2010 Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2010 Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Güzel Adamlar



Sergio Ramos ve Iniesta'dan bahsediyorum. Euro 2008 kupa töreninde herkezden farklı bir adam vardı. O adam Sergio Ramos'tu. Hayatını kaybeden arkadaşı Puerta'yı unutmadığını gösteriyordu üstündeki t-shirtle. 2010 Dünya kupası sonu. İspanya yine kupayı kaldırırken Ramos'ta yine Puerta'yı unutmadığını gösteriyor aynı t-shirtü üstünden ayırmıyor.

Golden sonra Iniesta'nın forma altında Jarque'ye selam var. Aynı Ramos gibi oda ''Her zaman bizimle berabersin'' diyor onları yukarıdan izleyen ve şampiyonlukları Puerta ile beraber sevinen arkadaşına.

Aziz Iker & Sara Carbonero


İspanya hak ederek kazandı şampiyonluğu. Hollanda şampiyon olsa cidden çok üzülecektim ama neyse ki bu olmadı. Bugün Hollanda şampiyon olmadıysa eğer videoda olan adamın payı çok büyüktür bunda. Aziz Iker'ın maç sonu sevgilisi Sara'ya verdiği röportaj. İngilizce tercümesi aşağıdaki yorumlarda var. Golden sonra ağlaması tarihe kazınacak anlardan birisiydi belkide. Bu röportajda hem şampiyonluğun hem ilk maç sonunda Sara üzerinden kendini eleştirenlere karşı içinde biriken tepkinin, bir yandan sevginin dışa vurumu. Iker çok büyük kaleci, çok büyük adam. İspanya kalesine de, Real kalesine de yıllardır çok yakışıyor. Aynı lakabının ona yakıştığı gibi.

Videoyu göremeyenler için; Youtube Linki..

8 Temmuz 2010 Perşembe

İspanya Finalde


İspanya, kötü başladığı turnuvada vitesi tam anlamıyla yarı finalde yükseltti . Portekiz ve Paraguay maçlarında oyunun belli bölümlerinde istediklerini yansıtmışlardı. Fakat bugün maç boyunca üstün oldular, istedikleri gibi top oynadılar. Del Bosque'nin çeyrek finale kadar süren Torres inadı bugün bitti ve Del Bosque takımın en rahat oynayabileceği düzene geçti. İspanya'nın performansını Torres'in bu kadar etkileyeceğini turnuva başında kimse tahmin edemezdi.

Bugünde Alman orta sahasının topun peşinde koşmasını sağlayarak dağıttılar. 1-0'dan sonra 5 dakikalık bir Almanya baskısı geldi ama sonra nefesleri yetmedi beyaz formalıların. Onlarda sıkıldı sürekli topun peşinden koşmaktan. Almanya'nın İngiltere ve Arjantin karşısında bulduğu boş alanları bırakmadılar. Yinede Ramos-Mesut pozisyonu ve Casillas'ın Kross'un şutunu çıkarması kırılma anları oldu maçta. Almanya ancak bu şekilde sürpriz bir golle alabilirdi bugün bu maçı. Muller'de çok arandı Almanya'da bu maç.


Puyol'a büyük saygı ve sevgi duyarım. Barca'nın kaptanı uçarak geldiği topa penaltı sertliğinde bir kafa vuruşu gerçekleştirdi ve İspanya'yı tarihinin ilk Dünya Kupası finaline çıkarttı. Golden sonra yedikleri kısa süreli Alman baskısında ise iyice kendinden geçti, tek başına duvar oldu. Bu sene 1-0 kazandıkları Real maçında da böyle efsanevi bir performansı vardı Puyol'un, aynı bugün olduğu gibi o günde ayakta alkışlayacaktım tv başında.

Pedro'da yatıp kalkıp dua etsin arkadaşlarına. Çalım atacağım diye harcadığı pozisyonun ardından bugün elenen taraf İspanya olsaydı soyunma odasında yiyeceği dayaktan sonra uzun süre sahalara dönemezdi. Bu kadar aptalca, halı sahada bile yapılmayacak bir hareketi Dünya Kupası yarı finalinde yapmaya çalıştığı için yine dayağı hak ediyor aslında.

Hollanda-İspanya maçında favorim açık ara İspanya. Finalinde bu maçın bir benzeri olacağını düşünüyorum. Hollanda zaten çok fazla topla oynamayı sevmiyor bu turnuvada, hızlı çıkışlarla golü arıyorlar. Top zaten İspanya'da olacaktı bu maçta rakipte bunu isteyecek. Üstüne İspanya için bir diğer avantaj karşılarında Alman savunmasından kalitesiz bir savunma hattı bulacaklar. Brezilya maçında Hollanda'nın yediği gol gözümün önüne geliyor benim Van Marwijk'in gözünün önüne de Xavi-ıniesta ikilisi geliyordur herhalde. Robben'in çıkışları ve Sneijder'in vuruşlarına bakacak Hollanda. Buldukları şans gollerine bakacak olursak yine beklenmedik bir vuruş tüm dengeyi değiştirebilir maçtaki.

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Klose,Ronaldo'dan 1 Gol Uzak


Miroslav Klose, turnuva başından beri attığı 4 golle Dünya kupalarında attığı gol sayısını 14'e çıkardı. Bu kategoride Gerd Müller ile beraber 2.liği paylaşıyorlar. Tahtta ise attığı 15 golle Ronaldo bulunuyor. Miroslav Klose, 14 gole oynadığı 3 Dünya Kupasında ulaştı. 2002'de Suudi Arabistan karşısında 3 kafa golüyle hat-trick yaparak başladı Dünya Kupası gollerine. İrlanda ve Japonya'ya attığı gollerle 2002'yi 5 golle kapadı. 2006'da Almanya'da düzenlenen turnuvada açılışı Kosta Rika karşısında bulduğu 2 golle yaptı. Ekvator'a 2 gol attıktan sonra çeyrek finalde Arjantin'e 1 gol atarak maçın uzatmalara gitmesini sağlayan isim oluyordu. Bu turnuvada ise Avustralya, İngiltere ve Arjantin filelerini havalandırdı Alman golcü. İspanya maçında atacağı 1 gol onu Dünya Kupası tarihinin en golcü iki isiminden birisi yapacak.

Gerd Müller 14 gole 2 kupa'da ulaştı. 1970'de 10, 74'te ise 4 gol atmış. Ronaldo ise aynı Klose gibi 3 kupada 15'e ulaştı. 98'de 4, 2002'de 8, 2006'da ise o bitik gözüken haline rağmen 3 golü rakip ağlara gönderdi.

4 Temmuz 2010 Pazar

Hakemlerin Standartı


Güney Afrika 2010 hakemler için iyi geçmiyor. Herkesin bildiği gibi garip hatalar yaptılar. Lampard’ın Almanya maçında çizgiyi fazlaca geçen topta yardımcının geride kalması akabinde golü kaçırması ve Tevez’in Meksika maçında ofsayttan attığı gol. İki gol de hakemlerin kellesini aldı. Larrionda ve Rosetti en azından bu kupada maç yönetemeyecekler.

Benim bahsetmek istediğim şey ise farklı. Lampard’ın verilmeyen golünde yardımcı hakemin geride kalması veya hakemin cepheden topun içerde olduğunu görememesi kabul edilebilir. Ya da İtalyan hakemin ve yardımcısının kalabalıkta bir an Tevez’in ofsaytta olmasını kaçırmasını da bir yere kadar kabul etmek mümkün. Fakat dün oynanan son Çeyrek Final maçında hakemlerin cidden kafalarının karışık olduğunu düşünmeye başladım.

Maçın hakemi bir kornerde oldukça haklı bir penaltı çaldı Paraguay lehine. Daha sonra Cardozo kaçırdı penaltıyı. Hemen arkasında hızlı giden İspanya’da Villa yerde kaldı, son adam kontenjanından biraz kolay bir penaltı çaldı. Bu sefer Xabi Alonso güzel bir penaltı vuruşu yaptı ama hakem penaltıyı tekrarlatmaya karar verdi. İçeriye İspanyol oyuncuların girdiğini söyledi. Tekrarlanan penaltıda kaçtı. –hep böyle olur- Buraya kadar bir şey yok gibi görünsede ilk anda kaçırdığımız bir detay daha sonra ekrana geldi. Cardozo’nun kaçırdığı penaltıda 2 tane İspanyol oyuncu da vuruş yapılmadan içeri girmişler ve hakemin tam gözünün önünde… Bu kaçan penaltıyı tekrarlatmadı hakem ama aradan 1 dakika geçmeden benzer bir durumda tekrarlattı. Hatta daha sonra en az Villa’nın pozisyonu kadar net bir penaltıyı da atlamayı başardı ve bu dengesizliği 3 dakikaya sığdırmayı başardı.

Hakem kötü niyetli ya da başarısız değildi.-bana göre- Sadece durumu kurtarmaya çalışıyordu. Bence Fifa’nın ya da Federasyonlara hakemlere ilk uyarısı bütün pozisyonları unutun ve ayrı ayrı değerlendirin olmalı. Bazı hakemler maçı dengelemeye çalışıyor. Ona çok çaldık, buna az çaldık gibi düşüncelere giriyorlar ve bu hisstemek tv başından bile çok kolay. Bu düşünceye giren hakem ise o dakikadan sonra kesinlikle daha fazla hata yapmaya başlıyor. Belki Paraguay’ın penaltısını da Valdez’in attığı ama ofsayt diye verilmeyen golün etkisinde kalıp verdi.

Taraftarın ya da seyircinin tek görmek istediği adil ve standart bir yönetim. Bir hakemin 2 dakika önce verdiği faulü 2 dakika sonra vermemesi can sıkıcı olabiliyor. Dünya Kupasından Türkiye Ligine bağlarsak profesyonel hakemliğe geçişi destekliyorum. Hakemler daha çok teorik eğitim alabilecek ve kafaları daha rahat olacak diye umuyorum. En azından kendileriyle çelişmeden maç yönetsinler, onlardan beklenen sadece bu.

Not : Cardozo, Paraguay ve Larissa Riquelme’ye üzüldüm.

İspanya 1 - 0 Paraguay



Turnuvanın en büyük favorilerinden İspanya zorlu bir engeli daha aştı bu gece. Paraguay'ı Davi Villa'nın golüyle aşarak adlarını Almanya'nın karşısına yarı finale yazdırdılar. Bu gol İspanya'nın turnuvada 6., David Villa'nın ise 5.golüydü. 1950'de Brezilya'da düzenlenen kupadan sonra ilk kez İspanya yarı finale çıktı.

Maçın ikinci yarısı çok ilginç olaylara sahne oldu. 1 dakika içinde gelen 2 penaltı kararı, İspanya'nın penaltısının tekrarlatılması ve sonrasında gelişen başka penaltı pozisyonu, atılan golde topun artık girmem lazım içeri demesi. Maçın ilk yarısında tam anlamıyla kilitledi Paraguay rakibini. Xavi'nin uzaktan şutu ve Villa'nın soldan sıfıra inmesi harici pozisyon bulamadı İspanya. Torres'in turnuva başından beri devam eden silik oyunu bu maçta da devam etti. Hafta içi Marca'da düzenlenen ankette bu maçta Llorente'mi Torres'mi Villa'nın yanında çıkması gerekir diye soruldu. Çıkan sonuç ise Llorente olmuştu o ankette. Fakat Del Bosque, golcüsüne güvendi ve bu maçta da şans verdi kendisine. Bu inadı, bu güvenmeleri kendisine zarar veriyor. Torres'den önce ve Torres'den sonra farklı İspanya'lar izledik bugün. Torres'in yerine giren isim Llorente değil Fabregas olsa bile Villa'nın ortaya geçmesiyle bir anda İspanya çehre değiştirdi.


İlk yarıda İspanya'nın etkisizliğinin yanı sıra en çok konuşulacak olay Paraguay'ın iptal edilen golüydü. Yan hakeminde oldukça tereddütte kaldığı bir karardı. Cardozo'nun pozisyon içine girmesi golü iptal ettirdi. Maçın çehresi o andan itibaren değişebilirdi ama o zaman hafızalardan çıkmayacak 2.yarıyı izleyemezdik büyük olasılıkla. İspanya 2.yarı yine etkin olamazken bir anda Pique'nin Cardozo'ya yaptığı penaltı tüm maçın gidişini değiştirdi. Cardozo'nun penaltısını Aziz Iker kurtardı. Maçtan sonra Aziz Iker, Reina'ya şükranlarını sundu, Cardozo'nun penaltıyı vuracağı yeri söylediği için.


Bu olaydan 1 dakika sonra Villa birazda kendisini yere atarak kazandırdı İspanya'ya penaltıyı. Xabi Alonso, ikinci atışı gole çeviremedi ama pozisyonun devamında İspanya'nın 2.penaltısı güme gitti. Yan hakem gözü önünde olan pozisyonu veremedi, aslında yan hakeme gerek olmayan çok açık bir pozisyondu. Artık gol için yaratıldığına inanmaya başlayacağımız Pedro'nun vuruşu direkten döndü, üstüne Villa'nın vuruşu da aynı anda 2 direğe çarptı ama sonunda gol olmaya karar verdi top. Maç sonunda Cardozo'nun yaşadığı hayal kırıklığında İspanyol oyuncuların gidip, Cardozo'yu teselli etmesi çok güzel bir görüntüydü. Kaçırdığı penaltı Gyan'ın kaçırdığı penaltı kadar kritik değildi ama en az onun kadar büyük bir yıkım yaşadı Cardozo.


İspanya'nın rakibi Almanya. Oyun olarak bakarsak favori Almanya gözüküyor. Fakat İspanya'nın turnuvada bu zamana kadar gösterdiği oyundan farklı bir oyun ortaya koyacağını düşünüyorum Almanya karşısında. İspanya, Almanya'nın 2 maçtır yararlandığı boş alanları bırakacak bir takım değil en başta. Bu Dünya Kupası boyunca maç içlerinde zaman zaman iyi oynayarak sonuca gittiler. Bunu her zaman yapabilirler. O potansiyel var İspanya'da. Topun ayaklarında kalmasını isterlerse, benim gözümde engelleyecek takım yok İspanya'yı. Benim yarı finaldeki favorim İspanya. Almanya finale çıkarsa da üzülmem. İngiltere-Arjantin-İspanya hattından finale gelecekler. Hatta grupları katarsak en önemli işi şu ana kadar Almanya yaptı bu Dünya Kupası boyunca. Her şartta harika bir maç olacaktır yarı final maçı.

Sıkıcı geçiyor denen Dünya Kupası, 2 gün boyunca yaşattığı heyecanla inanılmaz bir ivme kazandı. Bunu bekliyordum açıkçası. Geriye sadece 4 maç kaldı, bunun sonunda bu heyecanı tekrar yaşamak için 4 sene daha bekleyeceğiz. Tadını çıkarmak lazım.

Larissa Riquelme



Turnuvanın Paraguay adına en büyük yıldızı açık ara Larissa Riquelme. Son maçta kaçan penaltılar olmasa tamamen takımın önüne geçecekti Paraguaylı model. İspanya'yı eleselerdi verdiği sözü tutup, tutmayacağını görecektik. İspanya maçı öncesi popülaritesi iyice tavan yapmıştı, fırsatı değerlendirip reklamı da almış en dikkat çeken yerine. Fakat istediği gibi bitmedi maç ve Paraguay, David Villa'nın golüyle evine dönmek zorunda kaldı. Bundan önceki maçlarda hep gülen yüzünü gördüğümüz Larissa, bu maç sonucunda göz yaşlarına hakim olamamış. Turnuvanın büyük renklerinden birisiydi Larissa Riquelme. Geriye kalan 4 maçın heyecanında kendisinden çok fazla bahsedilmeyecektir, ilginç bir atraksiyona girmezse. Bu sürece kadar hem Paraguay sempatisini arttırdı hem kendi reklamını yaptı. Turnuvanın en fazla kara geçen isimlerinden birisi oldu.

Almanya 4 - 0 Arjantin



Arjantin'i çok zorlayan bir takım çıkmamıştı bu ana kadar. Nijerya-G.Kore-Yunanistan ve Meksika engellerini aşıp geldiler çeyrek finale. En ciddi rakipleri Meksika olabilirdi o maçta ise hakemin damgası vardı, zor geçecek maç erkenden bitmişti. Zor rakiplerle oynamasalar bile defans-orta saha arası boşluk ve defansın verdiği, güçlü rakipler karşısında açıklar vereceği belliydi. Almanya, bu açıkları, orta sahadaki boşluğu harika kullandı maç boyunca ve Arjantin'e İngiltere tarifesi uygulayarak evlerine gönderdiler. Maçın yarısı tamamen Hollanda-Brezilya maçının kopyasıydı. Baskın olan Almanya, skoru bulan Almanya, istediği gibi top oynayan ve rakibe fırsat vermeyen taraf Almanya. Fakat aynen Brezilya gibi 2.golü bir türlü bulamadılar ilk yarıda. Acaba dünün senaryosu bugün tekrarlanır mı dedik ama Almanya buna izin vermedi.


İkinci yarı başlangıcıyla Arjantin, Di Maria'nın önderliğinde şansını zorladı ama çok kısa sürdü bu şans zorlama. Almanya başta Schweinsteiger ve Muller önderliğinde bozguna uğrattı Arjantin'i. Sadece bu isim değil tabi Klose-Lahm ve Mesut'ta harikalardı. Almanya hakkında konuşurken tek bir adamdan bahsedemiyoruz hepsi çok iyiler, çok formdalar. İşte bu yüzden bugün 4-0'la turu geçen taraf oldular bir anlamda. Bir tarafta takım olarak sonuca ulaşmaya çalışanlar bir tarafta ise tamamen tek adamın ayağına bakarak ite-kaka ilerlemeye çalışan bir takım. Messi, turnuvayı gol atamadan kapatarak elindeki ilk fırsatı kaçırmış oldu. Ronaldo gibi hayal kırıklığı ile sonuçlandırdı turnuvayı. Ronaldo kadar eleştiri almayacaktır çünkü Ronaldo artist, kendini beğenmiş bir adam. Ronaldo'ya topçuluğundan çok vurulan yer bu nokta zaten. Etrafındaki isimlere bakarsak daha fazla ilerlemesi gereken adam Messi olmalıydı ama eleştirilmeyecek Messi rakibi Ronaldo kadar.

Müller'in hakemin verdiği basit bir sarı kartla yarı final maçında cezalı duruma düşmüş olması hem Almanya için hem bizim için çok kötü bir haber. Sadece İspanyollar seviniyordur bu karara. Güney Amerika takımlarının fire vermeden ilerlemesinden bahsederken yarı finalde sadece bir Uruguay takımı kalması da ilginç oldu. Bu postu Cambiasso-Zanetti diyerek bitirmek gerekir herhalde.

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Gana 1 (3) - 1 (5) Uruguay


Dünya kupası çeyrek final maçı 120.dakika. Kaleye girmek üzere olan bir topu çıkarmış kısa mesafeden, hemen üstüne 2.top yine üstüne geliyor bu sefer Allah ne verdiyse elinle topu çıkartıp, rakibe penaltı hakkı yanında takımına son bir şans veriyorsun. Dakika 1-15-60 olsa o hareketi yapmaz Suarez ama oda biliyor dakikanın 120 olduğunu ve o top kaleye girdiği an maçın biteceğini, aynı anda tüm hayallerinde suya düşüp eve dönüleceğini. Bakınca topu kafayla çıkarma şansı varmış gibi görünüyor ama en son düşüneceği olaydır direk kafasına gelmeyen topa şansına hamle yapmak. Suarez, kendisine ve futbol mantığına göre doğruyu yaptı, oyun kuralları içerisinde cezasını aldı ve şimdi bakınca finalin kapısını açık bıraktığını görüyoruz.

Asamoah Gyan. Turnuvada attığı 3 golün 2 tanesi penaltıdan geldi. Fakat oynadığı oyunla, fizik gücüyle herkesin sevgisini-sempatisini kazandı. Topun başına geldiğinde kaçıracağını düşünmüyordum. Sırbıstan ve Avustralya maçlarında kullandığı penaltıyı ayak içi sakin bir vuruşla sağ ve sol köşelere göndermişti. İki penaltıda da kalecileri ters köşeye yatırmayı başarmıştı. Bu maçta garantiye gitmeye çalıştı. Sert bir vuruşla kalecinin uzanamayacağı bir yere atmak istedi ama yapamadı Gyan. O an dünyada yerinde olmak istenen son adamlardan birisiydi.


Fakat ilk penaltıyı kullanmak istemesi veya kendisine yöneltilen bu teklifi kabul etmesi dünyada sayılı futbolcuda hatta belki 2-3 isimde çıkacak bir cesaretin, sorumluluk almanın örneğiydi. O penaltıda kolayı seçmedi, kafaya koymuştu topu tavana dikmeyi ve 5 dakika önce yapması gerekeni yaptı bu sefer. Penaltıyı gole çevirmesine rağmen Abreu'nun penaltısından sonraki yaşadığı hayal kırıklığını Gana'da hiç kimse yaşamamıştır ve yaşamayacaktır.

Panenka penaltıları estetik açıdan harika gözükür insanın gözüne. Dünya Kupası finalinde Zidane'ın Buffon'a sıradan bir kaleciye değil Buffon'a attığı penaltı yukarıda Gyan'ın sergilediği cesaretin bir diğer versiyonudur bana göre. Adın, Zidane olunca Dünya Kupası finalinde Buffon'a karşı atarsın tabi o penaltıyı. Juande Ramos'un başında olduğu Real Madrid kendi evinde Getafe ile oynuyor. Hani Pepe'nin kasaplık yaptığı şu meşhur maç. Casquero, panenka penaltısını Casillas'a karşı deniyor ve başarılı olamıyordu sonra sahneye çıkan Higuain 3 puanı Real'e getirmişti. Cesaret işidir, herkes yapamaz. Kalecinin önceki penaltılarda yapmadığı bir anlık duraklaması o penaltıyı zehir eder. Bugün Abreu, gecenin en kritik 2.penaltısında bunu yaptı ve hem turu getirdi hem son penaltıda adama bak dedirtti. Uruguay'da Gana'da yarı finalde rakiplerini zorlayacak potansiyellere sahipler. Çıkan taraf Uruguay oldu ama eksikler can sıkabilir. Suarez yok, Fucile yok sakatlanan Lugano'da yer almazsa yarı finalde Uruguay'ın rüyası kabusa dönebilir.

Brezilya 1 - 2 Hollanda



Brezilya-Hollanda maçı esas beklenen maçtı, güzelde maç oldu ama çeyrek finallerin ilk gününe damgasını vuran Brezilya'nın elenmesi değil Gana-Uruguay maçının son anlarıydı.

Brezilya, harika bir başlangıç yaptı maça. Hollanda defansında Oojer ve Heitinga'nın güven vermediği açıktı ve bunu değerlendirdi Brezilya. Melo'nun pasında Robinho'nun koşusu ile gole ulaştı. İlk yarıda sahada tamamen Brezilya üstünlüğü vardı. Sneijder, Robben, Kuyt topu aldığı an baskı gördüler ve Hollanda'nın Brezilya ceza sahasında Julio Cesar'ı tehdit eden herhangi bir girişimi olmadı. Robben, ilk yarıda iki kez sağdan ceza sahasına girip klasikleşmiş bitirişini yapmak istedi ama Brezilya harika önlem almıştı Hollandalı yıldıza. 2 girişimde de karşısında 3-4 Brezilyalı gördü Robben.

Maçın bana göre kırılma anı Kaka'nın harika ayak içi vuruşunda Stekelenburg'un topu çıkarabileceği en üst noktan çıkardığı andı. Turnuvanın en iyi kurtarışlarından birisi olarak yerini aldı bu kurtarış. Yine Stekelenburg ilk yarının son dakikasında Maicon'un şutuna da dokunarak ilk yarı bitmeden takımının tamamen çökmesini engelledi. İlk yarının Hollanda adına en dikkat çeken hareketi Robben'den geldi. Korner kullanır gibi yapıp Brezilya'ya yedirmeye çalıştığı pozisyonu Alves yemedi.


İlk yarı oyunun her alanında üstün olan Brezilya bir anda kayboldu 2.yarının başlamasıyla. 10 kişi kalana kadar pozisyonda vermediler ama Melo-Cesar anlaşmazlığı bir anda durumun 1-1'e gelmesine yetti. 1-1'den sonra aradığı morali bulan Hollanda'da oyuncular kendisine geldi. Top yapamayan hatta karşı sahaya geçemeyen taraf Brezilya oldu, pres yapan top yapan takım ise Hollanda. Robben'de kendine geldi ve Bastos'u atılmanın eşiğine kadar getirdi. Dunga'da tüm dünyanın gördüğünü gördü ve Bastos'u atılmadan oyundan çıkardı. Juan'ın çok rahat taca vurabileceği hatta biraz daha soğukkanlı olsa uzaklaştırabileceği topu benden gitsin mantığıyla kornere atması sonu oldu Brezilya'nın. Ön direkten aşırtılan topta Sneijder'e dokunmak yetti. 2-1'den sonra sinir sistemi bozuldu Brezilya'nın. Robben'e atılan tekmeler Melo'nun kasıklarına basmasıyla zirve noktaya ulaştı. Melo, 1 asist, 1 kendi kalesine gol ve en kritik anda gördüğü saçma kırmızı kartla boşuna bidon değilim dedi. Robben'e atılan tekmeler demişken Van Bommel yarı final maçında oynayabileceği için hakeme ne kadar teşekkür etse azdır.

10 kişi kalan Brezilya'da topu ileri taşıyacak adam kalmadı yedikleri presin karşılığında. Kaka'nın turnuva başından beri vasat oyunu(ilk yarı hariç), Robinho'nun çöken sinir sistemi ve Hollanda defansının öz güvenini tekrar kazanması maçı Hollanda'ya getirdi. Son dakikada Huntelaar'ın harcadığı pozisyondan sonra resmen ayakta Brezilya gol atsın diye bekledim ama olmadı bu sefer. Futbol tanrıları akşamki maçta nasıl sürprizlere imza atacaklarını düşünüyorlarmış o anda.

Dunga, harika bir ''takım'' oluşturmuş. Brezilya değil başka bir ülke adını taşısaydı yönettiği takım başarılı olarak adlandırılabilirdi ama iş Brezilya olunca beklentiler çok büyük oluyor. Hem sonuç hem sahada oynanan oyun anlamında. Akıllara Diego-Ronaldinho hatta Adriano en azından böyle anlar için kadroda olamaz mıydı sorusu geliyor ama Dunga'nın kurduğu takım teknik adamının söylediği ölçüde en iyisini yapmaya çalıştı. Brezilya, psikolojik olarak çökmese 1-1'den sonra Hollanda'ya azıcık cevap verebilse maçı yinede çevirebilirdi bana göre. Nike'ın Ronaldino yokluğunda bir anda ortaya çıkardığı Write the Future temalı Robinho reklamı da yayına girdikten kısa bir süre sonra patladı ve Robinho evinin yolunu tuttu. Nike'ın laneti devam ediyor.

30 Haziran 2010 Çarşamba

2010 Güney Afrika : 2.Tur Maçları # 3



- 2.Tur maçları sona erdi. Gana'ya elenen Abd dışında gruplarını 1.olarak bitirip 2.tura çıkan tüm takımlar karşılarına gelen 2.leri eleyerek adlarını çeyrek finale yazdırmayı başardılar.

- Dünün maçlarında Brezilya ve Hollanda rakiplerini beklenenden kolay geçtiler. Gruplarda oynadığı oyunla büyük sempati toplayan Şili, Brezilya karşısında dayanamadı. Dunga'nın Brezilya'sı eskinin show yapan Brezilyaları ile kıyaslanıp eleştiriliyor ama gün geçtikçe Brezilyalı teknik adamın tam bir ''takım'' oluşturduğu gerçeği ortaya çıkıyor. İşin show -artislik yönüne kaçmadan, kendisini öne çıkarmaya çalışmadan oynayan disiplinli ve sonuca nasıl olsa ulaşacağını bilen ilk önce güvenliği elden bırakmayan bir Brezilya izliyoruz.

- Hollanda, Slovakya karşısında gol geç gelse zorlanabilirdi ama Robben faktörü devreye girdi. 1-0'dan sonra kısır bir mücadele vardı sahada, Vittek ile yakalanan pozisyon gol olsaydı Slovakların direnmek, Portakalları yıpratmak için ciddi şansları olacaktı. Ankaragücü'nün ilk maçtan önce bonservisini kaptığı Vittek turnuvayı 4 golle kapadı, Slovakların toplam gol sayısı ise 5 zaten.

- Bugün oynanan ilk maç Paraguay-Japonya maçı 2.turun en silik maçıydı. 120 dakikalık mücadelede risk almadı 2 takımda, bol top kayıplı-orta saha mücadelesi şeklinde geçti maç. Paraguay eğer bir sürpriz yapıp İspanya'yı saf dışı bırakmaz ise kupada en akılda kalıcı görüntüleri Larissa Riquelme ve cep telefonu olacak.


- İspanya'da Villa coşmaya, coşturmaya devam ediyor. Torres'in formsuzluğunda takımın gol yükünü çekiyor ve çekmeye de devam edecek görüntüde. 5 golün 4'ünde imzası var aynen Vittek örneğinde olduğu gibi. Ronaldo'nun Milli takım forması altında uzun zamandır yokları oynaması ve kulüp takımlarındaki hırsının yanına bile yaklaşamaması üzerinde durulması gereken bir durum.

- Ronaldo'nun elenmesiyle Nike'ın harika reklam filmi Write the Future iflas bayrağını çekti. Başrol oynayan tüm isimler teker teker veda ettiler kupaya.(Ribery-Drogba-Cannavaro-Rooney ve Ronaldo) Durumu kurtarmak için Robinho'lu bir reklam çıksa da Messi-Villa ikilisinin olduğu Adidas tarafı oldukça mutludur şu anda. Lanetli reklam olarak hatırlanabilir.

28 Haziran 2010 Pazartesi

2010 Güney Afrika : 2.Tur Maçları # 2



Hakem skandallarının damga vurduğu bir gün oldu 2.tur maçlarının 2.günü. İngiltere-Almanya maçı temposuz geçiyor derken bir anda Almanya skoru 2-0'a getirdi. Özellikle 2.goldeki Alman oyuncuların paslaşmaları ile ders olarak okutulacak bir gol ortaya çıktı. İngiltere'nin, Capello'nun takımının auttan gelen bir toptan gol yemeleri ise olmaması gereken bir olaydı. 1-0'dan sonra Almanya, dağıtacak demiştim ama İngiltere'nin attığı golden sonra bir anda Almanya ne oluyoruz moduna girdi. Eğer hakem %100 gözüken golü verseydi çok farklı bir maç izleyebilirdik çünkü yenilen gol Alman oyuncular üstünde kısa süreli bir şok etkisi yaratmıştı. İngiltere'nin en iyi oynadığı bölümde bu araya denk geldi zaten. Mesut-Muller-Podolski-Lahm'ın oyunları Almanya'yı galibiyete taşıdı 2.yarıda ve İngilizlerin gösterdiği en ufak bir direnç-hırs-istek yoktu Almanya'ya karşı 2.yarıda. Capello faktörüne çok güveniyordum ama bir işe yaramadı, İngiltere yine hayal kırıklığı yarattı. Rooney'de karavan bakmaya başlasın bu maçtan sonra.


Arjantin-Meksika maçını ise 2-0'dan sonra izlemeyi bıraktım. İnanılmaz bir ofsayt kararı üstüne moral olarak çöken Meksika defansının basit hatası sonucu maçın sonucu belli oldu. 1-0'a kadar uzaktan kaleyi deneyen, topa sahip olan ve Arjantin'e top yaptırmayan Meksika'nın tüm direnci yerle bir oldu. Rosetti ve yardımcısı pozisyonun açık ofsayt olduğunu bile bile golü verdiler, iptal edemediler golü. Arjantin, yine eleyebilirdi Meksika'yı ama bu kadar kolay, acısız bir eleme olmazdı Rosetti ve yardımcısının skandalı olmasaydı. En azından maçta zevk aldığım kısa bir an oldu. Heinze'nin kameraya kafa atması sahnesini kaçıranlar youtube'dan bulup izlesinler,harika bir andı.

27 Haziran 2010 Pazar

2010 Güney Afrika : 2.Tur Maçları # 1


- Uruguay-Güney Kore maçında tuttuğum taraf Uruguay tarafıydı. Sahneye çıkıp son söz söyleyen Luis Suarez oldu. Özellikle duru 1-1 olduktan sonra yaptığı yanlış son vuruş tercihleriyle şaşırtan Suarez, topu öyle bir yere vurdu ki çıkmazdı o top nitekim çıkmadı da. İkinci yarının başından itibaren anlamsız bir şekilde geride karşıladı Uruguay rakibini. Golü yiyene kadarda karşı sahada en ufak bir etkinlikleri olmadı. Resmen bağırarak gelen golü izledi takım ve kenar yönetim. 1-1'den sonra akılları başlarına geldi ve Suarez'in harika golüyle bir üst tura adlarını yazdırdılar. Kim yenilse, elense yazık oldu diyeceğimiz maçlardan birisiydi. İki takımda gruplardan beri oynadıkları futbolla bir üst turu görmeyi hak ediyordu.


- Günün 2.maçında açık bir favori yoktu ama benim gözümde Amerika daha ağır basan taraftı. Fakat 2006'da 2.tura çıkmayı başaran Gana, 4 sene sonra çeyrek finale adını yazdırıp bunu başaran 3.Afrika takımı oluyordu. 2006'da olduğu gibi Amerika bu turnuvada da son maçını Gana'ya karşı oynadı. 2006'da grubun son maçı yine 2-1'lik Gana üstünlüğü ile sonuçlanmıştı. Gyan'ın gücü, Appiah'ın uzatma dakikalarında yaptığı liderlik, Donovan yine gemiyi kurtarır mı diye beklemek ve hava topu mücadelesinde Kingson-Howard karşılaşması ile akıllarda yer eden bir maç olacak Abd-Gana maçı.

26 Haziran 2010 Cumartesi

Donovan'ın Golü Sonrası


Çok güzel bir videoya rast geldim Youtube'da gezerken. Cezayir karşısında Donovan'ın son dakika golüyle tur atlamış ve grup lideri olarak bir üst tura çıkmaya hak kazanmıştı Abd. Bu gol sırasında çeşitli yerlerde çekimler yapmış Robby Donoho ve harika bir klip ortaya çıkmış o anki duygulardan, gol sevinçlerinden. Bu video direk Euro 2008 maceramızı ve yaşadığımız gol sevinçlerini aklıma getirdi. Herhalde şu videodaki duyguları en iyi biz anlayabiliriz.

Videonun youtube linki için ; tıkla...

25 Haziran 2010 Cuma

2010 Güney Afrika : E-F Gruplarının Ardından



Hollanda, gruplardan rahat bir şekilde çıkmayı başardı 3 maçta aldığı 9 puanla. Asıl mücadele bu dakikadan sonra başlıyor onlar için. Gruptan çıktıktan sonra başarılı bir performans ortaya koyamayacaklarını düşünüyordum turnuva öncesi. Robben'in son Kamerun maçında geri dönüşü oldukça güzel bir haber Portakallar için. Bakalım var olan potansiyellerini ilerleyen turlarda tam anlamıyla yansıtabilecekler mi? Buraya kadar olan bölümde rakipleri sarsamadı Hollanda'yı. Grubun belirleyici takımı Danimarka olacaktı, ilk önce Kamerun'u saf dışı bıraktılar, son maçta ise Japonya ile 2.yi belirlemek için oynadılar. Hak eden taraf kazandı maç sonunda, Japonya 2.sırayı aldı. Honda'nın Danimarka karşısında attığı frikik golü ve özellikle yaptığı asist turnuva sonrası da tarafımdan hatırlanacak.


İtalya'nın kötü bir form durumu, eskiye göre vasat bir kadroyla buraya gelmesine rağmen adına yakışır şekilde gruptan 1.olarak çıkacağını tahmin ediyordum. Tek güvencem adlarının İtalya olmasıydı ama bu sefer fena yanılttılar beni. Saha içinde ciddi bir lider eksikliği vardı. Pirlo'nun sakatlığı da bu eksikliğin üstüne iyice tuz-biber oldu. Son şampiyon grubunu son sırada tamamlayarak ülkesinin yolunu tuttu 3 maç sonunda. Grubu lider bitiren takım Paraguay oldu. Zaten Güney Amerika takımlarından başarısız olan yok daha. Şili'de 6 puanla elenen ilk takım olmazsa hep beraber adlarını 2.tura yazdıracaklar. Ankaragücü, Vittek'in bonservisini aldığı için büyük mutluluk içerisindedir şu sıralar. 3 gole sahip Slovak oyuncu. Yeni Zelanda'nın puansız olarak ayrılacağını sanıyordum ama 3 maçta 3 beraberlik alarak veda ettiler turnuvaya.

24 Haziran 2010 Perşembe

2010 Güney Afrika : D Grubunun Ardından



En fazla yanıldığım grup D grubu oldu. Almanya ve Sırpların ilk ikide yer alıp bir üst tura adını yazdıracağını, Gana'nın ise şansının olmadığını yazmıştım. Gana, gruptan çıkmayı başardı son maçların ardından. Wimbledon'da oynanan tarihi Isner-Mahut maçının son bölümüne ?? kurban gitti 3.maçlar.

Almanya, harika bir açılış yaptıktan sonra oynadığı son 2 maçta soru işaretleri bırakarak gruptan çıktı. Mesut'un ilk maçtaki harika oyunu ve Gana maçında attığı harika gol 6 puanı getirdi Almanlar'a düz mantıkla bakarsak. Şu haliyle Almanya'nın en yaratıcı adamı Mesut Özil, Almanya için onun iyi oynaması çok önemli. Turnuvanın en büyük sürpriz adayı Sırbistan ilerleyerek sürpriz yapamazsak grubun dibine demir atarak sürpriz yaparız dediler. İnanılmaz bir potansiyele sahipler ama bir türlü sahaya yansımadı bu potansiyel. Turnuva bitse de, eve gitsek şeklinde takıldılar resmen. Mevcut kadroya yazık oldu, güzel bir oyun sergilemeye çalışsalar birazcık hırslı olsalar çok zevk veren bir takıma dönüşebilirlerdi.


Gana, 2006'dan sonra tekrar 2.tura adını yazdırmayı başardı. İlk 2 maçta aldıkları puanlar belki penaltılar sayesinde oldu ama kimse çıkmayı hak etmediler diyemez. Güney Afrika-Nijerya-Kamerun-Cezayir'in yanına adlarını yazdırmadılar ve üst tura çıkan tek Afrika takımı olacacaklar, Fildişi'nin şansının da çok az olduğunu göz önüne alırsak. Kewell ve Neill dolayısıyla sempatik gelen Avustralya, bize özellikle izlemeyi beklediğimiz Kewell'ı çok az izletti. Kewell, turnuvada sadece 24 dakika yer alabildi. İlk maçta sergiledikleri berbat performans elenmelerine ön ayak oldu.

2010 Güney Afrika : C Grubunun Ardından



İngilizler, gruba Easy demişlerdi ama bekledikleri gibi geçmedi ilk aşama. 1 galibiyet çıkartabildiler grupta ve 2.olarak çıkabildiler Amerika'nın arkasından. Amerika ve Cezayir karşısında tamamen hayal kırıklığı yaratan İngilizler, son maçta biraz silkindi sadece. 2.olmanın cezasını turnuvanın 2.turunda belkide en büyük kabuslarından birisiyle eşleşerek çekecekler. Almanya ile rakip oldular 2.turda. Lampard-Gerrard ikilisinin yıllardır beraber oynamaya alışmamaları, Rooney'nin ilk 3 maç göz önüne alındığında karavanda yaşamak istediğini göstermesi İngilizler için kötü haber. Turnuva öncesi de dediğim gibi hala en büyük silahları Capello ve ona güvenmekten başka yapacakları bir şey gözükmüyor şimdilik.

Abd, turnuvanın en dikkat çeken takımı olmayı başardı 3 maç sonunda. Gruptan çıkacaklarını bekliyordum ama bu kadar adlarından bahsettireceklerini beklemiyordum. Slovenya karşısında 2-0'dan dönmeleri hatta hakem yüzünden 3-2'yi kaçırmaları son maçta 90+1'de Donovan ile galibiyeti ve turu yakalamaları ile Euro 2008 Türkiye performansını akıllara getirdi. Hak ediyorlardı oynadıkları oyunla üst tura çıkmayı ve 1.olarak çıktılar bir anda önleri açıldı Amerikalıların.


Cezayir, 1 puanla ayrılıyor belki turnuvadan ama kaybettikleri 2 maçı da son anlarda kaybettiler. Güçleri yettiği sürece mücadele ettiler ve İngiltere'den puan almayı başardılar. Slovenya'nın 4.olmasını bekliyordum ama Donovan son anda sahneye çıkmasa gruptan çıkmalarına çok az kalmıştı. Turnuva öncesi çıkması beklenen 2 takım gruptan çıkmayı başardı C grubunda.

23 Haziran 2010 Çarşamba

2010 Güney Afrika : B Grubunun Ardından



Maradona'nın Arjantin'i gruptan rahat çıktı 3 maç sonunda. Maradona, takıma inanılmaz bir ruh katmış. Bu istek-motivasyon elemelerde neredeydi diye sormak gerek aslında. Çok açlar, çok hırslılar. Ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar ama iş ilerideki 3'lüde bitiyor. 3 maçta alınan 9 puanın ardından daha umutlu bakıyorlardır ilerleyen turlara. Benim için hala soru işareti Arjantin'in gideceği yer. Defans hatta bana hala güven vermiyor. Defanslarının çok sağlam durması gerekiyor ilerleyen turlarda, grupta gösterdikleri performansla istediklerini başarabileceklerini düşünmüyorum Arjantin'in. Çok zorlayan bir takım çıkmadı Arjantin savunmasını ama arada verdikleri sinyaller çok iç açıcı değil şimdilik defansif anlamda.

Gruptan 2.sırada çıkmasını beklediğim takım Nijerya idi. Son maçta kaçırdıklarıyla bu fırsatı kaçırdılar. Gerçi kırılma noktası bu maç kaçanlar değildi. Yunanistan önünde 1-0 öndeyken Sani Kaita futbol sahalarının en saçma kırmızı kartlarından birisini görerek dönüş biletinin bir ucundan tutmasını sağlamıştı takımının. 3 puan alacakları maçtan puansız ayrılmak zorunda kaldılar. 10 kişiyken de kazanabilirlerdi o maçta ama beceremediler son vuruşu hemde boş kaleye. Nijerya adına Enyeama'nın Arjantin ve Yunanistan maçı performansları akılda kalacaktır bu turnuvada.


Grubun 2.si Güney Kore oldu. 2006'da son maçla kaybetmişlerdi gruptan çıkma şansını bu turnuvada son maçta kazandılar. Güzel, disiplinli top oynuyorlar, maçları zevk veriyor ama.. Amadan sonra kalıyoruz. Üst düzey takımlarla baş edecek görüntüyü vermiyorlar bana. Gruptan çıkamazlar demiştim belki yine yanıltırlar Uruguay karşısında, hiç beklemesem bile.

Rehhagel'in Yunanistan'ı yine beklenmeyeni başaracaktı. Turnuvaya Kore karşısında berbat başladılar, Nijerya önünde Kaita'nın ikramını kırmadılar ama son maçta Arjantin engeline takıldılar. Açıkçası çıkmaları futbol adına büyük adaletsizlik olurdu, evlerine dönüyorlar. Kendilerinden başka elenmelerine üzülen olmamıştır.

2010 Güney Afrika : A Grubunun Ardından



Grup hakkında yazarken bu gruptan çıkması gereken takımın Uruguay olduğunu düşünüyordum. 3 maçta topladıkları 7 puanla bunu başardılar. Tüm takım Forlan'ın liderliğini kabul etmiş, yıldız forvette sahada ayak basmadık yer bırakmamaya çalışıyor. Defans hattının çok sağlam olduğunu biliyorduk bunu gruptaki 270 dakika boyunca gol yemeden gösterdiler. Benim için en büyük soru işareti orta sahasıydı Uruguay'ın. Hala emin değilim, bu takımı çok ileri taşıyabileceğinden. Fakat grup maçlarında oldukça iyi bir performans gösterdiler. Topu ileri uca aktarmada, ilerideki 3'lüye destek olmada hiç sırıtmadılar. Takım olarak sempati toplamayı başardılar. Bu performansla yolları 2.turda da açık gözüküyor.

Grubun ilk maçında sürpriz yaşamazlarsa Fransa ile çekişeceğini yazmışım Meksika'nın.İlk maçta sürprizi yaşadılar ama gruptan çıkmayı başardılar. Takımın en dikkat çeken ismi Gio oldu. Merakla beklediğimiz Ochoa'yı yine izleyemedik bu turnuvada, tercih edilmedi Aguirre tarafından. Çok parlak bir futbol sergileyemediler ama aciz bir Fransa ve ev sahibi olduğu için turnuvaya katılan G.Afrika sayesinde 2.tura çıktılar.


Domenech zaten bir hayal kırıklığı ama takım olarak Fransa'nın bu kadar aciz durumlara düşeceğini hiç beklemiyordum. Gruptan çıkamazlarsa sürpriz olmayacaktı, el yordamı ile geldikleri için çıkmamalarını istiyordum zaten. İrlanda'nın ahı çok sağlam tuttu, takım-ülke hepsi karıştı Fransa'da turnuva süresince. Gözler hala Zidane gibi bir isim arıyor Fransa'da. 2002'de gol atamadan elenmişlerdi, bu sefer o golü atma şansını buldular son maçta. Domenech ısrarını sürdüren ve bundan başarı bekleyen ekip nasıl bir kafada yaşıyordu turnuva öncesi merak ediyorum. Elemelerden zar zor çıkmışsın,hazırlık maçlarından gidişhattın belli ama hala Domenech. Bakalım nasıl toparlanacaklar bundan sonra? Blanc'ın işi dahada zorlaştı şu sürecin ardından.

G.Afrika, ev sahibi kontenjanından buralara geldi. Ev sahibi olarak daha ilk turdan elendiler ama en azından bir galibiyet aldılar kendi seyirciler önünde. Hatta gruptan çıkma heyecanını bile yaşadılar ama çok uzun sürmedi o heyecanları. Parreira'da Brezilya dışında yönettiği 4.takımla Dünya Kupasından galibiyet almayı başardı.

17 Haziran 2010 Perşembe

Eren Derdiyok vs. Pique




Maç boyunca İsviçre'nin tüm ataklarında başrol oynayan Eren'in Pique'nin suratını çizdiği an. Pique ve İspanya için maçın en talihsiz anlarından birisiydi kesinlikle, Eren'in ayağı Pique'nin suratına çarpmasa Pique, Fernandez'den önce o topa ulaşabilirdi. Eren, golden sonrada boş durmadı. Tamamen kendi bireysel becerisiyle yarattığı pozisyonda tüm İspanya savunmasını pazara gönderdi, çok akıllı bir vuruş yaptı ama direk izin vermedi.