4 Haziran 2011 Cumartesi
Misfits
Taa 5 şubat'ta yazdığım son yazıdan sonra çok zaman geçti. Hazır yaz gelmiş,finaller bitmek üzereyken tekrar maksat karalama olsun diye geri döndüm bloga. Arada çok şeyler değişti. 4 El Clasico, Galatasaray'ın durumu vs.. derken es geçtik hepsini. Son yazıda bir İngiliz dizisi olan Misftits'ten bahsetmiştim hatta bir yazı yazacağımı söylemiştim. Gecikmelide olsa yazalım Oz hakkında yazdığımız yazıdan sonra. Misfits dizisini ilk önce divxplanet forumlarında görerek keşfettim. İzlemeye karar vermemde olumlu yorumların yanı sıra çok fazla ilerlememiş olması önemli bir yer tuttu benim için. Dizi şu ana kadar 2 sezonu geride bıraktı. Toplam 13 bölüm oluyor 2 sezonun toplamı. 3.sezonu bekliyoruz merakla.
Dizinin konusuna kısaca değinmek gerekirse posterde gözüken 5 elemanı izliyoruz. Nathan-Alisha-Simon-Curtis ve Kelly karakterlerimiz. İşledikleri çeşitli suçlardan dolayı kamu hizmet cezası alıyor neredeyse her açıdan birbirlerine zıt bu 5 karakter. İlk günlerinde çıkan bir fırtınadan dolayı bazı süper güçler kazanıyorlar ve dizi buradan sonra başlıyor. Klasik olarak süper güçleri kazandık haydi dünyaya düzen getirelim,''save the cheerleader,save the world'' gibi bir dertleri yok bu isimlerin. Bu güçlerini kendilerini zor durumlardan çıkartmak için kullanıyorlar. Zaten karakterlerin yanında diziyi güzel yapan olayda işte bu. Nathan karakteri bu dizinin en öne çıkan ismi. Arkadaş olsa çekilmez denecek tiplerden. Sürekli millete sataşması, laf atmasıyla tam dayaklık bir karakter ama diziyi sürüklüyor. Diğer 4 isimden Alisha dizinin seksi kız yükünü çekiyor zaten bu özelliğiyle bağdaşan bir süper güce sahip. İlk başlarda çok güzel gelmese de sonra vay be dedirtiyor Alisha. Curtis ve Kelly pek ısınamadığım karakterler ama özellikle Kelly'nin gücüne sahip olmak isterdim. Dizinin garip ve gizemli çocuğu Simon ise Nathan'dan sonra favori karakterim.
İlk sezonu bomba gibi ilerlese de 2.sezonda başka konulara sapmaları nedeniyle en azından bana ilk sezonu arattı ama kötü bir sezon değildi sadece ilk sezon ayarında değildi benim için 2.sezon. Yinede güzel sürprizler vardı 2.sezonda da. Bir türlü sonu gelmeyen dizilerden birazcık sıkıldıysanız Misfits her türlü kendisini izlettirecek bir dizi.
Oz
Gelmiş geçmiş en efsane dizilerden birisidir Oz.Bilmeyen olduğunu sanmıyorum.Zamanında Cine5'ten takip ettiğimiz,daha sonra internetin nimetlerinden faydalanarak rahat rahat izleme şansına eriştiğimiz bir dizi.Hala bu diziyi bilmeyen ve dizi izliyorum diyen kesimdenseniz aslında bu efsaneye baştan başlama şansına sahip olduğunuz için şanslısınız.Oz,Oswald Maksimum Güvenlikli hapishanesine verilen isim.Hapishane içindeki çetelerin güç savaşını,hayatta kalma mücadelesini,intikam planlarını, aşklarını(evet aşklarını) kısacası hapishaneyi tüm çıplaklığıyla ele alan bir yapım.Tüm çıplaklığı derken dikkat çekmek istiyorum.Aklınıza gelecek ne varsa bunu insan izleyecek demeden yayınlamıştır Oz.
Biz hapishaneye Tobias Beecher ile merhaba diyoruz ve hikayeyi Augustus Hill'in ağzından zaman zaman hapishanede hangi silahı nasıl yapıp,kullanacağımızı öğrenerek,zaman zaman Abd sistemini eleştirerek veya olaylara felsefi açıdan bakarak izliyoruz.Oz'un en ilginç özelliklerinden birisi ''aha işte benim adamım,ortalığı siker atar bu herif'' dediğin karakterin daha bölüm bitmeden 3 kişi tarafından tecavüze uğraması olmadı çeşitli yöntemlerle öldürülmesi sonucu ekran karşısında insanı nasıl lan bakışıyla bırakıyor olması.
Müslümanlar,Siyahlar,İtalyanlar,Meksikalılar,Naziler,Gayler ve Ryan O'Reily önderliğindeki İrlandalılaların bulunduğu bir hapishane.Tabi birde hapishane çalışanları vardır ki bunlarda çok düzgün karakterler değillerdir.Hepsinin bir sorunu vardır.Hepsinin başında karizmatik abiler bulunmaktadır.En etkisiz gözüken tayfa olan gaylerin başına bile sonlara doğru elemana bak diyeceğimiz birisi geliyor.İlerleyen zamanlarda bahsedeceğiz önemli karakterlerden.Oz,1997'de başlayıp 2003 yılında son buldu.4.sezon harici bütün sezonlar 8 bölüm, sadece 4.sezon 16 bölüm olarak yayınlanmış.Aslında 4.sezonu ikiye bölersek 7 sezon diyebiliriz.
Oz,diğer diziler gibi bir oturuşta 7-8 bölüm peş peşe izlenebilecek bir dizi değil.Tecrübeyle sabittir, bir gecede peş peşe izlenen 4-5 bölümden sonra rüyanızda Kareem Said,O'Reily,Alvarez'le takılabilirsiniz.Benim şansıma Said reis yanına aldı beni de tehlikelerden korunduk böylece.O yüzden dikkatli olmak lazım.Her zaman Said reis çıkmayabilir.Allah muhafaza Adebisi ve Schillinger ile karşılaşırsanız bir daha uyumak istemeyebilir insan.Giriş yazısı olsun bu Oz hakkında eylemlerim devam edecek.
5 Şubat 2011 Cumartesi
Uzun Bir Aradan Sonra...

- Uzun bir aradan sonra ilk yazısı geliyor blogun. Daha öncede böyle aralar vermiştik ama bu kadar değildi o aralar. Bilgisayar başında olmamakla alakası yok yazı yazmamanın, oluyor her insanın hayatında sorunlar işte üşeniyorsun, hallederiz nasıl olsa diyorsun sürekli erteliyorsun. Öyle bir ara işte. Yoksa takip ettiğimiz siteleri her gün takip ediyoruz yine. Yazmadıkça yazılanlar kötüleşiyor. Bu yazıda kötü bir yazı olacak büyük olasılıkla. Stres atma yeri burası bizim için,arada döküyoruz futbolla ilgili ne varsa içimizi. Bu yazıda dizilerden de bahsedebilirim biraz.
7 Aralık 2010 Salı
Behzat Ç.

Emrah Serbes'in yarattığı harika karakter Behzat Ç. 10 bölümdür Star ekranlarında yayınlanıyor. Diziyi izlerken Harun'un verdiği tepkilerle gülerken 5 dakika sonra öyle bir yerden vuruyor ki adamı, dramı da yaşatıyor. Her şeyden, her duygudan var ama bunu yaparken çorba etmeden,karıştırmadan yapıyorlar. Gerçekçilikten kopmuyorlar. Tabi Ankara'da çekiliyor olması da İstanbul izlemekten sıkılan Ankaralılar için ilaç gibi oldu. Dizinin adı Behzat Ç. fakat dizide sadece o öne çıkartılmıyor. Harun-Akbaba ve Hayalet'in hikayeleri de çok net, vurucu bir şekilde ekrana getiriliyor. İşte bu tek adam benim favori karakterim, geri kalanlar figüran gibi olmuş dedirtmiyorlar. Tüm cinayet ekibine aynı gözle bakıyorsunuz. Arka Sokaklar ve Adanalı gibi polisiye denilen ! ama bir türe ait olmayan dizilere benzemiyor.

28 Haziran 2010 Pazartesi
Entourage

Yaz dizilerinin en güzeli, hatta benim için dizilerin en güzeli Entourage 7.sezonuyla ekranlara geri döndü. Geçen yazdan beri büyük sabırsızlıkla bekliyorduk kahramanlarımızın geri dönmesini, sonunda o gün geldi. Hala Entourage'den haberi olmayanlar varsa bu yazı kısa bir bilgilendirme yazısı olabilir.

19 Nisan 2010 Pazartesi
Spartacus : Blood and Sand

İlk sezonunun bitimiyle favori dizilerim arasında üst sıralara çıktı Spartacus. İlk bölüm itibariyle izlenebilir ama çok fazla takipçisi olmaya gerek yok demiştim dizi hakkında. Bunda kullanılan efektlere alışmamış olmamın etkisi büyüktü tabi. Fakat bölümler geçip, karakterleri tanıdıkça, alt yazı çıktığı anda izlerken buldum kendimi. Zaten son bölümlerde inanılmaz bir tempo yaratmışlardı dizide, sezon finaliyle beraber zirve yaptılar. İzlediğim en sağlam sezon finaliydi. Çok fazla yazmak istemiyorum sezon finali hakkında, birisi denk gelir vs. tüm zevki kaçar. Sabah 5 civarı izlediğim bölümden sonra acayip gaza gelmiş hissettim kendimi.


18 Nisan 2009 Cumartesi
Looking for Eric

Ken Loach'ın yeni filmi yakında Cannes'da gösterime girecek. Eğer Cantona'yı seviyor, ingiliz yönetmenlerin bana göre en görkemlisi Ken Loach'ı da beğeniyorsanız bu film hayatınızda kesinlikle silinemez bir yer edinecek. Bizim buralara ne zaman uğrar bilinmez ama haziran ayı içinde hiç değilse bir kaç iyi salon da gösterime girse keşke.
Trailer
30 Mart 2009 Pazartesi
Lie To Me

Torrent-rapidshare ve Türkçe alt yazı siteleri sayesinde takip ettiğimiz dizi sayısı günden güne artıyor. Benim için bu dizilere bir yenisi daha eklendi. ''Lie to Me''. Başrolünde ilk olarak Reservoir Dogs filminden aklımıza gelen Tim Roth var. Tim Roth'un canlandırdığı Cal Lightman karakteri hayatını insanların yüzlerini-mimiklerini-hareketlerini araştırmaya harcamış birisi olarak karşımıza çıkıyor. Karşısında bulunan, konuştuğu kişinin yalan söylediğini en ufak hareketinden anlayıp, incelediği davaya yeni bir seyir kazandırabiliyor.
Sahibi olduğu şirkete bir yalanı ortaya çıkarmasını isteyen her kuruluş başvuruyor. Devlet, Fbı veya halktan birileri. Onun için davaya inanması yeterli. Kendisine yardımcı olan 3 karakterimiz daha var dizide. Dizinin en güzel kısımlarından birisi karşısında bulunan kişi itemeden bir hareket yaptıkten sonra o bu hareketin veya mimiğin anlamını açıklarken (yalan söylemesi,küçük görmesi vs.. gibi) o sırada daha önce o harekete başvurmuş Clinton-Obama-Tom Cruise vb.. gibi ünlü isimlerin görüntülerinin ekrana yansıması. Daha yeni başladı diyebileceğimiz dizinin 8 bölümü yayınlandı şu ana kadar. Altyazılarına ise Divxplanet'ten ulaşmak mümkün.
Dizi hakkında daha ayrıntılı inceleme yazıları için ;
22dakika
dizidizi.net
25 Mart 2009 Çarşamba
Seyredilmeli - Watchmen
X-Men'i beklerken diye yazdık eklemeden geçmeyelim. Şu sıralar çizgi roman takip edenlerin en favori koleksiyonlarından biri olan Watchmen'de sinemada yerini aldı.Watchmen'i Marvel'in yada DC Comics'in diğer karakterleri gibi düşünürseniz yanılırsınız bildiğiniz Süpermen, Batman vb karakterlerden çok farklıdır. Birçok kişi için en büyük çizgi roman serisinin top beşinde adı geçer. Tabi bunda yazdıkları edebiyat eserleriyle yarışan kitaplarıyla bana göre efsanevi statüsünde yer alan Alan Moore'un payı çok fazladır.
Konu alternatif bir evrende geçiyor ve dönem elbette 80’ler. New York sokaklarında kendi çabalarıyla adaleti sağlayan maskeli kahramanlar mevcut. Filme ait çok fazla şey yazmak istemiyorum ama soğuk savaş dönemine ait göndermelerin bolca olduğu bu filmi normal bir süper kahraman filmi olarak düşünmeyin, bildiğiniz bir hikaye değil bu. Soundtrack'i de çok beğendimi belirtmem lazım.Filmin yönetmeni de Zack Snyder ki kendisini "300" filminden hatırlarsınız.
Coming Soon


Trailer vs için official site http://www.x-menorigins.com/



