TheANSWER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TheANSWER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2008 Salı

AI #2


76ers 2004'te playoff yapamayınca çok üzülmüştük. O dönemlerde özgür ve hür bireyler olarak NBA TV izleme şansımızı da henüz elimizden almamışlardı. Maçları izleme şansımız varken 76ers'ın playoffta olmaması da üzüntümüzü 2 kat arttırmıştı. Philadelphia 76ers yerine playofflara son anda Boston Celtics kapak atmıştı. Ama gerçek olan birşey vardı, o da hangi takım playoff yaparsa yapsın Indiana'dan feci bir tokat yiyecekti ilk turdan. Nitekim Pacers, Celtics'i 4-0 ile süpürerek Doğu yarıfinaline yükselmişti.

Gözler artık New York'da yapılacak olan 2004 NBA Draft'ına çevrilmişti. 76ers 9. sıradan seçecekti. Howard, Okafor gibi oyuncuların ilk sıralardan gitmesi kimseyi şaşırtmamıştı . 9. sıra seçimi için 76ers'a sıra geldiğinde, David Stern Sixers'ın kadrosuna yeni bir AI-Andre Iguodala'yı kattığını açıkladı. Gayet iyi bir üniversite kariyeri olan Iggy, ilk sezonunda 76ers'a müthiş uyum sağladı ve 82 normal, 5 de playoff maçı olmak üzere takımın o sene oynadığı tüm maçlarda sahaya ilk 5 çıktı ve forma giydi. Yetenekleri, takıma uyumu ve katkısı bir yana mütevazılığı ile de dikkat çekiyordu Andre Iguodala. Chris Webber'ın takıma katılmasından sonra hiç düşünmeden giydiği "4" numaralı formayı Chris abisine bırakıp kendisi "9" numarayı giymeye başlamıştı. Kolay kolay kimseyi sevmeyen Philadelphia sakinleri bile Iguodala'ya bayılmışlardı. Allen Iverson'ın "AI" nickinin ikincisini ona vermişlerdi, AI #2.

Daha sonra Allen Iverson'ın Denver Nuggets'a takas olmasıyla oyununu çok daha üst seviyelere çeken Andre Iguodala, 76ers'ın bu zayıf kadrosunun şu an ilk 6'yı kovalamasının en büyük nedenidir. Iggy geçen hafta Atlanta karşısında kaydettiği 30 sayı 10 asist ile son 16 yıl içerisinde Allen Iverson dışında bunu başarabilen ilk Sixers basketbolcusu oldu ve 76ers tarihine adını yazdırmayı başardı.

Şimdi düşünüyorum da iyiki 2004'te playoffa kalamamış 76ers. En fazla 6 maç daha fazla oynayabilmek için böyle yetenekli ve iyi işler yapan bir oyuncuyu kaçırmak acı verici olurdu. Kuşkusuz daha çok işler yapacak bu takımda Iggy. Artık takımın Franchise Player'ı konumuna yavaş yavaş geliyor. İnanıyorum ki gelecekte bir 76ers efsanesi olarak anılacak ve forması salonun tepesine çekilecektir. Yalnız o zaman bile değişmeyecek olan birşey olacak ise, o da AI nickinin yanındaki #2 ifadesi. 1 numaranın adı Philadelphia halkında saklı..

2 Nisan 2008 Çarşamba

2.33 günde 1 Arsenal-Liverpool


Önümüzdeki 7 gün boyunca tam 3 kere Arsenal-Liverpool maçı izleyeceğiz. Önce 2 nisanda Londra'da Şampiyonlar Ligi çeyrek final ilk maçı için, sonra 5 nisanda yine Emirates'de Premier lig mücadelesinde ve 8 nisanda Anfield Road'da Şampiyonlar ligi çeyrek final rövanş maçı için karşı karşıya gelecek bu iki takım. Şüphesiz çok önemli maçlar. Liverpool lig maçında daha rahat olacak olsa da, yine de ezeli rakibi Everton'ın çok da geride olduğunu söyleyemeyiz. Arsenal için ise hayati maçlar. Hem Premier Ligi sonuna kadar kovalamak, hem de Şampiyonlar Liginde 2006'da yapamadıklarını bu sefer yapabilmek için uğraş verecekler. Genç Arsenal'in bu yoldaki en büyük artısı kuşkusuz Arsene Wenger. Karşısında da bu aralar çok eleştirilen Rafa Benitez. Bakalım Fransız-İspanyol kapışmasında teknik ve taktik olarak kim daha ağır basacak.

30 Mart 2008 Pazar

Tribün Kültürü ?


Bu sene şampiyon görelim sizi
Ölmeden mezara koymayın bizi
Korkutmaz bizleri musalla taşı
ÖLümüne seviyoruz biz leoparııı

Tribünlere Oynamak


Klasik bir harekettir gerideki takım golü attıktan sonra oyuncuların bir an önce topu alıp ortasahaya götürmesi ve vakit kaybetmeden maçın hemen başlamasını istemeleri. Tribünlere, takım arkadaşlarına, tv başındakilere, rakibe bir mesajdır bu "Biz inandık bu maçı bırakmayacağız, sonuna kadar savaşacağız!"
Dün oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinde de bunu gördük. Yalnız bu diğerlerinden biraz farklıydı sanki. 73. dakikada Serdar Özkan attığı gol ile skoru 1-1'e getirdi, kapalı tribüne koştu çılgın bir sevinç yaşadı, takım arkadaşları yanına geldi bu sevinci onlarla paylaştı. Daha sonra da gidip Fenerbahçeli bir oyuncu ile top için kavga etti. Sizce de bu olayda bir gariplik yok mu?

28 Mart 2008 Cuma

Derbiler Haftasonu

OLD FIRM 29.03.2008 14:30 Glasgow Rangers - Glasgow Celtic


29.03.2008 19:00 Beşiktaş - Fenerbahçe (Lig TV)

MERSEYSIDE
30.03.2008 18:00 Liverpool - Everton (Fox Sports)

Hooop! Nereye Hemşerim?



Block of the Year

I believe I can say "Oha! David Villa!!!"

NBA Stüdyo

Severek takip ederdik eskiden NBA Stüdyo adlı programı. Bir çok kişinin NBA bağılılığını, sevdasını arttırmasında büyük pay sahibiydi bu program. Cuma akşamlarının adeta vazgeçilmeziydi. Ancak NTV'nin yoğun program akışı yüzünden resmen bozuk para gibi harcanıyordu. Ya program hiç verilmiyordu, ya da yarısı reklam 30 dakikalık kimsenin birşey anlayamadığı yayınlarla hayatını sürdürüyordu. Bir ara cumartesi sabahına aldılar ancak beklenen ilgiyi zannedersem bulamadılar. Şahsen bütün hafta 7-8 civarı kalkan ben, sevdiğim bir program için bile cumartesi günü erken kalkmam. Böyle de olmayacağını anlamaları çok uzun sürmemişti ki, NTVSPOR test yayınını bitirdi ve piyasaya bomba gibi girdi. Canlı NBA ve Futbol maçları, dinlerken keyif aldığımız yazar ve sunuculardan canlı programlar ve daha niceleri...
Daha da iyisi NBA Stüdyonun bu kanal ile geri dönmesi. Murat Murathanoğlunun kadrodan ayrılması ile eskisi gibi Murat Kosova-Kaan Kural ikilisi ile program devam ediyor. Bundan böyle cuma akşamları daha da keyifli olacak. NBA Stüdyo bu akşam 23:30'da canlı olarak NTVSPOR'da.

27 Mart 2008 Perşembe

Beckham'dan Dalya


Kaptanın hayalleri gerçek oldu ve Fransa karşısında oynanan hazırlık maçında 63 dakika sahada kalarak 100. kez İngiltere Milli takımı formasını giydi. Capello'ya dua etsin, yoksa bu formayı bir daha görmesi zor görünüyordu.

25 Mart 2008 Salı

La TFF 1.Liga


TFF 1.ligdeki ikramlar La Liga'yı aratmıyor. Nasılki Real Madrid-Barcelona arasındaki mücadelede taraflar her hafta birbirlerine kıyak geçiyorlar, 1. ligdeki zirve mücadelesinde de aynı şekilde 4 takım aynı şeyi yapıyorlar.
Kartalspor çıktı sahneye sezona fırtına gibi girdiler. İlk 8 hafta yenilgi yüzü görmediler. "Eyvah 1 İstanbul takımı daha mı, yok artık" diye söylendik, son 10 maçta sadece 6 puan aldılar. Şimdi o Kartal ilk altıda kendine yer bulamayacak gibi.
"Sakaryaspor ve Tatangalar geliyorlar" diye sevindik, olmadık beraberlikler aldılar ve şu an çok daha rahat bir şekilde son 7 haftaya giriyor olabilirlerdi ama olmadı. Yine de liderliklerini sürdürüyorlar.
"Antalyaspor düştüğü gibi geri gelecek anlaşılan" dedik son 7 haftada 1 galibiyet 6 beraberlik aldılar, buna rağmen 49 puanla 2. sıradalar.
"Eskişehirspor geliyor, yıllar sonra özlemi bitirecekler, yakışır Avrupa'da ülkemizi başarıyla temsil etmiş, taraftarı olan bir takım" dedik son 3 maçta zar zor 1 puan alabildiler ve 4. sıraya kadar düştüler.
Burada Kocaelispor'a ayrı bir parantez açmak lazım. Onlar son 8 haftada sadece 1 kere kaybettiler ve zirve için iddialarını ortaya koydular. Kentin Super Lig özlemini bitirme konusunda son derece kararlı görünüyorlar. Ezeli rakipleri Sakaryaspor'un 3 puan gerisinde 3. sırada yollarına devam ediyorlar.

Tıpkı İspanyada olduğu gibi bu 4 takım da birbirlerine şampiyonluğu "Allah aşkına sen al" diyorlar ama 4 takım da çok mütevazı olunca zirve iyice karışıyor. Son 7 hafta muhteşem mücadelelere sahne olacak, dileğimiz taraftarı olan takımların Super Lige "merhaba" demeleri..

24 Mart 2008 Pazartesi

Yorumsuz

Foto: AA

Milli takımımızın yeni formaları tanıtıldı. Yeni formalar ilk kez Belarus maçında giyilecek. Yunanistan bozması mavi forma şimdiden çok tepki çekti bile..

Premier Lig Heyecanı


Cuma günü yazdığım bir önceki yazıda belirttiğim gibi, Premier Lig'in zirvesi biraz olsun şekillendi ve Manchester United 5 puan farkla liderliğini devam ettirdi. Tedbiri elden bırakmak istemeyen Alex Ferguson haklı olarak "Henüz bu iş bitmedi, heyecan son haftaya kadar sürer çünkü hem Arsenal hem de Chelsea çok iyi futbol oynuyorlar" desede, Manu'nun şampiyonluk yolunda çok ciddi anlamda sağlam adım attığı bir gerçek. Geri kalan haftalarda Manu'nun en ciddi rakibi 5 puan gerisindeki Chelsea olacak bence, malesef Arsenal'in kalan haftalarda biraz daha dağılacağını ve ligi 3. sırada bitireceğini düşünüyorum. Umarım beni yanıltırlar ve şampiyon olurlar. Ancak şampiyon olamasalar bile unutmamalıdırki, bu takım Premier Lig'e 1-2 sene içinde damgasını vuracaktır.

Man Utd-Liverpool maçını izleyemesem de okuduğum kadarıyla çok fazla zorlanmadan sonuca gitmiş Manu. Zaten bu önceden tahmin edilen birşeydi ve Kırmızı Şeytanlar 76.000 taraftarının önünde daha ilk yarıda 10 kişi kalan Liverpool karşısında belki de düşündüğünden daha da kolay bir zafere ulaştılar. Kalan maçlarda ciddi bir fikstür avantajına sahip olan Manu'nun şampiyonluğa ulaşacağını tahmin etmek çok da zor değil açıkçası.
Liverpool ise hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor. Bu ligin en büyük takımlarından biri olan Liverpool her sene olduğu gibi bu sene de şampiyonluğa yaklaşamadı bile. Şampiyonlar Ligi başarıları taraftarı mutlu etse de Premier Ligin onlar için çok özel olduğunu unutmamak lazım. Bir an önce ciddi bir şampiyonluk adayı olacak kadro kurmaları ve o muhteşem taraftarlarını sevindirmeleri lazım. Sevindirmek dedik de, kırmızılıları sevindiren haberi West Ham United gönderdi. Goodison Park'ta Everton'dan 1 puan çaldı ve Liverpool ile ezeli rakibi arasındaki puan farkını 2 olarak belirledi. Aynı puanda olmaktan daha iyidir.

Chelsea-Arsenal maçı büyük keyif veren bir maçtı. Gerçi benim gibi Arsenal sempatizanları için 73. dakikadan itibaren keyif yerini sinir ve öfkeye bıraktı. Arsenal kötü bir oyun sergiledi genel olarak, o muhteşem paslaşmaları ile yine de pozisyonlar buldu ancak Chelsea kadar etkili olmadığı bir gerçekti. Yine de Wenger'in gençleri vur kır parçala modunda tekmeye kafa uzatarak müthiş bir mücadele verdiler ve Sagna'nın kornerden gelen akıl dolu vuruşuyla öne de geçtiler. Ancak dakikalar 73'ü gösterirken çok net bir ofsaytı yan hakemin görememesiyle(!) maç 1-1'e geldi ve daha sonra da Drogba mavileri 2. sıraya uçurdu. Arsenal pasif bir oyun ortaya koyuyordu, yenilgi ile beraberlik arasında şampiyonluğa oynuyorsan bu maçta hiçbir fark yoktu. Ama maç 1-1 devam ederken bile tek forvet Adebayor'un savunma arasında kayboluşundan başka birşey izlemedik. Bu kadar kapalı ve pasif bir oyun sergilerseniz, yenilgi de kaçınılmaz olur. Ama yine de herkes muhteşem oynayarak mı kazanıyor futbolda? O yan hakemin bariz ofsayt olan pozisyonu nasıl olduysa görmemesi ile maç 1-1'e gelmese, Arsenal bu deplasmanda kesinlikle kaybetmezdi, mücadelesi ile puanlarla dönerdi.
Chelsea için kritik haftalar işte şimdi başlıyor. 5 puan gerideler ve fikstür avantajı Manu'dan yana. Puan kaybetme lüksleri yok, şampiyon olmak istiyorlarsa bir şekilde önümüzdeki ay oynanacak Manu maçına 2-3 puan geride olarak çıkmak ve o maçı almak zorundalar. Belki zor ama imkansız değil. Sonuçta burası Premier Lig, son sıradaki Derby dışında her takım her an bir sürprize imza atabilir ve ligin gidişatını değiştirebilir.

Son olarak kümede kalma yarışına bir göz atalım. Orada da müthiş bir mücadele devam ediyor. Artık düştü diye kabul ettiğimiz Derby County'nin ardından düşecek 2 takım için 7 aday var. Middlesbrough bu hafta Tuncay'ın attığı gol ile Derby'i 1-0 geçti ve 34 puanı buldu. Düşme hattının 8 puan üzerine çıktılar, artık nispeten daha rahatlar. Onların altındaki 7 takım ise ateşin içindeler adeta. Newcastle United, Wigan, Reading, Sunderland, Birmingham, Bolton ve Fulham. Bu 7 takımdan ikisi daha önümüzdeki sezon Championship'te mücadele verecekler. Bu hafta kazanan Newcastle aslında puan olarak diğerlerine göre daha rahat ancak iyi oynamayan ve güven vermeyen bir takım oldukları için bence tehlikle onlar için de henüz geçmiş değil. Haftanın en karlı takımlarından biri de Reading oldu. Evlerinde kendileri gibi düşmeme mücadelesi veren Birmingham'ı yenerek 31 puana ulaştılar ve Bolton, Fulham, Wigan gibi rakiplerinin puan kaybettiği haftada rahat bir nefes aldılar. Haftanın en büyük sürprizini ise kuşkusuz Sunderland yaptı. Kümede kalma mücadelesi veren Sunderland deplasmanda ligin kaliteli ekiplerinden, Uefa Kupasına katılma mücadelesi veren Aston Villa'yı 1-0 yendiler ve haftayı 3 puanla kapattılar. Diğer rakipleri ve bizler böyle bir skor beklemiyorduk hepimizi şaşırttılar.

Premier Lig heyecanı tüm hızıyla devam ediyor. Kalan 7 haftada hem zirvede hem de aşağıda müthiş bir mücadele bizi bekliyor, biz de onu..

23 Mart 2008 Pazar

11 Metrelik Bir Kaygı


Türkiye'de söz konusu futbol ise en çok konuşulan konulardan biridir penaltı. Düştü düşürüldü, içerde dışarda, hakemler hakkımızı yedi, 1235 haftadır penlatı atmadık vs.. diye sürüp gider. Peki nereden çıkmıştır bu penaltı vuruşu, tarihte ne gibi ilginç örnekleri varıdır. Şimdi onlara bir göz atalım.

1891 yılında İngiltere'nin iki köklü kulübü Stoke City ve Notts County arasında oynanan bir maçta, 1-0 Notts öndeyken son anlarda beraberliğe çok yaklaşır Stoke City. Ancak kaleye giden topu Notts County savunma oyuncusu Hendry eliyle çizgide keser ve beraberliği engeller. Stoke City ceza sahası içerisinde serbest vuruş kazanır ancak bütün rakip oyuncular kaleye doluşur ve top ağlarla buluşmaz. Maçı 1-0 Notts County kazanır. Daha sonra bu işin böyle olmayacağının anlaşılmasıyla, İrlanda Futbol Federasyonu tarafından ortaya 11 metrelik bir ceza atışı fikri atılır ve günümüze kadar gelen penaltı vuruşu ortaya çıkmış olur.

Ama Futbol işte bu, adaletsiz bir oyun. Birkaç hafta sonra yine bir Stoke City maçında tarihin ilk penaltısı çalınır. Maçın bitimine 1-2 dakika vardır ve 1-0 yenik durumda olan Stoke City için beraberlik ve tarihe geçme fırsatı gelmiştir. Ancak Aston Villa kalecisi bu karara sinirlenmiş ve topu sahanın dışına degaj ile göndermiştir. Topun bulunamaması ve uzatma dakikaları kavramının olmaması nedeniyle de Stoke City maçı yine 1-0 kaybetmiştir.

14 Eylül 1891 yılında Wolverhampton Wanderers - Accrington Stanley mücadelesinde hakem tekrar beyaz noktayı gösterir ve John Heath Wolves'un 5-0 kazandığı maçta bu penaltıyı ağlara göndererek tarihe geçer.

Futbol tarihinde unutulmayan penaltılar vardır ki her futbolsever bunları hala konuşur. Kuşkusuz penaltı diyince akla ilk gelen şey 1994 Dünya Kupası finali ve Roberto Baggio'dur. Daha sonra reklam filmlerine dahi konu olan bu olayda, İtalya'nın en çok güvendiği isim Baggio son penaltıyı kullanmak için beyaz noktaya gelir, vurur, top ve kaleciyi ayrı köşelere yollar ancak topu direğin üzerinden dışarı gönderir ve Brezilya 1994 Dünya Şampiyonu olur. Bu dramatik an hiçbir futbolseverin gözünün önünden gitmemiştir ve hep hatırlanacaktır.

En ilginç penaltı ise tarihte başka eşi benzeri olmayan Ajax'lı Johan Cruyff'un pas ile kullanarak attığı penaltıdır. Şöyleki Cruyff topun başına geçer ve sol tarafa pas atar, geriden gelen arkadaşı bu pası alır ve tekrar içeri çevirir, Johan Cruyff topu boş kaleye gönderir. Bugün hala penaltının nizami olup olmadığını tartışanlar vardır. Bu penaltının bir benzerinin Arsenal'li Pires ve Henry denemişti, ancak başarısız olup büyük bir salaklığa imza atmışlardı. Maç rahat bir skorda olsa tamam ama 1-0 gibi güvenilir olmayan bir skorda giden maçta son derece gereksiz bir hareketti.
Zinedine Zidane'ı da unutmamak lazım. 2006 Dünya Kupası finalinde İtalya karşısında attığı penaltı golü ağlara değmemişti, tam olarak bilmiyorum ama sanırım tarihte ağlara değmeden atılmış başka penaltı golü yoktur. Totti'nin 2000 yılında Hollanda karşısında topun dibine girerek attığı penaltı golü de o anda ağzımızı açık bırakmış ve hafızalarımızdan uzun süre silinmemişti.

Son olarak ligimizden örneklerle bitirelim yazımızı. Türkiye ligi tarihinde kazanılan ilk penaltı vuruşu 1959 yılında Karagümrükspor-Vefaspor maçında verilmiş ancak bu penaltıyı kullanan Kadri Aytaç vuruştan yararlanamamıştır. İlk penaltı golünü ise 1959 yılında Beykoz karşısında Fenerbahçeli Lefter Küçükandonyadis atmıştır.
Unutulmazlar arasında ise Göztepe'nin dillere destan 3-0'lık Atletico Madrid zaferinde "Bombacı" lakaplı Halil Kiraz'ın Alsancak Stadında attığı ve ağları delip geçen penaltısı, Galatasaray'ın 2000 senesinde Milan karşısında son dakikada attığı penaltı, daha sonra da Arsenal karşısındaki Uefa Kupası finalinde attığı penaltılar ve son olarak Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi 2. turunda Sevilla karşısında attığı penaltılar bulunmaktadır..

21 Mart 2008 Cuma

Premier League'in zirvesi bu haftasonu şekillenebilir

Birçoklarına göre Dünya'nın en iyi ligi olan İngiltere Premier Liginde son 9 haftaya girilirken, zirve yarışı iyice kızışıyor. Genç Arsenal ligi öyle ya da böyle 26 hafta gayet iyi götürdü ancak son 4 haftada üst üste aldıkları Birmingham, Aston Villa, Wigan ve Middlesbrough beraberlikleriyle Manchester United'a zirveyi adeta hediye ettiler. Bu hafta sonu ligin zirvesindeki 4 takım birbirleriyle karşılaşacaklar ve bizi yine ekran başına kitleyecekler. Pazar günü önce lider Manu, Şampiyonlar Ligi uzmanı Liverpool ile, daha sonra da Arsenal deplasmanda Chelsea ile karşı karşıya gelecek. Bu hafta ligin zirvesini iyice şekillendirebilir, çünkü Manu'nun Liverpool karşısında kazanması oldukça muhtemel. Arsenal'in ise Chelsea karşısında kazanması açıkçası zor görünüyor. Chelsea kazanırsa 2. sırayı rakibinin elinden alacak bunu da unutmamak lazım. Bu hafta sonu Manchester United puan farkını 5'e çıkartacak ve kalan haftalarda fikstür avantajı ile ligi zirvede bitirecek gibi. İkinci sıra için de Arsenal ile Chelsea çekişmesini izleyeceğiz. Bu iki takımın Şampiyonlar Ligi yarı finalinde eşleşmeleri de olası. Sezonun kalan bölümünde Londra derbileri futbola damgasını vuracak gibi.

Derbi demişken, yavaş yavaş ateşini hissetmeye başladığımız Mersyside derbisini de unutmamak lazım. Bu hafta olası Liverpool mağlubiyeti ve Everton galibiyeti ile iki ezeli rakip 59 puanda buluşacaklar ve şampiyonlar ligine katılacak 4. takım olabilmek için yine müthiş bir mücadele verecekler. Ve dananın kuyruğu 30 Mart'ta Anfield Road'da kopacak, iki ezeli rakip Liverpool-Everton karşı karşıya gelecekler ve nefesleri kesecekler.

Bu harika maçları izleyebilmek, yaşadığımız mevcut hayatın dert ve sıkıntılarından bizi biraz da olsa uzaklaştırıyor.
Yaşasın Premier Lig..

19 Mart 2008 Çarşamba

3 Çeyrek Finalist


Türk Basketbolu için güzel bir sezon süre geliyor.. Avrupa basketbolunun 2 numaralı organizasyonu ULEB Kupası'nda önce Beşiktaş Cola Turka, daha sonra da Galatasaray Cafe Crown'un çeyrek finale yükselmelerinin ardından, bugün de Fenerbahçe Ülker Euroleague'de İspanyol Tau Ceramica'yı yenerek çeyrek finale yükseldi.. Böylece Avrupada 3 temsilcimiz çeyrek final görmüş oldular.. Genelde bizi bu tür başarılara alıştıran Efes Pilsen ise top 16'da havlu atmak zorunda kaldı..

Uleb Cup'ta Beşiktaş ve Galatasaray çeyrek finalde birbirleriyle Torino'da karşılaşacaklar ve bir temsilcimizi yarı finale uğurlayacağız.. Fenerbahçe ise çeyrek finalde İtalyan Montepaschi Siena ile karşılaşacak.. Bütün temsilcilerimize başarılar dileriz, umarız ay-yıldız'ı en iyi şekilde dalgalandırırlar..

Sagopa Kajmer - Kötü İnsanları Tanıma Senesi

Pesimist kötü adam yine yaptı yapacağını.. Hani kendisi diyor ya "Dinlerken Sago yine yapmış diyeceksin" diye, gerçekten de dedik.. Arada ekürisi ile çıkarttığı albümleri saymazsak Romantizma albümünden sonra çıkan ilk Sagopa Kajmer albümü.. Müthiş şarkılar, bizi bizden alan sözler var her zamanki gibi..

Olay adam albüm yapınca ne olur? Tabi ki olay olur.. Hemen sağdan soldan çatlak sesler yükselmeye başladı.. Bu adam rap yapmıyor, 1-2 şarkı dışında albümün rap ile alakası yok.. Sözlerini anlamak imkansız, Türkçe mi bu? vs.. Böyle sürüp giden bir ton eleştiri.. Eleştiri tabi olacak ancak yapıcı ve emeğe saygı çerçevesinde olmalı.. Eğer bu adamın yaptığı iş rap değilse, sorun değil biz de rap dinlemiyoruz o zaman..
Sago kastırrr..