
13 Şubat 2010 Cumartesi
Demar Derozan vs. Eric Gordon

12 Şubat 2010 Cuma
Copa del Rey finali
Blogda ilk yazımda şöyle demişim; ‘’Hafta arası Copa Del Rey maçları vardı ve Madrid'in küçük bir ekibi olduğunu öğrendiğimiz Alcarcon, Real Madrid'i eledi bir şekilde. Tabi böyle süprizler ilk kez olmuyor, son kez de değil. Ayrıca geçen sezonun finalisti Athletic Bilbao'da elendi. Atletico Madrid için kazanılacak bir Copa Del Rey hem prestij olur, hem de ligde konuma bakılmaksızın en azından Avrupa Liginin kapısını açar. Barça ile eşleşmezse başka herhangi bir kupada iddiası olmayan Atletico Madrid'in önü açık diye düşünüyorum.’’
Dün gece oynanan yarı final maçında Atletico, Racing Santader’e yenilmesine rağmen finale çıkmayı başardı. Senede 1 kere olacak bir süpriz peşinde koşan Racing, Valera’nın kendi kalesine bir forvet edasıyla attığı golle öne geçse de amacına ulaşamadı.
Marbella, Huelva –mucizevi- ve Celta Vigo’dan sonra Racing Santander’i eledi finale gelirken Atletico Madrid. Sevilla’nın en kötü ihtimalle Avrupa Liginde olacağını düşünürsek, seneye en azından Avrupa Liginde mücadele etme kapısı da aralanmış oldu.
Son finalini küme düştüğü sezon Espanyol ile oynayıp kaybetmişti Atletico Madrid. Sevilla ise 2006-2007’de Getafe’yi yenerek kupayı almıştı –59 yıl sonra- . Aynı Getafe ertesi sezon Copa del Rey’de Valencia’ya yenilecek daha ve üst üste iki sezon final oynayıp Kupayı alamayacaklar. Getafe’yi bir tarafa bırakırsak Atletico Madrid sonuncusu 96 sezonunda – Bu sezon ligi de kazanarak duble yapmış Atletico - olmak üzere 9 kupa almış, Sevilla ise 4 kere kazanmış.
Final 26 Mayıs. Bernabeu’da oynanması planlanıyordu. Fakat 22 Mayıs’ta Şampiyonlar Ligi finali oynanacağından ve aynı stadyumda aynı hafta içinde iki final oynanamayacağından? dolayı zaman ve mekanda kaymalar görülebilir. Diğer taraftan Kupa Finalinde, ülkelerinin Dünya Kupası kadrosunda bulunacak oyuncuların oynayamaması gibi bir durum daha çıktı ki resmen şenlik var. Ters bir durumda stadyum konusunda Atletico, Nou Camp derken Sevilla ise Mestella diyor. Bir şekilde çözülecektir.
Diğer taraftan hafta sonu Vicente Calderon’da ki Barcelona maçından bahsetmezsek olmaz. Agüero’ya göre Barcelona’nın Dünya’nın en iyi takımı. Fakat yine Agüero’ya göre ‘’Atletico’nun da 3 puana ihtiyacı var ve kazanmak için oynayacağız’’.
Son yılları bir tarafa bırakırsak Atletico Madrid, Barcelona’ya ters gelen bir takım. Yanılmıyorsam 3-4 yıl önce Atletico sezona 6 puanla başlar geyikleri yapılıyordu İspanya’da da. Fakat özellikle son yıllarda bu biraz değişti. 6-1’lik, 5-2’lik göze hoş görünmeyen skorlu ve sahada da yokları oynayan Atletico Madrid takımı gördük son yıllarda. Fakat kötü bir dönemde olmasına rağmen Atletico Madrid takımı yine de bu tip maçlarda rakiplerini 90 dakika içinde bir 15-20 dakika tempo yakalarsa oldukça zorluyor.
La Liga’da son iki sezondur Atletico Madrid’in Vicente Calderon’da Barcelona’yı yendiğini de hatırlamak gerekir.
Saha içine bakarsak, Barcelona’da defansta sıkıntı olduğu yazılıp, çiziliyor. Daniel Alves, Abidal ve Chygrynsky benim bildiğim sakatlık sorunu olan oyuncular. Marquez ve Pique’de Getafe maçında kırmızı kart görmüştü. Elde kalanlar : Puyol, Milito ve Maxwell. 1 tane genç oyuncu takviyesi ile çıkacakmış Barcelona. Onlar için çok zor bir maç olacağı ortada.
Calderon’da ki geleneğin bozulmaması için şartlar uygun.
Benitez 2.Gerrard'ı Buldu


Benitez baktı bu iş olmayacak, yeni transfer olarak Kaptan'dan bir tane daha bulup saflarına katmış. Gerrard'ın balmumu heykeli ile karşılaşma anından fotoğraflar bunlar. Londra'daki ünlü Madame Tussauds müzesinde yerini alacak bundan sonra. Tıklayarak müzenin sitesine gidip diğer bal mumu heykelleri görebilirsiniz. 11 Şubat 2010 Perşembe
Galatasaray 3 - 2 Antalyaspor



10 Şubat 2010 Çarşamba
Barca'da Defans Sıkıntısı

8 Şubat 2010 Pazartesi
Terry'ye Destek
5 Şubat 2010 Cuma
# 10 Gheorghe Hagi



3 Şubat 2010 Çarşamba
Ağır Abiler
2 Şubat 2010 Salı
2 Şubat 1936

"Fenerbahce 20 bin, adalet bir yıl için 10 bin lira transfer ücreti teklif ederken, ben Galatasaray ile yıllığına 8 bin liraya anlaşma yaptığım gün mutluluktan uçuyordum..."
"Sahaya çıkmadan önce Allah'a dua eder, sahaya en son çıkmayı uğur sayardım.Aut çizgisini geçerken daima sağ ayağımı atardım.Maça başlamadan önce arkadaşlarım kaleye şut atarken, ben dolanıp durur, oyun başlayıncaya kadar topa vurmazdım... Sakatlandığım zaman, secde ederek iki elim önde 'Allah'ım sen bacaklarımı koru' diye dua ederdim."
"Galatasaray'ın alt yapısında 18 tane metin vardı... Galatasaray'daki bu metin'lerin sayısı bana söylendiğinde önce inanmamıştım. futbol okulunun çeşitli kademelerinde bu metin ismi dikkat çekmiş ve onları biraraya getirmişler. sonra da bana haber verdiler,gittim hepsini kucakladım."
"Fenerbahce'ye attığım ağları yırtan golüm çok konuşulmuştu.Hikayesi ise şöyledir ;Fenerbahce ile oynayacağımız her maçın havası ayrı olurdu. 1959 yılının 10 haziran günü oynayacağımız milli lig'in ilk final maçının önemi çok büyüktü. futbol federasyonu bu kritik maça yugoslavya'dan hakem getirmişti. tansiyon yüksekti.Maçtan bir gece önce Çınar otelde yugoslav hakemin üç fenerbahçeli yöneticiyle birlikte yemek yediği görülünce, İstanbul'da kıyamet koptu. Galatasaray kulübünün telefonları ihbarlarla inliyordu:'maç Çınar otel'de masa başında satıldı...yugoslav hakem fenerbahce'yi galip getirmek için ne lazım gelirse yapacak!..' bunun üzerine Galatasaray kulübü hakemin değiştirilmesi için federasyona başvurdu. hakem şaşırmıştı. ve ağlayıp sızlamaya başlamıştı. 'ne olur galatasaraylılar'a söyleyin böyle bir sebepten dolayı memleketime dönemem maçı namuslu bir şekilde yöneteceğim.'
Yöneticilerimiz bir toplantı yaptı, hakemi kabul etti ve o yugoslav hakemle iki takım maça çıktı. 10 haziran 1959... dolmabahçe stadı yükünü almış, ezeli mücadeleyi bekliyor. sıcağa rağmen tribünler herzamanki gibi rengarenk... oyun hızlı başlamıştı. maçı mutlaka kazanmak istiyorduk. Çok hırslıydık... turgay uzun bir degaj yaptı. boş top, ceza sahasının üstüne süzülmüştü. topa kaleci Özcan arkoç ile birlikte yükseldik. Özcan topa uzanabilmek için adeta benim sırtıma tırmanmıştı.. Çok yükselmiş, bu sebepten de dengesini kaybetmişti. İkimiz birden yere düştük. Özcan anlayamadığım bir şekilde kıvranmaya başladı. o anda fenerbahce tribünleri benim Özcan'a vurduğumu zannederek küfretmeye başlamıştı. o çirkin tezahüratın ilk defa muhatabı oluyordum. Şaşırmıştım ve utanmıştım. suçlu olmamama rağmen utanmıştım. o sırada yanıma fenerbahçeli nazi erdem ve basri dirimlili geldiler. İkisi de çok sevdiğim arkadaşlarımdı...
Benim kasıtlı bir hareket yapmayacağımı benden iyi bilirlerdi.Ben onlarla konuşurken birden diz kapağıma bir tekme yedim.Acıyla tekmeyi vurana baktım.Bana vuran,kendine fenerbahce'de yer edinmeye çalışan Avni idi. o acıyla ben de Avni'ye bir yumruk attım.Yumruğu Avni'nin suratına indirince saha karıştı.Antrenörümüz George Dick, Eşfak Aykaç,Muzaffer Bozok ve menajerimiz Osman İncili beni olaylardan sıyırıp saha dışına götürmeye çalışıyorlardı. o kargaşa arasında yöneticimiz Muzaffer Bozok ile Osman İncili yugoslav hakeme kızıyorlardı. aradan iki üç dakika geçmiş, saha boşaltılmıştı. yugoslav hakem hışımla yanıma yalaştı ve saha dışını gösterdi.O güne kadar hiçbir hakemden bu kararı duymadığım için neye uğradığımı şaşırmıştım. Hırsımdan ağlıyordum.Sahadan çıkmadan önce gidip fenerbahçe tribünü önünde çakıldım.Ben gidince onlar da şaşırdı.Biraz önce o çirkin kelimeleri bana layık gören insanlardı onlar.Durdum.Bir baştan bir başa o triibünleri süzdüm. Sonra eğildim ve bana küfedenleri selamladım.
Ortalık sakinleşmişti.Ben soyunma odasına gitmeye kara verirken Suat,Turgay ve diğer arkadaşlarım kolumdan tutup 'Dur,hakem kararını değiştirdi galiba" dediler.
Oyun duralı 7 dakika olmuştu ve 7 dakikadan sonra yugoslav hakem beni sahadan atmaktan vazgeçmişti.Karar değişince fenerbahçeli futbolcular kahroldular.

Bundan sonra yüz binleri ağlatan tek golü ben atacaktım.37.dakikada ağları parçalayan bazukayı fenerbahce kalesine ben yolluyordum. Allahım rüya gibiydi sanki o an...
Nuri bir pas atmıştı,sola doğru kaçtım.Osman hızla üzerime geldi,onu atlatmak benim için zor olmadı.Aut çizgisine kadar gittim sol ayağımı çizgiye dayayıp topu kepçeledim.En büyük korkum Naci idi. Naci Erdem ekseri bu toplara çift dalardı.Fakat ondan da sıyrıldım.Evet, önümdeki topa çok dar açıdan vurmak zorundaydım.Bu bir an meselesiydi. bu kısa zaman içinde başımı kaldırdım ve kale içinde bir noktaya tüm kuvvetimle vurdum.Kaleci Özcan, köşeyi kapatmıştı.Buna rağmen top hızla kaleye girdi.İnanın topun baktığım noktadan dışarı çıktığını ve ağları parçaladığını sonradan öğrendim. golden sonra arkadaşlarımın sırtındaydım. tribünlerden 'cim bom bom..." sesleri yükseliyordu. halbuki hakem de dahil, golü dolmabahçe satdındaki kimse farketmemişti. hakem önce aut vermiş, sonra parçalanmış ağları görünce gole hükmetmişti. maçtan sonra fenerbahce'nin eski kaptanlarında fikret arıcan 'vallahi azizim bizim zamanımızda topa en iyi vuran adam Bekir'di...ama itiraf edeyim ki Metin daha iyi vuruyor...' diyordu . "
"Eşim ve ailesinin sürekli baskısındaydım. evliliğimin ilk günlerinde topu bırak diye diretmişlerdi. gülüp geçmiştim bu komik sözlere. ben nasıl aç susuz yaşardım ki? futbol benim dünyamdı. topu bırak emri yerine gelmeyince bu defa daha komedi bir teklifle karşılaştım ' Galatasaray'ı bırak İzmir'e dön...' diye diretiyorlardı. Galatasaray'ı bırakacağım ha? Allah korusun! Allah yazdıysa bozsun! Galatasaray benim dünyam, Galatasaray benim yuvam. nasıl bırakırım Galatasaray'ı? evet İzmir'i eşim kadar severim. ama benim bir de sevdiğim Galatasaray'ım var.
O aralar bizim rusya seyahatimiz vardı. eşim oya, kafasındaki acı planı İzmir' de uygulamaya koymuş. benim adımı ve imzamı kullanarak, beden terbiyesi genel müdürlüğüne bir mektup götürmüş...gazetecilere de 'metin Galatasaray'da satışa çıkarılmasını istedi ' demiş... aman yarabbim... böylesi görülmüş şey değildi. İzmir bölge müdürü mektubu almış ve 'peki efendim' demiş. 'mektubu hemen ankara'ya yolluyorum...'
bu mektubu ciddi zanneden galatasaraylıları bir telaş almış. ben rusya'da iken bir yardım kampanyası açılmış. amaç para toplayıp benim Galatasaray'da kalmamı sağlamak. bunu duyunca oya İzmir'den feryadı basmış ' metin 500 bin liraya bile Galatasaray'da kalmayacak '
haber bana ulaştırılınca, gazetecilere bir açıklama yapmak zorunda kaldım. ve şu mesajı ilettim :
'Galatasaray'da kalmaya ailece karar vereceğiz.İzmir'i, eşim oya kadar severim ama benim bir de yürekten bağlandığım Galatasaray'ım var.'
ama oya, topağacı'ndaki evi boşaltıp, eşyaları İzmir'e götürmüş. olacak iş mi? o eşyaların bir çoğunu evlenirken Galatasaraylı taraftarlar hediye etmişlerdi. ne derdim Galatasaraylı taraftarlara ben ?Rusya'da artık daralmaya başlamıştım. nihayet yeşilköy'e inmiştik. ama gözlerime inanamıyordum, İzmirsporlu yöneticiler beni kaçırmaya gelmişlerdi hem de bavul dolusu para ile. ama Galatasaraylılar da korumaya.
Meğer biz Rusya'dayken komuoyu ikiye bölünmüş, Oya mı kazanacak,ben mi? ben Galatasaray'ı seviyordum elbette benim dediğim olacaktı. ve rüçhan atlı'nın otomobiline biniyordum. Önce bizim eve gittik. kayınvaldem 'buraya galatasaraylılar giremez ' deyip kapıyı rüçhan ağabeyin yüzüne kapamıştı. hava elektriklenmmiş eşimle tartışmıştık, yüzüklerimizi atmıştık. bir basın toplantısı düzenleyerek 'ben parayı Galatasaray'a tercih etmem ' diyor ve Galatasaray'da kalıyordum.Avukatım Süha Özgermi Karşıyaka adliyesindeki üçüncü celsede boşanma işini bitirmişti bile...

Helikopterli Tanıtım

1 Şubat 2010 Pazartesi
Messi - Zlatan - Pedro

Barcelona ligde 5 puan farkla liderliğini sürdürmeye devam ediyor 20.haftada. İspanyol Sport gazetesi Barca'nın ileri ucunda oynayan bu üçlüden bahsederken geçen sene 20.haftadaki istatistiklerle ilgili ufak bir karşılaştırma yapmış bu seneki Barca'yı. Biraz rakamlara bakalım ;

31 Ocak 2010 Pazar
R.Madrid Riazor Kabusunu Bitirdi



30 Ocak 2010 Cumartesi
Rijkaard-Giovani-Neeskens


Toldo'dan Özel Antrenman
28 Ocak 2010 Perşembe
# 20 Shabani Nonda





