18 Şubat 2010 Perşembe

Milli Takım Yeni TD: Guus Hiddink


Uzun zamandır konuşuluyordu Milli takımın başına getirilmeye çalışıldığı. Bir ara Trapattoni ismi geçtikten sonra Federasyon takımın başına Hiddink'i getirdiğini açıkladı. Guus Hiddink'ten bahsetmeye çok fazla gerek yok. En basiti geçen sene rüya takım Barcelona'nın rüyalarını bitirmeye, alınan 6 kupanın 3 (Şl-Süper Kupa-Kıtalararası) tanesini almamalarına sebep olan isim olmaya çok fazla yaklaşmıştı. Jose - Ferguson - Capello gibi isimlerin zaten gelmeyeceklerini düşünürsek şu an dünya üzerinde getirilebilecek en iyi isimi Milli takımın başına getirdiler. Tutar, tutmaz yapılan bu hamle saha içerisinde-dışarısındaki etkilerden dolayı ama kağıt üstünde çok başarılı bir iştir federasyonun yaptığı.

Eski yardımcıları ile aynı ülkede buluştular. Hollanda'nın başındayken Rijkaard-Neeskens ve Koeman'dan oluşan bir ekibi vardı, Avustralya'nın başındaysa yine Neeskens ile beraber çalışmış Hiddink. Rijkaard gibi popülaritesi oldukça fazla olan bir isimden sonra Hiddink'in gelmesi çok olumlu bir haber Türkiye futbolu için. Bugün Hiddink beni alın dese 2 dakika sonra önüne kontratlar konacak bir adam dev takımlar tarafından. Aldığı para konuşulur mu bilmiyorum ama Terim'e yapılanlar yapılmayacaktır Hiddink'e, yapılmasında zaten. Terim'e özgü bir kampanyaydı o, mecliste-gazetelerin ilk sayfasında falan tartışarak rahatladılar. Hiddink gibi bir isimi ikna etmek için çakıl taşı vermeyeceksin doğal olarak. Göreve resmen başladıktan-ilk kadro seçimini yaptıktan sonra çok sallanacaktır Hıncallar-Ahmetler tarafından ama bizler için güzel olacak Hiddink dönemi.

15 Şubat 2010 Pazartesi

Şampiyonlar Ligi 2.Tur



İlk maçların 2 tanesi yarın oynanacak Şampiyonlar Liginde. Yarın oynanacak maçların ikisininde hikayeleri var diyebiliriz aslında. Real Madrid, belalısı Lyon ile oynarken Benzema'da yeni takımının formasıyla kendisini parlatan takıma Lyon'a karşı mücadele edecek. Yarın oynanacak diğer karşılaşma ise Milan-M.United maçı. Burada ise yine Real eşleşmesinde olduğu gibi eski Manu'lu Beckham, Milan formasıyla tuttuğu ,taraftarı olduğu takıma karşı oynayacak.


Çarşamba günü oynanacak maçlar ise B.Münih-Fiorentina, Porto-Arsenal mücadeleleri. Tamamen gönlümden geçen ve ikinci maça avantajlı çıkmasını istediğim takımlar ise Real Madrid,Milan,Fiorentina ve Porto. Star'da mükemmel bir hamle yaparak Salı günü maç yayınlamama kararı almış şu an internet sitelerinin yayın akışında gözüktüğü kadarıyla. Çarşamba akşamı Porto-Arsenal maçını yayınlayacaklar.

Barca'da Sıkıntı Devam Ediyor



Dün gece Atletico Madrid'e 2-1 yenilerek yenilmezlik ünvanını kaybeden Barcelona'da sıkıntılar devam ediyor. Bugün resmi sitelerine bakarken sakatlar kervanına 2 isim daha eklendiği haberi geldi. Barca'da Xavi 2 hafta, Keita ise 3-4 hafta arası takımdan uzak kalacak sakatlık sebebiyle. Güzel haber ise Alves'ten geldi diyebiliriz; Brezilyalı oyuncu düz koşulara başladı ve sakatlandıktan sonra ilk kez antrenmana çıktı. Real cephesinde ise aşağıdaki karikatürde görüldüğü üzere puan farkının 2'ye inmesinin sevinci var.

14 Şubat 2010 Pazar

Roberto Soldado # 100



Roberto Soldado, sevdiğim forvet oyuncularındandır. İsmini söylemesi ise ayrı bir güzeldir bu adamın. Real Madrid kariyerinde aradığı fırsatları bir türlü bulamadı, kadroda düşünülmedi hiçbir zaman. Bugün oynanacak Getafe-Almeria maçında sahaya çıkarsa La Liga'da oynadığı 100.maç olacak forvet oyuncusunun. 2005 yılında 20 yaşındayken o zamanlar Luxemburgo yönetiminde olan Real Madrid formasını ilk kez ligin 8.haftasında Valencia'ya karşı giydi, oyuna sonradan girerek. İlk senesinde 11 maçta forma giydi Real Madrid'de ve 2 gol atabildi o zamanın genç yıldızı. Osasuna'da geçirdiği kira döneminde 30 lig maçında 11 gole imza attı ve tekrardan Real Madrid kapıları İspanyol golcü için açılmış oldu.

Real Madrid'e geri döndüğünde takımın başında Schuster vardı. Schuster sadece 5 kez forma şansı verdi ligde Soldado'ya, kariyerinin en kötü senesi olarak adlandırabilir geçirdiği o seneyi. 1 kez ilk 11'de çıkabildi o sene ligde. Doğal olarak ayrılık kaçınılmazdı ve Madrid'den çok uzaklaşmadan Madrid şehrinin bir diğer takımı, aralarındaki transfer ilişkileri sebebiyle Real'in pilot takımı olarak da adlandırabileceğimiz Getafe'ye 4 milyon euro karşılığında transfer oldu. İlk senesinde 34 maçta 13 gol bıraktı rakip ağlara. Ayrıca gösterdiği bu performansla Getafe tarihinde tanıdık bir isim olan Guiza'yı geride bıraktı. Bu sene ise oynadığı 19 maçta 11 gole imza attı.. Toplamda 99 maçta 37 golü var İspanya'da.


Soldado, adı uzun süredir piyasada olan bir oyuncu olmasına rağmen 24 yaşında. İspanya Milli takımı formasını Euro 2008 elemelerinde 2 kez giydi. Bu performansını sürdürürse Dünya Kupası için Torres ve Villa'nın ardından adı geçecek oyunculardan olacaktır hatta Getafe'de yaptığı gibi Guiza'nın önünü tıkayabilir. Del Bosque'nin elinde oldukça iyi alternatifler olacak. Soldado-Negredo-Llorente ve Guiza. Bakalım esas iki oğlanın arkasına kimleri seçecek yazın.

Ronaldo + Kaka


Real Madrid, Xerez deplasmanını 3-0'lık bir skorla geçti. Bozuk zeminden dolayı şikayetler vardı maç öncesi. Ronaldo'da biten cezasının ardından geri dönüyordu bu maçta Real adına. İkinci yarıda peş peşe gelen goller Real Madrid'i galibiyete taşıdı. Açılışı Arbeloa yaptı Real Madrid adına. Diğer iki golde ise Ronaldo-Kaka işbirliği vardı. Ronaldo'nun ilk golünde Kaka, Ronaldo'nun sevdiği toplardan birisini kafasına doğru gönderdi. Real'in 3, Ronaldo'nun 2.golünde ise Ronaldo ile beraber atağa çıktılar, Ronaldo'nun pası sonrası araya giren defans yüzünden dengesini kaybetti Kaka ama top kaleci Renan'a gitmeden önce harika bir şekilde topa kayıp, kontrolü altına aldı ardından ayağa kalkıp Ronaldo'ya asistini yaptı. Çok fazla dikkat çekmemiş bu asist ama oldukça hoşuma gitti benim, özellikle topu yatarak alması. Real'liler artık bu akşam oynanacak maçın sonucunu bekliyor puan farkının 2'de kalması için.

All-Star 2010 Saturday Night



- 3'lük yarışmasını bir kenara ayırırsak boşu boşuna uykusuz kalınan bir gece oldu izleyenler için. Haier Shooting Stars yarışmasını Dirk-B.Hammon ve K.Smith'den oluşan Texas takımı kazandı. İlk turda oldukça kötü dereceler izlesek bile, finalde Texas 34 saniyede bitirdi işi. Skills Challenge'da ise Nash götürdü ödülü. Westbrook zaten sonradan dahil olmanın verdiği şaşkınlıkla ilk çıkan ve ilk elenen ben olurum dedi yaptığı 44 saniyelik derece ile. İlk turda Jennings, finalde ise Deron aynı istasyonda takıldılar ki Jennings çok iyi bir performans gösteriyordu takılana kadar. Nash, birinciliği garantiledikten sonra Deron'un son turnikesinde yaptığı blok denemesi gecenin en güzel anlarından birisiydi. O kadar sıkıcı geçti ki bütün gece şu ufacık hareket aklımda kalmış.


- 3'lük yarışması oldukça çekişmeli geçti. Gecenin en güzel anlarıydı. İlk turda Pierce ve Billups 17, çaylak Curry ise 18 yaptı. Bu üçlü finale adını yazdırırken, elenen 3'lü Frye-Gallinari ve son şampiyon Cook ise 15'le bitirdiler yarışmayı. Yanılmıyorsam Frye renkli topunda çizgiye bastığı için 2 puanı düşüldü. Finalde ilk sahne alan Pierce harika bir performansla 20'yi buldu. Billups 14, Curry ise 17'de kaldılar.

- Herkesin merakla beklediği smaç yarışması ise eziyete dönüştü. Herkesin gözü yarışma öncesi Shannon Brown üzerindeydi. Shannon Brown, yaptığı 2 smaçla da vasatı aşamadı. İlk denemesinde başaramadığı smaçı yapmaya çalışsa daha akıllıca bir hareket yapmış olurdu. İlk başarısız denemenin ardından vazgeçti hemen. 2.smacında ise Kobe'den yardım almasına rağmen oldukça düz bir smaça imza attı. Gerald Wallace, niye geldik, ne yapmamız gerekiyor burada diye etrafa bakınırken 2 smaç yapıp işgal ettiği süreyi doldurdu. Derozan, gecenin en etkileyici smacını yaptı ilk turda Weems ile beraber. Fakat finalde son smaçın da aynı dün gece yaptığı gibi gayet basit bir şekilde bitirince, en iyi smaçını son hakkında yapan Nate'e birinciliği vermiş oldu. Nate, 3.kez bu ödülü kazanan ilk isim olmuş. Seneye yine ünvanını korumak için yarışmacılar arasında olursa diyecek bir söz yok. Bu arada Amerikan rejisi harikaydı. 2 smaçı tekrarlarından izlettiler bize.


- Bu gece için uykusuz kalmayanlar, en doğru tercihi yapmış oldular. Kaçırılacak, arkadaşlar arasında muhabbeti dönecek en ufak bir atraksiyon yoktu gecede. Zaten All-Star'ın en önemli isimi Shaq yok piyasada, birde dün gece yaşanan eleme saçmalığı+bu gecenin bu şekilde geçmesi yarına dair umutlarımı azaltıyor.

13 Şubat 2010 Cumartesi

Demar Derozan vs. Eric Gordon


Nba'de All-Star hafta sonu başladı. Smaç yarışmasına katılacak son isim Rookies-Sophomeres maçının devre arasında yapılacak elemeyle belirlendi. Demar Derozan ve Eric Gordon sahnedeydi bu eleme için. Açık ara favorinin Derozan olduğu söyleniyordu ama yapılan 2'şer smaçtan sonra Eric Gordon'un smaç yarışmasına katılacak son isim olmaya hak kazanması lazımdı. İlk smaçlar için eşit yorumu yapsak bile 2.smaçları göz önüne alırsak Gordon ezdi Derozan'ı.

Yapılan oylama sonucunda %61 oyu alan Derozan kazandı elemeyi. Tam anlamıyla skandal bir sonuç oldu. Tabi bunda Nba.com'un oylama sayfasındaki rezaletinde etkisi olabilir. Yukardaki resimde görüldüğü üzere Derozan'ın isminin üstünde Gordon'un, Gordon'un isminin üstünde ise Derozan'ın resmini koymuş Nba.com. Son senelerde çıkan sonuçlar ve Nate Robinson faktöründen dolayı oldukça eleştiriliyordu, bu senede daha ilk günden heves kaçırdılar. Derozan yarın göstereceği performansla bu geceyi unutturur umarım.

12 Şubat 2010 Cuma

Copa del Rey finali

1265978758_0

Blogda ilk yazımda şöyle demişim; ‘’Hafta arası Copa Del Rey maçları vardı ve Madrid'in küçük bir ekibi olduğunu öğrendiğimiz Alcarcon, Real Madrid'i eledi bir şekilde. Tabi böyle süprizler ilk kez olmuyor, son kez de değil. Ayrıca geçen sezonun finalisti Athletic Bilbao'da elendi. Atletico Madrid için kazanılacak bir Copa Del Rey hem prestij olur, hem de ligde konuma bakılmaksızın en azından Avrupa Liginin kapısını açar. Barça ile eşleşmezse başka herhangi bir kupada iddiası olmayan Atletico Madrid'in önü açık diye düşünüyorum.’’

Dün gece oynanan yarı final maçında Atletico, Racing Santader’e yenilmesine rağmen finale çıkmayı başardı. Senede 1 kere olacak bir süpriz peşinde koşan Racing, Valera’nın kendi kalesine bir forvet edasıyla attığı golle öne geçse de amacına ulaşamadı.

Marbella, Huelva –mucizevi- ve Celta Vigo’dan sonra Racing Santander’i eledi finale gelirken Atletico Madrid. Sevilla’nın en kötü ihtimalle Avrupa Liginde olacağını düşünürsek, seneye en azından Avrupa Liginde mücadele etme kapısı da aralanmış oldu.

350514339_784807c28c

Son finalini küme düştüğü sezon Espanyol ile oynayıp kaybetmişti Atletico Madrid. Sevilla ise 2006-2007’de Getafe’yi yenerek kupayı almıştı –59 yıl sonra- . Aynı Getafe ertesi sezon Copa del Rey’de Valencia’ya yenilecek daha ve üst üste iki sezon final oynayıp Kupayı alamayacaklar. Getafe’yi bir tarafa bırakırsak Atletico Madrid sonuncusu 96 sezonunda – Bu sezon ligi de kazanarak duble yapmış Atletico - olmak üzere 9 kupa almış, Sevilla ise 4 kere kazanmış.

1265930325_1

Final 26 Mayıs. Bernabeu’da oynanması planlanıyordu. Fakat 22 Mayıs’ta Şampiyonlar Ligi finali oynanacağından ve aynı stadyumda aynı hafta içinde iki final oynanamayacağından? dolayı zaman ve mekanda kaymalar görülebilir. Diğer taraftan Kupa Finalinde, ülkelerinin Dünya Kupası kadrosunda bulunacak oyuncuların oynayamaması gibi bir durum daha çıktı ki resmen şenlik var. Ters bir durumda stadyum konusunda Atletico, Nou Camp derken Sevilla ise Mestella diyor. Bir şekilde çözülecektir.

Barcelona v Atletico Madrid La Liga V1ALetjJE0El

Diğer taraftan hafta sonu Vicente Calderon’da ki Barcelona maçından bahsetmezsek olmaz. Agüero’ya göre Barcelona’nın Dünya’nın en iyi takımı. Fakat yine Agüero’ya göre ‘’Atletico’nun da 3 puana ihtiyacı var ve kazanmak için oynayacağız’’.

3562599505_65b6589030

Son yılları bir tarafa bırakırsak Atletico Madrid, Barcelona’ya ters gelen bir takım. Yanılmıyorsam 3-4 yıl önce Atletico sezona 6 puanla başlar geyikleri yapılıyordu İspanya’da da. Fakat özellikle son yıllarda bu biraz değişti. 6-1’lik, 5-2’lik göze hoş görünmeyen skorlu ve sahada da yokları oynayan Atletico Madrid takımı gördük son yıllarda. Fakat kötü bir dönemde olmasına rağmen Atletico Madrid takımı yine de bu tip maçlarda rakiplerini 90 dakika içinde bir 15-20 dakika tempo yakalarsa oldukça zorluyor.

La Liga’da son iki sezondur Atletico Madrid’in Vicente Calderon’da Barcelona’yı yendiğini de hatırlamak gerekir.

1265984940_1

Saha içine bakarsak, Barcelona’da defansta sıkıntı olduğu yazılıp, çiziliyor. Daniel Alves, Abidal ve Chygrynsky benim bildiğim sakatlık sorunu olan oyuncular. Marquez ve Pique’de Getafe maçında kırmızı kart görmüştü. Elde kalanlar : Puyol, Milito ve Maxwell. 1 tane genç oyuncu takviyesi ile çıkacakmış Barcelona. Onlar için çok zor bir maç olacağı ortada. 

Calderon’da ki geleneğin bozulmaması için şartlar uygun.

Benitez 2.Gerrard'ı Buldu



Benitez baktı bu iş olmayacak, yeni transfer olarak Kaptan'dan bir tane daha bulup saflarına katmış. Gerrard'ın balmumu heykeli ile karşılaşma anından fotoğraflar bunlar. Londra'daki ünlü Madame Tussauds müzesinde yerini alacak bundan sonra. Tıklayarak müzenin sitesine gidip diğer bal mumu heykelleri görebilirsiniz.

Diğer resimler için ise, şuraya alalım.

11 Şubat 2010 Perşembe

Galatasaray 3 - 2 Antalyaspor



2-1'in rövanşında Ali Sami Yen'de turun geçileceğini düşünüyordum. Özellikle penaltının kazanılması sonrası bu düşüncem iyice pekişti ama anında cevap verdi Antalyaspor bu gole Necati ile. Adamını kaçırma, direğin boş bırakılması ve gelen gol. Biz halı sahada oynarken bile yakın direğe bir adam geçiyor, bizimkiler orayı önemsemiyor. Aykut'da uyarmıyor gördüğüm kadarıyla kimseyi. Zaten duran top savunması oldukça kötü olan bir takımsın oraya adam koyup önlem almamak nasıl bir hatadır,anlamıyorum. Antalyaspor'un direncini tekrar üst seviyeye çıkardı bu gol. İlk yarıda oldukça etkisiz olan Giovanni Dos Santos'un çıkıp Emre Çolak'ın oyuna girmesi Galatasaray'ı hücumda daha etkili hale getirdi. Zaten Keita formsuz, Arda stoperlerin arasında ne yapacağını bilemez bir halde iken üstüne Gio'nunda aldığı tüm topları tekrar bizim sahaya Caner'e doğru göndermesi hücumda büyük sekteye uğrattı takımı.

Rijkaard'ın Arda'nın stoperlerin arasında kalmasına izin vermemesi gerekiyor bundan sonraki maçlarda. Arda ne kadar yetenekli olursa olsun orada olması hem bizi hem Arda'yı çok olumsuz etkiliyor. Takımın topla beraber en fazla sorumluluk alan isimini kendi elimizle rakip stoperlerin kucağına atıyoruz, gereksiz yere yıpratıyoruz. Arda, oradan kurtulduktan sonra top almaya-vermeye başladı. Galatasaray'ın hücumda kendisini bulmasının en kilit anıydı Arda'nın istediği bölgelerde-özellikle sol kanatta-topla buluşması.

M.Sarp, bugün oldukça şaşırttı beni. Girdiği pozisyonlar kendisi açından güzel bir gelişme. Arkadan gelen sürpriz isim oldu pozisyonlarda ama aynı maç içinde 3-4 net pozisyonu harcayınca tepki çekti doğal olarak. Oralara kadar koşup, pozisyon bulması hoş ama bu kadar net topların birisini atan isim olması gerekiyordu. Necati'nin 2.golünde ise bana göre fizik gücüne güvenip ters taraftan Necati'nin pozisyonunu bozmaya çalıştı,Necati'nin de dengesiz yakalandığını görüp ama Necati'nin sağlam durması, en az Sarp kadar güçlü bir oyuncu olması bu planını yatırdı Mustafa'nın. Doğru olanı yapıp, kale ile Necati arasında yer alması gerekiyordu orada.

Gio ve Jo transferleri kadar yankı uyandırmayan Lucas Neill geldi,takıma girdi ve savunmanın idaresini eline aldı. Şu kısa sürede gösterdiği performansla keşke sene başında bu takıma katılsaydı dedirtti. Elano'da geldiği günden beri ilk kez bu kadar etkiledi beni. İyi performansları olmuştu ama bugün çok ayrıydı performansı. Devam ettirir umarım Atletico maçında ve ligde ihtiyacımız var Brezilyalıya.


Uğur Uçar'dan da bahsetmek istiyorum biraz. Denizli maçında çok eleştirildi adamını kaçırdı diye ama ofsayta ayak uydurmaya çalışıyordu orada. Kayseri maçı vs. yavaştan günah keçisi kıvamına getirildi. Sakatlanırken bıraktığımız Uğur yok işin o kısmı kabul, o sakatlıktan sonra kaldığı yerden devam edeceğini beklemiyorduk zaten. Keita ile hala bir uyum sağlayamadılar, Sabri ve Keita uyumu cidden harikaydı ve Uğur'dan da aynı uyum bekleniyor. Uğur ve Sabri çok ayrı oyuncular özellik olarak. Bugün ilk yarıda yaptığı 2-3 pas hatası dışında oldukça iyi bir performans sergiledi Uğur. Yaptığı bindirmeler, ortalar gayet başarılıydı. Yaşadığı o büyük sakatlıktan sonra futbola dönmesi bile ayrı bir hikayeyken yarım sezonda gösterdiği performansla acımasızca eleştirilmeye başlandı. Sabri, sakatlıktan döndükten sonra kaldığı performansı devam ettiremezse sağ bek transferi istenmeye başlanır zaten, bugünlerde konuşulanlar unutularak. Futbolcu robot çünkü, 2 maç kötü oynama hakkı yok oynarsa hemen yapıştır bu seviyenin futbolcusu değil diye etiketi.

Galatasaray elindeki 1 kulvarı kaybetti. Hagi döneminde alınan kupadan sonra finale adımızı yazdırmayı başaramadık bu kupada. Her ne kadar şu sistemiyle ilgi çekici olmasa, angarya gibi gözükse de final heyecanını, kupa sevincini tekrar yaşamak isterdik. Önümüzde ilaç gibi gelebilecek bir ara var Atletico maçına kadar. Bu arayı iyi değerlendirip Calderon deplasmanından iyi bir sonuçla dönmek bu olumsuz olarak adlandırılan tabloyu değiştirir.

Tribünde açılan pankartlar harikaymış bu arada, yapanların-oraya asanların eline koluna sağlık.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Barca'da Defans Sıkıntısı


Hafta sonu Atletico Madrid maçına çıkacak Barcelona'nın başı bu sıralar defans oyuncularının sakatlıkları ve cezalarıyla dertte. Geçen hafta Getafe maçında kırmızı kart gören Pique ve Marquez'in yanına sakat oyuncularda eklendi. Alves, Toure ve Abidal'ın sakatlıkları vardı zaten. Pep'e gelen son darbe ise Ukraynalı savunma oyuncusu Chygrynskiy'den(nasıl bir isimdir) geldi. Ukraynalı savunma oyuncusunun da 1 hafta sahalardan uzak kalacağı açıklandı. Elde kalan isimler şu an için Puyol-Milito ve Maxwell. Bakalım Calderon'da nasıl bir savunma kurgusu çıkartacak Pep.

8 Şubat 2010 Pazartesi

Terry'ye Destek


John Terry'nin yaşadığı skandal-Milli takım kaptanlığının Capello tarafından alınması sonrası Terry'e destek kendi taraftarından geldi.

5 Şubat 2010 Cuma

# 10 Gheorghe Hagi



2 Şubat Taçsız Kral'ın doğum günüydü. Onu izleme şerefine erişememiştim ama bir başka 10 numarayı, bir diğer 10 numarayı izleme fırsatını kaçırmadık. 5 Şubat diğer ''10'' numaranın doğum günü. Aynı Metin Oktay gibi 10 numaralı formasıyla efsanemiz oldu. Zaman zaman Hagi'yi özlediğimi fark ediyorum, 10'un videolarını izlerken saatleri geçiriyorum. Sırf o oynuyor diye internetten oynadığı gösteri maçını arayıp buldum. Çok farklı bir adamdı Hagi, inanılmaz bir futbolcuydu, büyük bir liderdi. Onu izlemiş olmak, fizik kurallarına aykırı gollerine sevinmiş olmak büyük bir şanstı.

Doğum günün kutlu olsun Hagi.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Ağır Abiler



Real Madrid'in 4 kaptanı Raul-Casillas-Guti ve Sergio Ramos başkan F.Perez ve ekibiyle buluşup yemek yemişler . Prim miktarları konuşulmuş yemekte. Şampiyonlar Ligi'nin kazanılması halinde 575 bin, La Liga'nın kazanılması durumunda ise 350 bin euro prim kazanacak Real Madrid'li oyuncular.

2 Şubat 2010 Salı

2 Şubat 1936





Bugün Taçsız Kral'ın doğum günü. Aramızda olsaydı hep beraber 74.yaş gününü kutlayacaktık ''10'' un. Galatasaray taraftarı asla unutmayacak ''10'' u. Daha önce onun hakkında bir post atmıştık bloga, tekrar koyalım Büyük Galatasaraylı'nın kendi kaleminden yazdığı anılarını.

"Sarı-kırmızılı renklere küçükten beri hayrandım.Galatasaray İzmir'e geldiğinde okuldan kaçar, maça giderdim.Bence Galatasaraylılık din gibi,mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır.Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım."

"Fenerbahce 20 bin, adalet bir yıl için 10 bin lira transfer ücreti teklif ederken, ben Galatasaray ile yıllığına 8 bin liraya anlaşma yaptığım gün mutluluktan uçuyordum..."

"Sahaya çıkmadan önce Allah'a dua eder, sahaya en son çıkmayı uğur sayardım.Aut çizgisini geçerken daima sağ ayağımı atardım.Maça başlamadan önce arkadaşlarım kaleye şut atarken, ben dolanıp durur, oyun başlayıncaya kadar topa vurmazdım... Sakatlandığım zaman, secde ederek iki elim önde 'Allah'ım sen bacaklarımı koru' diye dua ederdim."

"Galatasaray'ın alt yapısında 18 tane metin vardı... Galatasaray'daki bu metin'lerin sayısı bana söylendiğinde önce inanmamıştım. futbol okulunun çeşitli kademelerinde bu metin ismi dikkat çekmiş ve onları biraraya getirmişler. sonra da bana haber verdiler,gittim hepsini kucakladım."

"Fenerbahce'ye attığım ağları yırtan golüm çok konuşulmuştu.Hikayesi ise şöyledir ;Fenerbahce ile oynayacağımız her maçın havası ayrı olurdu. 1959 yılının 10 haziran günü oynayacağımız milli lig'in ilk final maçının önemi çok büyüktü. futbol federasyonu bu kritik maça yugoslavya'dan hakem getirmişti. tansiyon yüksekti.Maçtan bir gece önce Çınar otelde yugoslav hakemin üç fenerbahçeli yöneticiyle birlikte yemek yediği görülünce, İstanbul'da kıyamet koptu. Galatasaray kulübünün telefonları ihbarlarla inliyordu:'maç Çınar otel'de masa başında satıldı...yugoslav hakem fenerbahce'yi galip getirmek için ne lazım gelirse yapacak!..' bunun üzerine Galatasaray kulübü hakemin değiştirilmesi için federasyona başvurdu. hakem şaşırmıştı. ve ağlayıp sızlamaya başlamıştı. 'ne olur galatasaraylılar'a söyleyin böyle bir sebepten dolayı memleketime dönemem maçı namuslu bir şekilde yöneteceğim.'

Yöneticilerimiz bir toplantı yaptı, hakemi kabul etti ve o yugoslav hakemle iki takım maça çıktı. 10 haziran 1959... dolmabahçe stadı yükünü almış, ezeli mücadeleyi bekliyor. sıcağa rağmen tribünler herzamanki gibi rengarenk... oyun hızlı başlamıştı. maçı mutlaka kazanmak istiyorduk. Çok hırslıydık... turgay uzun bir degaj yaptı. boş top, ceza sahasının üstüne süzülmüştü. topa kaleci Özcan arkoç ile birlikte yükseldik. Özcan topa uzanabilmek için adeta benim sırtıma tırmanmıştı.. Çok yükselmiş, bu sebepten de dengesini kaybetmişti. İkimiz birden yere düştük. Özcan anlayamadığım bir şekilde kıvranmaya başladı. o anda fenerbahce tribünleri benim Özcan'a vurduğumu zannederek küfretmeye başlamıştı. o çirkin tezahüratın ilk defa muhatabı oluyordum. Şaşırmıştım ve utanmıştım. suçlu olmamama rağmen utanmıştım. o sırada yanıma fenerbahçeli nazi erdem ve basri dirimlili geldiler. İkisi de çok sevdiğim arkadaşlarımdı...

Benim kasıtlı bir hareket yapmayacağımı benden iyi bilirlerdi.Ben onlarla konuşurken birden diz kapağıma bir tekme yedim.Acıyla tekmeyi vurana baktım.Bana vuran,kendine fenerbahce'de yer edinmeye çalışan Avni idi. o acıyla ben de Avni'ye bir yumruk attım.Yumruğu Avni'nin suratına indirince saha karıştı.Antrenörümüz George Dick, Eşfak Aykaç,Muzaffer Bozok ve menajerimiz Osman İncili beni olaylardan sıyırıp saha dışına götürmeye çalışıyorlardı. o kargaşa arasında yöneticimiz Muzaffer Bozok ile Osman İncili yugoslav hakeme kızıyorlardı. aradan iki üç dakika geçmiş, saha boşaltılmıştı. yugoslav hakem hışımla yanıma yalaştı ve saha dışını gösterdi.O güne kadar hiçbir hakemden bu kararı duymadığım için neye uğradığımı şaşırmıştım. Hırsımdan ağlıyordum.Sahadan çıkmadan önce gidip fenerbahçe tribünü önünde çakıldım.Ben gidince onlar da şaşırdı.Biraz önce o çirkin kelimeleri bana layık gören insanlardı onlar.Durdum.Bir baştan bir başa o triibünleri süzdüm. Sonra eğildim ve bana küfedenleri selamladım.

Ortalık sakinleşmişti.Ben soyunma odasına gitmeye kara verirken Suat,Turgay ve diğer arkadaşlarım kolumdan tutup 'Dur,hakem kararını değiştirdi galiba" dediler.

Oyun duralı 7 dakika olmuştu ve 7 dakikadan sonra yugoslav hakem beni sahadan atmaktan vazgeçmişti.Karar değişince fenerbahçeli futbolcular kahroldular.


Bundan sonra yüz binleri ağlatan tek golü ben atacaktım.37.dakikada ağları parçalayan bazukayı fenerbahce kalesine ben yolluyordum. Allahım rüya gibiydi sanki o an...

Nuri bir pas atmıştı,sola doğru kaçtım.Osman hızla üzerime geldi,onu atlatmak benim için zor olmadı.Aut çizgisine kadar gittim sol ayağımı çizgiye dayayıp topu kepçeledim.En büyük korkum Naci idi. Naci Erdem ekseri bu toplara çift dalardı.Fakat ondan da sıyrıldım.Evet, önümdeki topa çok dar açıdan vurmak zorundaydım.Bu bir an meselesiydi. bu kısa zaman içinde başımı kaldırdım ve kale içinde bir noktaya tüm kuvvetimle vurdum.Kaleci Özcan, köşeyi kapatmıştı.Buna rağmen top hızla kaleye girdi.İnanın topun baktığım noktadan dışarı çıktığını ve ağları parçaladığını sonradan öğrendim. golden sonra arkadaşlarımın sırtındaydım. tribünlerden 'cim bom bom..." sesleri yükseliyordu. halbuki hakem de dahil, golü dolmabahçe satdındaki kimse farketmemişti. hakem önce aut vermiş, sonra parçalanmış ağları görünce gole hükmetmişti. maçtan sonra fenerbahce'nin eski kaptanlarında fikret arıcan 'vallahi azizim bizim zamanımızda topa en iyi vuran adam Bekir'di...ama itiraf edeyim ki Metin daha iyi vuruyor...' diyordu . "


"Eşim ve ailesinin sürekli baskısındaydım. evliliğimin ilk günlerinde topu bırak diye diretmişlerdi. gülüp geçmiştim bu komik sözlere. ben nasıl aç susuz yaşardım ki? futbol benim dünyamdı. topu bırak emri yerine gelmeyince bu defa daha komedi bir teklifle karşılaştım ' Galatasaray'ı bırak İzmir'e dön...' diye diretiyorlardı. Galatasaray'ı bırakacağım ha? Allah korusun! Allah yazdıysa bozsun! Galatasaray benim dünyam, Galatasaray benim yuvam. nasıl bırakırım Galatasaray'ı? evet İzmir'i eşim kadar severim. ama benim bir de sevdiğim Galatasaray'ım var.

O aralar bizim rusya seyahatimiz vardı. eşim oya, kafasındaki acı planı İzmir' de uygulamaya koymuş. benim adımı ve imzamı kullanarak, beden terbiyesi genel müdürlüğüne bir mektup götürmüş...gazetecilere de 'metin Galatasaray'da satışa çıkarılmasını istedi ' demiş... aman yarabbim... böylesi görülmüş şey değildi. İzmir bölge müdürü mektubu almış ve 'peki efendim' demiş. 'mektubu hemen ankara'ya yolluyorum...'
bu mektubu ciddi zanneden galatasaraylıları bir telaş almış. ben rusya'da iken bir yardım kampanyası açılmış. amaç para toplayıp benim Galatasaray'da kalmamı sağlamak. bunu duyunca oya İzmir'den feryadı basmış ' metin 500 bin liraya bile Galatasaray'da kalmayacak '
haber bana ulaştırılınca, gazetecilere bir açıklama yapmak zorunda kaldım. ve şu mesajı ilettim :

'Galatasaray'da kalmaya ailece karar vereceğiz.İzmir'i, eşim oya kadar severim ama benim bir de yürekten bağlandığım Galatasaray'ım var.'
ama oya, topağacı'ndaki evi boşaltıp, eşyaları İzmir'e götürmüş. olacak iş mi? o eşyaların bir çoğunu evlenirken Galatasaraylı taraftarlar hediye etmişlerdi. ne derdim Galatasaraylı taraftarlara ben ?Rusya'da artık daralmaya başlamıştım. nihayet yeşilköy'e inmiştik. ama gözlerime inanamıyordum, İzmirsporlu yöneticiler beni kaçırmaya gelmişlerdi hem de bavul dolusu para ile. ama Galatasaraylılar da korumaya.

Meğer biz Rusya'dayken komuoyu ikiye bölünmüş, Oya mı kazanacak,ben mi? ben Galatasaray'ı seviyordum elbette benim dediğim olacaktı. ve rüçhan atlı'nın otomobiline biniyordum. Önce bizim eve gittik. kayınvaldem 'buraya galatasaraylılar giremez ' deyip kapıyı rüçhan ağabeyin yüzüne kapamıştı. hava elektriklenmmiş eşimle tartışmıştık, yüzüklerimizi atmıştık. bir basın toplantısı düzenleyerek 'ben parayı Galatasaray'a tercih etmem ' diyor ve Galatasaray'da kalıyordum.Avukatım Süha Özgermi Karşıyaka adliyesindeki üçüncü celsede boşanma işini bitirmişti bile...