c23 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
c23 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Arda Turan Atletico Madrid'de


Arda Turan, benim için hiçbir zaman kredisi bitmeyecek adamlardan birisi. Hala da öyle. Fakat Arda Turan ilk kez kendi taraftarının kalbini kırdı, ilk kez kendisine duyulan aşırı sevginin bir bölümünü o kalplerden alıp gitti İspanya'ya. Bunu gitmesiyle yapmadı işin kötüsü. Arda, haziran ayında Atletico Madrid'e gitse kimse ses çıkarmazdı. Zaten biliyorduk yurt dışına çıkmak istediğini, orada hem kendisini gösterip hem bizi temsil etmek istediğini. Fakat Arda öyle bir zamanda gitme kararı aldı ki en başta aramızda baba-oğul ilişkisi var dediği Fatih Terim'i kırdı,yarı yolda bıraktı. Sonra takım arkadaşlarını en sonda kendisini sevenleri kırarak gitti. 


Gitme kararında haklıydı aslında. Bir futbolcunun üstüne en fazla ne kadar gidilir diye sorulsa Arda'yı ve hakkında yapılan programları örnek olarak göstermek çok yeterli olur. Giydiği t-shirt'ten, uzattığı sakallarına, kız arkadaşına yaptığı jestten, bildiğin cinsel hayatına kadar her şey konuşuldu Arda hakkında. En sonunda bir gün dayanamayıp patlamasını izledik verdiği röportajda. Sakat olduğu dönemde, oynamadığı maçlarda bile fatura Arda'ya kesildi. Galatasaray'ın kötü gidişi hakkında değil oynamayan Arda hakkında saatlerce programlar yapıldı, yazılar yazıldı. Kötü sonuçlar arkasında duran desteği de azalttı. Tek sorumlu haline geldi. Ama yine ilk paragrafa dönüyoruz ne olursa olsun. Çok yanlış zamandı be Arda.

Arda için bakarsak olaya, bana göre gidebileceği en iyi lige gitti Arda. İspanya Ligi sağlam bir Arda'nın yıldız olarak gösterileceği, adından sürekli bahsettireceği bir lig oyun olarak. Tabi Arda'nın şu anki halinin üstüne daha eklemesi gereken şeyler var. İspanya'da bir haftadır verdiği görüntülere bakarsak çok mutlu. Daha mutlu olması için ben oldum da buraya geldim demeden çalışması lazım. Yolu açık olsun, benim için çok özel bir isimdi yarattığı kırgınlığa rağmen öyle kalacak.


9 Haziran 2011 Perşembe

Real Madrid 2011/12





Real Madrid'in 2011-12 sezonu iç saha forması görücüye çıktı güzel bir tanıtım filmiyle beraber. Yakaları olsun koldan inen şeritlerle olsun şık ve güzel bir forma olmuş.

5 Haziran 2011 Pazar

4 Haziran 2011 Cumartesi

Misfits



Taa 5 şubat'ta yazdığım son yazıdan sonra çok zaman geçti. Hazır yaz gelmiş,finaller bitmek üzereyken tekrar maksat karalama olsun diye geri döndüm bloga. Arada çok şeyler değişti. 4 El Clasico, Galatasaray'ın durumu vs.. derken es geçtik hepsini. Son yazıda bir İngiliz dizisi olan Misftits'ten bahsetmiştim hatta bir yazı yazacağımı söylemiştim. Gecikmelide olsa yazalım Oz hakkında yazdığımız yazıdan sonra. Misfits dizisini ilk önce divxplanet forumlarında görerek keşfettim. İzlemeye karar vermemde olumlu yorumların yanı sıra çok fazla ilerlememiş olması önemli bir yer tuttu benim için. Dizi şu ana kadar 2 sezonu geride bıraktı. Toplam 13 bölüm oluyor 2 sezonun toplamı. 3.sezonu bekliyoruz merakla.



Dizinin konusuna kısaca değinmek gerekirse posterde gözüken 5 elemanı izliyoruz. Nathan-Alisha-Simon-Curtis ve Kelly karakterlerimiz. İşledikleri çeşitli suçlardan dolayı kamu hizmet cezası alıyor neredeyse her açıdan birbirlerine zıt bu 5 karakter. İlk günlerinde çıkan bir fırtınadan dolayı bazı süper güçler kazanıyorlar ve dizi buradan sonra başlıyor. Klasik olarak süper güçleri kazandık haydi dünyaya düzen getirelim,''save the cheerleader,save the world'' gibi bir dertleri yok bu isimlerin. Bu güçlerini kendilerini zor durumlardan çıkartmak için kullanıyorlar. Zaten karakterlerin yanında diziyi güzel yapan olayda işte bu. Nathan karakteri bu dizinin en öne çıkan ismi. Arkadaş olsa çekilmez denecek tiplerden. Sürekli millete sataşması, laf atmasıyla tam dayaklık bir karakter ama diziyi sürüklüyor. Diğer 4 isimden Alisha dizinin seksi kız yükünü çekiyor zaten bu özelliğiyle bağdaşan bir süper güce sahip. İlk başlarda çok güzel gelmese de sonra vay be dedirtiyor Alisha. Curtis ve Kelly pek ısınamadığım karakterler ama özellikle Kelly'nin gücüne sahip olmak isterdim. Dizinin garip ve gizemli çocuğu Simon ise Nathan'dan sonra favori karakterim.

İlk sezonu bomba gibi ilerlese de 2.sezonda başka konulara sapmaları nedeniyle en azından bana ilk sezonu arattı ama kötü bir sezon değildi sadece ilk sezon ayarında değildi benim için 2.sezon. Yinede güzel sürprizler vardı 2.sezonda da. Bir türlü sonu gelmeyen dizilerden birazcık sıkıldıysanız Misfits her türlü kendisini izlettirecek bir dizi.

Oz


Gelmiş geçmiş en efsane dizilerden birisidir Oz.Bilmeyen olduğunu sanmıyorum.Zamanında Cine5'ten takip ettiğimiz,daha sonra internetin nimetlerinden faydalanarak rahat rahat izleme şansına eriştiğimiz bir dizi.Hala bu diziyi bilmeyen ve dizi izliyorum diyen kesimdenseniz aslında bu efsaneye baştan başlama şansına sahip olduğunuz için şanslısınız.Oz,Oswald Maksimum Güvenlikli hapishanesine verilen isim.Hapishane içindeki çetelerin güç savaşını,hayatta kalma mücadelesini,intikam planlarını, aşklarını(evet aşklarını) kısacası hapishaneyi tüm çıplaklığıyla ele alan bir yapım.Tüm çıplaklığı derken dikkat çekmek istiyorum.Aklınıza gelecek ne varsa bunu insan izleyecek demeden yayınlamıştır Oz.


Biz hapishaneye Tobias Beecher ile merhaba diyoruz ve hikayeyi Augustus Hill'in ağzından zaman zaman hapishanede hangi silahı nasıl yapıp,kullanacağımızı öğrenerek,zaman zaman Abd sistemini eleştirerek veya olaylara felsefi açıdan bakarak izliyoruz.Oz'un en ilginç özelliklerinden birisi ''aha işte benim adamım,ortalığı siker atar bu herif'' dediğin karakterin daha bölüm bitmeden 3 kişi tarafından tecavüze uğraması olmadı çeşitli yöntemlerle öldürülmesi sonucu ekran karşısında insanı nasıl lan bakışıyla bırakıyor olması.



Müslümanlar,Siyahlar,İtalyanlar,Meksikalılar,Naziler,Gayler ve Ryan O'Reily önderliğindeki İrlandalılaların bulunduğu bir hapishane.Tabi birde hapishane çalışanları vardır ki bunlarda çok düzgün karakterler değillerdir.Hepsinin bir sorunu vardır.Hepsinin başında karizmatik abiler bulunmaktadır.En etkisiz gözüken tayfa olan gaylerin başına bile sonlara doğru elemana bak diyeceğimiz birisi geliyor.İlerleyen zamanlarda bahsedeceğiz önemli karakterlerden.Oz,1997'de başlayıp 2003 yılında son buldu.4.sezon harici bütün sezonlar 8 bölüm, sadece 4.sezon 16 bölüm olarak yayınlanmış.Aslında 4.sezonu ikiye bölersek 7 sezon diyebiliriz.


Oz,diğer diziler gibi bir oturuşta 7-8 bölüm peş peşe izlenebilecek bir dizi değil.Tecrübeyle sabittir, bir gecede peş peşe izlenen 4-5 bölümden sonra rüyanızda Kareem Said,O'Reily,Alvarez'le takılabilirsiniz.Benim şansıma Said reis yanına aldı beni de tehlikelerden korunduk böylece.O yüzden dikkatli olmak lazım.Her zaman Said reis çıkmayabilir.Allah muhafaza Adebisi ve Schillinger ile karşılaşırsanız bir daha uyumak istemeyebilir insan.Giriş yazısı olsun bu Oz hakkında eylemlerim devam edecek.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Uzun Bir Aradan Sonra...



- Uzun bir aradan sonra ilk yazısı geliyor blogun. Daha öncede böyle aralar vermiştik ama bu kadar değildi o aralar. Bilgisayar başında olmamakla alakası yok yazı yazmamanın, oluyor her insanın hayatında sorunlar işte üşeniyorsun, hallederiz nasıl olsa diyorsun sürekli erteliyorsun. Öyle bir ara işte. Yoksa takip ettiğimiz siteleri her gün takip ediyoruz yine. Yazmadıkça yazılanlar kötüleşiyor. Bu yazıda kötü bir yazı olacak büyük olasılıkla. Stres atma yeri burası bizim için,arada döküyoruz futbolla ilgili ne varsa içimizi. Bu yazıda dizilerden de bahsedebilirim biraz.

- Arada Kıbrıs'a gittim geldim. Yaşlanınca yerleşmeyi düşünebilirim oraya. Bet officeleri olsun, alkol fiyatları olsun. 90 Tl'ye bir dolap doldurdum,tıksırana kadar içmek için Türkiye'de o dolabı 300-400 Tl'ye falan anca kurardım. Tehlikeli yer ama. Köpek yarışı- at yarışı- bahis derken cepteki tüm paralar gidebilir. Bizim burada iddaa oynamaya benzemiyor.

- Futbola dönelim. Galatasaray çok kötü gidiyor. Yazılacak bir durum yok maalesef. Baştan aşağı değişmesi gereken bir yapı var ortada. Transferler yapıldı. Stancu-Culio yararlı olacaklar, belli oynadıkları oyunla gösterdiler kendilerini. Yekta transferi ise bana göre harika oldu. Uzun zaman sonra işe yarayacak bir yerli oyuncu aldık. Fakat işin acı tarafı bu transferleri yaptıran Hagi'nin durumu. Seneye kalacak mı belli değil bu takımda ama 5 milyon euro verip onun istediği adamı alıyoruz. 34.hafta bittiği anda kapının gösterilmeyeceği meçhul Hagi'ye. O zaman bu kadar masraf niye. Seneye yeni hoca ben bunları istemiyorum diyebilir. Resmen kaos var ortada.

- Başarısızlık geldi ben bu başarısızlık gelecekse Hagi'den gelmesine razıyım. En azından yeteneği-gücü yettiği boyutta savaşan bir takım görüyorum sahada. Gereksiz fantazilerinden kurtulsun Hagi yeter bana. Bu sezonun gidişi belli zaten. O, bu takımın altında kalan isim olmasın yeter.

- Neilll ön libero, Cana stoper oynamasın kısaca. Herkes yerine geçsin işte bundan sonra. Ayrıca Hakan Balta'nın oynadığı topu ben her türlü oynarım. İnanmayan bir halı saha maçımı izlemeye gelsin. Bu kadar ruhsuzluk olmaz. Adam her maç yediğimiz golleri izliyor resmen. Ben bu adam hakkında Türkiye'nin en iyi sol beki diyordum 1,5 sene önce. Kazandığı para yetti herhalde, ben koşmasam, adam kovalamasam bile ilk 11'im dedi bıraktı futbolu. Adaşım Çağlar, sakat olmasa keşke.

- Yenilgiyi kabullenmek, alıştık demek çok kötü. Üzülüyorsun, tıksırana kadar içiyorsun ama Galatasaray bu değil. Yine yenildik, vur kadehi demek yakışmıyor Galatasaray'a.

- Trabzonspor şampiyon olur diyordum geçen haftaya kadar ama durum iç açıcı gözükmüyor Trabzon'da. Rehavet oluştu herhalde. Beşiktaş ve Fener karşısında izlediğim Trabzon'un ilk yarı ile alakası yok resmen. Ümit Özat-Taraftar olayları, Rüya takım Beşiktaş'ın İbb yenilgisi vs. çok ilginç bir başlangıç yaptık 2.yarıya.

- Real Madrid'de de işler iyi gitmiyor. Lig gitti artık. Barca o puan farkını kapattırırsa mucize olur Real için. Real için 2 hedef kaldı. Kral Kupası ve Şampiyonlar Ligi. Nisan'da 3 günde 2 El Clasico var. İlginç olacak. Bunun dışında gelecek sezon başında 2 El Clasico daha izleyeceğiz Süper Kupa finalinde. Kral Kupası finali sonrası Jose'nin ayrılış haberlerini okuyabiliriz her yerde. Transfer yapmam diye tutturan Valdano'dur tek suçlu benim gözümde Real cephesinde. Adebayor'u aldın ama resmen Jose'yi yalvartıp o transferi gerçekleştirdin. Koskoca Real'in sezona 2 forvetle başlaması zaten hataydı Higuain gitti, sakatlandı onun üstüne 1 ay beklendi transfer için sırf ego çatışmasından dolayı. Sonuç ligde yarıştan kopan bir Real.

- Benzema'nın Guiza'ya benzemesi ise ayrı bir olay. Fransa'nın en büyük yıldız adayı bildiğin Guiza oldu Real'de. Gelecek sezon Real'den ayrılması hem kendi adına hem Real adına çok güzel olacak. Benzema gitsin, Llorente gelsin. Llorente olmadı Tevez veya Lisandro olsun. Hayaller güzeldir...

- İşin geyiği Real, Barca'yı geçmeyi bir yana bıraktım rekabet etmek istiyorsa gelecek sezon sol bek-2 orta saha- kanat- forvet transferi yapması lazım. Yani pamuk eller cebe durumu. İlk 11 şu an bir şekilde iyi gözükebilir ama alternatifi yok o ilk 11'in. Marcelo-Arbeleo sol beki idare edemez, Khedira ilk 11 olmamalı bu takımda. Perez yine harcayacak parayı. Yoksa Xavi-Iniesta-Puyol'un futbolu bırakmasını bekleyecek.

- Torres Chelsea'ye, Carroll-Suarez Lpool'a transfer oldu. Bayağı yaygara koptu bu transferler için. Chelsea, Torres için bana göre normal para ödedi ama Carroll için ödenen parayı akıl-mantık sınırlarına sığdıramıyorum ben. Transfer döneminin en odun takımı olarak Tottenham'ı seçtim kendi adıma. İspanya'da üst düzey forvet kim varsa transfer teklifi yapıp hayır cevabı aldılar.

- Tv dünyasına -dizilere geçelim biraz. Spartacus : Gods of Arena sağlam başladı. Spartacus olmadan olmaz diyenlere işte böyle olur dediler resmen yayınladıkları 2 bölümle beraber. İlk sezondaki hızlarını kaybetmeden devam ediyorlar. Batiatus, Lucretia kaldıkları yerden devam ediyorlar. Doctore-Gannicus ve çömez Crixus'da renk katıyor diziye. Dexter'ın Lila'sı Jamie Murray'de gerçek rolünü bulmuş bu dizide. Spoiler vermeyelim, izleyin görün.

- İngiltere'de uzun zamandır yayınlanan ama Abd versiyonu daha yeni başlayan Shameless efsane bir dizi olabilir bu tempoda giderse benim için. Bölümler inanılmaz bir hızla geçiyor, konu harika. Hayatımın son 2-3 senelik kısmını o dizide bulduğum için bu kadar güzel gelmiş olabilir bana. Yine sansür yiye yiye bizim ekranlarımızda yayınlanacakmış ama netten indirin izleyin pişman olmazsınız.

- Başka bir İngiliz dizisi olan Misfits'i de tavsiye ediyorum bu arada. Kısa zamanda hakkında bir yazı yazacağım zaten. Süper kahramanlar, özel güçler diyip sıçıp batıran Heroes'a hiçbir yönüyle benzemiyor. Ben olsam bende bunu yapardım dedirtiyor hatta. İzleyin, pişman olmazsınız. Zaten ilk sezonu 6 bölüm sürüyor.


18 Ocak 2011 Salı

Sokakta Oynar, Kaldırımda Destekleriz

Sokakta oynar, kaldırımdan destekleriz’

“1 EKİM 1905’te mektebin beşinci sınıfında edebiyat öğretmenimiz merhum Ata Bey’in dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek Galatasaray’da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik.

İlk girişimciler oyuna ve mücadeleye yönelik arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil gibi gençlerdi.
Okulda eğitim gören Bulgar ve Sırp öğrencilerden çevik ve kuvvetli olanlar da bize katılmışlardı. Asım’ı muhasebeciliğe, Cevdet’i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de reis olmuştum.
Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakta mahir olduğu için kendisini muhasebeciyapmıştık. Ben reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım.
Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu.
Mektebe gelirken Domuz Sokağı’ndan geçer, domuz yağı alırdım.
Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim.
Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi.
Yani o zaman reisliğe ve diğer vazifelere payeyi en çok çalışan kazanırdı.
Cevdet de ikinci reisliği formaları yıkadığı için almıştı.
Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve isme malik (sahip) olmak ve Türk olmayan takımları yenmekti.”
(Ali Sami Yen, Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü kurucusu ve 1 numaralı üyesi.)
* * *
“Özhan Canaydın’ın karşımızda naif ve güçsüz duruşu dün gibi aklımda.”
(Erdoğan Bayraktar, TOKİ Başkanı)
* * *
“Elimizde 200 stat, 40 polis kamerasının görüntüleri var. İncelemelerini emniyetle birlikte yapacağızve bu insanları stadımıza sokmayacağız.”
(Adnan Polat, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı.)
* * *
Şimdiii...
Başbakan Erdoğan, bu stat için uğraş vermiştir, teşekkür ederiz.
Yuhalanması güzel olmamıştır.
Buraya kadar mutabıkız.
Fakat...
“Ya ne yapacaktınız? Yüz milyonlarca dolarlık Ali Sami Yen arazisinden çekildik, ihalesindenkalkacak para bütçeye, Türk ekonomisine armağan olsun...” da demiyoruz ama Galatasaray’a kimse “ezik” muamelesi yapamaz.
Kızgınım. Öfkeliyim. Kendimi zor tutuyorum.
TOKİ Başkanı unvanıyla toplanan vergiden bina diken zatın rahmetli Özhan Canaydın’ın arkasından“atarlanması” için “Terbiyesizlik etti” demekle yetinemem.
Galatasaray kim, sen kimsin?
Kimin malını kimin kafasına kakıyorsun?
Galatasaray’ın ölmüş başkanına laf edersen yuhalanırsın, nokta.
Al stadını ve çevre yolunu ve bağlantılarını
ve metro istasyonunu kafana çal.
Telegol’e çıkıp “Kimseden özür beklemiyorum” demiş bir de.
Pişkinliğin böylesi 7/8 Hasan Paşa Fırını’nın leziz ekmeğinde, kekinde, mekiğinde görülmemiştir.
Sen çıkıp özür dileyeceksin Galatasaray’dan.
* * *
Bir taraftarın dediği gibi “Sokakta oynar, kaldırımdan destekleriz...”
‘Lise’nin bahçesine, doğduğu yere, Grand Cour’a döner, duvara tırmanıp seyredilir.
O bürokrata özür diletemezse, Galatasaray üyeliğini iptal edemezse Adnan Polat’a da yuh olsun.
Sen Galatasaray Başkanı olacaksın Adnan Polat, bina memuru, stat müfettişi değil.
Yapamıyorsan -ki belli ki yapamıyorsun- çek git.
Büyük camialar bedel ödemez, ödetir.
Galatasaray’a, Fenerbahçe’ye, Beşiktaş’a “ezik” muamelesi yapmak kimsenin yanına kalmaz.
Ölen başkanına laf ettirdin ya, çıkıp o adama “Doğru söylemiş” dedin ya, yazıklar olsun.
Daha lafım var ama Cem Yılmaz’ın dediği gibi “kamera kaydediyor...

-------

Kanat Atkaya'nın sözleri üzerine söz söylenmez aslında. Ortada söylenecek ne varsa söylemiş. Herkesin !! büyük ayıp, rezalet olarak nitelendirdiği olayı harika bir şekilde anlatmış K.Atkaya. Olayın siyasal tarafını geçelim , ortada küfür yok , fiziksel şiddet yok, atılan bir madde yok sadece ıslıklama var. Islıklayanlar demokratik hakkını kullanarak yapıyor bunu ve provakatör oluyor bu ülkede 3 gündür manşetlerden inmiyor.Ben buna şaşırıyorum, A.Polat'ın Ö.Canaydın'a söylenen lafları sineye çekmesine, insanların Galatasaray sevgisini kafasına göre değerlendirmesine, taraftarın sevgilisi olan A.Albayrak'ın tüm hükümetten özür dilemesine hemde bizim adımıza özür dilemesine şaşırıyorum. Şu ortamda taraftarın hakkını savunan sadece 2 kişi var. Birisi Hayri Kozak, birisi ise yazısını paylaştığım Kanat Atkaya. İyi ki sizin gibiler var, bizim gibi düşünenenlerin sesi azda olsa yansıtılıyor.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Ibracadabra



Adam sürekli atıyor, gollerine devam ediyor. Yine yok artık Zlatan dedirtecek bir gol attı Lecce karşısında. Oradan o vuruşu yapmayı düşünmek başka bir olay, o vuruşun gol olması başka bir olay. Hayranlığımız, kendisine olan hastalığımız devam ediyor Zlatan'ın.

Zlatan Ibrahimovic'le ilgili yazılar için ; Zlatan

10 Ocak 2011 Pazartesi

Higuain'e Destek & Karim Benzema



Gonzalo Higuain, sakatlığından dolayı takımını yalnız bırakacak bir süre. Dün gece oynanan ve Ronaldo'nun showuyla hatırlayacağımız Villareal maçı öncesi takım arkadaşları ona destek mesajlarını maç öncesi giydikleri t-shirtlerle ilettiler. Higuain'de resimlerin görüp bu jest için teşekkür etmiş takım arkadaşlarına. Higuain'in yokluğu Real Madrid'de şu ana kadar çok konuşulmayan eksikliği iyice ortaya çıkardı.

Sezona sadece 2 forvetle başlamıştı Real Madrid ; Higuain ve Benzema. Aslında o zamanda belliydi orada bir alternatif eksikliği olduğu.. Higuain sağlıklıyken Benzema'ya çok fazla iş düşmüyordu, son 15-20 dakika tercih ediyordu Jose Mourinho genellikle Benzema'yı. Fakat Higuain'in sakatlığında ileri uçta tek alternatif olarak kaldı Fransız. Real Madrid'e geldiği günden beri isteneni bir türlü veremeyen ama sakatlık yaşaması dolayısıyla hala umutla bakılan bir isimdi. Fakat artık Real Madrid forveti için yetersiz kaldığını her maç gösteriyor Benzema. Ligde sadece 1 gole imza atabildi. Jose transfer istiyor ama bir türlü forvet transferine izin çıkmıyor Perez'den. Normal şartlar altında Perez'in anında bir transfer yapmasını beklerdik ama ilginç bir şekilde hiçbir girişimde bulunulduğuna dair haber okuyamıyoruz. Bir ara Adebayor'un kiralık olarak geleceği haberleri çıktı hepsi bu kadar. Ligde çok fazla zorlanmıyor Real Madrid Ronaldo faktörü sayesinde ama bunun Şampiyonlar Ligi aşaması var daha. Benzema'ya güvenilip bu yola çıkılmayacağı çok net belli oluyor. Benim Real forvetinde oynarken görmek istediğim 3 isim var . Yazalım belki bir şekilde ilerleyen zamanlarda gerçekleşir biz demiştik deriz :) Llorente, Tevez ve Lisandro Lopez..

5 Ocak 2011 Çarşamba

Colin Kazım


Savaşan genç oyuncular lafından sonra yapılan ilk transferin Colin Kazım olması. Daha ne kadar dibi göreceğimiz merak konusu bu transferden sonra. Fenerbahçe'den gelmesi önemli bir olay değil, bu ilk değil ve son transferde olmayacak. Kazım, çok yetenekli bir futbolcu. Fizik olarak çok güçlü, sağlam bir tekniği var ama hepsi bu kadar. Kafasını yılda 1-2 maç sahaya verebiliyor sadece. Gökhan Zan ile Servet'i birbirine vurdurmuştu fizik gücü ve tekniğiyle. Fakat adam akıllı başka maçı yoktur, işte birde Chelsea'ye attığı gol deriz. Bunun sebebi kafasının hiçbir zaman sahada olmaması, takım için değil kendi için oynaması. Saha içindeki gamsızlığı, saha dışında yaşadıklarıyla çok ayrı bir karakter. Aydın'dan -Serdar Özkan'dan kat kat daha yeteneklidir orası açık ve net. Fakat Serdar Özkan'ın menajerlik olayından sonra gönderilmemesini sindirememişken üstüne şaka yapar gibi Kazım geliyor.

Disiplinsiz diye 2-3 ayda kadro dışı bırakılan Misimovic, gönderilme sebebi olarak ortaya yaptığı hareketler bize yakışmıyor denilen Keita'nın suçu neydi diye sormak lazım ama A.Polat bu aralar yaptığı her açıklamanın ardından kendini tekzip edici hareketler yapıyor. Geçen senenin ortalarında yeni stada Kazım-Serdar Özkan gibi isimlerle gideceksiniz denilse bunu söyleyene hayırdır ne içtin,neyin kafasını yaşıyoruz derdik. Ruh, disiplin, iş etiği kavramlarını kullanmasın bundan sonra hiçbir yönetici, komik oluyorlar yaptıkları işlerden sonra. Aslında kendileri de biliyorlar ve Kazım haberini resmi sitede antrenman raporu tarzında veriyorlar. 16 yaşındaki Berk İsmail Ünsal'ın yanında başka bir genç alınmış gibi sunuyorlar.

25 Aralık 2010 Cumartesi

Casillas vs. Figo




Casillas ve Figo'nun oluşturduğu takımlar bir gösteri maçı yaptılar geçtiğimiz gün. Ülkemizde de haber oldu bu maç. Bunun sebebi ise Guti'nin Casillas'ın takımında oynuyor olması ve 2 gole imzasını atmış olması. Zidane, Karambeu, Hierro, Butragueno gibi isimlerde sahada yerlerini aldılar bu gösteri maçında. Maçı ise 5-4 Figo'nun takımı kazandı. Maçtan pozisyonlar ve goller videoda.



7 Aralık 2010 Salı

Behzat Ç.



Emrah Serbes'in yarattığı harika karakter Behzat Ç. 10 bölümdür Star ekranlarında yayınlanıyor. Diziyi izlerken Harun'un verdiği tepkilerle gülerken 5 dakika sonra öyle bir yerden vuruyor ki adamı, dramı da yaşatıyor. Her şeyden, her duygudan var ama bunu yaparken çorba etmeden,karıştırmadan yapıyorlar. Gerçekçilikten kopmuyorlar. Tabi Ankara'da çekiliyor olması da İstanbul izlemekten sıkılan Ankaralılar için ilaç gibi oldu. Dizinin adı Behzat Ç. fakat dizide sadece o öne çıkartılmıyor. Harun-Akbaba ve Hayalet'in hikayeleri de çok net, vurucu bir şekilde ekrana getiriliyor. İşte bu tek adam benim favori karakterim, geri kalanlar figüran gibi olmuş dedirtmiyorlar. Tüm cinayet ekibine aynı gözle bakıyorsunuz. Arka Sokaklar ve Adanalı gibi polisiye denilen ! ama bir türe ait olmayan dizilere benzemiyor.


Fakat Star'ın anlamsız yayın politikası sebebiyle sürekli yayından kaldıracağı korkusunu yaşatıyor. Yayın hayatına Pazar günü başladı dizi ve daha sonra anlamsız bir sebeple Ezel'in karşısına konuldu. Ezel seyircisinin Behzat Ç.'ye bakmayacağını tahmin edemezlerken, gerçi bu işleri benden kat kat iyi bilen adamlar bunu nasıl düşünemez, çok anlamsız. Ezel'in bile zaman zaman total'de geride olduğu Arka Sokaklar ve Türk Malı gibi dizileri de hesaba katmadı bu karara varanlar. Bu iki dizinin aldığı mantıksız ratingler çok başka bir tartışma konusu aslında. Dizi burada yaşadığı hezimetten sonra Salı'ya en sonda ilk başladığı gün olan Pazar gününe alındı. Aslında hiç dokunmamaları gerekirdi. Doğruya geçte olsa döndüler ama yapılan yorumlar bu kalitede bir dizi ve bu dizinin hayranları için güzel haberler değil, hep ''lan gidiyor mis gibi dizi'' endişesi ile izleniyor.

Kitapları da önerelim bu arada ; Her Temas İz Bırakır ve Son Hafriyat.

Dizinin Facebook sayfasından dizi ile ilgili videolara ulaşabilirsiniz ; Behzat Ç.

-Takılak mı ?
-He takılak..

26 Kasım 2010 Cuma

Casillas vs. Valdes

El Clasico yaklaşırken eskilerden bir resim. Açık ara Casillas önde olsa bile bu kapışmada Valdez'in son 2 senedir yaptığı hatalardan vazgeçip güven veren bir isim olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerek.

6 Kasım 2010 Cumartesi

Zlatan vs. Onyewu



Zlatan'ın Milan'a geldikten sonra yarattığı 2.olay oldu Onyewu ile ettiği kavga. Daha önce durup dururken Strasser'e attığı tekme ile gündeme gelmişti yıldız futbolcu. Antrenmanda bu sefer ona karşılık verebilecek bir isime çatmış Zlatan. Resimlere bakınca anlaşılıyor zaten durumları. İlginç bir kapışma olmuştur. Bu kavganın üstüne Gazzetta'da bir çalışma yapmış bu ikilinin kavgalarına ait.

4 Ekim 2010 Pazartesi

Real Madrid 2010-11 # 2


Real Madrid, sezonun 8.resmi maçını(6 lig-2 Şl) oynadı dün ve en rahat galibiyetini aldı. Sezon başından beri kalesinde pozisyon vermeyen ve bunun karşılığında sadece 2 gol yiyen Real'in sorunu hücumdaydı. Fakat bu sorun hücum yapamamak -pozisyon bulamamak değildi, çok ciddi pozisyonlara giriliyordu ama başta Higuain olmak üzere Ronaldo-Benzema hatta Mesut'un kötü son vuruşları Mallorca ve Levante maçlarından 1 puanla dönülmesine sebep oldu. Higuain'in harika geçirdiği sezondan sonra bu kadar kötü, bitik bir performansla yeni sezona başlaması şaşırtıcı. İlk geldiği günlerdeki gibi oynamaya başladı bu sezon. Real'in rahat maç kazanmamasının sebebi Jose Mourinho'nun 1-0 olsun bizim olsun mantığında oynatmasından değildi. Higuain geçen sezonu andıran bir oyun sergilese 6-7 golü vardı şu an. Mallorca ve Levante maçında kaçanlar çok ilginç pozisyonlar Higuain için. Jose, zaten ileri uça dikkat çekmiş ve bir forvet transferi istemişti. O bu açıklamasını yapmadan önce Valdano'da Mesut ile transferi kapadık açıklamasını çoktan sunmuştu medyaya ve transfer yapılmadı. Benzema'nın Real kariyerinde dibe doğru ilerlemesi ve Higuain'in formsuz olacağı göz önüne alınarak hatta bunu geçtim 3 kulvarda 2 forvete alternatif bir isim olmalı diye oraya bir takviye yapılması gerekiyordu. Ki gerekli takviye yapılsaydı bitik Benzema'dan daha faydalı oynardı.

Dün erken gelen gol, ligin dibine demir atmış Deportivo'nun direncini kırdı hemen maç başında. Deportivo gayet vasatın altı bir takım olmuş bu sene, sene sonu bir alt ligin havasıyla tanışabilirler. Bu sefer yakalanan pozisyonlar kaçmadı ve 6-1'lik galibiyet geldi. Real'in oyununda şu an görünen en büyük sıkıntı oyunun belli bölümünde temponun kaybolması ve durağan bir takım haline dönüşmesi. Bunun sebebi ileri üçlünün çok formsuz olmasının üstüne atakları başlatacak adam Xabi'nin de formsuzlar kervanına katılması olarak gözüküyor. Başlatan formsuz, bitirecekler formsuz ama buna rağmen çuvalla girilen pozisyon var Real adına. Jose, daha çalışma halindeyiz demiş dünkü maçtan sonra. Çok daha iyi olacak Real, en basit maçlarda bile rakibe Casillas ile başa baş kalma fırsatını veren takım yok şu an ortada. Marcelo bile kademeye giriyor diye özetleyebiliriz bu değişimi.

Sezon başında Atletico-Sevilla-Valencia iki ağır abiyi biraz zorlar umarım demiştik Valencia çok iyi gidiyor şu aşamada. Villa-Silva gibi iki yıldızın gönderilmesinden sonra bu performansı beklemiyordum, iyi oynayarak alıyorlar maçlarını. Takımın adının önüne geçen ve gitti-gidiyor diye sürekli konuşulan yıldızların olmaması takım olma yolunda güzel bir adım attırmış Valencia'ya. Şimdi Valencia için esas sınav geliyor. Milli maç arasından sonra Barcelona ile oynayacaklar.

19 Eylül 2010 Pazar

Carvalho'dan Derslik Hata


Real Madrid, dün Real Socieadad deplasmanındaydı. Alınan 2-1'lik galibiyetle maç fazlasıyla lider girdi Pazar gününe. Maçı izleyemedim ama gollerine bakarken Carvalho'nun yenilen golde kafasının hangi diyarlarda olduğunu çok merak ettim. Halı sahada falan sandı herhalde kendisini. Şu golü alıp genç oyunculara böyle bir dengesizlik yaparsanız formayı bir daha göremezsiniz demek lazım. Ofsayt nasıl bozulur, soyunma odasında linç edilmenin yolları nedir derslerini vermiş. Carvalho tecrübesinde bir oyuncunun böyle büyük bir hatayı yapması akıl alır gibi değil, büyük topçu Raul Tamudo'da cezasız bırakmadı doğal olarak. Goller için tıklayın, Di Maria'nın enfes vuruşunu da kaçırmamış olursunuz..

Bucaspor 0 - 1 Galatasaray

Ligin ilk iki maçında alınan 2 yenilgi, Avrupa'ya atılan havlu derken Galatasaray'ın ayağa kalkması için maç kazanıp öz güvenini yükseltmesi, daha önemlisi bir seri yakalaması lazımdı. Özellikle Fenerbahçe-Beşiktaş maçının olduğu bir haftada yapılacak puan kaybı durumu iyice çıkmaza sokabilirdi. Alınan galibiyet ile 3 maçlık bir seri yakalamış oldu Galatasaray, belkide bu 3 maçta adam akıllı top oynadığı süre toplasan 45 dakika etmemesine rağmen. Kalenin artık Ufuk'un olduğu resmen belli, Rijkaard'ın sağ bekte Ali Turan ısrarından vazgeçip Serkan Kurtuluş'u oynatması da güzel ama sadece bu kadar güzellikler. Oyun anlamında ortada hala bir şey yok,hala Galatasaray'ımın maçları sıkıntı veriyor. Bu takım acaba bir tane atar mı diye düşünüyoruz maç boyu.Tabi kötü oyunun önemli unsurlarından birisi olarak zeminin içler açısı bir halde olmasını göz önüne alıyoruz fakat bu sayede her hafta bir bahanemiz oluyor kötü oyuna. Yeni transferler, alışma süreci, zemin kötü vs. diye. İnsan en azından bir 5 dakikalık patlama bekliyor takımından iğrenç zemine rağmen, hani bizim çocuklar bir şeye çabalıyorlar ama bu zemin izin vermiyor diyelim.

Ayhan'ı çok severim ve kadronun önemli isimlerinden birisi olarak görürüm hep. Kötü oynasa bile sorumluluk almaktan kaçmaz hiçbir zaman, aklında rakibin arkasına saklanırım bu sayede topla buluşmam-sıfır hata ile biter maç düşüncesi yoktur. Pas hatası yapsa da, bazen etrafında 2 kez dönüp ondan sonra pas atsa da gider o topu ileri taşımak için ister stoperinden her seferinde. Bu sene tamamen fizik gücü düşmüş, topu aldığı zaman istediklerini yapamayan - omuz omuza mücadele içinde hemen yıkılan bir Ayhan var. Buna rağmen fiziğinin elverdiği sürece savaşıyor. Bugün golü atarak kendini ve takımını kurtardı ama oynadığı oyun yine kötüydü, ağır kaldığı- aklıyla düşündüklerini ayağına yansıtamadığı için pas hataları yaptı maç boyunca. Fakat hiçbir zaman sorumluluktan kaçmadı. İlk 11 değil ama rotasyonun bir parçası olsa fizik olarak bu kadar yıpratmamış oluruz Ayhan'ı. O bölgedeki yıllardır süren eksikliği bu senede düzeltmeyenlere selam olsun. Cana'yı kadroda bir türlü göremiyoruz. Arda'nın dönüşü ile de ilk 11'e giremezse Cana devre arasında alsın bavulunu gitsin.

13 Eylül 2010 Pazartesi

Seni Sevenleri Bir Kere Üzdün


19 yıl oldu Taçsız Kral aramızdan ayrılalı. Unutulmadı,unutulmayacak.

Nur içinde yat Kral, seni sevenleri bir kere üzdün.

12 Eylül 2010 Pazar

Cumartesi Gününden Kalanlar



- Günün en büyük sürprizi İspanya'dan geldi. Barcelona, kendi evinde açık ara favori çıktığı Hercules maçında şok bir mağlubiyet aldı. Ligin yeni takımı Hercules Nelson Valdez'in attığı 2 golle Barcelona'yı mağlup etti. Maçın sonunda Pique ile Hercules kalecisi Calatayud'un çarışması neyse ki göründüğü kadar kötü sonuçlar ortaya çıkarmadı. Pique'nin Dünya Kupasında alışkanlık haline getirdiği maçlarda kan akıtma alışkanlığı devam ediyor.

- İspanya'da ilk hafta Mallorca deplasmanından kaçırdığı sayısız gol pozisyonu sebebiyle 1 puanla dönebilen Real, kendi seyircisi önündeki ilk maçında Osasuna'yı 1-0 ile geçti. Gol Ricardo Carvalho'dan geldi. Yine kaçan tonla pozisyon var Real adına. Bu pozisyonların bir çoğunda gol pasını veren oyuncu Mesut Özil oldu. Higuain, oldukça formsuz başladı sezona, formda bir Higuain şu 2 maçta en kötü 4 gol yazdırmıştı kendi adına. 2.maçlarını bugün oynayan Atletico ve Valencia 2 de 2 yaparak 6 puana ulaştılar. Valencia'da Mehmet Topal ilk 18'de yoktu.


- Milan, ilk hafta aldığı net galibiyetten sonra Ibra ve Robinho transferleri ile iyice havaya girer demiştik ama Cesena çok fazla havalanmalarına izin vermedi. 2-0 kazandı Cesena maçı. Ibrahimovic'de Milan forması giydiği ilk maçında penaltı kaçırarak oldukça kötü bir başlangıç yapmış oldu. Roma, Cagliari'ye 5-1 mağlup olurken, Benitez'in Inter'i ilk maçını kazandı Udinese karşısında.

- Gündüz oynanan Manu-Everton mücadelesi özellikle sonuyla izlenmeyi hak ediyor. Fulham maçından sonra 2.kez son dakikada kendi elindeki maçı verdi United. Fulham maçında durum 2-1'ken kaçan penaltı vardı bu seferde ellerinden kaçırdıkları maçın 90.dakikasına 3-1 önde girmişlerdi. Scholes'un Berbatov'a asistini ayrı bir yere yazmak gerekir bu maçta.

- Fenerbahçe, Kayseri deplasmanında hak ettiği bir mağlubiyet aldı. Uzun zamandır Fenerbahçe'yi bir lig maçında bu kadar etkisiz, rakibi tehdit edemeyen bir görüntüde izlediğimi hatırlamıyorum. Yobo'nun çıkıp stopere Selçuk'un girmesiyle saldırı moduna geçti Kayserispor ve 2 golle galibiyete ulaştı. Stoperde Selçuk Şahin görsem bende şansımı denerdim o madenden bir şeyler çıkarmak için. Aykut Kocaman'ın yanında yedek bir stoper oturtmaması oldukça tartışılacak bir tercih olacaktı alınan skordan sonra tartışılacak bir yanı da kalmadı, büyük hata yaptığı görüldü.

Finaldeyiz..



Kerem Tunçeri,Kazandık,Kerem Tunçeri,Kazandık,Kerem Tunçeri .... M.Murathanoğlu ve İhsan Bayülken'in Kerem'in basketinden sonra söyledikler akıllarımıza kazındı çıkmaz artık. İnanılmazı başardılar, turnuvayı genelde 12 dev Adam'ın maçları başta olmak üzere izliyoruz, bu gece diğerlerinden çok ayrıydı. Belki Sırbıstan maçının gazıyla daha anlayamadık ama Dünya Şampiyonluğu için oynayacak 12 Dev adam bu gece.Emeği geçen herkese helal olsun, hakları cidden ödenmez. Bu gece finalde Abd karşısına çıkacak 12 Dev adam sonuç ne olursa olsun madalyanın sahibi olacaklar, ellerimiz patlayana kadar onları alkışlamak ise bizim en büyük görevimiz olacak.