17 Ağustos 2011 Çarşamba
Arda Turan Atletico Madrid'de
9 Haziran 2011 Perşembe
Real Madrid 2011/12
4 Haziran 2011 Cumartesi
Misfits
Taa 5 şubat'ta yazdığım son yazıdan sonra çok zaman geçti. Hazır yaz gelmiş,finaller bitmek üzereyken tekrar maksat karalama olsun diye geri döndüm bloga. Arada çok şeyler değişti. 4 El Clasico, Galatasaray'ın durumu vs.. derken es geçtik hepsini. Son yazıda bir İngiliz dizisi olan Misftits'ten bahsetmiştim hatta bir yazı yazacağımı söylemiştim. Gecikmelide olsa yazalım Oz hakkında yazdığımız yazıdan sonra. Misfits dizisini ilk önce divxplanet forumlarında görerek keşfettim. İzlemeye karar vermemde olumlu yorumların yanı sıra çok fazla ilerlememiş olması önemli bir yer tuttu benim için. Dizi şu ana kadar 2 sezonu geride bıraktı. Toplam 13 bölüm oluyor 2 sezonun toplamı. 3.sezonu bekliyoruz merakla.
Dizinin konusuna kısaca değinmek gerekirse posterde gözüken 5 elemanı izliyoruz. Nathan-Alisha-Simon-Curtis ve Kelly karakterlerimiz. İşledikleri çeşitli suçlardan dolayı kamu hizmet cezası alıyor neredeyse her açıdan birbirlerine zıt bu 5 karakter. İlk günlerinde çıkan bir fırtınadan dolayı bazı süper güçler kazanıyorlar ve dizi buradan sonra başlıyor. Klasik olarak süper güçleri kazandık haydi dünyaya düzen getirelim,''save the cheerleader,save the world'' gibi bir dertleri yok bu isimlerin. Bu güçlerini kendilerini zor durumlardan çıkartmak için kullanıyorlar. Zaten karakterlerin yanında diziyi güzel yapan olayda işte bu. Nathan karakteri bu dizinin en öne çıkan ismi. Arkadaş olsa çekilmez denecek tiplerden. Sürekli millete sataşması, laf atmasıyla tam dayaklık bir karakter ama diziyi sürüklüyor. Diğer 4 isimden Alisha dizinin seksi kız yükünü çekiyor zaten bu özelliğiyle bağdaşan bir süper güce sahip. İlk başlarda çok güzel gelmese de sonra vay be dedirtiyor Alisha. Curtis ve Kelly pek ısınamadığım karakterler ama özellikle Kelly'nin gücüne sahip olmak isterdim. Dizinin garip ve gizemli çocuğu Simon ise Nathan'dan sonra favori karakterim.
İlk sezonu bomba gibi ilerlese de 2.sezonda başka konulara sapmaları nedeniyle en azından bana ilk sezonu arattı ama kötü bir sezon değildi sadece ilk sezon ayarında değildi benim için 2.sezon. Yinede güzel sürprizler vardı 2.sezonda da. Bir türlü sonu gelmeyen dizilerden birazcık sıkıldıysanız Misfits her türlü kendisini izlettirecek bir dizi.
Oz
Gelmiş geçmiş en efsane dizilerden birisidir Oz.Bilmeyen olduğunu sanmıyorum.Zamanında Cine5'ten takip ettiğimiz,daha sonra internetin nimetlerinden faydalanarak rahat rahat izleme şansına eriştiğimiz bir dizi.Hala bu diziyi bilmeyen ve dizi izliyorum diyen kesimdenseniz aslında bu efsaneye baştan başlama şansına sahip olduğunuz için şanslısınız.Oz,Oswald Maksimum Güvenlikli hapishanesine verilen isim.Hapishane içindeki çetelerin güç savaşını,hayatta kalma mücadelesini,intikam planlarını, aşklarını(evet aşklarını) kısacası hapishaneyi tüm çıplaklığıyla ele alan bir yapım.Tüm çıplaklığı derken dikkat çekmek istiyorum.Aklınıza gelecek ne varsa bunu insan izleyecek demeden yayınlamıştır Oz.
Biz hapishaneye Tobias Beecher ile merhaba diyoruz ve hikayeyi Augustus Hill'in ağzından zaman zaman hapishanede hangi silahı nasıl yapıp,kullanacağımızı öğrenerek,zaman zaman Abd sistemini eleştirerek veya olaylara felsefi açıdan bakarak izliyoruz.Oz'un en ilginç özelliklerinden birisi ''aha işte benim adamım,ortalığı siker atar bu herif'' dediğin karakterin daha bölüm bitmeden 3 kişi tarafından tecavüze uğraması olmadı çeşitli yöntemlerle öldürülmesi sonucu ekran karşısında insanı nasıl lan bakışıyla bırakıyor olması.
Müslümanlar,Siyahlar,İtalyanlar,Meksikalılar,Naziler,Gayler ve Ryan O'Reily önderliğindeki İrlandalılaların bulunduğu bir hapishane.Tabi birde hapishane çalışanları vardır ki bunlarda çok düzgün karakterler değillerdir.Hepsinin bir sorunu vardır.Hepsinin başında karizmatik abiler bulunmaktadır.En etkisiz gözüken tayfa olan gaylerin başına bile sonlara doğru elemana bak diyeceğimiz birisi geliyor.İlerleyen zamanlarda bahsedeceğiz önemli karakterlerden.Oz,1997'de başlayıp 2003 yılında son buldu.4.sezon harici bütün sezonlar 8 bölüm, sadece 4.sezon 16 bölüm olarak yayınlanmış.Aslında 4.sezonu ikiye bölersek 7 sezon diyebiliriz.
Oz,diğer diziler gibi bir oturuşta 7-8 bölüm peş peşe izlenebilecek bir dizi değil.Tecrübeyle sabittir, bir gecede peş peşe izlenen 4-5 bölümden sonra rüyanızda Kareem Said,O'Reily,Alvarez'le takılabilirsiniz.Benim şansıma Said reis yanına aldı beni de tehlikelerden korunduk böylece.O yüzden dikkatli olmak lazım.Her zaman Said reis çıkmayabilir.Allah muhafaza Adebisi ve Schillinger ile karşılaşırsanız bir daha uyumak istemeyebilir insan.Giriş yazısı olsun bu Oz hakkında eylemlerim devam edecek.
5 Şubat 2011 Cumartesi
Uzun Bir Aradan Sonra...

- Uzun bir aradan sonra ilk yazısı geliyor blogun. Daha öncede böyle aralar vermiştik ama bu kadar değildi o aralar. Bilgisayar başında olmamakla alakası yok yazı yazmamanın, oluyor her insanın hayatında sorunlar işte üşeniyorsun, hallederiz nasıl olsa diyorsun sürekli erteliyorsun. Öyle bir ara işte. Yoksa takip ettiğimiz siteleri her gün takip ediyoruz yine. Yazmadıkça yazılanlar kötüleşiyor. Bu yazıda kötü bir yazı olacak büyük olasılıkla. Stres atma yeri burası bizim için,arada döküyoruz futbolla ilgili ne varsa içimizi. Bu yazıda dizilerden de bahsedebilirim biraz.
18 Ocak 2011 Salı
Sokakta Oynar, Kaldırımda Destekleriz
“1 EKİM 1905’te mektebin beşinci sınıfında edebiyat öğretmenimiz merhum Ata Bey’in dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek Galatasaray’da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik.
Okulda eğitim gören Bulgar ve Sırp öğrencilerden çevik ve kuvvetli olanlar da bize katılmışlardı. Asım’ı muhasebeciliğe, Cevdet’i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de reis olmuştum.
Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakta mahir olduğu için kendisini muhasebeciyapmıştık. Ben reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım.
Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu.
Mektebe gelirken Domuz Sokağı’ndan geçer, domuz yağı alırdım.
Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim.
Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi.
Yani o zaman reisliğe ve diğer vazifelere payeyi en çok çalışan kazanırdı.
Cevdet de ikinci reisliği formaları yıkadığı için almıştı.
Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve isme malik (sahip) olmak ve Türk olmayan takımları yenmekti.”
(Ali Sami Yen, Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü kurucusu ve 1 numaralı üyesi.)
* * *
“Özhan Canaydın’ın karşımızda naif ve güçsüz duruşu dün gibi aklımda.”
(Erdoğan Bayraktar, TOKİ Başkanı)
* * *
“Elimizde 200 stat, 40 polis kamerasının görüntüleri var. İncelemelerini emniyetle birlikte yapacağızve bu insanları stadımıza sokmayacağız.”
(Adnan Polat, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı.)
* * *
Şimdiii...
Başbakan Erdoğan, bu stat için uğraş vermiştir, teşekkür ederiz.
Yuhalanması güzel olmamıştır.
Buraya kadar mutabıkız.
Fakat...
“Ya ne yapacaktınız? Yüz milyonlarca dolarlık Ali Sami Yen arazisinden çekildik, ihalesindenkalkacak para bütçeye, Türk ekonomisine armağan olsun...” da demiyoruz ama Galatasaray’a kimse “ezik” muamelesi yapamaz.
Kızgınım. Öfkeliyim. Kendimi zor tutuyorum.
TOKİ Başkanı unvanıyla toplanan vergiden bina diken zatın rahmetli Özhan Canaydın’ın arkasından“atarlanması” için “Terbiyesizlik etti” demekle yetinemem.
Galatasaray kim, sen kimsin?
Kimin malını kimin kafasına kakıyorsun?
Galatasaray’ın ölmüş başkanına laf edersen yuhalanırsın, nokta.
Al stadını ve çevre yolunu ve bağlantılarını
ve metro istasyonunu kafana çal.
Telegol’e çıkıp “Kimseden özür beklemiyorum” demiş bir de.
Pişkinliğin böylesi 7/8 Hasan Paşa Fırını’nın leziz ekmeğinde, kekinde, mekiğinde görülmemiştir.
Sen çıkıp özür dileyeceksin Galatasaray’dan.
* * *
Bir taraftarın dediği gibi “Sokakta oynar, kaldırımdan destekleriz...”
‘Lise’nin bahçesine, doğduğu yere, Grand Cour’a döner, duvara tırmanıp seyredilir.
O bürokrata özür diletemezse, Galatasaray üyeliğini iptal edemezse Adnan Polat’a da yuh olsun.
Sen Galatasaray Başkanı olacaksın Adnan Polat, bina memuru, stat müfettişi değil.
Yapamıyorsan -ki belli ki yapamıyorsun- çek git.
Büyük camialar bedel ödemez, ödetir.
Galatasaray’a, Fenerbahçe’ye, Beşiktaş’a “ezik” muamelesi yapmak kimsenin yanına kalmaz.
Ölen başkanına laf ettirdin ya, çıkıp o adama “Doğru söylemiş” dedin ya, yazıklar olsun.
Daha lafım var ama Cem Yılmaz’ın dediği gibi “kamera kaydediyor...
17 Ocak 2011 Pazartesi
Ibracadabra
Adam sürekli atıyor, gollerine devam ediyor. Yine yok artık Zlatan dedirtecek bir gol attı Lecce karşısında. Oradan o vuruşu yapmayı düşünmek başka bir olay, o vuruşun gol olması başka bir olay. Hayranlığımız, kendisine olan hastalığımız devam ediyor Zlatan'ın.
10 Ocak 2011 Pazartesi
Higuain'e Destek & Karim Benzema


Gonzalo Higuain, sakatlığından dolayı takımını yalnız bırakacak bir süre. Dün gece oynanan ve Ronaldo'nun showuyla hatırlayacağımız Villareal maçı öncesi takım arkadaşları ona destek mesajlarını maç öncesi giydikleri t-shirtlerle ilettiler. Higuain'de resimlerin görüp bu jest için teşekkür etmiş takım arkadaşlarına. Higuain'in yokluğu Real Madrid'de şu ana kadar çok konuşulmayan eksikliği iyice ortaya çıkardı.
5 Ocak 2011 Çarşamba
Colin Kazım

Savaşan genç oyuncular lafından sonra yapılan ilk transferin Colin Kazım olması. Daha ne kadar dibi göreceğimiz merak konusu bu transferden sonra. Fenerbahçe'den gelmesi önemli bir olay değil, bu ilk değil ve son transferde olmayacak. Kazım, çok yetenekli bir futbolcu. Fizik olarak çok güçlü, sağlam bir tekniği var ama hepsi bu kadar. Kafasını yılda 1-2 maç sahaya verebiliyor sadece. Gökhan Zan ile Servet'i birbirine vurdurmuştu fizik gücü ve tekniğiyle. Fakat adam akıllı başka maçı yoktur, işte birde Chelsea'ye attığı gol deriz. Bunun sebebi kafasının hiçbir zaman sahada olmaması, takım için değil kendi için oynaması. Saha içindeki gamsızlığı, saha dışında yaşadıklarıyla çok ayrı bir karakter. Aydın'dan -Serdar Özkan'dan kat kat daha yeteneklidir orası açık ve net. Fakat Serdar Özkan'ın menajerlik olayından sonra gönderilmemesini sindirememişken üstüne şaka yapar gibi Kazım geliyor.
25 Aralık 2010 Cumartesi
Casillas vs. Figo

7 Aralık 2010 Salı
Behzat Ç.

Emrah Serbes'in yarattığı harika karakter Behzat Ç. 10 bölümdür Star ekranlarında yayınlanıyor. Diziyi izlerken Harun'un verdiği tepkilerle gülerken 5 dakika sonra öyle bir yerden vuruyor ki adamı, dramı da yaşatıyor. Her şeyden, her duygudan var ama bunu yaparken çorba etmeden,karıştırmadan yapıyorlar. Gerçekçilikten kopmuyorlar. Tabi Ankara'da çekiliyor olması da İstanbul izlemekten sıkılan Ankaralılar için ilaç gibi oldu. Dizinin adı Behzat Ç. fakat dizide sadece o öne çıkartılmıyor. Harun-Akbaba ve Hayalet'in hikayeleri de çok net, vurucu bir şekilde ekrana getiriliyor. İşte bu tek adam benim favori karakterim, geri kalanlar figüran gibi olmuş dedirtmiyorlar. Tüm cinayet ekibine aynı gözle bakıyorsunuz. Arka Sokaklar ve Adanalı gibi polisiye denilen ! ama bir türe ait olmayan dizilere benzemiyor.

26 Kasım 2010 Cuma
Casillas vs. Valdes
6 Kasım 2010 Cumartesi
Zlatan vs. Onyewu


Zlatan'ın Milan'a geldikten sonra yarattığı 2.olay oldu Onyewu ile ettiği kavga. Daha önce durup dururken Strasser'e attığı tekme ile gündeme gelmişti yıldız futbolcu. Antrenmanda bu sefer ona karşılık verebilecek bir isime çatmış Zlatan. Resimlere bakınca anlaşılıyor zaten durumları. İlginç bir kapışma olmuştur. Bu kavganın üstüne Gazzetta'da bir çalışma yapmış bu ikilinin kavgalarına ait.
4 Ekim 2010 Pazartesi
Real Madrid 2010-11 # 2

Real Madrid, sezonun 8.resmi maçını(6 lig-2 Şl) oynadı dün ve en rahat galibiyetini aldı. Sezon başından beri kalesinde pozisyon vermeyen ve bunun karşılığında sadece 2 gol yiyen Real'in sorunu hücumdaydı. Fakat bu sorun hücum yapamamak -pozisyon bulamamak değildi, çok ciddi pozisyonlara giriliyordu ama başta Higuain olmak üzere Ronaldo-Benzema hatta Mesut'un kötü son vuruşları Mallorca ve Levante maçlarından 1 puanla dönülmesine sebep oldu. Higuain'in harika geçirdiği sezondan sonra bu kadar kötü, bitik bir performansla yeni sezona başlaması şaşırtıcı. İlk geldiği günlerdeki gibi oynamaya başladı bu sezon. Real'in rahat maç kazanmamasının sebebi Jose Mourinho'nun 1-0 olsun bizim olsun mantığında oynatmasından değildi. Higuain geçen sezonu andıran bir oyun sergilese 6-7 golü vardı şu an. Mallorca ve Levante maçında kaçanlar çok ilginç pozisyonlar Higuain için. Jose, zaten ileri uça dikkat çekmiş ve bir forvet transferi istemişti. O bu açıklamasını yapmadan önce Valdano'da Mesut ile transferi kapadık açıklamasını çoktan sunmuştu medyaya ve transfer yapılmadı. Benzema'nın Real kariyerinde dibe doğru ilerlemesi ve Higuain'in formsuz olacağı göz önüne alınarak hatta bunu geçtim 3 kulvarda 2 forvete alternatif bir isim olmalı diye oraya bir takviye yapılması gerekiyordu. Ki gerekli takviye yapılsaydı bitik Benzema'dan daha faydalı oynardı.
19 Eylül 2010 Pazar
Carvalho'dan Derslik Hata

Real Madrid, dün Real Socieadad deplasmanındaydı. Alınan 2-1'lik galibiyetle maç fazlasıyla lider girdi Pazar gününe. Maçı izleyemedim ama gollerine bakarken Carvalho'nun yenilen golde kafasının hangi diyarlarda olduğunu çok merak ettim. Halı sahada falan sandı herhalde kendisini. Şu golü alıp genç oyunculara böyle bir dengesizlik yaparsanız formayı bir daha göremezsiniz demek lazım. Ofsayt nasıl bozulur, soyunma odasında linç edilmenin yolları nedir derslerini vermiş. Carvalho tecrübesinde bir oyuncunun böyle büyük bir hatayı yapması akıl alır gibi değil, büyük topçu Raul Tamudo'da cezasız bırakmadı doğal olarak. Goller için tıklayın, Di Maria'nın enfes vuruşunu da kaçırmamış olursunuz..
Bucaspor 0 - 1 Galatasaray

13 Eylül 2010 Pazartesi
Seni Sevenleri Bir Kere Üzdün
12 Eylül 2010 Pazar
Cumartesi Gününden Kalanlar

- Günün en büyük sürprizi İspanya'dan geldi. Barcelona, kendi evinde açık ara favori çıktığı Hercules maçında şok bir mağlubiyet aldı. Ligin yeni takımı Hercules Nelson Valdez'in attığı 2 golle Barcelona'yı mağlup etti. Maçın sonunda Pique ile Hercules kalecisi Calatayud'un çarışması neyse ki göründüğü kadar kötü sonuçlar ortaya çıkarmadı. Pique'nin Dünya Kupasında alışkanlık haline getirdiği maçlarda kan akıtma alışkanlığı devam ediyor.

Finaldeyiz..


Kerem Tunçeri,Kazandık,Kerem Tunçeri,Kazandık,Kerem Tunçeri .... M.Murathanoğlu ve İhsan Bayülken'in Kerem'in basketinden sonra söyledikler akıllarımıza kazındı çıkmaz artık. İnanılmazı başardılar, turnuvayı genelde 12 dev Adam'ın maçları başta olmak üzere izliyoruz, bu gece diğerlerinden çok ayrıydı. Belki Sırbıstan maçının gazıyla daha anlayamadık ama Dünya Şampiyonluğu için oynayacak 12 Dev adam bu gece.Emeği geçen herkese helal olsun, hakları cidden ödenmez. Bu gece finalde Abd karşısına çıkacak 12 Dev adam sonuç ne olursa olsun madalyanın sahibi olacaklar, ellerimiz patlayana kadar onları alkışlamak ise bizim en büyük görevimiz olacak.












