30 Ağustos 2010 Pazartesi

Eskişehirspor 1 - 3 Galatasaray


- Maçı kazanmak çok önemliydi Galatasaray açısından. Oyuncuların galibiyeti tekrar hatırlaması, yenilgi sendromundan kurtulması ve lige tutunması gerekiyordu takımın. Mağlubiyeti kabullenmek kötü bir hastalık ve alışkanlıktır ve Galatasaray bu maçı kaybetseydi o hastalık tamamen sirayet edecekti bünyeye. Servet'in attığı golden sonraki sevince dikkatli bakmak lazım, belkide bu sezon ilk kez maçı kazanabileceklerine inandılar sahadaki oyuncular, takım olarak sevindiler.

- Bir maç kazanmakla tabi şu anki kötü tablo düzelmedi, fakat sürekli eli boş dönülen Es-Es deplasmanından 3 puanı içinde bulunulan süreçte kazanmak bir öz güven verecektir futbolculara. Arda'nın uzun bir aradan sonra taraftarla bütünleşmesi bile bu maçta alınan galibiyetin önemini gösteriyor.

- Maçın kazanılmasında Es-Es'in beklediğimden çok daha kötü olmasınında payı var. Kaliteli bir kadro ama o kadronun sahaya yansıması kağıt üstündeki gibi olmuyor.

- Şimdi gelen ara çok önemli Galatasaray için, psikolojik olarak toparlanma fırsatı var takımın. Fiziksel olarakta bir an önce toparlanmak lazım, çabuk yoruluyor takım ama bu arada bunun olacağını sanmıyorum. Bir sürü isim geçiyor transferin son 2 günü için. Hala şaka gibi geliyor Galatasaray için Nisan ayında başlayan transfer sürecinin değerlendirilmeyip son 2 güne transfer bırakılması. Ligin 4.-5. haftasına sarkıyor yeni transferler.

- Annan-Misimovic-Ibricic isimleri geçiyor. Gelenler süper bir hale sokmayabilir bizi, fakat takımdaki kaliteli ayakların sayısı yükselebilir. Arda'ya eşlik edecek adam yok takımda. Arda top eziyor deniliyor ama yanında o topu ezdirmeyecek, ona eşlik edecek adam yok maalesef Galatasaray'da Kewell hariç. Hücum anlamında tüm organizasyonu bir adamın üstüne yükleyip, yürü bakalım diyoruz. Gelecek olan örneğin Misimovic Arda'nın üstündeki bu yükü hafifletebilir.

- Kim gelirse gelsin futbol zekasının Barış'tan kötü olduğunu sanmıyorum gerçi. Bugün yapamadıklarıyla ilginç bir şölen sundu Barış. Akıllı oynamayı, yeteneği ölçüsünde hareketler yapmayı öğrense çok daha faydalı olacak. Barış'ın yapmayı düşündüklerini yetenekleri karşılamıyor, zarar veriyor hem takıma hem kendisine.

29 Ağustos 2010 Pazar

David Trezeguet

Juventus FC v Bologna FC Serie Glgvu5ecJvdl

Bazı oyuncular için hiç takımlarından ayrılmayacaklar gibi gelir. Özellikle altyapıdan çıkan oyuncular. Ama bazen onlar da ayrılıyor takımlarından. Önce Real Madrid’de gördük bu sezon. Raul ve Guti’nin ayrılması ne olursa olsun büyük süprizdi. Oynamasalar da bir şekilde hep Madrid semalarında olacaklarını düşünürdüm.

Tam olarak aynı olmasa da aslında beklenen ama yine de süpriz bir veda da Juventus’tan geldi. Altyapısından yetişmese de gelmeden önce Monaco’da 5 sezon ve 100’e yakın maç oynasa da Trezeguet, Juventus’lular için özel bir oyuncuydu. Kimisi beğenmedi onu ama o, durmadan attı. İlk geldiği sezondan Calciopoli’ye kadar çok başarılı bir Juventus’un parçasıydı. Thuram’lı, Nedved’li, Buffon’lu ve tabii ki Del Piero’lu Juventus’un önemli oyuncularındandı. Ama Serie A’yı yaralayan skandaldan sonra Trezeguet’nin kariyeri de Serie A gibi duraklamaya geçti. Juventus’un Serie B’ye düşürülmesi bir tarafa takımdaki yıldız oyunculardan bazıları da ayrıldı. Thuram ve Vieira gibi o da ayrılmak istedi. Ama sonunda takımda kaldı. Serie B’de geçen 1 sezonun ardından ayrılmak isteği devam etmesine rağmen takımda kaldı. Serie A’da yine bol gollü bir sezonun ardından ertesi sezon sakatlandı. Kasık sakatlığı nedeniyle o sezonun çoğunu sakat geçirdi. Döndüğünde ise artık yavaş yavaş kulübe oyuncusu olmaya başladı. Ve bu yaz beklenen ayrılık oldu. Del Piero ona giderken bir veda mesajı yayınlamış sitesinden. Senin kadar birlikte oynadığım başka bir oyuncu yok diyor. Trezeguet İtalyan kulübünden en çok gol atan yabancı futbolcu olarak ayrılıyor.

2007-2008 Campionato Serie A

Trezeguet, 32 yaşında ve kalan futbol hayatına –en azından bir süre için- La Liga’da devam edecek, ligin yeni takımlarından Hercules’te. Ayrıca güzel eşi Beatrice’in memleketi Alicante’ye dönmüş oluyorlar böylece. Bakalım golle özdeşleşen Trezeguet, La Liga’da gollerine devam edebilecek mi?

Real Madrid 2010-11


Geçen sene başta Ronaldo-Kaka ve Benzema transferiyle Florentino Perez önderliğinde 2.Galacticos döneminin başlangıcını yapan Real Madrid takımın başına ise Manuel Pellegrini'yi getirmişti. La Liga'nın tamamen 2 takımlı bir hale gelmesi sonucu şampiyonluğu belirleyecek olan 2 maç kalıyordu geriye. El Clasico'ları kazanan takım şampiyon olacaktı ve geçen sene 2 maçı da kazanan Barcelona İspanya'da şampiyonluğa ulaştı. Lig performansı güzeldi belki ama hedef maçları olan 2 Barca maçının kazanılamaması, Alcorcon hezimeti ve finali Santiago Bernabeu'da olan Şampiyonlar Ligi'nde O.Lyon'a elenilmesi Pellegrini'nin ipini kesti. Bu sene takımın açık ara en önemli transferi Portekizli teknik adam Jose Mourinho. Inter'de kazanacağı tüm kupaları kazanıp, tam anlamıyla zirvedeyken, en büyük isimken Real Madrid'e geldi. Real Madrid'in ligdeki tek rakibi yine Barcelona. Her seferinde ısrarla belirtiyoruz ama İspanya'nın tamamen bu iki takımın tekeline girmesi en azından göstermelik bile olsa bu iki büyüğü zirvede zorlayacak bir takım olmaması çok güzel bir durum değil. Zorlu Atletico Madrid deplasmanı, Sevilla deplasmanı var diyoruz ama sadece tek maçlık zorluk olarak bu ikilinin karşısına dikilebiliyor bu takımlar.

Jose Mourinho'nun gelişinden sonra beklenen büyük yıldızlar vardı ama bu yola başvurmadı bu sene Real Madrid. Gelen oyuncuların yaşları göz önüne alındığında(Carvalho hariç) geleceği düşünen bir takım görüntüsü içine girdi Real Madrid. Yapılan 6 transferin en yaşlısı Carvalho. Geri kalan 5 isim içinde 23 yaşını geçen bir oyuncu yok. Defansa gerek rotasyon açısından gerek tecrübe açısından yapılmış Carvalho transferi var. Geri kalan tüm isimler orta saha hattına yapıldı.

Gelenler : R.Carvalho ( Chelsea ), Mesut Özil ( Werder Bremen ) , Sami Khedira ( Stuttgart ), Pedro Leon ( Getafe ), Sergio Canales ( Racing Santander )

Takımdan ayrılan isimler ise iki büyük efsane Raul ve Guti oldu. Bunların yanında transfer döneminin son 3-4 günü içinde takımdan birkaç oyuncu ayrılabilir. Diarra, Drenthe ilk sırada gözüküyorlar.


Kalede Aziz Iker olduğu sürece sorun yok Real Madrid'de. Kral Kupası maçları dışında kalenin sahibi. Alternatifi ise yıllardır olduğu gibi Jerzy Dudek olacak. 3.kaleci olarak gözüken isim ise Antonio Adan. Casillas'ın arkasında beklemek kadar kötü bir durum yoktur herhalde kaleciler için. Onlar için kötü olsa da taraftar ve önünde oynayan takım için çok büyük bir güvence olmaya devam edecek Casillas.

Defans hattına baktığımız zaman Carvalho takviyesi haricinde bir transfer yapılmadı bu bölgeye. Gerek rotasyon için, gerek tecrübesiyle Real'de forma şansı bulacak Carvalho. Portekiz Milli takımından Pepe ile güzel bir uyumda yakalayıp, formaya yapışabilir. Diğer alternatifler Garay-Raul Albiol ve sakatlık sorunları göz önüne alındğında Sergio Ramos. Takımın en zayıf bölgesi defans hattında. Uzun zamandır bir sol bek transferi yapılmadı Real'e. Sol bekte oynayacak olan iki alternatif var. Marcelo ve Arbeloa ikilisi. Marcelo'nun takıma hücum anlamında kazandırdığı birçok artı var ama bu artılar işin defansif yönünde kayboluyor. Zaman zaman yerini kaybetmesi ve doğru kademeye girememesi ile az delirtmemiştir beni Marcelo. Sağ bekte tartışmasız tek isim Sergio Ramos. Yokluğunda oraya kayacak diğer isim yine Arbeloa veya Lass.

Orta saha alternatif bolluğu içinde Real Madrid'de. Kimden başlasak bilemiyorum. Xabi Alonso, Gago, Khedira, Lassana Diarra dörtlüsü göbekteki ikili olmak için elde bulunan isimler.Tahminim Xabi ve Khedira ikilisinin Jose'nin aklındaki ikili olduğu yönünde. Lass'ın elden çıkartılabileceği haberlerini okuduğumda anlam verememiştim ama takımda kaldı Fransız. Gerektiği zaman sağ bek olarak da değerlendilebilmesi önemli avantajlarından birisi. Kaka'nın sakatlığı önemli gözükebilir ama elde onu aratmayacak isimler var. Mesut-Van Der Vaart ve Canales gibi. Kanatlarda Pedro Leon, Di Maria yeni transferler. Di Maria'nın Penarol maçındaki performansı ve tek başına rakip savunmayı yatırarak attığı gol taraftarı mest etmiş. Esas oğlan Ronaldo'dan bahsetmeye gerek yok. Geçen sene geldiği İspanya'da harika bir sezon geçirmişti oynadığı oyunla, bu sene Jose faktörü ile çok daha iyi bir performans bekliyorum Ronaldo'dan. Sezon içerisinde alabileceği maksimum verimi alabilmek için bol bol övgü yağdıracaktır Jose Mourinho Portekizli yıldızına.

Jose'nin transfer istediği ve eldeki iki oyuncunun olası sakatlıkları durumunda zor duruma düşeriz dediği bölge forvet bölgesi. Geçen sene hayal kırıklığı olan Benzema ve her geçen sene oyununun üstüne yeni özellikler ekleyen Higuain dışında bir alternatifi yok Real'in burada. 3 kulvarda giderken bu iki isimden birisinin sakatlığı Jose'nin dediği gibi zorlayacaktır Real'i. Bir ara transfer dedikoduları çıktı ama gereken takviye yapılmadı bu bölgeye. Zaman kimi haklı çıkaracak bakalım Jose'yi mi yoksa transfer yapmayan Perez-Valdano ikilisini mi ?

Bu sene en büyük hedef Barcelona'yı geride bırakıp İspanya'da şampiyonluğa ulaşmak ve Şampiyonlar Ligi'nde Wembley'e çıkmaya yaklaşmak Real Madrid'de. En büyük rakip Barca'da bu arada boş durmadı ve kadrosuna Villa-Mascherano gibi iki önemli takviye yaptı. La Liga'nın kaderini yine 2 El Classico ve Atletico-Sevilla-Valencia maçları belirleyecektir. Jose'nin önünde 3 büyük ligde şampiyon olmak için çok büyük bir fırsat var, bunu gerçekleştirmek istediğini kendi ağzından da biliyoruz ve bu adam kafasına koyduğunu yapan bir adam. Hazırlık dönemini mağlubiyet almadan kapadı Real ama şu ana kadar istenen oyun sahaya yansıtılamadı. Yarın akşam ilk maçına çıkacak Real Madrid ve Jose Mourinho İspanya Ligi'nde. Yine Jose'nin harika sezonlarından birisine imza atacağına dair bir his var içimde. Atletico veya Sevilla-Valencia gibi üst sıraları zorlaması beklenen takımlar iki büyük abiyi biraz olsun rahatsız etmeyi başarırlar umarım bu sene.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Süper Atletico

Inter Milan v Atletico Madrid UEFA Super Cup WjOWYvlkNi8l

Quique Sanchez Flores’e bir tebrik göndermek lazım hiç bir şey yazmadan. Tam tabiriyle ölmüş bir takımı aldı ve Europa League’i kazandı. Gerçekten kolay bir iş değil. İlk geldiği zaman kendisine pek sıcak bakmasam da ben dahil bir çok kişiyi yanılttı. Zor bir ortamda ve zor bir camiada, bu kadar kısa sürede çok iş yaptı. Bu sezon yaptığı transferlerde de doğru hamleler yaptı. Fran Merida, Mario Suarez ve Diego Costa gibi takımın uzun yıllar faydalanabileceği oyuncuların dışında defansın yetersizliğini görüp Diego Godin ve Filipe gibi iki iyi oyuncuyu getirdi. Lig başlarken de Inter galibiyetiyle de hem moral hem umut verdi.

Inter Milan v Atletico Madrid UEFA Super Cup -MxQ6CAuwnBl

Maçta Flores alışılmış sistemini kullandı. 2 ofansif kanat oyuncusu ve 2 önlibero özellikli merkez oyuncusundan kurulu bir orta saha. Birkaç değişiklikle belki, takımın ideal kadrosu bu olacak gibi. Hala Forlan’ı isteyen İtalyan takımları vardı ama sanıyorum takımda kalacak. Geçen sezon bu sistem Europa League’de başarılı olsa da ligde belki amaçsız kalmanın sıkıntısıyla zaman zaman sıkıntı yaratmıştı. Ama tabii hem savunmada ki takviyeler hem de moralli bir başlangıç ile bu sefer lig maratonu daha farklı olabilir. Agüero ve Forlan ikilisi bir çok elit takımı bile kıskandırabilecek forvet ikilisi. Bunun dışında İspanya’nın gelecek vaad eden kalecilerinden birine de sahip Atletico. Dün 90. dakikada bir de penaltı çıkardı. Tabii maçın 2-0 olması ve geç bir penaltı olması nedeniyle rahat olsa da Süper Kupa finalinde penaltı çıkaran 19 yaşında bir kaleci, kesinlikle etkileyici. Aslında De Gea, İspanya alt yaş milli takımlarında uzun süre oynadı ve bir şeyler beklenen bir kaleciydi. Ama bu kadar erken şans bulabilmesi onun için bir şans oldu ki Sanchez Flores’e bu konuda teşekkür etmeli.

Inter, uzun yıllardır Serie A’yı domine ediyordu. Calciopoli’den sonra büyük İtalyan takımları ancak toparlanıyorlar ve hala bu toparlanmanın sancıları var. Ama özellikle Juventus bu sezon Inter’i kesinlikle zorlayacaktır. Benitez, Jose’nin taktiğini fazla bozmamış gibi olsa da bu kaymağını yemesine yetmeyecektir. Kesinlikle favori olmalarına rağmen Jose’li sezonlar kadar rahat edemeyeceklerdir.

Inter Milan v Atletico Madrid UEFA Super Cup r06ERp8nSWsl

Sonuçta 4x4 Inter’i yenerek hem La Liga’ya moralli başlama fırsatı elde etti Atletico Madrid hem de geçen sezon ki başarının tesadüf ya da şans olmadığını az da olsa göstermiş oldu.

27 Ağustos 2010 Cuma

Milli Takım Aday Kadrosu !!


Hiddink döneminden çok fazla şey bekliyordum kendi adıma. Yapılabilecek en iyi hamleydi federasyon tarafında, açıkçası hala görüşümde bir değişiklik yok ama Kazakistan ve Belçika maçları için yaptığı kadro seçimi çok büyük hayal kırıklığına uğrattı beni. Fatih Terim, form durumuna bakmazdı- zaten en çok bu yüzden eleştirilirdi- güvendiği adamlarla yola çıkmayı severdi ve başarıyı da başarısızlığı da o isimlerle yaşardı. Ne kadar laf söylenirse söylensin bundan vazgeçmedi Fatih Terim.Hiddink'in gelişiyle formda olan isimlerin Milli takımda olmasını bekliyordum. Şu açıklanan kadroya baktığımızda takımın başında Hiddink değil Oğuz Çetin var gibi geliyor. Oyuncuları tanımıyor vs. diyebiliriz ama Galatasaray'ın-Fenerbahçe'nin maçlarını izleyen futboldan anlayan herhangi birisi Hakan Balta-Selçuk-Kazım-Özer gibi isimleri çağırmazdı bu kadroya. Sakatlık belasından bu sene izleyemediğimiz Sabri ve sakatlık kitabını baştan yazan G.Zan tercihini zaten anlayamadım.

Son 3 maçtır sol kanattan her türlü gol çeşidinin kalemize girmesinde büyük katkıları olan Hakan Balta yerine dalga malzemesi olsa bile taş gibi top oynayan bir İ.Üzülmez gerçeği var ortada. Defansın göbeğine Allahtan Ömer Erdoğan alınmış, Egemen veya Giray'ın orada neden olmadığını bilmiyorum. Sağ bekte sakatlıktan top oynamayan Sabri yerine Serkan Balcı tercihi, orta sahamızın maestrosu Selçuk yerine Necip düşünülmemiş bile. Valencia'da top oynayan M.Topal zaten kadroya alınmıyor nedenini bilmediğimiz bir şekilde,tanımıyor diyeceğim artık Hiddink için. Mevlit Erdinç'e daha sıra gelmedi bile. Hadi radikal kararlar vermeyeceğim demişti bu açıklamadan dolayı ve adına saygımızdan dolayı şu kadroya göz yumalım ama azından Volkan Şen şu kadroda olsun bari. Şu kadro tam anlamıyla fiyasko olmuştur benim gözümde, Hiddink'ten hiç beklemediğim bir kadro ve ilk hayal kırıklığımı yaşadım Hiddink ile ilgili. 6 puanı alsak bile değişmeyecek bu hayal kırıklığım.

4x4 Inter

Uefa Yılın kalecisi, defans, orta saha ve forvet oyuncusu ödülünü alan 4 isim. Inter'în şahane 4'lüsü bugün tüm ödülleri topladılar. Yıllardır bugünleri bekleyen Moratti'den mutlusu yoktur bu aralar. Takımına gelen sayısız isimi sırf şu pozu vermek için getirmişti ama Jose Mourinho faktörü diyelim, Portekizli gelene kadar yanına bile yaklaşamadı o kupanın ve bu ödüllerin. Diego Milito, Uefa yılın futbolcusu ödülünü de aldı bu arada. İkinci bahar böyle bir olay sanırım. Inter'de 4 oyuncusu birden tüm ödülleri alan ilk takım oldu. Süper Kupa finali öncesi güzel moral olmuştur Inter'li oyunculara.

Uefa Avrupa Ligi Rövanş Maçları # 2


Yazacak çok fazla söz yok. Karpaty Lyiv'e elenilmesinin açıklaması yok benim gözümde. İlk maçı geçtik hadi, rövanş maçında 90.dakikada sana verilen şansı 4 dakika dayanıp kullanamıyorsun. Bu şans ki berbat bir oyunun sonunda gelip seni bulmuş. Teker teker o bunu yaptı, o böyle yaptı diye saha içerisinde üstündekinin hakkını vermeyen isimlerden bahsetmeye gerek yok. Nisan ayından beri bu günleri planlamayıp, bu rezalet tablonun yaratılmasında payı olan başta yönetim, sonra teknik ekip ve saha içerisinde giydiklerinin ne olduğunu bilmeyen isimleri tebrik etmek gerekiyor.

Trabzon'a yazık olmuş ama o kadro ve sahip oldukları hocayla ligde sonuna kadar gideceklerdir bu sene. Fenerbahçe maçında Lugano neden direk kırmızı kartı düşünmedi orada ilginç geliyor. Rakibini indirse belki kırmızı görecekti ama bugün Avrupa'da yoluna devam edecekti Fenerbahçe. Beşiktaş, 4-0 ile geçmiş rakibini sadece Quaresma'nın golünü gördüm. Adam oynuyor ve rakip takım taraftarları olarak kıskanmaya devam ediyoruz.

Şampiyonlar Ligi Grupları


Bursaspor, düşebileceği en iyi gruplardan birisine düştü baktığımız zaman. Diego Milito'nun 4.torbadan 2.takım olarak adını çektiği temsilcimiz Manchester United, Valencia ve Rangers'la oynayacak yeşil-beyazlı ekip ilk Şampiyonlar Ligi deneyiminde. Bursasporlu taraftarların Real Madrid isteği gerçekleşmedi ama iyi ki gerçekleşmedi çok sağlam bir grup oluşturdu Real Madrid, Milan ile birlikte. Grubun açık ara favorisi M.United'ı bir kenara koyarsak Bursa'nın esas 2 rakibi Valencia ve G.Rangers olacak. Valencia'nın durumu malum bu aralar. Villa-Silva ikilisi elen çıkarıldıktan sonra oyuncu göndermeye devam ettiler. Defansın iki önemli oyuncusu Marchena Villareal'e, Alexis ise Sevilla'ya transfer oldu. Özellikle Alexis'in çok uygun bir fiyata gönderilmesine bir anlam veremedim . Soldado, M.Topal, Aduriz ve Tino Costa ise bu sene umut besledikleri yeni transferleri. M.Topal'da tekrardan bir Bursa deplasmanı yapacak Valencia forması ile. Mestella'dan çıkış çok zor olacaktır ama Bursa'da güzel bir sürpriz hazırlanabilir Valencia ve Rangers'a.

Barcelona, büyük olasılıkla 3.maçın sonundan itibaren genç oyuncularını kullanmaya başlar Şampiyonlar Ligi için. Kurayı sen çek deseler Guardiola'ya daha uygununu seçmezdi herhalde. Real Madrid-Milan-Ajax grubu en dikkat çeken grup görüntüsünde A grubuyla beraber. Şampiyonlar Ligi'nde takımlar farklı, yeni isimler var gruplarda ama tablo üzerinden konuşacak olursak tahmin etmek çok zor gözükmüyor grupları. Saha içerisindeki oyun belki güzel sürprizler yaşatabilir. Grup kuralarıyla beraber Jose Mourinho'lu Real Madrid'e başarılar dileyelim. Sene boyunca en büyük destekçisi olarak yanındayız Real'in ve Special One'ın.

26 Ağustos 2010 Perşembe

Uefa Avrupa Ligi Rövanş Maçları


Uefa Avrupa Ligine kalmak için 4 takımımız bu akşam mücadele edecek. İlk maçlarda Beşiktaş dışında avantajlı bir skor alabilen olmamıştı. Beşiktaş'ın Helsinki karşısında turu geçtiğini söyleyebiliriz. Herhangi bir sürprize izin vermeyeceklerdir bu maçta. Fenerbahçe, ilk maçtan 1-0'lık mağlubiyetle dönmüştü. 1-0 oldukça riskli bir skor. Bir kere 2 gol atmak zorundasın kendi evinde, maç 2-0 götürüp iş tamamlamak üzereyiz desen bile tek pozisyon, yenilen tek gol bütün umutları bitirir. Trabzonspor karşısında izlediğimiz Fenerbahçe'nin savunmasında ciddi zaaflar vardı özellikle kanatlarda. Teofilo ve Yattara ikinci yarının başında yakaladıklarını atsalar kötü bir görüntü çıkacaktı Fener adına. Paok elbet bu maçı izlemiştir ve buna göre bir düzen içinde olacaklardır. Onların amacı 1-0'ı koruyup, kontradan bulabilecekleri pozisyonlar ile skor bulmak. Fenerbahçe'nin işi ilk maçta alınan skorun yanı sıra oynanan oyundan dolayı çok zor gözüküyor.

Trabzonspor'da Umut Bulut'un maç kadrosunda olmaması büyük bir dezavantaj. Umut'u son vuruş, bitiricilik açısından ele alırsak oldukça vasat diyebiliriz ama yaptığı koşular, ısrarı ile Trabzon için büyük bir silah. Liverpool her ne kadar iki büyük isim Gerrard ve Torres'in yanında Barca'ya transferi gündemde olan Mascherano-Maxi ve Jovanovic gibi isimlerden eksik gelecek olsa bile hücumda tehlike yaratabilecek önemli silahlara hala sahipler. Taraftar desteği de Trabzonspor'un yanında olacak. Liverpool gibi çok sağlam defans yapan, alanını savunabilen bir takım karşısında 2 gol bulmak kolay değil. Yattara-Colman gibi oyuncuların bireysel yetenekleriyle yapacakları bir hareket maçın ve turun tüm ibresini Trabzon'a çevirebilir. Ellerinde bulundurdukları alternatifli ve kaliteli kadro, Şenol Güneş faktörü ile bu sene ligin en büyük favorisi olarak görüyorum Trabzon'u bu turu geçmeyi hak ediyorlar. Akşam tekrardan tarih yazabilirler umarım.

Karpaty Lyiv adını kurada rakibimiz olarak çıkınca duymuşuzdur çoğumuz. Fakat ilk maçta alınan 2-2'lik sonuç özellikle 2-0 geriye düşülmesi Ukrayna deplasmanı için rahat olmamızı engelledi. Rakibimizin gücü belli, şu an akşam maç ne olur diye düşünmek yerine hafta sonunu düşünmemiz gerekirdi. Öyle bir hava hakim ki şu an Kewell'ın eksikliğinden sonra işimiz zora girdi diyebiliyoruz Karpaty maçı için. Yoksa tabi ki Kewell çok önemli bir adam. Bu maçta eleniriz diyemiyorum açıkçası, biraz direnç göstersinler sahaya çıkanlar, üstlerindeki formaya baksınlar turla beraber gelsinler.

4 takımızın birlikte gruplara kalma şansı var. Umarım gerçekleşir bu durum. Akşam için maçı izleyecek yer bulma arayışlarına başlamak lazım, tüm maçların birbirleriyle çakışması ve hepsinin D-Smart'ta olması istenilen maçın rahatça izlenmesini engelliyor.

Şampiyonlar Ligi Kura Çekimi


Şampiyonlar Ligi grup kuraları bugün çekilecek. Ligimizin son şampiyonu Bursaspor'da 4.torbada bulunuyor. Real Madrid'i istiyor Bursa taraftarı, sorulduğu zaman Sercan'da Real Madrid demişti bir röportajında. Real Madrid'in 2.torbada bulunması ilk torbadaki takımlar içinde güzel bir haber değil tabi. Çok sağlam maçlar izleyeceğiz Real Madrid hangi gruba düşerse ilk torbadan gelecek takımla. Bakıldığı zaman 3.torbadan Bursaspor'un belki Tottenham dışında başa baş oynayamayacağı bir takım yok görüşündeyim. Özellikle iç sahada harika taraftar desteği ile çok ilginç maçlar izlettirecektir Bursaspor. Şampiyonlar Ligi heyecanını ilk kez yaşayacak Bursaspor taraftarı, haklarında hayırlısı olsun demek düşüyor bize.

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Nou Camp'ta Hareketli Gece


Bu akşam Barcelona'nın kurucusu Joan Gamper adına düzenlenen kupa maçının Barca seyircisi için bir diğer anlamı da Ronaldinho tekrar Nou Camp çimlerine ayak basacak olması. Guardiola'nın takıma gelmesiyle beraber Milan'a gönderdiği Brezilyalı yıldız harika performanslar sergilediği çimlere geri dönüyor 1 maçlık bile olsa. Barcelona, sezonun son hazırlık maçında kendi evinde Milan karşısına çıkıyor. Joan Gamper Kupası 1966 yılından beri her sezon açılışından önce oynanıyor. 1997'ye kadar 4 takımın katıldığı kupa bu tarihten sonra tek maça çevirilmiş.

Joan Gamper adına düzenlenen kupanın Katalanlar için anlamı, Ronaldinho'nun sahaya çıkışının yanı sıra bu gece patlayabilecek bir diğer bomba ise Zlatan'ın Milan'a transferi olabilir. Yaz başından beri gitti, gönderilecek, takımda kalacak diye Guiza moduna sokulan Zlatan'ın tekrar İtalya'ya döndüğü gece olabilir. Milan'ın girişimleri vardı bu transfer için, zor olsa bile Sandro Rosell ile bu gece konuşulacağı söylenmişti Milan cephesinden.

22 Ağustos 2010 Pazar

İspanya Süper Kupası Barca'nın



İlk maçında aslarından yoksun olarak Sevilla deplasmanında 3-1 mağlup dönmüştü Barcelona. Rövanş maçında asların kadroya girmesiyle galibiyet alacaklarını ama yeterli skoru ulaşıp-ulaşamayacaklarını göreceğimizi yazmıştım. Barcelona, rahat bir oyunla 4-0'lık galibiyete ulaştı kendi evinde ve sezonun ilk kupası olan İspanya Süper Kupası'nı müzesine götürdü.

Messi, sezonun ilk hat-trickini yaptı. İlk golü Konko kendi kalesine gönderdi ama Pedro'nun asistinin golle bitmesi lazımdı o pozisyonda. Tabi asist demişken Xavi'nin 2.golde Messi'ye verdiği harika ara pasını tarif edecek bir kelime yok. Barca'lı oyuncular kaldıkları yerden devam ediyormuş görüntüsünü verdiler bu maçta.David Villa'da Nou Camp'ta ilk kez Barca formasını giydi 56.dakikada oyuna girerek. Geçen senekinden farklı bir La Liga beklemiyor bizi. Barca-Real maçları yine sezonun en büyük maçları olacak ve şampiyonu belirleyecek.

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Edgar Davids Geri Döndü


Dünya Kupası öncesinde sokak futbolcularıyla ülke ülke gezip maçlar yapıyordu Edgar Davids. Blogda bahsetmiştik. Ajax'la antremana çıktığı haberleri geldi ve 37 yaşındaki oyuncunun yeni takımı belli oldu. Edgar Davids, İngiltere Championship takımlarından Crystal Palace ile maç başına ücrette anlaşarak yeşil sahalara geri döndü. Böyle isimlerin futbolculuktan kopamama sevdalarını anlamıyorum açıkçası. Zamanında güzel bir şekilde kariyerini bitirmişsin, hatırlayanlar harika bir şekilde hatırlıyor seni ama dönüş yapacağım diye tutturuyorsun. İlginç tercihler tabi bunlar. Futbol aşkı diyelim biz olaya gayet olumlu bakıp. Crystal Palace taraftarları için sahada olduğu süreler bayağı güzel geçecektir.

17 Ağustos 2010 Salı

Mesut Özil Real Madrid'de


2-3 gündür manşetten veriliyordu Mesut Özil Real'e geliyor-gelecek haberleri. Sonunda gerçekleşti bu transfer. Kaka'nın geçen sene sakatlıktan tam performans verememesi, üstüne Dünya Kupası sonrası tekrar sakatlanarak sezon öncesini kaçırması bu tarz bir transfer ihtiyacı doğurdu Real Madrid'de. Werder, fiyatı yükseltmek için zorluk çıkartsa bile bir yere kadar dayanabildiler. Gelecek sene bedavaya gidecek olan yıldızından 15 milyon euro kazandı. Mesut tarafından bakarsak Real'den gelen maddi olarakta gayet tatmin edici bu teklifi kaçırmayarak doğru tercihi yaptı Mesut. Çalışacağı hocanın Jose Mourinho olması ise ayrı bir avantaj olacak Mesut'un önümüzdeki yıllarda geleceği yer için. Alman Milli takımının Dünya Kupasında en fazla göze çarpan 3 oyuncusundan 2 tanesi yeni sezonda Real forması giyecek. Türk Milli takımı formasını giyseydi gerçekleşmeyecek bir transfer olacaktı belki Real'e transferi. Kendi tercihleri doğrusunda seçtiği Alman Milli forması onu bugün Real Madrid'e taşıdı. Bu arada hala sol bek transferi için girişim gözükmüyor, alsınlar artık birisini her Real postunda sol bek transferi demekten bana gına geldi.

15 Ağustos 2010 Pazar

Bucaspor 0-1 Beşiktaş


Altay’dan yıllar sonra İzmir, Süper Lig’e döndü. Yıllardır düşündüğüm; alt ligden gelen takım teknik direktörünü değiştirmese ve oyuncularını çoğunlukla takımda tutsa ne olur? Bunu yapmasını beklediğim takım Bucaspor’du ama onlar kendilerine göre garantiye gitmek istemişler. Bülent Uygun, Sivasspor döneminde antipatikliğin dibine vursa da Bucaspor için çok yanlış bir tercih sayılmaz. Sol bek Mulemo ve oyuna sonradan girse de defansif direnci ve koşuları ile Mendy, Bucaspor takımının dikkat çeken oyuncuları.

Beşiktaş ise genelde durağan oynasa da Quaresma ve Guti nedeniyle her dakika heyecan yarattı. Son 20-25 dakika takımdaki herkesin pili bitse de Bucaspor da çok farklı değildi. Tabii maçların henüz temposuz olması, oyuncuların maçın sonlarını getirememesi şu aralar normal. Oturduğu yerde insanı bunaltan sıcaklarda, henüz sezonun başında temposuz oyunlar normal. Gaziantepspor – Kasımpaşa ve Eskişehirspor – Gençlerbirliği maçlarını da henüz izleme fırsatım olmadı ama onlar da golsüz berabere bitmiş.

Havadan bağımsız olarak maç o kadar kötü bir zeminde oynandı ki oyunculardan iyi oyun beklemek de haksızlık olurdu. Bucaspor’un stadyumu 7. haftada hazır olacakmış. O zamana kadar İzmir Atatürk’de oynayacak oyuncuların ve takımların işi zor. Beşiktaş’ın 4-2-3-1’in de Guti’de defanstan sürekli top alıp dağıttı. Ernst-Necip ve Guti 3’lüsü Beşiktaş’ın son yıllarda gördüğü en iyi orta saha 3’lüsü sanıyorum. İkinci yarının hemen başında Guti’nin attığı mükemmel pas ile Beşiktaş maçı çok iyi oynamasa da kazandı.


Şu anda takıma forvet oyuncusu aranıyor gibi. Zaten yabancı sıkıntısı olan bir takım şu anda Beşiktaş. Bence bu sezon Bobo’ya hem taraftar hem de teknik kadro güvenmeli. Yıllardır kendi başına sadece ligde en az 10 gol attı. Şimdi Guti ve Quaresma ile kesinlikle çok daha faydalı olacaktır. Tek forvet oynanacak diye illa ki çok uzun boylu, güçlü bir forvetle oynama gerekliliği yok. Zaten pivot santrafor dediğimiz oyuncular Dünya futbolunda oldukça azaldı. Bobo sorumluluğun altından mutlaka kalkacaktır.

Şampiyonluk dahil izlerken en çok heyecanlandığım Beşiktaş dün sahadaydı. Hem taraftarın sevmediği ve futbolunun üzerine hiç bir şey koymayan oyuncuların çoğunluğu artık yok hem de Quaresma ve Guti gibi soğukkanlı, kendi güvenen ve teknik oyuncularımız var. Dün takım çok güzel oynamasa bile Beşiktaş taraftarının zaman zaman sırıtmaktan kendini alamadığını zannediyorum.



Çözülmesi gereken sorunlar var tabii ki. Sivok’un uzun dönem sakatlığı, sağ bek oyuncularının ofansif yetenek noksanlığı, yabancı sınırlaması nedeniyle sağ açıkta formsuz da olsa Nihat’ın oynaması, hala gidecek ve hala gelecek oyuncular olması… Yine de Beşiktaş geleceğe umutla bakabilir. Ama bazı şeylerin daha net görünmesi için İstanbul Belediye maçını beklemek gerekir.