13 Şubat 2010 Cumartesi

Demar Derozan vs. Eric Gordon


Nba'de All-Star hafta sonu başladı. Smaç yarışmasına katılacak son isim Rookies-Sophomeres maçının devre arasında yapılacak elemeyle belirlendi. Demar Derozan ve Eric Gordon sahnedeydi bu eleme için. Açık ara favorinin Derozan olduğu söyleniyordu ama yapılan 2'şer smaçtan sonra Eric Gordon'un smaç yarışmasına katılacak son isim olmaya hak kazanması lazımdı. İlk smaçlar için eşit yorumu yapsak bile 2.smaçları göz önüne alırsak Gordon ezdi Derozan'ı.

Yapılan oylama sonucunda %61 oyu alan Derozan kazandı elemeyi. Tam anlamıyla skandal bir sonuç oldu. Tabi bunda Nba.com'un oylama sayfasındaki rezaletinde etkisi olabilir. Yukardaki resimde görüldüğü üzere Derozan'ın isminin üstünde Gordon'un, Gordon'un isminin üstünde ise Derozan'ın resmini koymuş Nba.com. Son senelerde çıkan sonuçlar ve Nate Robinson faktöründen dolayı oldukça eleştiriliyordu, bu senede daha ilk günden heves kaçırdılar. Derozan yarın göstereceği performansla bu geceyi unutturur umarım.

12 Şubat 2010 Cuma

Copa del Rey finali

1265978758_0

Blogda ilk yazımda şöyle demişim; ‘’Hafta arası Copa Del Rey maçları vardı ve Madrid'in küçük bir ekibi olduğunu öğrendiğimiz Alcarcon, Real Madrid'i eledi bir şekilde. Tabi böyle süprizler ilk kez olmuyor, son kez de değil. Ayrıca geçen sezonun finalisti Athletic Bilbao'da elendi. Atletico Madrid için kazanılacak bir Copa Del Rey hem prestij olur, hem de ligde konuma bakılmaksızın en azından Avrupa Liginin kapısını açar. Barça ile eşleşmezse başka herhangi bir kupada iddiası olmayan Atletico Madrid'in önü açık diye düşünüyorum.’’

Dün gece oynanan yarı final maçında Atletico, Racing Santader’e yenilmesine rağmen finale çıkmayı başardı. Senede 1 kere olacak bir süpriz peşinde koşan Racing, Valera’nın kendi kalesine bir forvet edasıyla attığı golle öne geçse de amacına ulaşamadı.

Marbella, Huelva –mucizevi- ve Celta Vigo’dan sonra Racing Santander’i eledi finale gelirken Atletico Madrid. Sevilla’nın en kötü ihtimalle Avrupa Liginde olacağını düşünürsek, seneye en azından Avrupa Liginde mücadele etme kapısı da aralanmış oldu.

350514339_784807c28c

Son finalini küme düştüğü sezon Espanyol ile oynayıp kaybetmişti Atletico Madrid. Sevilla ise 2006-2007’de Getafe’yi yenerek kupayı almıştı –59 yıl sonra- . Aynı Getafe ertesi sezon Copa del Rey’de Valencia’ya yenilecek daha ve üst üste iki sezon final oynayıp Kupayı alamayacaklar. Getafe’yi bir tarafa bırakırsak Atletico Madrid sonuncusu 96 sezonunda – Bu sezon ligi de kazanarak duble yapmış Atletico - olmak üzere 9 kupa almış, Sevilla ise 4 kere kazanmış.

1265930325_1

Final 26 Mayıs. Bernabeu’da oynanması planlanıyordu. Fakat 22 Mayıs’ta Şampiyonlar Ligi finali oynanacağından ve aynı stadyumda aynı hafta içinde iki final oynanamayacağından? dolayı zaman ve mekanda kaymalar görülebilir. Diğer taraftan Kupa Finalinde, ülkelerinin Dünya Kupası kadrosunda bulunacak oyuncuların oynayamaması gibi bir durum daha çıktı ki resmen şenlik var. Ters bir durumda stadyum konusunda Atletico, Nou Camp derken Sevilla ise Mestella diyor. Bir şekilde çözülecektir.

Barcelona v Atletico Madrid La Liga V1ALetjJE0El

Diğer taraftan hafta sonu Vicente Calderon’da ki Barcelona maçından bahsetmezsek olmaz. Agüero’ya göre Barcelona’nın Dünya’nın en iyi takımı. Fakat yine Agüero’ya göre ‘’Atletico’nun da 3 puana ihtiyacı var ve kazanmak için oynayacağız’’.

3562599505_65b6589030

Son yılları bir tarafa bırakırsak Atletico Madrid, Barcelona’ya ters gelen bir takım. Yanılmıyorsam 3-4 yıl önce Atletico sezona 6 puanla başlar geyikleri yapılıyordu İspanya’da da. Fakat özellikle son yıllarda bu biraz değişti. 6-1’lik, 5-2’lik göze hoş görünmeyen skorlu ve sahada da yokları oynayan Atletico Madrid takımı gördük son yıllarda. Fakat kötü bir dönemde olmasına rağmen Atletico Madrid takımı yine de bu tip maçlarda rakiplerini 90 dakika içinde bir 15-20 dakika tempo yakalarsa oldukça zorluyor.

La Liga’da son iki sezondur Atletico Madrid’in Vicente Calderon’da Barcelona’yı yendiğini de hatırlamak gerekir.

1265984940_1

Saha içine bakarsak, Barcelona’da defansta sıkıntı olduğu yazılıp, çiziliyor. Daniel Alves, Abidal ve Chygrynsky benim bildiğim sakatlık sorunu olan oyuncular. Marquez ve Pique’de Getafe maçında kırmızı kart görmüştü. Elde kalanlar : Puyol, Milito ve Maxwell. 1 tane genç oyuncu takviyesi ile çıkacakmış Barcelona. Onlar için çok zor bir maç olacağı ortada. 

Calderon’da ki geleneğin bozulmaması için şartlar uygun.

Benitez 2.Gerrard'ı Buldu



Benitez baktı bu iş olmayacak, yeni transfer olarak Kaptan'dan bir tane daha bulup saflarına katmış. Gerrard'ın balmumu heykeli ile karşılaşma anından fotoğraflar bunlar. Londra'daki ünlü Madame Tussauds müzesinde yerini alacak bundan sonra. Tıklayarak müzenin sitesine gidip diğer bal mumu heykelleri görebilirsiniz.

Diğer resimler için ise, şuraya alalım.

11 Şubat 2010 Perşembe

Galatasaray 3 - 2 Antalyaspor



2-1'in rövanşında Ali Sami Yen'de turun geçileceğini düşünüyordum. Özellikle penaltının kazanılması sonrası bu düşüncem iyice pekişti ama anında cevap verdi Antalyaspor bu gole Necati ile. Adamını kaçırma, direğin boş bırakılması ve gelen gol. Biz halı sahada oynarken bile yakın direğe bir adam geçiyor, bizimkiler orayı önemsemiyor. Aykut'da uyarmıyor gördüğüm kadarıyla kimseyi. Zaten duran top savunması oldukça kötü olan bir takımsın oraya adam koyup önlem almamak nasıl bir hatadır,anlamıyorum. Antalyaspor'un direncini tekrar üst seviyeye çıkardı bu gol. İlk yarıda oldukça etkisiz olan Giovanni Dos Santos'un çıkıp Emre Çolak'ın oyuna girmesi Galatasaray'ı hücumda daha etkili hale getirdi. Zaten Keita formsuz, Arda stoperlerin arasında ne yapacağını bilemez bir halde iken üstüne Gio'nunda aldığı tüm topları tekrar bizim sahaya Caner'e doğru göndermesi hücumda büyük sekteye uğrattı takımı.

Rijkaard'ın Arda'nın stoperlerin arasında kalmasına izin vermemesi gerekiyor bundan sonraki maçlarda. Arda ne kadar yetenekli olursa olsun orada olması hem bizi hem Arda'yı çok olumsuz etkiliyor. Takımın topla beraber en fazla sorumluluk alan isimini kendi elimizle rakip stoperlerin kucağına atıyoruz, gereksiz yere yıpratıyoruz. Arda, oradan kurtulduktan sonra top almaya-vermeye başladı. Galatasaray'ın hücumda kendisini bulmasının en kilit anıydı Arda'nın istediği bölgelerde-özellikle sol kanatta-topla buluşması.

M.Sarp, bugün oldukça şaşırttı beni. Girdiği pozisyonlar kendisi açından güzel bir gelişme. Arkadan gelen sürpriz isim oldu pozisyonlarda ama aynı maç içinde 3-4 net pozisyonu harcayınca tepki çekti doğal olarak. Oralara kadar koşup, pozisyon bulması hoş ama bu kadar net topların birisini atan isim olması gerekiyordu. Necati'nin 2.golünde ise bana göre fizik gücüne güvenip ters taraftan Necati'nin pozisyonunu bozmaya çalıştı,Necati'nin de dengesiz yakalandığını görüp ama Necati'nin sağlam durması, en az Sarp kadar güçlü bir oyuncu olması bu planını yatırdı Mustafa'nın. Doğru olanı yapıp, kale ile Necati arasında yer alması gerekiyordu orada.

Gio ve Jo transferleri kadar yankı uyandırmayan Lucas Neill geldi,takıma girdi ve savunmanın idaresini eline aldı. Şu kısa sürede gösterdiği performansla keşke sene başında bu takıma katılsaydı dedirtti. Elano'da geldiği günden beri ilk kez bu kadar etkiledi beni. İyi performansları olmuştu ama bugün çok ayrıydı performansı. Devam ettirir umarım Atletico maçında ve ligde ihtiyacımız var Brezilyalıya.


Uğur Uçar'dan da bahsetmek istiyorum biraz. Denizli maçında çok eleştirildi adamını kaçırdı diye ama ofsayta ayak uydurmaya çalışıyordu orada. Kayseri maçı vs. yavaştan günah keçisi kıvamına getirildi. Sakatlanırken bıraktığımız Uğur yok işin o kısmı kabul, o sakatlıktan sonra kaldığı yerden devam edeceğini beklemiyorduk zaten. Keita ile hala bir uyum sağlayamadılar, Sabri ve Keita uyumu cidden harikaydı ve Uğur'dan da aynı uyum bekleniyor. Uğur ve Sabri çok ayrı oyuncular özellik olarak. Bugün ilk yarıda yaptığı 2-3 pas hatası dışında oldukça iyi bir performans sergiledi Uğur. Yaptığı bindirmeler, ortalar gayet başarılıydı. Yaşadığı o büyük sakatlıktan sonra futbola dönmesi bile ayrı bir hikayeyken yarım sezonda gösterdiği performansla acımasızca eleştirilmeye başlandı. Sabri, sakatlıktan döndükten sonra kaldığı performansı devam ettiremezse sağ bek transferi istenmeye başlanır zaten, bugünlerde konuşulanlar unutularak. Futbolcu robot çünkü, 2 maç kötü oynama hakkı yok oynarsa hemen yapıştır bu seviyenin futbolcusu değil diye etiketi.

Galatasaray elindeki 1 kulvarı kaybetti. Hagi döneminde alınan kupadan sonra finale adımızı yazdırmayı başaramadık bu kupada. Her ne kadar şu sistemiyle ilgi çekici olmasa, angarya gibi gözükse de final heyecanını, kupa sevincini tekrar yaşamak isterdik. Önümüzde ilaç gibi gelebilecek bir ara var Atletico maçına kadar. Bu arayı iyi değerlendirip Calderon deplasmanından iyi bir sonuçla dönmek bu olumsuz olarak adlandırılan tabloyu değiştirir.

Tribünde açılan pankartlar harikaymış bu arada, yapanların-oraya asanların eline koluna sağlık.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Barca'da Defans Sıkıntısı


Hafta sonu Atletico Madrid maçına çıkacak Barcelona'nın başı bu sıralar defans oyuncularının sakatlıkları ve cezalarıyla dertte. Geçen hafta Getafe maçında kırmızı kart gören Pique ve Marquez'in yanına sakat oyuncularda eklendi. Alves, Toure ve Abidal'ın sakatlıkları vardı zaten. Pep'e gelen son darbe ise Ukraynalı savunma oyuncusu Chygrynskiy'den(nasıl bir isimdir) geldi. Ukraynalı savunma oyuncusunun da 1 hafta sahalardan uzak kalacağı açıklandı. Elde kalan isimler şu an için Puyol-Milito ve Maxwell. Bakalım Calderon'da nasıl bir savunma kurgusu çıkartacak Pep.

8 Şubat 2010 Pazartesi

Terry'ye Destek


John Terry'nin yaşadığı skandal-Milli takım kaptanlığının Capello tarafından alınması sonrası Terry'e destek kendi taraftarından geldi.

5 Şubat 2010 Cuma

# 10 Gheorghe Hagi



2 Şubat Taçsız Kral'ın doğum günüydü. Onu izleme şerefine erişememiştim ama bir başka 10 numarayı, bir diğer 10 numarayı izleme fırsatını kaçırmadık. 5 Şubat diğer ''10'' numaranın doğum günü. Aynı Metin Oktay gibi 10 numaralı formasıyla efsanemiz oldu. Zaman zaman Hagi'yi özlediğimi fark ediyorum, 10'un videolarını izlerken saatleri geçiriyorum. Sırf o oynuyor diye internetten oynadığı gösteri maçını arayıp buldum. Çok farklı bir adamdı Hagi, inanılmaz bir futbolcuydu, büyük bir liderdi. Onu izlemiş olmak, fizik kurallarına aykırı gollerine sevinmiş olmak büyük bir şanstı.

Doğum günün kutlu olsun Hagi.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Ağır Abiler



Real Madrid'in 4 kaptanı Raul-Casillas-Guti ve Sergio Ramos başkan F.Perez ve ekibiyle buluşup yemek yemişler . Prim miktarları konuşulmuş yemekte. Şampiyonlar Ligi'nin kazanılması halinde 575 bin, La Liga'nın kazanılması durumunda ise 350 bin euro prim kazanacak Real Madrid'li oyuncular.

2 Şubat 2010 Salı

2 Şubat 1936





Bugün Taçsız Kral'ın doğum günü. Aramızda olsaydı hep beraber 74.yaş gününü kutlayacaktık ''10'' un. Galatasaray taraftarı asla unutmayacak ''10'' u. Daha önce onun hakkında bir post atmıştık bloga, tekrar koyalım Büyük Galatasaraylı'nın kendi kaleminden yazdığı anılarını.

"Sarı-kırmızılı renklere küçükten beri hayrandım.Galatasaray İzmir'e geldiğinde okuldan kaçar, maça giderdim.Bence Galatasaraylılık din gibi,mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır.Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım."

"Fenerbahce 20 bin, adalet bir yıl için 10 bin lira transfer ücreti teklif ederken, ben Galatasaray ile yıllığına 8 bin liraya anlaşma yaptığım gün mutluluktan uçuyordum..."

"Sahaya çıkmadan önce Allah'a dua eder, sahaya en son çıkmayı uğur sayardım.Aut çizgisini geçerken daima sağ ayağımı atardım.Maça başlamadan önce arkadaşlarım kaleye şut atarken, ben dolanıp durur, oyun başlayıncaya kadar topa vurmazdım... Sakatlandığım zaman, secde ederek iki elim önde 'Allah'ım sen bacaklarımı koru' diye dua ederdim."

"Galatasaray'ın alt yapısında 18 tane metin vardı... Galatasaray'daki bu metin'lerin sayısı bana söylendiğinde önce inanmamıştım. futbol okulunun çeşitli kademelerinde bu metin ismi dikkat çekmiş ve onları biraraya getirmişler. sonra da bana haber verdiler,gittim hepsini kucakladım."

"Fenerbahce'ye attığım ağları yırtan golüm çok konuşulmuştu.Hikayesi ise şöyledir ;Fenerbahce ile oynayacağımız her maçın havası ayrı olurdu. 1959 yılının 10 haziran günü oynayacağımız milli lig'in ilk final maçının önemi çok büyüktü. futbol federasyonu bu kritik maça yugoslavya'dan hakem getirmişti. tansiyon yüksekti.Maçtan bir gece önce Çınar otelde yugoslav hakemin üç fenerbahçeli yöneticiyle birlikte yemek yediği görülünce, İstanbul'da kıyamet koptu. Galatasaray kulübünün telefonları ihbarlarla inliyordu:'maç Çınar otel'de masa başında satıldı...yugoslav hakem fenerbahce'yi galip getirmek için ne lazım gelirse yapacak!..' bunun üzerine Galatasaray kulübü hakemin değiştirilmesi için federasyona başvurdu. hakem şaşırmıştı. ve ağlayıp sızlamaya başlamıştı. 'ne olur galatasaraylılar'a söyleyin böyle bir sebepten dolayı memleketime dönemem maçı namuslu bir şekilde yöneteceğim.'

Yöneticilerimiz bir toplantı yaptı, hakemi kabul etti ve o yugoslav hakemle iki takım maça çıktı. 10 haziran 1959... dolmabahçe stadı yükünü almış, ezeli mücadeleyi bekliyor. sıcağa rağmen tribünler herzamanki gibi rengarenk... oyun hızlı başlamıştı. maçı mutlaka kazanmak istiyorduk. Çok hırslıydık... turgay uzun bir degaj yaptı. boş top, ceza sahasının üstüne süzülmüştü. topa kaleci Özcan arkoç ile birlikte yükseldik. Özcan topa uzanabilmek için adeta benim sırtıma tırmanmıştı.. Çok yükselmiş, bu sebepten de dengesini kaybetmişti. İkimiz birden yere düştük. Özcan anlayamadığım bir şekilde kıvranmaya başladı. o anda fenerbahce tribünleri benim Özcan'a vurduğumu zannederek küfretmeye başlamıştı. o çirkin tezahüratın ilk defa muhatabı oluyordum. Şaşırmıştım ve utanmıştım. suçlu olmamama rağmen utanmıştım. o sırada yanıma fenerbahçeli nazi erdem ve basri dirimlili geldiler. İkisi de çok sevdiğim arkadaşlarımdı...

Benim kasıtlı bir hareket yapmayacağımı benden iyi bilirlerdi.Ben onlarla konuşurken birden diz kapağıma bir tekme yedim.Acıyla tekmeyi vurana baktım.Bana vuran,kendine fenerbahce'de yer edinmeye çalışan Avni idi. o acıyla ben de Avni'ye bir yumruk attım.Yumruğu Avni'nin suratına indirince saha karıştı.Antrenörümüz George Dick, Eşfak Aykaç,Muzaffer Bozok ve menajerimiz Osman İncili beni olaylardan sıyırıp saha dışına götürmeye çalışıyorlardı. o kargaşa arasında yöneticimiz Muzaffer Bozok ile Osman İncili yugoslav hakeme kızıyorlardı. aradan iki üç dakika geçmiş, saha boşaltılmıştı. yugoslav hakem hışımla yanıma yalaştı ve saha dışını gösterdi.O güne kadar hiçbir hakemden bu kararı duymadığım için neye uğradığımı şaşırmıştım. Hırsımdan ağlıyordum.Sahadan çıkmadan önce gidip fenerbahçe tribünü önünde çakıldım.Ben gidince onlar da şaşırdı.Biraz önce o çirkin kelimeleri bana layık gören insanlardı onlar.Durdum.Bir baştan bir başa o triibünleri süzdüm. Sonra eğildim ve bana küfedenleri selamladım.

Ortalık sakinleşmişti.Ben soyunma odasına gitmeye kara verirken Suat,Turgay ve diğer arkadaşlarım kolumdan tutup 'Dur,hakem kararını değiştirdi galiba" dediler.

Oyun duralı 7 dakika olmuştu ve 7 dakikadan sonra yugoslav hakem beni sahadan atmaktan vazgeçmişti.Karar değişince fenerbahçeli futbolcular kahroldular.


Bundan sonra yüz binleri ağlatan tek golü ben atacaktım.37.dakikada ağları parçalayan bazukayı fenerbahce kalesine ben yolluyordum. Allahım rüya gibiydi sanki o an...

Nuri bir pas atmıştı,sola doğru kaçtım.Osman hızla üzerime geldi,onu atlatmak benim için zor olmadı.Aut çizgisine kadar gittim sol ayağımı çizgiye dayayıp topu kepçeledim.En büyük korkum Naci idi. Naci Erdem ekseri bu toplara çift dalardı.Fakat ondan da sıyrıldım.Evet, önümdeki topa çok dar açıdan vurmak zorundaydım.Bu bir an meselesiydi. bu kısa zaman içinde başımı kaldırdım ve kale içinde bir noktaya tüm kuvvetimle vurdum.Kaleci Özcan, köşeyi kapatmıştı.Buna rağmen top hızla kaleye girdi.İnanın topun baktığım noktadan dışarı çıktığını ve ağları parçaladığını sonradan öğrendim. golden sonra arkadaşlarımın sırtındaydım. tribünlerden 'cim bom bom..." sesleri yükseliyordu. halbuki hakem de dahil, golü dolmabahçe satdındaki kimse farketmemişti. hakem önce aut vermiş, sonra parçalanmış ağları görünce gole hükmetmişti. maçtan sonra fenerbahce'nin eski kaptanlarında fikret arıcan 'vallahi azizim bizim zamanımızda topa en iyi vuran adam Bekir'di...ama itiraf edeyim ki Metin daha iyi vuruyor...' diyordu . "


"Eşim ve ailesinin sürekli baskısındaydım. evliliğimin ilk günlerinde topu bırak diye diretmişlerdi. gülüp geçmiştim bu komik sözlere. ben nasıl aç susuz yaşardım ki? futbol benim dünyamdı. topu bırak emri yerine gelmeyince bu defa daha komedi bir teklifle karşılaştım ' Galatasaray'ı bırak İzmir'e dön...' diye diretiyorlardı. Galatasaray'ı bırakacağım ha? Allah korusun! Allah yazdıysa bozsun! Galatasaray benim dünyam, Galatasaray benim yuvam. nasıl bırakırım Galatasaray'ı? evet İzmir'i eşim kadar severim. ama benim bir de sevdiğim Galatasaray'ım var.

O aralar bizim rusya seyahatimiz vardı. eşim oya, kafasındaki acı planı İzmir' de uygulamaya koymuş. benim adımı ve imzamı kullanarak, beden terbiyesi genel müdürlüğüne bir mektup götürmüş...gazetecilere de 'metin Galatasaray'da satışa çıkarılmasını istedi ' demiş... aman yarabbim... böylesi görülmüş şey değildi. İzmir bölge müdürü mektubu almış ve 'peki efendim' demiş. 'mektubu hemen ankara'ya yolluyorum...'
bu mektubu ciddi zanneden galatasaraylıları bir telaş almış. ben rusya'da iken bir yardım kampanyası açılmış. amaç para toplayıp benim Galatasaray'da kalmamı sağlamak. bunu duyunca oya İzmir'den feryadı basmış ' metin 500 bin liraya bile Galatasaray'da kalmayacak '
haber bana ulaştırılınca, gazetecilere bir açıklama yapmak zorunda kaldım. ve şu mesajı ilettim :

'Galatasaray'da kalmaya ailece karar vereceğiz.İzmir'i, eşim oya kadar severim ama benim bir de yürekten bağlandığım Galatasaray'ım var.'
ama oya, topağacı'ndaki evi boşaltıp, eşyaları İzmir'e götürmüş. olacak iş mi? o eşyaların bir çoğunu evlenirken Galatasaraylı taraftarlar hediye etmişlerdi. ne derdim Galatasaraylı taraftarlara ben ?Rusya'da artık daralmaya başlamıştım. nihayet yeşilköy'e inmiştik. ama gözlerime inanamıyordum, İzmirsporlu yöneticiler beni kaçırmaya gelmişlerdi hem de bavul dolusu para ile. ama Galatasaraylılar da korumaya.

Meğer biz Rusya'dayken komuoyu ikiye bölünmüş, Oya mı kazanacak,ben mi? ben Galatasaray'ı seviyordum elbette benim dediğim olacaktı. ve rüçhan atlı'nın otomobiline biniyordum. Önce bizim eve gittik. kayınvaldem 'buraya galatasaraylılar giremez ' deyip kapıyı rüçhan ağabeyin yüzüne kapamıştı. hava elektriklenmmiş eşimle tartışmıştık, yüzüklerimizi atmıştık. bir basın toplantısı düzenleyerek 'ben parayı Galatasaray'a tercih etmem ' diyor ve Galatasaray'da kalıyordum.Avukatım Süha Özgermi Karşıyaka adliyesindeki üçüncü celsede boşanma işini bitirmişti bile...

Helikopterli Tanıtım



Man.City'den 6 aylığına Santos'a kiralanan Robinho,Brezilya'da taraftarların önüne çıktı. Santos'un stadyumunda tribünler Robinho için tıklım tıklım dolmuş. Brezilyalı yıldızı sahaya helikopterle getirmişler. Bu gösteride Robinho'nun yanında ise en büyük destekçilerinden olan Pele yer almış. Futbolcu diye tanıdığımız Robinho topla ufak bir gösteriden sonra sahneye çıkmış bir müzik grubuyla beraber.


Bir diğer büyük karşılama ise İskoçya'da gerçekleşmiş. Tottenham'dan Celtic'e kiralanan Robbie Keane'de büyük bir ilgiyle karşılanmış Glasgow'da.

1 Şubat 2010 Pazartesi

Messi - Zlatan - Pedro



Barcelona ligde 5 puan farkla liderliğini sürdürmeye devam ediyor 20.haftada. İspanyol Sport gazetesi Barca'nın ileri ucunda oynayan bu üçlüden bahsederken geçen sene 20.haftadaki istatistiklerle ilgili ufak bir karşılaştırma yapmış bu seneki Barca'yı. Biraz rakamlara bakalım ;

- Ligde 50 gol atan Barcelona'nın 32 golünde bu üçlünün imzası var. Messi 15, Zlatan 11, Pedro ise 6 gol attı La Liga'da. Messi attığı 15 golle ligde gol krallığı yarışının zirvesinde şu an. Bu üçlünün toplamda 50 golü var Barca'nın katıldığı diğer kupalarda attıkları golleri de hesaba katarsak.

- İspanya'da 20.haftası geri kalan ligde ise 16 takım daha 32 gol rakamına ulaşamadılar. Real Madrid (47), Valencia (36) ve Mallorca (34) golle bu üçlüyü geçebilen takımlar sadece.


- Geçen sene ligin 20.haftasına Barcelona 53 puan toplamıştı. Bu sene ise 51 puandalar. 63 gol attıkları geçen sezona kıyasla bu sezon 50 gol gönderdiler rakip filelere 20.haftada. Ligde 14 gol yerken bu sene 10 gol yediler şu ana kadar. Victor Valdes, bu sene 20 maçta yediği 10 golle Zamora ödülünde Casillas'ın önünde yer alıyor. Casillas 20 maçta 15 gol yedi bu sezon.

- Geçen sene ileri üçlüde oynayan Eto'o, Henry ve Messi üçlüsü 45 gol atmışlardı. Eto'o geçen sezon bu zamanlar La Liga'da 19 gole kavuşmuş. Messi geçen seneki performansına yakın bir oyun ortaya koyuyor. Zlatan ise şu aşamada Eto'o'nun oldukça gerisinde gol sayısı açısından, ligde son 4 maçtır gol sevinci yaşayamadı. Bu sene kayıpları oynayan Henry ise geçen sezon 20.haftada 12 golle takımına katkıda bulunurken bu sene ligde attığı gol sayısı sadece 2. Diğer alanlarda ise zaten gol sevinci yaşayamadı Fransız oyuncu.

31 Ocak 2010 Pazar

R.Madrid Riazor Kabusunu Bitirdi


Riazor'da 19 senedir kazanamayan Real Madrid'in kadrosundaki önemli eksikleri düşününce dün gecede maçı kaybedeceğini Deportivo'nun seriyi devam ettireceğini düşünüyordum açıkçası. Fakat Pellegrini'nin öğrencileri baştan sonra üstün oynadıkları bir maç ortaya koydular ve bu seriyi bozdular. Maç öncesi Real Madrid'li oyuncular ayağı kırılan Deportivo'lu oyuncu Filipe'yi anmayı unutmamışlar giydikleri t-shirtlerle. Alcorcon maçında yaşadığı olaylar yüzünden kadro dışı kalan Guti, yavaş yavaş tekrar kadroya girmeye başladı son 4 haftada. Dakikalarını artırdı ve bu maçta Benzema'ya yaptığı harika asistle taçlandırdı performansını. Onun zekasında bir futbolcunun yapacağı bir asistti. Benzema(2) ve Granero'nun gollerine Riki'nin penaltıdan golüyle karşılık verebildi Deportivo.


Real Madrid'in bu maçta sahaya çıkan 11'inde 8 İspanyol oyuncu vardı. Benzema-Kaka ve Marcelo dışında İspanyol oyunculardan kurulu bir 11 vardı sahada. Madrid basının oldukça hoşuna gitmiş bu durum. En son yine 8 İspanyoldan kurulu bir kadroyla sahaya 2007'de Levante karşısında olmuş.

Barcelona'da Sporting deplasmanından Pedro'nun golüyle 1-0'lık galibiyetle döndü ama Pedro'nun golünün ofsayt olduğunu savunuyor Madrid cephesi.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Rijkaard-Giovani-Neeskens


Gio, Galatasaray'la ilk idmanına çıktı bu akşam. İstanbul'a ayak basar basmaz büyük bir ilgi görmüştü taraftardan, yeni gelen daha o sevgiyi hak edecek bir şey yapmamış bir oyuncuyu bu şekilde karşılamak çok doğru gelmiyor bana. Gio, şaşırdı zaten böyle bir görüntüyle karşılaşınca. Bugünde imza töreninde fotoğrafçılar bir anda üstüne doğru hücum edince 2.şaşkınlığını yaşadı genç Meksikalı. Yüzündeki ifade görülmeye değerdi.


Transferi hakkında yazmadım. Kısaca bahsedersek, hem kendisi hem bizim için önemli bir şans bu transfer. Mevcut kadroda gerekli miydi, yoksa değil mi tartışmaları yapılabilir. Artık kadroya dahil olduğuna göre bunu düşünmenin bir mantığı yok. Oldukça genç yaşı ve yıldız olma potansiyelinin oldukça yüksek olması sebebiyle Galatasaray gelecek için önemli bir transfere imza attı. Gio içinde berbat geçen İngiltere günlerini, elinden ilk tutan, kendisini futbol piyasasına tanıtan adam Rijkaard'la beraber unutturmak için Galatasaray forması giymek çok önemli.

Toldo'dan Özel Antrenman


Juventus maçında Diego'nun şutunda yumurtlayan 39 yaşındaki file bekçisi, antrenmanlarda emeklilik arkadaşı Orlandoni ile beraber aynı hatayı bir daha yapamayacağı bir topla çalışıyor.

28 Ocak 2010 Perşembe

# 20 Shabani Nonda


Üst üste gelen transferlerden sonra birisinin gitmesi gerekiyordu. 2 olasılık vardı ortada. Bir tanesi Shabani Nonda, diğeri ise Harry Kewell. Leo Franco'nun gitmesini isteyen kesimde oldukça fazlaydı ama açıkçası sözleşmesinin devam etmesi ve bir anda sene başından beri oynattığı kaleciyi göndermeyi tercih etmeyeceğini düşünüyordum Rijkaard'ın. Harry Kewell'a olan büyük sevginin yanı sıra Nonda'nın da aşırı formsuz bir dönem geçirmesi tercihini Nonda'dan yana kullandırttı Galatasaray yönetimine. Lincoln ve Linderoth'la beraber takıma katılan Kongolu oyuncu ilk senesinde gösterdiği performans ve Fenerbahçe maçında attığı gol ile taraftarla arasında çok sağlam bir bağ kurmuştu. Geçen sene vasat bir performans sergilese bile yedekten geldiği, oyundan çıkartıldığı zamanlarda sesini çıkarmadan işini yapmayı bildi.


Bu sene yine yedek klübesinde başladı sezona. Yedekten gelip attığı gollerle Baros'un arkasında böyle bir alternatif bulundurduğumuz için kendimizi şanslı hissettik. En büyük handikapı, ilk senesini çıkartırsak üst üste zorlu maçları kaldıramayan fiziğiydi. Bu senede Baros'un talihsiz sakatlığından sonra elde tek forvet olarak kaldı ve sene başındaki formu serbest düşüşe geçti. Baros'un sağlam olduğu dönemde ligde 6 gol atan Nonda, Baros'un sakatlığından sonra sadece 1 gole imza atabildi. Aslında önemli olan gol atması değil ama saha içerisinde yapabildiği işeride yapamamaya başladı. Sene başında yakaladığı formdan sonra yazdığım yazıda umarım bu formunu devam ettirir demiştim, beklentim gerçekleşmedi. Onun bu formsuzluğunda Kewell forvet oynadı zaman zaman. Galatasaray kariyeri Ankaragücü maçıyla sona erdi Kongolu oyuncunun. Sarı-kırmızılı forma altında 37 gole imza attı. Adına yapılan tezahüratlarla bundan yıllar sonra hatırlayacağımız bir adam olarak kalacak Shabani bizim için.