30 Kasım 2009 Pazartesi

Huntelaar

En üst

Hollanda liginde ki süper istatistiklerinden bahsetmeye çok gerek yok bu adam için konuşurken. Çünkü orada ortalama bir golcü bile formunu bulduğu zaman potansiyelinin üzerinde oynayabilir. Alfonso Alves ve Mateja Kezman ilk aklıma gelen örnekleri bu durumun. Klaas-Jan Huntellaar’da bu durumun örneklerinden biri olma yolunda ilerliyordu.

Real Madrid’de forma şansı az bulan Huntelaar’ı Florentino Perez diğer Hollanda’lılar gibi göndermek istiyordu. Bir kaç Alman takımı için ismi geçse de Dzeko’yu alamayan Milan’ın yolunu tuttu Hollanda’lı sonunda. Zaten geldiği zamandan beri çok huzurlu değildi Madrid’de. Önce Şampiyonlar Ligi kadrosunda yer bulamadı, sonra da fazla forma şansı bulamadı.

Huntelaar2 Catania vs Milan

Fakat işler İtalya’da da çok yolunda gitmiyordu düne kadar. Çok fazla şans bulamayan Huntelaar, şans bulduğu maçlarda da çok etkili olamıyordu. Zaten saha içinde çok faydalı bir oyuncu olduğu söylenemez Huntelaar’ın. Onun işi sadece gol atmak. Fakat bu gol atma işini de yapamayınca rotasyonda Filippo Inzaghi’nin bile arkasında kalmıştı

Dün Catania deplasmanı Milan için oldukça önemliydi. Bu önemli deplasmanda 85. dakikaya 0-0 giren Milan’da son umut olarak Huntelaar’ı oyuna aldı Leonardo. İşte o Huntelaar uzutma dakikalarında 2 gol atarak takımına maçı kazandırdı. Milan’da bu galibiyet ve Juventus’un Sardinya adasından mağlup dönmesi ile 2. sıraya yükseldi.

Leonardo

Huntelaar çok fazla özellikleri olan bir futbolcu olmasa bile golcü kimliğiyle kulübede değil sahada görmek istediğim futbolculardan. Uzatmalarda attığı iki gol ile Serie A’da haftaya damga vuran futbolculardan biri oldu.

Barcelona 1 - 0 Real Madrid



Haftalardır merakla beklenen maç Barcelona'nın 1-0'lık galibiyetiyle sonuçlandı. Ronaldo-Messi ve Zlatan'ın durumları, oynayıp-oynamayacakları merakla bekleniyordu. Pep, Zlatan'ı yanında tutarak başladı maça. Madrid cephesinde ise Ronaldo sahadaydı. 2 aydır top oynamayan ve sadece 20 dakika Zurich karşısında maça çıkarak bu maça çıktı Portekizli yıldız. İstediklerini sahaya bir türlü yansıtamadı bu yüzden. Sakatlığı, temposunu oldukça etkilemiş doğal olarak. Real için maçın anahtarı doğal olarak Xabi-Lass ikilisinin performansları olacaktı. Özellikle ilk yarıda inanılmaz bir efor sarf ettiler Barca'nın pas kanallarını kesmek için. Arkadaşlarının da yardımlarıyla bu işte başarılı oldular. Kazanılan toplar hiç ayakta oyalanmadan Kaka önderliğinde ileriye hızla taşınınca pozisyonlara giren taraf Real Madrid oldu. Kaka'nın Ronaldo'ya çıkardığı ve Portekizli'nin kaçırdığı pozisyon maçın kırılma anıydı. Herkes gibi bende Kaka'nın oradan ayağının içiyle topu köşeye yuvarlamasını bekliyordum. Marcelo için bir şeyler yazmam gerekiyor içimde kalmasın şu maç sonucu. İlk 11 oyuncusu olduğunu düşünmüyorum Real Madrid'de. Zaman zaman iyi,harika dedirtecek performanslar sergileyebilir ama genel olarak nerede duracağını bilmeyen ve bugün Ramos'un golde yaptığı hatayı sıkça tekrarlayan bir adam Marcelo kendi kanadında. Bu takım için en fazla yedekler arasında alternatif olarak düşünülmesi gereken bir isim. Devre arası transfer döneminde o bölgeye bir takviye yapılacaktır, sene başından beri söylüyoruz. Gerçi bugün Messi'nin etkisiz hale getirilmesinde Arbeloa ile iyi iş çıkardı ama ileride topları ezmekten başka bir iş yapamadı. Real'in bu tarz bir sistemle oynayacağı maç sayısı da çok fazla değil sezon boyunca. Defansif olarak en etkili Marcelo performanslarından birisini izledik bugün.


İkinci yarıya iyi başlayan taraf ise Barca oldu. Xavi ve Iniesta'nın kendi kimliklerine bürünmesi topun kontrolünü Barca'ya geçirdi tamamen. Ibra'nın yedekler arasında olması maç öncesi Real cephesi adına olumlu bir tercihti. Ibra'nın sırtı dönük top alma-arkadan gelen oyunculara top indirme ve yüksek toplardaki hakimiyeti ilk yarı ayağa pas yapmakta tıkanan Barca için alternatif bir çözüm olabilirdi. Ibra'nın girişi golü de beraberinde getirdi. Maçın başında yaptığı 3 ortada kale arkasına topu gönderen Alves bu sefer Ibra'nın ayağını buldu. Golde dikkat edilmesi gerekn iki husus ise ; Ramos'un Ibra'yı izlemesi ve Ibra'nın yanında ceza sahasında bulunan diğer Barca'lının sürpriz bir isim olan Pique olması. Bir duran top dönüşü falan değildi pozisyon, Pique ile başlayan atak sonucu İspanyol savunmacı yerine dönmek yerine ileride kaldı ve büyük olasılıkla içeride tek olacak Ibra'nın Pepe'nin markajından kurtulmasına zemin hazırladı. Busquets'in yaptığı amatörce hata Pep'i çileden çıkarttığı gibi maçı izleyen Barca'lıları da çileden çıkartmıştır. Bu seviyede bir takımın oyuncusunun bu kadar basit bir kartla oyundan atılması akıl alır gibi değil.


Pellegrini, büyük olasılıkla Ronaldo'yu sakatlıktan yeni çıkmış olması ve kötü bir performans göstermesinden dolayı kenara aldı. Fakat 10 kişi kalmış Barca'nın üstüne giderken Marcelo veya Higuain değil Ronaldo'nun sahada kalması lazımdı. Real'in tıkandığı dakikalarda driplingleri her ne kadar başarısız olsa bile deneyen tek isim olarak göze çarpıyordu. Pellegrini'nin takımı Nou Camp'ta tarihin en iyi takımlarından birisine oynayabilecekleri en akıllı oyunu oynadı her şeye rağmen. Sene başından beri umut veren ilk Real performansı bana göre. Tabi bu maç için bu yazı üstüne tekrar Puyol,Puyol,Puyol demekte bir sakınca bulmuyorum

29 Kasım 2009 Pazar

Puyol


Açık ara maçın adamı oldu Puyol, El Clasico'da. Kendisini ölümüne topun önüne attığı 3 pozisyon var ki bir defans oyuncusunun yapacaklarının üst sınırıydı o pozisyonlar. Uzun zamandır gördüğüm en mükemmel stoper performansıydı. Maç boyunca sadece 1 kez sağ bekte Ronaldo ile bire bir yakalandığında geçildi onun haricinde duvar gibiydi Puyol. Barca'nın galibiyetinin 1 numaralı mimarı oldu Kaptan. Maçla ilgili daha ayrıntılı yazacağız ama bu maç için özel bir mesajın olması gerekirdi Puyol için.

26 Kasım 2009 Perşembe

Cristiano vs Messi



Clasico'ya doğru görseller hazırlanmaya devam ediliyor İspanyol basını tarafından. Bu sefer görseli hazırlayan As. Ronaldo ve Messi'yi karşılaştırmışlar hazırladıkları görselde. Başarıları-kazandıkları ödüller, kariyer istatistikleri ve biyografilerinin yanı sıra video görüntüleri ile desteklemişler. Neredeyse İspanyol gazetelerinin hepsinin internet sitesinde El Clasico'ya ilişkin bu tarz görseller var. Bir gün bizim gazetelerimizin internet sitelerinin derbi öncesi milleti gaza getirecek haberler yerine bu tarz emek gerektiren işler yaptıklarını görürüz umarım.

Tıklayın...


Bir diğer haber ise sanal ortamdan. Xavi ve Benzema bugün online olarak Fifa 10'da ilk provayı yapmışlar. Kurulan kameralarla birbirlerini görerek oynadıkları karşılaşmayı Ronaldo'nun 3 golüyle Benzema 3-0 kazanmış. Xavi ise Pazar akşamı çok daha iyi olacağını söylemiş mağlubiyetten sonra.

El Clasico'ya Doğru



Büyük maç Pazar akşamı oynanacak. O zamana kadar idare etmemiz için Marca yine harika bir sayfa hazırlamış bizlere. Daha önce Aguero, Ronaldo ve Kaka için bu tarz sayfalar hazırlamışlardı. Bu kez hazırladıkları sayfada Real ve Barca oyuncuları arasında seçim yaptırıyor bizlere. Seçim sonucunda oluşan karma takımı görünce Pazar akşamını beklemek çok daha zor olacağa benziyor.

Aşağıdaki resim benim seçimlerim sonucu oluşan takım.

Defans göbeğini Barca'dan oluşturdum, karar veremediğim iki mevki var. Sol bekte Maxwell ve Arbeloa seçimleri sunulmuş. Marcelo'yu koysalardı direk Maxwell'i işaretlerdim. Messi ve CR9 arasında ise gönül Cr9 dese de seçim yapmak zor olduğu için ikisini birden aldık takıma.


Sayfaya gitmek için; tıklayın..

We Can't Wait

23 Kasım 2009 Pazartesi

Kadro Dışı

Kadro dışı kalan futbolcu ne yapar?

Kadro dışı kalan futbolcu, bir çok kez şahit olduğumuz üzere takımla birlikte çalışmaz. Alışık olduğumuz söylemle kendisine tahsis edilen antrenör ile alt yapı tesislerinde falan çalışır.

Nerden çıktı bu peki?

Dün Kasımpaşa, Trabzonspor’u 3-1 mağlup etti. Zaten bileti kesilmek üzere olan Hugo Broos, bu maçla elveda dedi Trabzonspor’a. Başka bir haber daha geldi Trabzonspor camiasından.

Egemen, Song, Sylva, Gökhan Ünal ve Engin Baytar kadro dışı bırakılmıştı.

Bu akşam yapılan antrenman’da bu kadro dışı kalan futbolcular Mehmet Ali Yılmaz tesislerine gelip takımdan ayrı çalışmışlar.

Yönetim Kurulu ise bugün bu oyuncular ile ilgili şu açıklama yapılmış internet sitesinden;

‘’Bu arada yapılan değerlendirme sonucunda takıma katkıları açısından büyük beklenti içerisinde olduğumuz oyuncularımız Egemen Korkmaz, Rigobert Song, Tony Sylva, Gökhan Ünal ve Engin Baytar’ın sezon başından beri ve özellikle de son maçtaki formsuzlukları sebebiyle bir süre özel çalışmaları uygun görülmüştür. Bu oyuncularımızın eski performanslarını kazanarak yeniden takıma katkı sağlaması yönündeki beklentimiz sürmektedir. Alınan karar gereğince gündeme gelen kaptanlık konusu ve kadrodan ayrı çalışacak olan oyuncular hakkındaki nihai karar yeni göreve başlayacak olan teknik direktörün tasarrufuna bırakılacaktır.’’

Yani Ünal Karaman gelin oynayın derse, bu oyuncular sadece 1 gün kadro dışı kalmış olacaklar.

Sadri Şener’in aslında bu kararı bir anlık sinirle verdiği söyleniyor, yani bu oyuncuların kadro dışı olması çok uzun sürmeyebilir.

Aslında Trabzonspor’un bu sezon neden geçen sezondan kötü durumda olduğunun göstergesidir bu anlık verilen kararlar, bana göre.

Son 56 yılın en kötü Atletico Madrid’i



En son 1953-54 sezonunda lige bu kadar kötü başlamış Atletico… Lige 1 galibiyet, 2 beraberlik, 8 mağlubiyet ile başlamış takım. Bu sezon ise 1 galibiyet, 4 beraberlik ve 6 mağlubiyette.


Sanchez Flores ise henüz galibiyetle tanışmış değil. Tabi Marbella maçlarını saymıyorum, o iki maçı kazanmıştı Atletico Madrid ama ağır siklet farkı var.



Athletic Bilbao deplasmanında mağlup olmaktan kurtulamayan Atletico, Vicente Calderon’da ki Real Madrid maçında ise son dakikalarda hareketlense de derbide yine mağlup olmuştu.

Eğer tribünde olduğu ve 1-1 berabere biten Mallorca maçını saymazsak ( ki hatırlarsak 9 kişi Mallorca 90. dakika da gol atıp maçı berabere bitirmişti ) Flores ligde yoluna 0/3 ile devam ediyor. Ama onu suçlamak zor. Çünkü elinde belki La Liga’nın en kötü defansı, kafası karışmış Kun Agüero ve hakkında yorum dahi yapmak istemediğim kadar dağınık bir orta saha var.

Özellikle böyle zor bir deplasman galibiyetine oldukça ihtiyaç duyulan bir durumdaydı Atletico ama son dakikada Pablo’nun yaptığırdığı saçma penaltı ile 1 puan dahi alınamadı maalesef.



Ligde önümüzde ki hafta Espanyol ile Vicente Calderon’da karşılşacak Atletico ve artık bu durumdan kurtulmak için yapılacak tek şey sadece ne şekilde olursa olsun kazanmak. Hatta Şampiyonlar Liginde hafta arası Kıbrıs adasından galibiyetle dönerse takım, büyük moral olur.

1953/54 LA LIGA

22 Kasım 2009 Pazar

Tottenham 9 - 1 Wigan

Wigan'ın içine San Marino kaçmış maç öncesi,yok sa böyle bir skoru almalarının başka bir açıklaması olamaz. Ekran görüntüsünü alıp, bloga koymaya hazırlanırken durum 8-1'di. O sırada bir tane daha sıkıştırmış Tottenham. Spurs'da bulduğunu atmış, insan biraz frene basar rakibe saygıdan. Futbol24 verileri doğruysa ve son gol 90+4'de geldiyse 8-1'lik maçı 4 dakika uzatan hakemi de ayrıca kutlamak lazım. Acımadın mı hiç adamlara ?

21 Kasım 2009 Cumartesi

19 Kasım 2009 Perşembe

2002'nin Tekrarı Olsun


Dünya Kupası'na katılan takımlar bu gece oynana maçlar sonunda belli oldu. Mısır-Cezayir maçı, Rusya'nın ilk maçın son anlarında yediği golle avantajını kaybedip 2.maçta elenmesi konuşulacak olaylardan. En fazla dikkat çeken ise Fransa-İrlanda eşleşmesinin 2.maçı oldu. 1-0'ın rövanşında karşı karşıya geldi iki takım. Keane'in golüyle uzatmalara giden maçın 103.dakikasında Henry'nin asisti geceye damgasını vurdu. Topu eliyle düzeltip, Gallas'a çıkartan Hnery takımını finallere taşırken belki çok önemli bir işe imza attığını düşünüyordu ama çok büyük bir sempati yitirmiş oldu futbolseverlerin gözünde.Domenech'in Fransa'sına zaten çok sıcak bakmıyorduk, şimdi tek isteğim 2002'de yaşadıkları hayal kırıklığını 2010'da tekrar yaşamaları. Gol atamadan geldikleri gibi gitmelerini bekliyorum kendi adıma.

Yazık ...


Salsa'nın ve Mali'nin bloglarından öğrendik bugün olan olayları resimleriyle-videosuyla. Cemal'in oynamaması gereken maçlarda Tufan'ın forması ile oynamasını kim akıl ettiyse tebrik ediyorum. Cemal Nalga, bizim takımın Lebron James'i falanda bizim mi haberimiz yok. Bir hazırlık maçında Cemal'i oynatmaya nasıl ihtiyaç duyabilirsiniz hemde bir klübün adını karalama, taraftarlarının yüzünü eğme pahasına. Zaten aldığı cezayı hazırlık maçlarında çekiyor-orası daha ilginç - sen adamı kalkıp başka isim altında oynatıyorsun. Bırakın cezası bitsin, o gün bu kararı verenler ne kazandıklarını, kimi kandırdıklarını düşünüyorlardı acaba. Maçtan hiçbir video-resim görüntüsünün bulunmayacağını falan düşündüler galiba bu skandala imza atanlar. Galatasaray adına kara bir leke olmuştur bu olay, yayında ve yapımda emeği geçenleri tekrar tekrar kutlamak gerek.

Adnan Polat'ta gerekli kutlamayı yapmış gözüküyor bu kişilere zaten.

18 Kasım 2009 Çarşamba

Geçmiş Olsun Kaptan

Bilgilendirme : Arda Turan

Futbolcumuz Arda Turan’ın burun akıntısı, ateş ve genel halsizlik şikayetleri ile başlayan sağlık sorunu için yapılmış olan testlerinin bugün çıkan sonuçlarında H1N1 test sonucunun pozitif olduğu saptanmıştır. Futbolcumuz konuyla ilgili detaylı olarak bilgilendirilmiş olup, başlanan tedavisine düzenli bir şekilde devam edilmektedir.

Sağlık durumu iyi olan ve istirahata alınan kaptanımızın, takımdan ayrı olarak, 23 Kasım Pazartesi gününe kadar özel tedavisine devam edilecektir.

Galatasaray Futbol A.Ş.

http://www.galatasaray.org/futbol/futbol_as/haber/5359.php

Çok fazla endişelenmemek gerek açıkcası ama insan tedirgin oluyor doğal olarak. Geçen hafta okulda arkadaşım çok kötüyüm beni revire götür diyince götürmüştük mecburen. Hastaneye sevk ettiler, domuz gribi teşhisi kondu hastanede. 1 hafta dinlen, evden dışarı çıkma vs. tarzı önerilerle atlattı arkadaşım gribi. Çok ayrıntılı bilgi sahibi değilim hastalık hakkında- yaşadığım bir olaydan örnek veriyorum,içimi rahatlatmak için belki- ama Kaptan'da atlatacaktır bir an önce bu hastalığı. Sporcu bünyesi böyle bir hastalığı daha rahat atlatacaktır. Bu aralar sporcuların domuz gribi olduğu haberlerine sıkça rastlıyoruz. En son Maliano yazmış blogunda.

Kaptan'a geçmiş olsun diyoruz. Çok önemli bizim için her anlamda.

17 Kasım 2009 Salı

Kapanın elinde kalıyor : Bosman


Bosman kuralına artık herkes aşina. Sözleşmelerinin sonlarına doğru bonservissiz şekilde başka bir kulüple anlaşabiliyor futbolcular. Futbolcuların özgürlüğü ve banka hesapları açısından şüphesiz ki olumlu bir kural bu Bosman Kuralı. Aslında pek hak etmediği paraları bonservissiz geldikleri için alabilyor futbolcular. Özellikle alt yapıya yatırım yapan takımlar için oldukça olumsuz bir kural olduğu söylenir. Aslında gerçek dışı da değil.

Fakat bazen de futbolcular için can simidi olabiliyor Bosman Kuralı.

Şöyle ki yakın zamanda takımdan ayrılmak isteyen Pandev, Ledesma ve De Silvestri’yi satmaya yanaşmamıştı Lazio’nun mafya babası benzeri başkanı Claudio Lotito.
Daha sonra De Silvestri € 5.5 M‘ya Fiorentina’ya transfer oldu ve takımdan ayrılmayı başardı. Pandev ve Cristian Ledesma ise hala Lazio’dalar. Ve hiçbir maçta oynamadılar, kadro dışılar.
Pandev’in sözleşmesi bitiyor ve yaz döneminde kendisini isteyen Juventus yada Inter’den biriyle sözleşme imzalayıp cehennemden kurtulacak muhtemelen. 26 yaşında ki futbolcu belki de en değerli döneminde 1 sezon ara vermiş gibi olacak futbola.

Geçenlerde Serie A’da sözleşmesi biten futbolcuların listesi elime geçti. Pandev’in dışında en çok dikkat çeken isim : Patrick Vieira. 33 yaşında ki oyuncu bu sezon da şans bulmaya devam ediyor Inter’de. Ama geleceği belirsiz, bir ihtimal sözleşme yenilemezse Inter onunla, yoluna Fransa’da devam edebilir.

Milan’da ise Dida ve Favalli’nin sözleşmeleri bitiyor. Roma’da Max Tonetto ve Marco Casetti, Roma yeni sözleşme imzalamazsa serbest kalacaklar.

Listede dikkat çeken diğer isimler ise zaman zaman Türk takımlarının gündemlerine gelen Kroldrup ve Jorgensen. Özellikle basının Beşiktaş’a transfer ettiği bu futbolcular da eğer Fiorentina yeni sözleşme imzalamazsa serbest kalacaklar. Bu iki oyuncunun dışında Fiorentina’da Massimo Gobbi’de serbest kalacakmış. Gobbi, Prandelli’nin tuttuğu futbolculardan biri. Bu zaman kadar sözleşme yenilenmemesi ilginç.

Doğrusu listede ki bir çok futbolcu 30 yaş üzeri ve bir çoğu takımında çok fazla şans bulamıyor. Fakat Pandev konusunda Serie A’da yeşil sahada olmasa bile saha dışında büyük bir çekişme yaşanacağı kesin.

Serie A bir tarafa Bosman kuralı nedeniyle de son yıllarda genç oyuncular ile Avrupa’da ki kulüpler uzun anlaşmalar imzalıyorlar ve kontrat yenileme işini son dakikaya bırakmıyorlar Türkiye’de ki bir çok kulüp gibi. Tuncay, Marco Aurelio Fenerbahçe’nin yakın zamanda yaşadığı iki örnek. Keza Beşiktaş’ta Nobre ile son yılında anlaşmaya çalıştı ve kozları Nobre ve Figer’in eline bıraktı. Bir benzerini de bu sezon Bobo’da yaşayabilir Beşiktaş. Bir benzer tehlikeyi ise Galatasaray yaşıyor. Galatasaray taraftarınca çok sevilen hatta bir çok rakip taraftar tarafından da sempati ile bakılan Kewell’ın sözleşmesi bitiyor ama bir türlü yenilenmiş yada yenilenebilmiş değil.

Bosman Kuralı doğru veya yanlış. Ama transfer piyasasını arada bir hareketlendirdiği kesin.

Elime geçen listeyi düzenledim. Futbolcuların takımlarında ne kadar süre aldıklarını, yaşlarını ve pozisyonlarını ekledim. İtalyan futbolu ile ilgilenen varsa bu dosyaya ulaşmak için tıklasın.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Antonio De Nigris



Enke'den hemen sonra De Nigris'de aramızdan ayrılmış. Bilgisayarı açar açmaz karşılaştığım ilk haberin bu olması çok kötü oldu. Tsl'nin kaliteli forvetlerinden birisiydi ayrıca Kadıköy'de sergilediği maskeli gol sevinciyle değişik bir renkti Meksikalı ligimiz için. Arkadaşlarım ve benim aramda De Nigris'in ayrı bir yeri vardı. Bir arkadaşımızın kendisini yakından tanıma fırsatı bulması da bir etkendi De Nigris'ten bahsetmemiz için. Halı saha muhabbetlerimizde adı sürekli geçerdi. Maskesiyle beraber aramızdan ayrıldı.


Türkiye'de sağlık sorunları ortaya çıkmış ama buna rağmen devam edip Larissa'da kariyerini sürdür. Sağlık sorunlarını bile bile futboldan kopmaması ise kendi hatası veya menajerleriyle ilgili bir durum. Sağlığını-hayatını riske etmesini engelleyebilecek birileri çıksaymış keşke.