Sinema-Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema-Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2011 Cumartesi

Misfits



Taa 5 şubat'ta yazdığım son yazıdan sonra çok zaman geçti. Hazır yaz gelmiş,finaller bitmek üzereyken tekrar maksat karalama olsun diye geri döndüm bloga. Arada çok şeyler değişti. 4 El Clasico, Galatasaray'ın durumu vs.. derken es geçtik hepsini. Son yazıda bir İngiliz dizisi olan Misftits'ten bahsetmiştim hatta bir yazı yazacağımı söylemiştim. Gecikmelide olsa yazalım Oz hakkında yazdığımız yazıdan sonra. Misfits dizisini ilk önce divxplanet forumlarında görerek keşfettim. İzlemeye karar vermemde olumlu yorumların yanı sıra çok fazla ilerlememiş olması önemli bir yer tuttu benim için. Dizi şu ana kadar 2 sezonu geride bıraktı. Toplam 13 bölüm oluyor 2 sezonun toplamı. 3.sezonu bekliyoruz merakla.



Dizinin konusuna kısaca değinmek gerekirse posterde gözüken 5 elemanı izliyoruz. Nathan-Alisha-Simon-Curtis ve Kelly karakterlerimiz. İşledikleri çeşitli suçlardan dolayı kamu hizmet cezası alıyor neredeyse her açıdan birbirlerine zıt bu 5 karakter. İlk günlerinde çıkan bir fırtınadan dolayı bazı süper güçler kazanıyorlar ve dizi buradan sonra başlıyor. Klasik olarak süper güçleri kazandık haydi dünyaya düzen getirelim,''save the cheerleader,save the world'' gibi bir dertleri yok bu isimlerin. Bu güçlerini kendilerini zor durumlardan çıkartmak için kullanıyorlar. Zaten karakterlerin yanında diziyi güzel yapan olayda işte bu. Nathan karakteri bu dizinin en öne çıkan ismi. Arkadaş olsa çekilmez denecek tiplerden. Sürekli millete sataşması, laf atmasıyla tam dayaklık bir karakter ama diziyi sürüklüyor. Diğer 4 isimden Alisha dizinin seksi kız yükünü çekiyor zaten bu özelliğiyle bağdaşan bir süper güce sahip. İlk başlarda çok güzel gelmese de sonra vay be dedirtiyor Alisha. Curtis ve Kelly pek ısınamadığım karakterler ama özellikle Kelly'nin gücüne sahip olmak isterdim. Dizinin garip ve gizemli çocuğu Simon ise Nathan'dan sonra favori karakterim.

İlk sezonu bomba gibi ilerlese de 2.sezonda başka konulara sapmaları nedeniyle en azından bana ilk sezonu arattı ama kötü bir sezon değildi sadece ilk sezon ayarında değildi benim için 2.sezon. Yinede güzel sürprizler vardı 2.sezonda da. Bir türlü sonu gelmeyen dizilerden birazcık sıkıldıysanız Misfits her türlü kendisini izlettirecek bir dizi.

Oz


Gelmiş geçmiş en efsane dizilerden birisidir Oz.Bilmeyen olduğunu sanmıyorum.Zamanında Cine5'ten takip ettiğimiz,daha sonra internetin nimetlerinden faydalanarak rahat rahat izleme şansına eriştiğimiz bir dizi.Hala bu diziyi bilmeyen ve dizi izliyorum diyen kesimdenseniz aslında bu efsaneye baştan başlama şansına sahip olduğunuz için şanslısınız.Oz,Oswald Maksimum Güvenlikli hapishanesine verilen isim.Hapishane içindeki çetelerin güç savaşını,hayatta kalma mücadelesini,intikam planlarını, aşklarını(evet aşklarını) kısacası hapishaneyi tüm çıplaklığıyla ele alan bir yapım.Tüm çıplaklığı derken dikkat çekmek istiyorum.Aklınıza gelecek ne varsa bunu insan izleyecek demeden yayınlamıştır Oz.


Biz hapishaneye Tobias Beecher ile merhaba diyoruz ve hikayeyi Augustus Hill'in ağzından zaman zaman hapishanede hangi silahı nasıl yapıp,kullanacağımızı öğrenerek,zaman zaman Abd sistemini eleştirerek veya olaylara felsefi açıdan bakarak izliyoruz.Oz'un en ilginç özelliklerinden birisi ''aha işte benim adamım,ortalığı siker atar bu herif'' dediğin karakterin daha bölüm bitmeden 3 kişi tarafından tecavüze uğraması olmadı çeşitli yöntemlerle öldürülmesi sonucu ekran karşısında insanı nasıl lan bakışıyla bırakıyor olması.



Müslümanlar,Siyahlar,İtalyanlar,Meksikalılar,Naziler,Gayler ve Ryan O'Reily önderliğindeki İrlandalılaların bulunduğu bir hapishane.Tabi birde hapishane çalışanları vardır ki bunlarda çok düzgün karakterler değillerdir.Hepsinin bir sorunu vardır.Hepsinin başında karizmatik abiler bulunmaktadır.En etkisiz gözüken tayfa olan gaylerin başına bile sonlara doğru elemana bak diyeceğimiz birisi geliyor.İlerleyen zamanlarda bahsedeceğiz önemli karakterlerden.Oz,1997'de başlayıp 2003 yılında son buldu.4.sezon harici bütün sezonlar 8 bölüm, sadece 4.sezon 16 bölüm olarak yayınlanmış.Aslında 4.sezonu ikiye bölersek 7 sezon diyebiliriz.


Oz,diğer diziler gibi bir oturuşta 7-8 bölüm peş peşe izlenebilecek bir dizi değil.Tecrübeyle sabittir, bir gecede peş peşe izlenen 4-5 bölümden sonra rüyanızda Kareem Said,O'Reily,Alvarez'le takılabilirsiniz.Benim şansıma Said reis yanına aldı beni de tehlikelerden korunduk böylece.O yüzden dikkatli olmak lazım.Her zaman Said reis çıkmayabilir.Allah muhafaza Adebisi ve Schillinger ile karşılaşırsanız bir daha uyumak istemeyebilir insan.Giriş yazısı olsun bu Oz hakkında eylemlerim devam edecek.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Uzun Bir Aradan Sonra...



- Uzun bir aradan sonra ilk yazısı geliyor blogun. Daha öncede böyle aralar vermiştik ama bu kadar değildi o aralar. Bilgisayar başında olmamakla alakası yok yazı yazmamanın, oluyor her insanın hayatında sorunlar işte üşeniyorsun, hallederiz nasıl olsa diyorsun sürekli erteliyorsun. Öyle bir ara işte. Yoksa takip ettiğimiz siteleri her gün takip ediyoruz yine. Yazmadıkça yazılanlar kötüleşiyor. Bu yazıda kötü bir yazı olacak büyük olasılıkla. Stres atma yeri burası bizim için,arada döküyoruz futbolla ilgili ne varsa içimizi. Bu yazıda dizilerden de bahsedebilirim biraz.

- Arada Kıbrıs'a gittim geldim. Yaşlanınca yerleşmeyi düşünebilirim oraya. Bet officeleri olsun, alkol fiyatları olsun. 90 Tl'ye bir dolap doldurdum,tıksırana kadar içmek için Türkiye'de o dolabı 300-400 Tl'ye falan anca kurardım. Tehlikeli yer ama. Köpek yarışı- at yarışı- bahis derken cepteki tüm paralar gidebilir. Bizim burada iddaa oynamaya benzemiyor.

- Futbola dönelim. Galatasaray çok kötü gidiyor. Yazılacak bir durum yok maalesef. Baştan aşağı değişmesi gereken bir yapı var ortada. Transferler yapıldı. Stancu-Culio yararlı olacaklar, belli oynadıkları oyunla gösterdiler kendilerini. Yekta transferi ise bana göre harika oldu. Uzun zaman sonra işe yarayacak bir yerli oyuncu aldık. Fakat işin acı tarafı bu transferleri yaptıran Hagi'nin durumu. Seneye kalacak mı belli değil bu takımda ama 5 milyon euro verip onun istediği adamı alıyoruz. 34.hafta bittiği anda kapının gösterilmeyeceği meçhul Hagi'ye. O zaman bu kadar masraf niye. Seneye yeni hoca ben bunları istemiyorum diyebilir. Resmen kaos var ortada.

- Başarısızlık geldi ben bu başarısızlık gelecekse Hagi'den gelmesine razıyım. En azından yeteneği-gücü yettiği boyutta savaşan bir takım görüyorum sahada. Gereksiz fantazilerinden kurtulsun Hagi yeter bana. Bu sezonun gidişi belli zaten. O, bu takımın altında kalan isim olmasın yeter.

- Neilll ön libero, Cana stoper oynamasın kısaca. Herkes yerine geçsin işte bundan sonra. Ayrıca Hakan Balta'nın oynadığı topu ben her türlü oynarım. İnanmayan bir halı saha maçımı izlemeye gelsin. Bu kadar ruhsuzluk olmaz. Adam her maç yediğimiz golleri izliyor resmen. Ben bu adam hakkında Türkiye'nin en iyi sol beki diyordum 1,5 sene önce. Kazandığı para yetti herhalde, ben koşmasam, adam kovalamasam bile ilk 11'im dedi bıraktı futbolu. Adaşım Çağlar, sakat olmasa keşke.

- Yenilgiyi kabullenmek, alıştık demek çok kötü. Üzülüyorsun, tıksırana kadar içiyorsun ama Galatasaray bu değil. Yine yenildik, vur kadehi demek yakışmıyor Galatasaray'a.

- Trabzonspor şampiyon olur diyordum geçen haftaya kadar ama durum iç açıcı gözükmüyor Trabzon'da. Rehavet oluştu herhalde. Beşiktaş ve Fener karşısında izlediğim Trabzon'un ilk yarı ile alakası yok resmen. Ümit Özat-Taraftar olayları, Rüya takım Beşiktaş'ın İbb yenilgisi vs. çok ilginç bir başlangıç yaptık 2.yarıya.

- Real Madrid'de de işler iyi gitmiyor. Lig gitti artık. Barca o puan farkını kapattırırsa mucize olur Real için. Real için 2 hedef kaldı. Kral Kupası ve Şampiyonlar Ligi. Nisan'da 3 günde 2 El Clasico var. İlginç olacak. Bunun dışında gelecek sezon başında 2 El Clasico daha izleyeceğiz Süper Kupa finalinde. Kral Kupası finali sonrası Jose'nin ayrılış haberlerini okuyabiliriz her yerde. Transfer yapmam diye tutturan Valdano'dur tek suçlu benim gözümde Real cephesinde. Adebayor'u aldın ama resmen Jose'yi yalvartıp o transferi gerçekleştirdin. Koskoca Real'in sezona 2 forvetle başlaması zaten hataydı Higuain gitti, sakatlandı onun üstüne 1 ay beklendi transfer için sırf ego çatışmasından dolayı. Sonuç ligde yarıştan kopan bir Real.

- Benzema'nın Guiza'ya benzemesi ise ayrı bir olay. Fransa'nın en büyük yıldız adayı bildiğin Guiza oldu Real'de. Gelecek sezon Real'den ayrılması hem kendi adına hem Real adına çok güzel olacak. Benzema gitsin, Llorente gelsin. Llorente olmadı Tevez veya Lisandro olsun. Hayaller güzeldir...

- İşin geyiği Real, Barca'yı geçmeyi bir yana bıraktım rekabet etmek istiyorsa gelecek sezon sol bek-2 orta saha- kanat- forvet transferi yapması lazım. Yani pamuk eller cebe durumu. İlk 11 şu an bir şekilde iyi gözükebilir ama alternatifi yok o ilk 11'in. Marcelo-Arbeleo sol beki idare edemez, Khedira ilk 11 olmamalı bu takımda. Perez yine harcayacak parayı. Yoksa Xavi-Iniesta-Puyol'un futbolu bırakmasını bekleyecek.

- Torres Chelsea'ye, Carroll-Suarez Lpool'a transfer oldu. Bayağı yaygara koptu bu transferler için. Chelsea, Torres için bana göre normal para ödedi ama Carroll için ödenen parayı akıl-mantık sınırlarına sığdıramıyorum ben. Transfer döneminin en odun takımı olarak Tottenham'ı seçtim kendi adıma. İspanya'da üst düzey forvet kim varsa transfer teklifi yapıp hayır cevabı aldılar.

- Tv dünyasına -dizilere geçelim biraz. Spartacus : Gods of Arena sağlam başladı. Spartacus olmadan olmaz diyenlere işte böyle olur dediler resmen yayınladıkları 2 bölümle beraber. İlk sezondaki hızlarını kaybetmeden devam ediyorlar. Batiatus, Lucretia kaldıkları yerden devam ediyorlar. Doctore-Gannicus ve çömez Crixus'da renk katıyor diziye. Dexter'ın Lila'sı Jamie Murray'de gerçek rolünü bulmuş bu dizide. Spoiler vermeyelim, izleyin görün.

- İngiltere'de uzun zamandır yayınlanan ama Abd versiyonu daha yeni başlayan Shameless efsane bir dizi olabilir bu tempoda giderse benim için. Bölümler inanılmaz bir hızla geçiyor, konu harika. Hayatımın son 2-3 senelik kısmını o dizide bulduğum için bu kadar güzel gelmiş olabilir bana. Yine sansür yiye yiye bizim ekranlarımızda yayınlanacakmış ama netten indirin izleyin pişman olmazsınız.

- Başka bir İngiliz dizisi olan Misfits'i de tavsiye ediyorum bu arada. Kısa zamanda hakkında bir yazı yazacağım zaten. Süper kahramanlar, özel güçler diyip sıçıp batıran Heroes'a hiçbir yönüyle benzemiyor. Ben olsam bende bunu yapardım dedirtiyor hatta. İzleyin, pişman olmazsınız. Zaten ilk sezonu 6 bölüm sürüyor.


7 Aralık 2010 Salı

Behzat Ç.



Emrah Serbes'in yarattığı harika karakter Behzat Ç. 10 bölümdür Star ekranlarında yayınlanıyor. Diziyi izlerken Harun'un verdiği tepkilerle gülerken 5 dakika sonra öyle bir yerden vuruyor ki adamı, dramı da yaşatıyor. Her şeyden, her duygudan var ama bunu yaparken çorba etmeden,karıştırmadan yapıyorlar. Gerçekçilikten kopmuyorlar. Tabi Ankara'da çekiliyor olması da İstanbul izlemekten sıkılan Ankaralılar için ilaç gibi oldu. Dizinin adı Behzat Ç. fakat dizide sadece o öne çıkartılmıyor. Harun-Akbaba ve Hayalet'in hikayeleri de çok net, vurucu bir şekilde ekrana getiriliyor. İşte bu tek adam benim favori karakterim, geri kalanlar figüran gibi olmuş dedirtmiyorlar. Tüm cinayet ekibine aynı gözle bakıyorsunuz. Arka Sokaklar ve Adanalı gibi polisiye denilen ! ama bir türe ait olmayan dizilere benzemiyor.


Fakat Star'ın anlamsız yayın politikası sebebiyle sürekli yayından kaldıracağı korkusunu yaşatıyor. Yayın hayatına Pazar günü başladı dizi ve daha sonra anlamsız bir sebeple Ezel'in karşısına konuldu. Ezel seyircisinin Behzat Ç.'ye bakmayacağını tahmin edemezlerken, gerçi bu işleri benden kat kat iyi bilen adamlar bunu nasıl düşünemez, çok anlamsız. Ezel'in bile zaman zaman total'de geride olduğu Arka Sokaklar ve Türk Malı gibi dizileri de hesaba katmadı bu karara varanlar. Bu iki dizinin aldığı mantıksız ratingler çok başka bir tartışma konusu aslında. Dizi burada yaşadığı hezimetten sonra Salı'ya en sonda ilk başladığı gün olan Pazar gününe alındı. Aslında hiç dokunmamaları gerekirdi. Doğruya geçte olsa döndüler ama yapılan yorumlar bu kalitede bir dizi ve bu dizinin hayranları için güzel haberler değil, hep ''lan gidiyor mis gibi dizi'' endişesi ile izleniyor.

Kitapları da önerelim bu arada ; Her Temas İz Bırakır ve Son Hafriyat.

Dizinin Facebook sayfasından dizi ile ilgili videolara ulaşabilirsiniz ; Behzat Ç.

-Takılak mı ?
-He takılak..

28 Haziran 2010 Pazartesi

Entourage



Yaz dizilerinin en güzeli, hatta benim için dizilerin en güzeli Entourage 7.sezonuyla ekranlara geri döndü. Geçen yazdan beri büyük sabırsızlıkla bekliyorduk kahramanlarımızın geri dönmesini, sonunda o gün geldi. Hala Entourage'den haberi olmayanlar varsa bu yazı kısa bir bilgilendirme yazısı olabilir.

Çocukluktan beri beraber olan 4 arkadaşın Holywood'da yaşadıkları maceraları ve onların renkli hayatlarını konu alıyor dizi. Grubun esas oğlanı görünümündeki Vincent Chase, Holywood'da başarı merdivenlerini yavaş yavaş tırmanmaya çalışan arada tökezleyen yıldız rolünde, birazda umursamaz bir tip olarak karşımıza çıkıyor. Kardeşi Johnny Drama ise bir zamanlar şöhreti yakalamış fakat daha sonradan unutulmuş tv oyuncumuz. Tekrardan şöhreti yakalamaya çalışıyor dizi boyunca. Grubun en akıllı elemanı Eric. E, dediğimiz gibi grubun işlerini çekip-çevirmeye çalışan isim. Diğer isimler kadar sempatik gelmiyor ama E olmasa halleri çok parlak değildi diğerlerinin. Grubun en keyif düşkünü, pek bir işe bulaşmayan hayattan en fazla keyif alan karakteri Turtle. İlk başlarda araba kullanmaktan, partileri organize etmekten başka bir iş yapmayan ve Vince'ın ünü ve parası sayesinde kız düşürmeye çalışan Turtle zaman geçtikçe kendisini ispatlamaya çalışmalarına girişiyor.

Olay bu dörtlünün etrafında dönüyor gibi gözükse de dizinin en efsane karakteri Vince'in menajerliğini yapan Ari Gold. Jeremy Piven'in canlandırdığı Ari Gold hakkında ayrı bir dizi yapılsa en az Entourage kadar izlenir herhalde. İnanılmaz bir hırsa ve oldukça büyük bir egoya sahip Ari Gold, menajerlik görevinin dışında bizim 4'lünün en yakın arkadaşı. En değer verdiği isim-müşterisi Vince. Vince'in başarılı olması için elinden geleni yapıyor. Diyalogları, verdiği tepkilerle kolay kolay anlatılacak bir karakter değil Ari Gold. Jeremy Piven hayat verdiği bu rolle 3 Emmy, 1 Golden Globe kazandı.


Dizinin en güzel ayrıntılarından biri konuk oyuncular. Her an bir ünlü çıkabilir ekranın bir köşesinden. Holywood'da geçen dizide Vince'in oynayacağı filmin yönetmenliğini James Cameron yapıyor ve oynuyor, parti için Jessica Alba'dan evinin anahtarını alınıyor, Ari Gold'un müşterisi Shyamalan ekrana geliyor bir anda. Yolda giderken veya partide başka bir ünlüye rast geliyorlar. En son Matt Damon, Bono ve Lebron James konuk oyuncu olarak katıldı 6.sezon finalinde. Şuradan bölüm bölüm diziye katılan konuk oyuncuların listesine bakabilirsiniz.

Dizide bol bol +18 diyebileceğimiz sahneler çıkabiliyor. İlk sezon hadi ne olacak vs. diye giderken 2.sezonla beraber çıkışa geçiyor ve bağımlı yapıyor izleyenleri. Bir yandan Entourage'in başlaması diğer yandan Entourage kadar olmasa da çerezlik yaz dizisi Hung'ın başlayacak olması ile düzgün bir şeyler izlemekten mahrum kalmamış olacağız.

19 Nisan 2010 Pazartesi

Spartacus : Blood and Sand



İlk sezonunun bitimiyle favori dizilerim arasında üst sıralara çıktı Spartacus. İlk bölüm itibariyle izlenebilir ama çok fazla takipçisi olmaya gerek yok demiştim dizi hakkında. Bunda kullanılan efektlere alışmamış olmamın etkisi büyüktü tabi. Fakat bölümler geçip, karakterleri tanıdıkça, alt yazı çıktığı anda izlerken buldum kendimi. Zaten son bölümlerde inanılmaz bir tempo yaratmışlardı dizide, sezon finaliyle beraber zirve yaptılar. İzlediğim en sağlam sezon finaliydi. Çok fazla yazmak istemiyorum sezon finali hakkında, birisi denk gelir vs. tüm zevki kaçar. Sabah 5 civarı izlediğim bölümden sonra acayip gaza gelmiş hissettim kendimi.

Dizide kan ve cinsellik çok ön planda gibi gözükebilir. Dizinin yapımcılar ne varsa hani mecazi anlamda değil cidden ne varsa göstermekten çekinmiyorlar bu sahnelerde. O yüzden bu diziyi izlerken dikkat edilmesi gerekebilir. ) Aniden odaya giren birisine Spartacus izliyorum derseniz inandırıcı olmayabilir. Hatta dizi ilk başta cinsellik ve şiddet yönüyle tanınıyor ama bölümler geldikçe çıplaklığa-zaman zaman aşırı abartılmış kan efektlerine aldırmıyorsunuz ve ortada dönen olaylara konsantre oluyorsunuz. Hiçbir konuyu uzatmıyorlar, sündürmüyorlar. O yüzden dizi boyunca yok artık dediğimiz olaylar vuku buluyor.


Dizide oldukça tanıdık yüzlerde yer alıyor. Mumya filmlerinden bildiğimiz John Hannah, gladyatör okulunun sahibi Batiatus rolunu canlandırıyor. Zeyna'dan tanıdığımız Lucy Lawless Zeyna'daki gizemini kaybedip, tüm yönleri ile karşımızda bu dizide. Batiatus'un eşi Lucretia rolünde. Karı-koca çevirdikleri entrikanın haddi hesabı yok dizide. 300'den tanıdığımız ve filmin başında kuyuya uçarken gördüğümüz siyahi abimiz bu dizide Doctore rolu altında karizmatik gladyatör eğitmenimizi canlandırıyor.

13.bölümüyle sezon finalini yaptı dizi. 2.sezonun olacağı söyleniyor ama ne zaman başlayacağına dair bir bilgi bulamadım. Bunun sebebi ise dizinin başrol oyuncusu Spartacus'u canlandıran Andy Whitfield'in kansere yakalanmış olması. Michael C.Hall'dan sonra favori dizilerimden birisinin daha kansere yakalanması üzüyor insanı. Umarım bir an önce sağlığına kavuşur. Spartacus:Blood and Sand'a hala bir şans vermediyseniz en kısa zamanda yapacağınız işlerden birisi olsun bu diziyi izlemek. Hatta imkanınız varsa bölümleri 720p olarak indirip dizinin keyfini arttırmanız tavsiye olur.



18 Nisan 2009 Cumartesi

Looking for Eric


Ken Loach'ın yeni filmi yakında Cannes'da gösterime girecek. Eğer Cantona'yı seviyor, ingiliz yönetmenlerin bana göre en görkemlisi Ken Loach'ı da beğeniyorsanız bu film hayatınızda kesinlikle silinemez bir yer edinecek. Bizim buralara ne zaman uğrar bilinmez ama haziran ayı içinde hiç değilse bir kaç iyi salon da gösterime girse keşke.

Trailer

30 Mart 2009 Pazartesi

Lie To Me


Torrent-rapidshare ve Türkçe alt yazı siteleri sayesinde takip ettiğimiz dizi sayısı günden güne artıyor. Benim için bu dizilere bir yenisi daha eklendi. ''Lie to Me''. Başrolünde ilk olarak Reservoir Dogs filminden aklımıza gelen Tim Roth var. Tim Roth'un canlandırdığı Cal Lightman karakteri hayatını insanların yüzlerini-mimiklerini-hareketlerini araştırmaya harcamış birisi olarak karşımıza çıkıyor. Karşısında bulunan, konuştuğu kişinin yalan söylediğini en ufak hareketinden anlayıp, incelediği davaya yeni bir seyir kazandırabiliyor.

Sahibi olduğu şirkete bir yalanı ortaya çıkarmasını isteyen her kuruluş başvuruyor. Devlet, Fbı veya halktan birileri. Onun için davaya inanması yeterli. Kendisine yardımcı olan 3 karakterimiz daha var dizide. Dizinin en güzel kısımlarından birisi karşısında bulunan kişi itemeden bir hareket yaptıkten sonra o bu hareketin veya mimiğin anlamını açıklarken (yalan söylemesi,küçük görmesi vs.. gibi) o sırada daha önce o harekete başvurmuş Clinton-Obama-Tom Cruise vb.. gibi ünlü isimlerin görüntülerinin ekrana yansıması. Daha yeni başladı diyebileceğimiz dizinin 8 bölümü yayınlandı şu ana kadar. Altyazılarına ise Divxplanet'ten ulaşmak mümkün.

Dizi hakkında daha ayrıntılı inceleme yazıları için ;

22dakika
dizidizi.net

25 Mart 2009 Çarşamba

Seyredilmeli - Watchmen

X-Men'i beklerken diye yazdık eklemeden geçmeyelim. Şu sıralar çizgi roman takip edenlerin en favori koleksiyonlarından biri olan Watchmen'de sinemada yerini aldı.


Watchmen'i Marvel'in yada DC Comics'in diğer karakterleri gibi düşünürseniz yanılırsınız bildiğiniz Süpermen, Batman vb karakterlerden çok farklıdır. Birçok kişi için en büyük çizgi roman serisinin top beşinde adı geçer. Tabi bunda yazdıkları edebiyat eserleriyle yarışan kitaplarıyla bana göre efsanevi statüsünde yer alan Alan Moore'un payı çok fazladır.


Konu alternatif bir evrende geçiyor ve dönem elbette 80’ler. New York sokaklarında kendi çabalarıyla adaleti sağlayan maskeli kahramanlar mevcut. Filme ait çok fazla şey yazmak istemiyorum ama soğuk savaş dönemine ait göndermelerin bolca olduğu bu filmi normal bir süper kahraman filmi olarak düşünmeyin, bildiğiniz bir hikaye değil bu. Soundtrack'i de çok beğendimi belirtmem lazım.


Filmin yönetmeni de Zack Snyder ki kendisini "300" filminden hatırlarsınız.

Coming Soon


X-Men serisinin son filmi Mayısın ilk günü vizyonda olacak, X-Men Origins: Wolverine adını taşıyan filmde Wolverine'in hayatı anlatılacak. X-Men karakterlerinin belki de hem çizgi roman hem de filmlerinde en sevilen ve en gizemli karakteri Wolverine'dir her zaman. Senaryosunu David Benioff've Len Wein'in yazmış olması bile benim heyecanlanmam için yeterli. İlk X-Men filminin 17 sene öncesindeki olayları anlatacak ve Wolverine'in bilmeyenler için karanlık geçmişi aydınlanacak. Tabi bir diğer heyecan verici tarafı da Gambit'in sonunda bir X-Men filminde yer alacak olması "everyone can relax, gambit...has returned". Yeter ama dimi üç tane film çekildi, binbir çeşit mutant gösterildi ama belki de en karizma, en asi ruh, en kızların sevgilisi mutant karakteri es geçiliyordu. Alttaki resim de orjinal comics kapağından...
Velhasıl heyecanla bekliyoruz efenim.
.


Trailer vs için official site http://www.x-menorigins.com/