Euro 08 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Euro 08 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2008 Pazartesi

Siempre Con Nosotros



Ramos, dün gece Puerta'yı unutmadı maçtan sonra. ''Her zaman bizimlesin'' yazıyormuş t-shirtte. Turnuvada mükemmeldi Ramos, yaptığı bu jestle iyice kazındı turnuvaya.

En iyi 11

Casillas ( Van Der Sar)

Sergio Ramos – Puyol - Marchena (Pepe) - Zhirkov ( Gio)

Bastian Schweinsteiger- Xavi – Senna - Arda

Villa - Semih

Aceto yazmış en iyi 11’i, bizde kendi 11’mizi taşıyalım buraya.

Van Der Sar ve Casillas arasında kaldım kadroyu düşünüce ama objektif bakamadım ve Casillas’a teslim ettim kaleyi. Alternatif olarak Van Der Sar gelir ki ilk 2 maçta Hollanda’nın en iyi ismi oldu. Kırılma anlarında hep sahneye o çıktı, ismini yazmasak olmazdı. Rusya karşısında dayanamadı doğal olarak. Hollanda'nın güzel futbolunda büyük payı vardı, skor avantajını hep takımında tuttu.

Defansı şampiyon takımdan oluşturduk. Ramos ve Puyol lk akla gelen isimler hak ediyorlar. Ramos geçit vermedi zaten ve top İspanya'da olduğu zaman sürekli gitti-işini yaptı yerine döndü. Dengesiz girişlerinden vazgeçtiği anda büyük isimlerin yanına ismini yazdıracak. Puyol’un yanına Pepe’yi düşünmüştüm ama bozmayalım şampiyon takımın defansını. Giovanni van Brockhorst’un ilk 2 maçtaki performansı unutulmamalı. Fakat ilk 11’de yer Zhirkov’un. Son İspanya maçında Ramos karşısında tamamen silinse bile ama tüm Rusya silindi o gün ,görmezden geliyoruz. Bekler çok sağlam çalışır bu kadroda.

Orta saha için Xavi ve Senna hakkında bir şey söylemiyorum,söylenecek söz bırakmadılar. Schweinsteiger oynadığı maçlarda Almanya’ya Podolski ile beraber güç, enerji katan adamların başında geliyordu. Güzel oyununun yanında birbirinin kopyası attığı 2 golle kapıyor bu turnuvayı. Bu üçlünün yanına Arda’yı koydum. Bizim takım için farkı yaratan adamdı Arda. Oynadığı zaman kazandık hep. Hırvatistan maçında zorlandı ama o maçta da iyi oynadığımız anlarda Arda’nın damgası vardı.

İleri ikilide Villa kral kontejanından geldi. Kritik gollerin adamı Semih'i buraya koymazsak ayıp olurdu bu turnuva için. Bizim takım için zor zamanlarda çıktı sahneye, hep golünü attı.

Iniesta,Modric,Silva,Sneijder gibi adamlarda renk kattılar bu turnuvaya ortaya çıkacak kadrolarda isimlerine yer verilecektir.

Şampiyon İspanya # 2

44 yıl aradan sonra İspanya kupayı tekrar kaldırdı. Her turnuvada grupların en iyisi olan fakat ilerleyen turlarda kupaya veda etmesine alışık olduğumuz İspanya şanssızlığı kırdı 2008’de. İnanılmaz bir oyun ortaya koydular yine finalde. Halı saha maçlarındaki rahatlıkla girdiler sürekli Almanya ceza sahasına. Maçın 1-0’da kalması şans oldu Almanya adına. İlk 10 dakika Almanya bastırdı ama daha sonra İspanya yeter artık bu kadar izin verdik dedi ve kontrolü son düdüğe kadar bırakmadı, sildi sahadan Almanya’yı. İlk 45 dakikada Torres efsane bir performans ortaya koydu. Tek başına inanılmaz derecede yıprattı tüm Alman savunmasını. Yine araya atılan bir topta gitti,topun dibine girdi ve golünü yaptı. O performansı 90 dakika sürdürebilse yıllar sonra hatırlanacak bir oyun bırakacaktı geride ama bizim için bu bile yetti.

Aragones, 2.yarıda Almanya’nın biraz bastırdığı dakikalarda yerinde oyuncu değişiklikleriyle Almanların ipini tamamen çekti. Her türlü gol pozisyonuna girdi İspanyollar, cömertçe fantazi yaparak harcadılar bu pozisyonları. Ballack’ın final uğursuzluğu yine devam ediyor, büyük bir kupa kaldıramayacak bu gidişle. Senna-Xavi ikilisi bu maça olduğu gibi turnuvaya da damgalarını vurdular. Hak ettikleri bir kupaydı bu. Dünyanın en iyi orta sahasına sahipler, neresinden bakarsak bakalım. Barcelona’dan pek haz etmesem de Xavi-Iniesta ve Puyol’un yeri ayrıdır, hayranlıkla izlerim bu 3 adamı her zaman. Fabregas-Xabi Alonso gibi adamlar yedek kaldı bu orta sahada. Maç sonunda Aragones’in havalara atılması, Ramos’un Puerta’yı anması oldukça güzel anlardı.Aragones ülkemize Avrupa Şampiyonu teknik adam olarak geliyor, İspanya ise Dünya kupası elemelerinde Avrupa Şampiyonu olarak rakibimiz olacak Bir turnuvayı daha geride bıraktık ve finalde turnuvanın geri kalanına yakışır bir son maç oldu..

29 Haziran 2008 Pazar

Şampiyon İspanya








Finale Doğru : İspanya - Almanya


Turnuvanın son maçına geldik artık, aslında bu maç bizim için farklı heyecanlar taşıyabilirdi ama olmadı. İspanya ilk maçların ardından hep favorim diye bahsettiğim takım oldu, Almanya’nın ise çeyrek finalden çıkmasını beklemiyordum Portekiz karşısında. Fakat onlar hem Portekiz’i hem bizi eleyip isimlerini finale yazdırdılar. Maç öncesinde İspanya’da Villa kesin yokken Almanya’da ise Ballack’ın oynayıp-oynayamayacağı belli değil. İspanya’da Villa’nın olmaması takımı Rusya maçındaki gibi oynatmaya götürecektir Aragones’i. Fabregas’la orta sahayı 5’leyip topa istediği gibi hakim olacaktır İspanyollar. Rüya gibi bir orta sahaya sahipler ve bunu çok iyi kullanıyorlar. Formda oldukları zaman topu ancak onlar istediği zaman alabiliyor rakipler ayaklarından. 32 yaşındaki genç (!! )Senna’nın da süper bir turnuva geçirmesi rakip atakların başlamadan bitmesine sebep oluyor. Saha içinde en ilgi çekici karşılaşma Ramos vs. Podolski-Lahm arasında olacaktır. O kanatta olacak mücadelelerde gecenin en ilginç-güzel-sert hareketlerini göreceğimize inanıyorum. Podolski, 4 gole sahip Villa’nın yokluğunda krallık şansını ele geçirdi, 3 golü var bu turnuvada.

İspanyollar uzun zamandır hasretler kupaya ve şanssızlıklarını bitirmeye uğraşacaklar-Almanlar ise 96’da altın golle Çekler karşısında kupaya uzanmışlardı. Akşam televizyon karşına geçerken İspanya safında yer alacağız, bu güzel ve zevkli geçen turnuvaya yakışan bir final olmasını bekliyorum maçın.

27 Haziran 2008 Cuma

Firma savaşları

Her turnuva öncesi bu teoriler ortaya atılır. Takımların kullandıkları ürünlerin sağlayıcısı olan firmaların kupanın gidişatında rol aldığı iddia edilir. Tabi marka ve reklam paylarının milyar dolarlarla ölçüldüğü günümüzde elbette bu tip teoriler her zaman ortaya çıkacak orası ayrı tabi ki sonuçta bu tip iddialar hep dipsiz kuyu olarak kalacak. Ben bu tip paranoyalar yerine markalar bazında bu turnuvaya bir göz atalım istedim. Daha önceki turnuvalarda olduğu gibi bu turnuva'da da markalar savaşı ön plandaydı. Euro 2008'e katılan 16 takımın genel olarak marka bazında birbirine yakın dağılımı sözkonusu 5 takım Nike (Türkiye, Rusya, Portekiz, Hollanda, Hırvatistan), 5 takım Puma (İtalya, Avusturya, İsviçre, Çek Cum, Polonya) ve 5 takım Adidas(Fransa, Almanya, İspanya, Romanya, Yunanistan) giyiyor. Umbro'nun giydirdiği İngiltere,İrlanda Cum, Norveç ve İsveç gibi takımlardan bir tek İsveç şampiyona'ya katılabildi.





Bir garip istatistik var Nike için, bugüne kadar Nike giyen takımlar 1960'dan beri oynanan avrupa şampiyonasını daha hiç kazanamamış. Buna en çok yaklaştıkları zaman Portekiz'in 2004'deki finali olmuş ki bizim gibi herşeyden nem kapan bir millet için üretici firma değiştirme sebebidir bu çok açık ve net, tüm paranoyak bünyeleri bu istatistikler ışığında, milli takım sorumlularını göreve çağırmaya, mail atmaya davet ediyorum. Devam edelim garipliklere turnuvanın güzel top oynayan, seyir zevki veren takımları da genelde hep Nike giyen takımlar oldu( Türkiye, Hırvatistan, Hollanda ve Rusya ). Oynadıkları maçlarda hep yüksek tempolu ve göze hoş gelen mücadeleler verdiler ama firma laneti tam burda devreye girdi ( paranoyaa ).

Nike bu turnuvada çeyrek finale tam beş takım çıkarmış. Bu tabi oranlara bakarsak gayet umut vericiydi Nike adına ama gene olmadı. Adidas iki takımla ( Almanya - İspanya ) çeyrek finale çıkabildi. Ama finalin adına bakıldığında bu iki Adidas giyen takım kupa için mücadele edecek. Oynanacak topunda Adidas Europass olduğu düşünülürse tabi durum firmalar bazında Adidas'ın gövde gösterisi haline geliyor.

26 Haziran 2008 Perşembe

Yarı Final : İspanya 3 - 0 Rusya

Rusya, İspanya’yı ilk maçtaki kadar zorlayamadan turnuvaya veda etti. Hollanda ve İsveç maçında gördüğümüz Rusya’dan eser yoktu bu maçta. Uzaktan çektikleri şutlar harici pozisyon bulamadılar. Arshavin ve Pavlyuchenko ikilisi maç boyunca İspanyolların arasında kaybolunca Rusya rakip savunmayı zorlayamadı bile. Villa’nın sakatlanıp çıkması Rusya karşısında çok fazla bir şey kaybettirmedi İspanyollara. Fabregas’ın girmesiyle orta sahada büyük etkinlik kurdular. Maç çok heyecanlı olmasa bile Xavi-Fabregas-Iniesta-Senna ve Silva’nın paslaşmalarını izlemek bile büyük zevkti. Torres’in saç baş yoldurması sonucunda Güiza’yı oyuna soktu Aragones. Xavi-Xabi Alonso değişikliği de aynı dakika içinde geldi ama bana göre erken kullandı haklarını. Fakat Güiza’nın skoru hemen 2-0 yapması yanlış mı doğru mu diye düşünmeye izin vermedi. Güiza hakkında sene içinde yazmıştık bloga, krallık yolunda golleri sıralarken bu patlamayı beklemiyordum. Fener forması giyeceği konuşuluyor. Tsl’de çok rahat iş yapacak bir adam bana göre.

Puyol-Ramos ikilisi de öndeki tayfaya ayak uydurup mükemmel top oynadılar. Ramos, ‘’0’’ hatayla bir sağ bekin nasıl oynaması gerektiğini tüm dünyaya gösterdi bu maçta. Hayran bıraktırdı kendisine. Çok sevdiğim bir isim arada dengesiz hareketleri olmasa parmakla gösterilecek adamlardan birisidir Ramos. Favori olarak gördüğüm İspanya finale çıktı buradan kupayı Almanlara kaptıracaklarını sanmıyorum ben. Bir maç kaldı artık bu güzel şölenin bitmesine. Geride bıraktığımız maçlara yakışır bir final olsun.

Villa finalde yokmuş diye yazıyor siteler. O mükemmel orta sahayı 90 dakika daha sahada izleyeceğiz Villa'nın sakatlığı sayesinde Aragones Güiza-Torres ikilisini beraber çıkartmaz ise sahaya.

Yarı Final : TÜRKİYE 2 - 3 Almanya

Olmadı. Bu sefer son dakikada biz yıkıldık. Mükemmel oynadık tek kelimeyle dün sahadaki oyunun başka açıklaması yok. Bu takımda 9 eksik vardı dün. 9 eksikle, sahadaki aslanlar Alman kalesini bombardımana tuttu ama olmadı, bunun karşılığında Almanya’nın kaleyi bulan 3 şutu golle sonuçlandı. Maçta 3 pozisyonu bile yoktur Almanların ama bakınca 3 gol attılar. 1-1 bitecekken maç,gelen hata tüm maçın seyrini,kaderini alt-üst etti. Yarı finalde elendik, damgamızı her açıdan turnuvaya vurarak elendik. O takım için emek döken, bize inanılmaz bir 20 gün yaşatan herkese helal olsun. Maçın acısını üstümüzden atınca Milli takımmızla ilgili birşeyler karalarız.

25 Haziran 2008 Çarşamba

Allah utandırmasın

TÜRKİYE
1- Rüştü
20- Sabri
4- Gökhan Zan
6- Mehmet Topal
3- Hakan Balta
22- Hamit
7- Aurelio
19- Ayhan
16- Uğur
18- Kazım
9- Semih

ALMANYA
1- Lehmann
3- Friedrich
6- Rolfes
17- Mertesacker
21 Metzelder
16- Lahm
15- Hitzlsperger
13- Ballack
7- Schweinsteiger
20- Podolski
11- Klose

Allah utandırmasın

Finale doğru

" Yürekleriyle oynuyorlar "
.
Neredeyse tüm Avrupa medyası bizim takımdan bu şekilde bahsediyor. Haksız da değiller, biz kötü seçimlerimizi, göz doldurmayan oyunumuzu biraz şansımızın yardımıyla da olsa yüreğimizle kapatan bir takımız. Bugün ülke tarihinin en büyük maçlarından birine çıkıyoruz ve tam bir turnuva takımına, bu tip maçların en deneyimli takımına karşı oynayacağız. Kadromuz yerle bir durumda, sakatlık ve cezalılardan dolayı sadece 14 kişi maç kadrosunda yer alacak. Yani olası bir vakit geçirme vs durumunda 3. oyuncu değişikliği hakkımızı kullanırsak kaleci Tolga turnuvadaki ilk maçında orta saha oyuncusu olarak mücadele edecek, şayet olursa da turnuvada yeni bir ilke imza atarız. Rakibimiz Almanya'da ise dert, sıkıntı falan yok herşey güllük gülistanlık, 23 oyuncu da fit ve oynamaya hazır durumda maçı bekliyorlar. Löw son basın toplantısında klasik Alman mantığıyla da olsa oldukça temkinli bir şekilde konuştu. Maçı çok ciddiye aldıkları belli oluyor. Tabi takımının gücünü de biliyor o da ayrı, açık konuşmak gerekirse bugüne kadar yarattığımız mucizevi hamlelerden daha iyisine ihtiyacımız olacak, malum Almanya bu tip turnuvaların deyim yerindeyse en kaşar takımı ve işimiz hiç kolay değil.
.
Hani kompleks olarak algılamayın ama haziran'ın 25'inde orda olmamız ayrı bir güzellik bizim açımızdan, birçok ülkenin desteği şu anda bizimle birlikte, İngiltere de birçok yazar madem biz yokuz o zaman oyunuyla, yaptıklarıyla ilgi çeken Türkiye'yi tutalım modundaydı turnuva başında, şu an bu destek ise artarak devam ediyor. Böylesine muhteşem geri dönüş ve aldığımız sonuçlarla birçok yerde insanların desteği bizimle birlikte. Sonuçta bu yaşanan bir peri masalı gibi ve birçok ülkede insanlar buna gıptayla bakıyorlar. Amerika'nın büyük kanallarından ESPN'deki Soccer programında 20 dakika bizim takım konuşuldu. Bu tip hikayeleri çok seven amerika'lılar bizi öve öve bitiremediler. Varmı daha ötesi ?



Bugün bu çocuklar için aslında baskının tavan yaptığı bir gün olacak. Malum Almanya'da yaşayan 4.5 milyon Türk var ( bizim elediğimiz Hırvatistan'ın 5 milyon olduğunu hatırlatalım ) ve bu maç diğer maçlardan bu yönüyle çok daha farklı. Bu maçı Almanya'da yaşayan tüm gurbetçilerimiz ayrı bir heyecanla seyredecek, 40 yıllık ezilmişliğin, horgörülmenin bir rövanşı olacak bir nebze bu maç, bunca zaman maçla hiç alakası olmayan insanların bile kalbi 90 dakika boyunca galibiyet için çarpacak. Bunca zaman klüplerimizin, milli takımımızın her daim evi gördükleri, cezalı olduğumuz her durumda ilk opsiyon olan, desteğini hiç esirgemeyen, hatta yeri geldiğinde Münih olimpiyat stadında 50 bin kişiyle takımı destekleyen bu insanlar bugün ekstradan bir sevinci hakediyorlar, maç sonunda üzülmezler umarım. Malum şayet aksi bir sonuç olur da yenilirsek biz kendi içimizde üzüntümüzü yaşayabilirken, orda kutlamalarla başbaşa kalmak da var.

Gary Lineker "Futbol 22 kişinin topun peşinde koştuğu ve sonunda Almanların kazandığı bir oyundur" demişti zamanında, bugün umuyorum ki diğer maçlarda yıktığımız ezberlere bir yenisini ekleriz. Hatta abartıp bu lafı kendimize de malederiz. Bugün işimiz gerçekten zor ama yenilsek de turnuva tarihine adımızı altın harflerle kazıyan bu çocuklara teşekkür etmek boynumuzun borcu olmalı.

24 Haziran 2008 Salı

Kalan maçların hakemleri


Yarı final maçlarını ve final maçını yönetecek hakemler açıklandı.
.
Bizim Almanya ile olan maçımızı İsviçre Futbol Federasyonu'ndan Massimo Busacca yönetecek. Busacca'nın yardımcılıklarını ise Matthias Arnet ve Stephane Cuhat yapacak.
.
Rusya - İspanya mücadelesini ise Belçika Futbol Federasyonu'ndan Frank De Bleeckere yaparken, yardımcılıklarını Peter Hermans ve Alex Verstraeten ikilisi yapacak.
.
Final mücadelesinde ise İtalya futbol federasyonu'ndan Roberto Rosetti görev yapacak. Yardımcılıklarına da Alessandro Griselli ve Paolo Calcagno atandı.

23 Haziran 2008 Pazartesi

Euro 2008 : Yarı Final


Geride 4 takım ve 3 maç kaldı artık. Biz bu 4 takımın içindeyiz ve turnuvanın en çok konuşulan takımıyız. Şu an Fatih Terim’in elinde 14 adam var sadece. Servet-Nihat-Arda-Tuncay-Emre Aşık. En kritik eksikler bizim için. Özellikle Servet dönemezse, stoperde Gökhan’ın yanında kim oynayacak merak ediyorum. Topal veya Hakan Balta alternatifleri var. Avrupa Şampiyonası yarı finalinde alışık olmadıkları mevkilerde, hem de çok kritik bir yerde oynayacaklar. Almanya favori doğal olarak üstüne bu kadar eksikte eklenince inanılmaz bir şansa sahip gözüküyorlar. Fakat rakip Türkiye ise bu maçın son düdüğü çalmadan hiçbir şeyin belli olmayacağını gösterdi bizim çocuklar. Çarşamba günü tarihi günlerimizden birisini daha yaşayacağız bakalım. İspanya-Rusya eşleşmesinde ise favorim İspanya. Güzel bir turnuvayı geride bırakıyoruz yavaş yavaş.

Çeyrek Final : İspanya 4 - 2 İtalya



Maç penaltılara kalınca klasik İspanya şanssızlığı tutacak ve elenecekler diye düşündüm ama Iker izin vermedi, takımını yarı finale taşıdı. Maçta top oynamaya çalışan taraf İspanya oldu hep. İtalyanlar hem topu Toni’ye aktaramadı, aktarmaya çalıştıklarında da Puyol sildi sahadan Toni’yi, top aldırmadı. İtalyanlar grup maçlarında görmediğimiz savunmalarını yaptılar. 2 kırmızı formanın çevresinde 7-8 beyaz formalı adam en ufak boş alan bırakmıyordu. İspanya’da bunu görünce bol bol top yaptı. Fandel’in ilk yarıda anlamadığım 2 tane kararı vardı 1 tanesinde İspanyolların penaltısı güme gitti, diğerinde ise Grosso bile faulü yaptığını kabullenip hareket dışarıda diye gösterirken Fandel devam dedi. En çok Grosso şaşırmıştır o karara herhalde.

İkinci yarıda Aragones’ten anlamadığım bir Cazorla hamlesi geldi. Fabregas kararı doğruydu oyuna girmesiyle oldukça iyi dağıttı topları Cesc ama Cazorla, 119.dakikada olan pozisyon ve penaltı hariç pek bir iş yapmadı. Atv’de genç oyuncu,heyecanlıdır diye lanse edilen 32 yaşındaki ruhu genç insan Senna’da sahanın her yerindeydi bugün. Ne kadar koşmuş bakamadım ama İspanya için çok önemli işlere imza atıyor. İlk maçların ardından favorimi İspanya olarak belirlemiştim ve yarı finalde ilk maçta geçtikleri Rusya ile oynuyorlar. Arshavin yoktu ilk maçta ona rağmen etkili pozisyonlar yakalamıştı Rusya. Arshavin faktörü bakalım İspanya’yı geçemeye yetecek mi Ruslar için.

22 Haziran 2008 Pazar

Çeyrek Final : Rusya 3 - 1 Hollanda



Rusya,Hollanda’yı dağıtarak yarı finale çıktı. Hollanda’nın Van Der Sar faktörü ile bu kadar rahat galibiyetler aldığını düşünüyordum. Van Der Sar her zaman maçın kritik anlarında sahneye çıkarak skorun Hollanda lehine dönmesine yardım etti ilk 2 maçta. Skor avantajını sağladıktan sonra dağıtıyordu Hollanda rakiplerini, futbol ziyafeti o zaman başlıyordu. Bu maçta da yine çok iyiydi kaledeki dev ama dayanamadı belli bir süre sonra. Çeyrek finallerden bahsederken Hiddink, acı bir sürpriz yapar mı acaba diye yazmıştık. Maçı alması değil, maçın farka gitmemesi sürpriz oldu. Hiddink, için benim yazabileceğim bir şey yok adamın kariyerinde her şey yazıyor zaten. Rusya, maçın başından sonuna kadar dağıttı Hollanda’yı. Zhirkov, 120 dakika boyunca dağıttı Hollanda’nın sağ tarafını. Arshavin’in de o taraftan gelmesi mahvetti Hollanda’nın o kanadını. Hollanda tarafında ise ayakta kalmaya çalışan tek adam Sneijder’di. Sürekli kaleyi denedi, Hollanda’da golü düşünen tek adam oldu. Geri kalan 10 adam hiçbir şey yapamadı, Rusya inanılmaz kilitledi Hollanda’nın pas kanallarını. Van Basten’in 3 oyuncu değişikliği hakkını erken kullanması oldukça şaşırtıcıydı.

Aslında maç uzatmaya gitmezdi,gitmemeliydi fakat Rusya aynen İsveç maçında olduğu gibi skoru yakaladıktan sonra fırsatları cömertçe harcadı. Halı sahada olmayacak rahatlıkta altı pasta fantezi yapmaları çok ilginç. Sonunda hak ettiğini aldı Rusya uzatmalarda. Arshavin’in takıma girmesi çok büyük bir güç kazandırmış Rusya’ya. Topu ayağına aldığında karşısında kim varsa geçti ve direk kaleye gitti. Arshavin-Zhirkov ve Pavlyuchenko bu turnuvada piyasanın kralını yaptılar. Süper kapışma olur bu adamlar için. İlk 3 yarı final maçında grup 1.cileri elendi. Yarın İspanya bu seriyi bozacak mı bakalım ?

21 Haziran 2008 Cumartesi

Lucid Dreaming

Türkçe mealiyle kişinin rüya gördüğünün farkında olması ve rüyasındaki olayları kontrol edebilme durumu

Aslında bizim Euro 2008'deki maceramız ülke olarak topluca bu duruma benzemeye başladı. 70 milyon toplu olarak Lucid Dreaming durumundayız. Nasılsa rüyadayız, o yüzden kafamıza göre önce golü yiyoruz sonra maçı çeviriyoruz. Şu durumu filmlerde görsek senaryoya laf atar bu kadarı da fazla amma abartmışlar be birader derdik. E biz bunun içinde yaşıyoruz şu an neler oluyor yahu ? Norveç maçıyla başlayan geri dönüş olayını artık farkında olmasak da rituel haline getirdik. Belki maçları normal sürelerde kazansak bu kadar anlamlı ve sansayonel olmazdı.

Nasılsa rüyadayız ya, herhalde o yüzden en spektaküler haliyle yaşıyoruz bunu, 2 farkla geriye düşmeler, son saniyelerde golü yiyip hemen arkasından maçı tekrar çevirmeler, yetmiyormuş gibi bir de neredeyse bir takım kadar eksik ve cezalı oyuncu listesi, tam bir film senaryosu kıvamında bu hikaye, efsanevi lafını sonuna kadar haketmiyor mu ? Nasılsa bu rüya biz de istediğimiz şekli veriyoruz, dedim ya kafamıza göre, takımın en iyi oyuncularını sarı kart cezalısı durumuna düşürüyoruz, dur yetmez diyoruz Nihat'ı da sakatlar listesine ekliyoruz, Arda ve Tuncay'ı da kart cezalısı durumuna getiriyoruz. Nasılsa rüya bizim rüyamız değil mi kardeşim istediğimizi yaparız. Hakikaten ülkece rüya halindeyiz, çok acaip çok !!

Çeyrek Final : TÜRKİYE - Hırvatistan



Çek maçının ardından herkes aynı şeyi yazıyordu,bu maç hakkında ne söylenebilir ? Peki bu maç hakkında ne söylenebilir?Çek maçında en büyük sevinci yaşadık diyorduk peki bu maç sonunda yaşadığımız sevinç için ne diyeceğiz ? Comeback kings demişler bize dış basında. Yunanistan deplasmanı,Norveç maçı ve bu turnuvada oynadığımız 3 maç. Hep geriye düştük, hep biz güldük sonunda. Kolay değil bu kadar kritik maçlarda bunu alışkanlık haline getirmek.

Taktikle-kadroda bu neden yokla falan ilgisi yok bunun inançtır bunun adı. Yarı finaldeyiz, son 4 içindeyiz. Finale bir adım uzaklıktayız. Tarifi yok bu sevincin, tarifi yok oynadığımız maçların. Dünya futbol tarihinde bizim gibi bir takım daha yok. Bu turnuvanın şampiyonu kim olursa olsun turnuva bitiminde ilk biz konuşulacağız her yerde. Turnuva öncesinde Fatih Hoca, kendimiz hatırlatmaya geliyoruz demişti, artık kimse kolay kolay unutamaz bizi. 118’de gol yedik, maçı izlediğimiz yerde herkes kapıya doğru ayaklandığı anda Semih affetmedi. Bunun sırrı kenetlenmektir, gerçek bir TAKIM olmaktır bana göre. Mehmet Topal’ın çıkıp yerine Semih’in girmesi kenardaki adamın galibiyete,yıllardır hücum futbolu oynatmasına-hiçbir zaman geriye çekilmemesine inancının göstergesidir, doğrudur veya yanlıştır bu tercih bu maç için bu konuşulmamalı. Blogda açtığımız ankette Türkiye çok ağır bastı bu arada Hırvatistan'a. Dedik ya inanmanın zaferidir bu, herkes inanmıştı Hırvatları yeneceğimize.

Fatih Hoca,sahadaki Aslanlar ve o takım için emek harcayan herkese teşekkür etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok şu anda.

Allahım sana geliyorum ...


Açıklaması yok .. ötesi yok ...
turnuvalarda böyle bir performans yok ...

ALLAHIM SANA GELİYORUM...

20 Haziran 2008 Cuma

Face paint




Allah Utandırmasın # 2


TÜRKİYE:

1. Rüştü
22. Hamit
15. Emre Aşık
4. Gökhan
3. Hakan Balta
19. Sabri
6. Mehmet Topal
17. Tuncay
14. Arda
18. Kazım
8. Nihat


HIRVATİSTAN


1. Pletikosa
5. Corluka
3. Simunic
4. R.Kovac
22. Pranjic
11. Srna
10. N.Kovac
14. Modric
7. Rakitic
19. Kranjcar
18. Olic
Ernst Happel Stadion / Viyana TSİ 21:45

Cins misin arkadaşım sen ?


Domenech'e kanım hiç ısınmamıştır bugüne kadar, nedense her daim bir uyuz olmuşluğum var kendisine, gerçi fransızları pek de sevmem ya neyse, yahoo'nun geçmiş sayfalarını karıştırırken youtube'da Fransa'nın elendiği maçtan sonraki bir röportajına denk geldim. Gecikmiş de olsa yuh diyorum, oha diyorum, hatta abartıp cins misin arkadaşım sen demek istiyorum. " I have nothing to say about my job, but I will say that I want to marry Estelle, I have only one plan at the moment, it is to marry Estelle, and it is only this evening that I ask for her hand in marriage"
.
Böyle birşey söyleyen adamı ıslak odunla kovalarlar bu topraklarda, orda ne olur bilemiyorum tabi.