkesi içine çeken bir karşılaşma oldu. İtalya'da başkent derbisinin tadı her zaman bir başkadır, oyuncusundan tribününe herkes maçı fazlasıyla yaşar. Bu maçta da aynısı oldu. Maç öncesinde çıkan çatışmada 8 kişi gözaltına alınırken, tribünde de kapışma devam etti ama bu sefer oyuncular arasında çok fazla olay meydana gelmedi.
Roma çok çok uzun zamandır Lazio'nun puan olarak bu kadar gerisinde çıkmamıştı maça, genelde derbiye çıkarlarken ligin zirvesinde yada yakınında olurlardı. Kaptan Totti'nin Roma için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu da bir kez daha gördük, fiziksel açıdan yeterli olmasa bile sahada durması bile Roma için çok büyük artı. Vucinic ve Totti gol için çok uğraşsalar da golü atmak sahada boğa gibi dolaşan Baptista'ya kısmet oldu.

Baptista maç içinde fiziki açıdan kendini en çok hissettiren adamıydı, diğerleriyle mücadelesinde ben buradayım diyordu her defasında ve kovaladığı golü de attı Spaletti'ye koştu, bu gole ihtiyacı olan ikilinin sarılmaları görülmeye değerdi gerçekten.Lazio tarafında ise Rocchi ve Zareta çok uğraştılar golü bulmak için, Zareta'nın bencilliği ise bu sefer başını ağrıttı çok pozisyon bulsalar da özellikle maçın son bölümünde beraberliği kurtaracak golü atamadılar. Kırmızı kartlarıyla, tribünleriyle ve sahadaki iyi futboluyla gerçekten güzel bir maç oldu.

D10's & Football



Yer İskoçya Glasgow;

Arjantin milli takımı Çarşamba günü oynayacağı dostluk maçı için çalışmalarını sürdürüyor. Futbolun tanrısı tekrar yeşil sahalarda.

16 Kasım 2008 Pazar

124 km



Zlatan, yine insanlık dışı işlere imza atmış Palermo maçında. Attığı 2 golle 3 puanı kazandırmış. İlk golüde harika ama 2.golde frikiği kullanmak için topun başına geçtikten sonra yine kendisinden uzun süre bahsettirecek bir vuruşa imza atmış. Vurduğu top barajda bulunan oyunculara gelse topla beraber kaleye girerdi veya Zlatan'a katil diyebilirdik. Topun ulaştığı son hız 124 km. Jose, boşuna dememiş Zlatan'a aşığız diye. Zlatan'a saha içinde zaman zaman gamsız davranışları sebebiyle gıcıktım ama 2 senedir attıkları-yaptıkları yüzünden hastası olan topluluğun içine girdim.

14 Kasım 2008 Cuma

Ayıp


Fortis kupasında bugün Kayseri ile oynanan maçta tribündeydik. Açıkcası meşale'nin ve stadın boş olacağını biliyorduk zaten, genelde zor günlerde taraftar takıma sahip çıkmaması ne yazık ki bilinen bir durum da bugün statta olan o protesto saçmalığı neyin nesiydi buna anlam vermek zor. Hafta sonunda derbi mücadelesini kaybetti diye taraftar tavır koymuş takıma yeni açık bomboştu, gelen taraftarlara da orada amigo kıvamındaki kişiler alkışlamayacaksınız, oturun vb şeyleri dikte etmeye çalışıyordu. Takım sahaya çıkınca tribünlerde sadece sessizlik hakimdi ve yaklaşık on dakika sessiz protesto yapıldı ki bu bana göre protesto değil bu takımı baltalamak, bunun benim literatürümde başka bir anlamı yok. Her takım zor günler geçirebilir, kötü maçlar yaşayabilir ama takımına desteği çekmek, yalnız bırakmak ?? Sonrasında ise Metin Oktay, Alpaslan Dikmen tezahüratı vs ile tribün kendine oynadı maç boyunca, takımı ateşleyecek arkalarında olduğunu hissettirecek tek bir tezahürat yapmadan, tabi takım da bu durumdan oldukça etkilendi. Sahaya çıkan genç oyuncuların bu tip birşeyden nasıl etkilenecekleri malum ki maç boyu Ferdi, Aydın yokları oynadılar, elleri ayakları birbirine dolandı maç boyu, keza diğerlerinin de top oynamak adına ne kadar zorlandıkları da ortadaydı. Rakip Kayseri, kendi evindesin ve kendi oyuncuna tavır yaparak onu zora sokmak ne kadar doğru bir davranış bilemiyorum. Ama bu yapılanın benim nezdimde sadece ayıp olduğunu söyleyebilirim.

Maç keyifsizdi, tabi böyle gergin başlayan bir maçta fazlasını da beklememek lazım, hakem ilk yarı penaltıyı vermedi ( bu sene penaltı attık mı? ) sonrasında Kayseri'nin yararlanamadığı çok pozisyon oldu. Özellikle Kadıköy'de show yapan Aghahowa bu maçta inanılmaz goller kaçırdı, sonrasında tribünden bize ofsayt gibi gözüken bir pozisyonda Galatasaray golü buldu, sonrasında Ragıp ve Sabri show vardı, kavga neden çıktı bilememekle birlikte olayın aktörleri Sabri ve Ragıp olunca çok da konu gerekmedi aşikar. Olan sadece maç bitiminde takımı tribüne götürmeye çalışan Arda'nın çabasına oldu.

12 Kasım 2008 Çarşamba

Wenger'in bebeleri

Arsene Wenger kabul etmek lazım ki dünya üzerindeki en farklı teknik adamlardan birisi. Özellikle genç oyuncuları bulup çıkartması ve yetiştirmesiyle hem övgü hem de gelmeyen başarı dolayısıyla yergi alıyor. Arsenal'in özellikle son yıllarında fazlaca genç oyuncu oynatması, yıldız oyuncu transferinden uzak kalması ve bunun üzerine kaçan şampiyonluklar Arsenal taraftarlarından bir kısmının tepkisini çekmeye başlasa da Wenger gene gençler üzerinden yürümeye devam ediyor. Benim merakım artık en düşük yaş ortalamalı takım ne zaman çıkacak olmaya başladı. Dün Carling Cup çeyrek finalinde çıkan takımın yaş ortalaması sadece 19 du. Takımda 16 yaşındaki Willshere ve Randall, 20 yaşındaki Simpson ( 2 gol attı ), Vito, Vela ve yeni berbat saç şekliyle Ramsey falan vardı.

Genç takım Wenger'i utandırmadı ve rakiplerini sürklase ettiler. Ligde gelen galibiyet ve genç takımla ( ki Arsenalde yaşlı kaç oyuncu var o da ayrı bir detay ) gelen Carling Cup galibiyeti Arsenal'in üzerinde toplanmaya başlayan bulutları şimdilik dağıttı.

Madrid'de sular ısınıyor

Dün gece oynanan Kral kupası 4. tur maçlarında kupa tarihinin en büyük süprizi gerçekleşti. Real Madrid 3.ligte mücadele eden ( 2B olarak geçer en alt profesyonel lig ) Real Union'a elenerek taraftarın ve Madrid medyasının isyanına sebep oldu. İlk maçta 3-2 yenildiklerinde herkes ( ki buna Union oyuncuları da dahil ) Santiago Bernabeu'da farklı galip gelip yola devam edeceklerini düşünüyordu ama olmadı. Kendi evinde 3. Lig takımından maçta 3 gol yiyince taraftarın da büyük tepkisini çektiler. Míchel Salgado, Cannavaro, Metzelder, Marcelo, Gago'nun bir arada oynadığı her maçta Real Madrid maçı kazanmak için neredeyse en az dört gol atmak zorunda kalıyor, inanılmaz derecede pozisyon veriyorlar rakiplerine ve illa ki birkaçı golle sonuçlanıyor. Lig maçında Malaga'ya karşı Hiquan'in süper performansıyla sonuca gitmişlerdi ama dün Raul 3 gol atmasına rağmen bu sefer tek başına yetemedi. Dün Dudek'in iyi denebilecek oyununa rağmen bu sonuç geldi. Yalnız kesin olan birşey var ki Real Madrid maçlarında maçı izleyen herkes mutlaka gole doyuyor.

Tabi bu sonuç başkent ekibi için krize doğru büyük bir adım demek. Marca'ya göre maç sonunda statta durum toplantısı yapılmış ki bu Schuster için jilet kenarında yürümeye başladığının göstergesi. Hafta sonu Valladolid maçında alınacak ters bir sonuç Schuster'i bir anda kapının önüne koyabilir. Tabi bu takımın defansının iki senedir neden böyle olduğu, yaz dönemi boyunca Ronaldo peşinde koşulacağına neden savunmaya takviye yapılmadığını hatta transfer edilen Garay'ın neden bir seneliğine verildiğinin de konuşulması lazım ama tabi her kötü sonucun ilk etkileri kenar yönetimde gözüküyor. Schuster'i hafta sonu zor bir sınav bekliyor olacak.
Real Madrid: Dudek; Míchel Salgado, Cannavaro (Javi García, m.46), Metzelder, Marcelo; Gago, Sneijder, Van der Vaart; Drenthe (Bueno, m.60), Saviola (Higuaín, m.80) y Raúl.
Real Unión: Eduard; Larraínzar, Berruet, Iglesias, Gurrutxaga; Manu García, Behobide, Salcedo (Juan, m.62), Seguro (Eneko Romo, m.53), Aitor; y Abasolo (Goikoetxea, m.73).
.
0-1, m.14: Abasolo.
1-1, m.36: Raúl.
1-2, m.49: Salcedo.
2-2, m.51: Raúl.
3-2, m. 68: Bueno
4-2, m.86: Raúl
4-3, m.89: Eneko Romo