Steven Gerrard PSV maçında ulusal takım harici kariyerinin 100. golüne imza attı. Kırmızı formayla 11 yılda 100 gol. Herşeyi bu kadar içten ve bu kadar samimi yapan ve yaşayan bir adama bu başarı yakışır.
3 Ekim 2008 Cuma
# 100 #
Steven Gerrard PSV maçında ulusal takım harici kariyerinin 100. golüne imza attı. Kırmızı formayla 11 yılda 100 gol. Herşeyi bu kadar içten ve bu kadar samimi yapan ve yaşayan bir adama bu başarı yakışır.
Uefa kupası Torbaları
1. TORBAMilan, Sevilla, Valencia, Benfica, Schalke 04, CSKA Moskova, Tottenham, Hamburg
2. TORBA
Stuttgart, Ajax, Olympiakos, Deportivo, Club Brugge, Sp.Moskova, Paris Saint Germain, Heerenveen
3. TORBA
Rosenborg, Udinese, Feyenoord, Sporting Braga, Slavya Prag, Manchester City, Galatasaray Sampdoria
4. TORBA
Hertha Berlin, Partizan, Nancy, Portsmouth, Aston Villa, R.Santander, FC Kopenhag, Dinamo Zagreb
5. TORBA
Saint Etienne, Wolfsburg, Standart Liege, Twente, NEC Nijmegen, Metalist Kharkiv, Lech Poznan, MSK Zilina
28 Eylül 2008 Pazar
Ruud Van Nistelrooy


18' Heinze
54' Sergio Garcia
90+1 Ruud Van Nistelrooy
Betis'in ligde daha galibiyeti yok ama kötü bir takım olduklarını düşünmüyorum. Bu maçtada baskın oynayan taraf oldular. Önceki maçlarda alınan sonuçların beraberliğin baş sorumlusu olarak Pavonne gösterilebilir. Kaçırdıklarıyla Betis taraftarının saç oranını düşürmüştür önceki maçlarda. Düzgün bir forvetle alt sıralardan kurtulabilecek bir kadroya sahipler aslında. Mehmet Aurelio, Türkiye'de nasılsa aynen devam ediyor İspanya'da.
27 Eylül 2008 Cumartesi
Başımız sağolsun
26 Eylül 2008 Cuma
25 Eylül 2008 Perşembe
Real Madrid 7 - 1S.Gijon
Raul mu Higuain’mi tartışmalarına ikisini beraber oynatarak çözüm bulmuştu Real. Bugünde beraber çıktılar Nistelrooy’un yokluğunda. Rakipleri ise 
24 Eylül 2008 Çarşamba
Ref ! are you blind?
Dün akşam bir dostum sağolsun, sayesinde haberim oldu bu durumdan akşam hemen nette inceledik tabi. Geçtiğimiz hafta cumartesi günü oynanan Watford - Reading maçından bahsediyorum. Sitelere baktığımda maçın bitiminden beri neredeyse bir çok yerde konuşuluyor bu konu ve açıklamaların ardı arkası hala kesilmedi. Maçın 13. dakikasında Reading soldan bir korner kullanıyor sonrasında yaşanan karambolde top kalecinin müdahalesinde direkten dönüyor, tehlike savuşturuluyor ortada ekstra birşey yok. Kaleci topu alıp oyuna sokma çabasındayken takım arkadaşları ileriye, Reading'li oyuncular ise kendi sahalarına dönmeye uğraşıyor. Sonrasında dikkat edilince hakem eli santrayı gösterir bir şekilde ortaya doğru koştuğu farkediliyor, yardımcı ise aynı şekilde ortaya doğru koşuyor. Defalarca seyretseniz de pozisyonda topun kaleye en yakın olduğu mesafe en az yarım metre. Sonrasında ise itirazlar tabi sonucu değiştirmiyor gol geçerli sayılıyor ve maç 2-2 bitiyor, işin bir diğer tarafı böylesine garip bir gol kararı çıkaran hakemin Reading adına bir de penaltı kararı var.
Maç sonunda asıl şenlik başlamış tabi, Step Hunt "gördüğüm en kötü hakem kararı" derken pozisyonun kahramanlarından Noel Hunt ise klasiğin gözüne vururcasına " hakem de insan, herkes hata yapabilir" demiş. Hakemler birliği başkanı ise forma renkleri, güneş ve açıdan kaynaklı bir göz yanılması olacağını söylemiş ki bahane çabası takdire şayan gerçekten. Sonrasında ise futbolun insanlar için olan bir spor olduğunu bu tip hatalarla karşı karşıya kalınabileceğini, hatayı kabul ettiklerini fakat kurallar gereği maçın tekrarının mümkün olmadığını söylemiş.
Watford'un maç tekrarı için bir başvurusu yok ve sanırım olmayacak, konu hakkında FA bunun kurallar dahilinde mümkün olmadığını, tekrarın olmayacağını belirtmiş. Olan "Ufo" golüyle birlikte 2 puanı uçan Watford'a oldu.
Zakumi


Afrika'da yapılacak 2010 dünya kupasına daha neredeyse 2 seneye yakın zaman varken turnuvanın maskotu tanıtıldı. Zakumi adı verilen Leopar'ın ilginç isminin de manasını organizasyon yetkilileri açıkladı; Za Güney Afrika'yı temsil ederken, kumi de dillerinde 10 anlamına geliyormuş. Enteresan bir yaklaşım ve diğer kupalardaki maskotlar kadar da içim ısınmadı pek açıkcası. Alışırız umarımCarling Cup
Dün gece avrupa'da kupa mücadelesi vardı. Arsene Wenger'in ilk 11'i 20 yaşında olan kadrosu Sheffield'ı yarım düzineyle geçerken, Pool garip istatistiklerle dolu olan Crewe maçlarına bir yenisini daha ekleyerek zor da olsa 2-1'le geçmeyi başladı. One United ise Boro karşısında Ronaldo katkılı genç kadrosuyla çıktı. Maç eksiği göze çarpan oyuncu gene de takımının ilk golüne imza attı. Sonrasında ise Boro defansa çarpan topun 18'lik genç kaleciyi yanıltmasıyla beraberliği yakalasa da tecrübe konuştu. Giggs defansın hatasını affetmedi ve şık bir gol vuruşuyla takımını öne geçirdi. Belirtmeden geçmeyelim oyundan çıkmadan önce yaptığı hücum ise gerçekten şahaneydi. Son noktayı ise golü unutan Nani'den geldi. Defans hatasını affetmedi ve skoru 3-1'e taşıyarak geceyi sonlandırdı.
Gecenin keyif vermeyen tek kişisi ise kasap lakabını fazlasıyla hakeden Pogatetz'ti. 66.dakikada United'da ilk resmi maçına çıkan 19 yaşındaki genç oyuncu Rodrigo Possebon'un kariyerini bitirmeye yönelik hareketi kırmızı kartla sonuçlandı. Genç brezilyalı'nın ilk kontrolünde kırık var şüphesi olsa da bugün gelen haberlerde kırık olmadığı yan bağlarında aşırı zedelenme olduğu yazılmış. Maçı seyreden biri olarak kesin birkaç yerinden kırıldı ayak demiştim ama çok şükür ki öyle bir şey olmamış. Pogatetz'e de umarım iyi bir ceza verilir.Arsenal 6 - 0 Sheffield United
Burnley 1 - 0 Fulham
Leeds United 3 - 2 Hartlepool
Rotherham United 3 - 1 Southampton
Swansea 1 - 0 Cardiff
Watford 1 - 0 West Ham
Liverpool 2 - 1 Crewe
Manchester Utd. 3 - 1 Middlesbrough
Stoke City 2 - 2 Reading*
Sunderland 2 - 2 Northampton*
West Ham & Sheffield United Round II
Geçen sezonun sonunda West Ham - Sheffield küme düşmeme mücadelesi içerisindeyken, West Ham son hafta Manchester United'ı deplasmanda Carlos Tevez'in golüyle mağlup ederek EPL'de puan farkıyla kalmayı başarmıştı. Şaibeli bonservis ve transfer usulsüzlüğünde neredeyse rüşvet kapsamında Tevez'in West Ham'a faturası ağır oldu. Sene sonu olduğu için puan silme hatta ligden düşme cezası uygulanamadı ama West Ham'a bu durumdan ve yapılan transfer usulsüzlüğünden dolayı £5.5 milyonluk ceza kesildi. Tevez malum olduğu üzere artık United'ın sözleşmeli oyuncusu ve bu olaylardan artık çok uzakta keyfine bakıyor. Klüpler arasındaki mücadele ise henüz bitmedi. Sezon sonu küme düşme savaşının verildiği günler olması itibariyle bu durum hafifltici sebep sayılmış ve para cezasıyla yetinilmişti. Sheffield United ise bu işin peşini bırakmadı ve 16 aylık büyük uğraşın sonunda isteğine bir adım daha yaklaştı. Tahkim kurulu olarak nitelendirebileceğimiz üst mahkeme West Ham'a konuyla ilgili bir ihbar yolladı. Sheffield United'ın küme düşmenin getirdiği mali yük, tv gelirleri, değer kaybı vb şeylerden dolayı istediği tazminat tutarı ise West Ham açısından dudak uçuklatacak cinsten. Tam £30 milyonluk tazminat talebi var Sheffield'ın ve gerekçe de "transfer usulsüzlüğünde puan silinmeliydi".
Taraflar önce kendi aralarında anlaşmaya çalışacaklar. Eğer kendi aralarında anlaşamazlarsa tahkim kararına göre hareket edecekler. Tabi West Ham meseleyi çözülemezse uluslararası arenaya taşımayı düşünüyor. Bu mercii ise bizim yakından tanıdığımız CAS. Gelişmeleri yakından takip ediyor olacağız, gerçekten bu kavga da round sayısı ikide kalmaz.
Zola Westham'ın başına geldiğinden beri çeşitli aksiliklerle uğraşıyorken bir de klüp böyle çalkantılarla uğraşıyor. Bu arada kendisine bir kötü haber de dün Carling Cup'ta geldi Watford 1-0'la geçti West Ham United'ı. Deplasmanda mağlubiyeti alışkanlık haline getirmeye başladılar.
23 Eylül 2008 Salı
NBA Preview - Atlanta Hawks
Bir süredir işlerim nedeniyle yazamadığım için üzgünüm. NBA'deki 30 takıma alfabetik sırayla preview yazmaya başlıyorum. İlk takımımız Atlanta Hawks.Sene sonu derecesi: Doğu 7-8.si
Gelenler: Maurice Evans, Randolph Morris, Thomas Gardner, Ronald “Flip” Murray, Othello Hunter
Gidenler: Josh Childress, Salim Stoudamire
Muhtemel ilk 5: Mike Bibby-Joe Johnson-Marvin Williams-Josh Smith- Al Horford
Önce kısaca bu isimlere değinelim. Hawks’ta, geçtiğimiz sene Celtics serisini 7. maça taşıyan iskelet korundu. Özellikle, Grizzlies’in 5 yılığına 58 milyon dolarlık anlaşma imzalattığı Josh Smith’e aynı para ödenerek takımda tutulması çok önemliydi. Smith belki henüz mental olarak yetersiz denilebilir. Örneğin hücumda çok fazla yanlış karar verdiğini ve bunun takımına zarar olarak döndüğünü biliyoruz. Ama fiziksel özelliklerine bakacak olursak belki de NBA’de ondan daha atletik bir forvet yok. Ayrıca kendini geliştirme çabası içinde olduğunu da söylememiz lazım. İki sene evvel her maç en az 2 tane üçlük denerken, %25 isabet oranının yeterli olmadığını idrak ederek geçtiğimiz sezon maç başına sadece 1 tane denedi. Henüz 22 yaşındaki bir oyuncu için güzel bir adım.
Smith’i bu kadar övdük ama 3 yıldır bu takımı taşıyan isim, Joe Johnson. İkili ve üçlü sıkıştırmalara maruz kalan o. Defansın bu kadar kendisine yoğunlaşmasına rağmen bir şekilde sıyrılıp sayıları bulan ve NBA’in sayılı skorerlerinden biri haline bürünen o. Takımın liderliğini yapan, arkadaşlarına pozisyon hazırlayan o. Takım halinde hazırlanan pozisyonlarda boş üçlükleri tek değerlendiren o. Josh Smith ile beraber en iyi savunma yapan o. Zaten başka ne kaldı ki? Boşuna demedim bu takımı 3 senedir taşıyor diye. Ancak artık bu işi tek başına yapmak zorunda değil. Geçen sezonun ortasında takas ile takıma gelen bir adam ona belli alanlarda yardım etmeye devam edecek.
Kim mi o adam? Tabii ki Bibby. Peki Hawks’un onu alma nedeni nedir? Takımda JoJo’dan başka arkadaşlarına pozisyon yaratabilecek birinin bulunması. Ayrıca hayatı boyunca kritik şutlara imza atmış Bibby’nin, gerektiğinde sorumluluğu JoJo’dan devralması. Bir başka önemli nokta da, Bibby’nin yaratılan boş üçlük fırsatlarını değerlendirecek olması. Gerçi playofflarda Hawks’un güvenini boşa çıkarmış bir Bibby var: %33 saha içi, %29 üçlük isabeti, 3 asist ortalaması. Açıkçası maçları izlerken Bibby’i tanıyamamıştım. Belki de ameliyat geçirdiği baş parmağını, ufak da olsa yeniden sakatlaması onu sezonun sonunda ve playofflarda etkiledi. Kendisi ufak tefek rahatsızlıklardan dolayı asla konuşmadığı için bunu bilemeyiz. Sonuç olarak ben seneye takıma uyum sağlamış ve formda bir Bibby bekliyorum.
Geçtiğimiz yıl Horford, Hawks taraftarları ve yönetimi için çok büyük bir gurur kaynağı oldu. Kendisi belki çaylaklar içinde NBA’e en hazır oyuncu olarak görülüyordu, belki ilk 5’teki pivot pozisyonunu Zaza’dan devralması beklenen birşeydi. Ancak henüz çaylak yılında, Hawks’a defansta yaptığı katkıları muhtemelen pek fazla kişi öngörmemişti. Horford gerçekten tatlı bir sürpriz oldu Hawks için. Gelecek sezon ise kendisini daha da geliştireceğinine kesin gözüyle bakıyorum.
Marvin Williams ise bu takımın çok şeyler bekleyerek draft ettiği bir isim. Bilmeyenleriniz için Hawks’un, Marvin için hangi iki oyun kurucuyu es geçtiğini söyleyeyim: Chris Paul ve Deron Williams. Gözleriniz faltaşı gibi açıldı değil mi? Bence açılmalı. O yıldan beri bir türlü istedikleri oyun kurucuyu bulamadılar. Taa ki Bibby’i takasla getirene kadar. Neyse daha derine inersek, başlı başına bir yazı konusu çıkar. Marvin için zamanında çoğu otorite potansiyelinin çok yüksek olduğunu belirtmek amacıyla, “Limiti gökyüzü” şeklinde tabirler kullandılar. Ancak Marvin bu yeteneklerini henüz NBA’de gösterebilmiş değil. Belki üçlük tehdidi sağlarsa, o zaman korkulan bir oyuncu olabilir. Yazın bu özelliğini geliştirmek için özel olarak çalıştığını okudum ama yazın çoğu oyuncu için bu tür haberlerin yazıldığına şahit oluyoruz. Yani anlayacağınız beklemekte yarar var.
Gelelim Hawks’un bench’ine. Josh Childress onlar için çok büyük bir kayıptı. Şutör guard ve kısa forvet mevkilerinde atletikliği ve potaya gitme kabiliyetiyle skora katkı yapan Childress, aynı zamanda takımının en iyi savunmacılarından biriydi. Onun yerine Joe Johnson ve Marvin’in yedeği olarak Maurice Evans’ı aldılar. Doğruyu söylemek gerekirse Evans benim beğendiğim bir oyuncu değil. Hele Childress’ın yerini doldurması bana göre neredeyse imkansız, ancak Hawks’un boş üçlük isabeti bulmasına yardımcı olacaktır kenardan gelip. Takıma yeni katılan bir başka kısa ise Flip Murray. Joe Johnson’ın oturduğu dakikalarda görev alacak olan Murray de takıma sayı katkısı yapacaktır. Bibby’nin dinlendiği sürelerde ise Law ve Claxton dakika almak için çekişecekler. Claxton’ın 1.5 senedir dizlerindeki problemler nedeniyle oynamadığını, Law’un ise ilk senesinde beklenenin çok altında kaldığını göz önüne alırsak, Murray’in oyun kurucu mevkisine de kayacağını söyleyebiliriz. Uzun rotasyonunda ise yakından tanıdığımız Zaza ve New York’un eski oyuncusu Randolph Morris bulunuyor. Bu iki oyuncunun pek fazla katkı yapacağını söylemek zor. Aslına bakarsanız, Hawks takımının ilk 5’inde bir sakatlık olmadıkça, Maurice Evans haricinde ciddi bir katkının gelmesini beklemiyorum kenardan. Hawks şanssız bir şekilde JoJo veya Smith'i sakatlığa kurban verecek olursa, çok zorlanacaklardır. Çünkü ellerindeki yedeklerin yeterli olup olmadığı tartışılır. Evet, bir tek Childress'ın ayrılması bile beni böyle konuşmaya itiyor maalesef.
Takımın oyun stiline değinelim biraz da. En başta, bu takım hala JoJo’nun takımı. Yorgunluktan düşüp bayılmadıkça, hücumda her top onun eline değecektir. Ayrıca uzun forveti Josh Smith olan bir takımın hızlı hücuma çıkacağına dair de şüphe yok. Kendisi hem bloklarıyla hızlı hücumu başlatabiliyor, hem de hücuma rakip uzunlardan çok daha çabuk koşabiliyor. Bibby ise yukarda belirttiğim gibi, Sacramento yıllarındaki skorer oyunundan çok, kendisine hazırlanan dış şutları değerlendirecek. Tabii ki arkadaşlarına pozisyon hazırlamakta da yaratıcılığını kullanacak. Savunmada ise içerde Horford'un savaşçılığı ile rakipleri püskürtselerde, Smith’in uzun forvet mevkisinde biraz kısa kaldığını söylememiz lazım. Her ne kadar playofflarda Garnett’e muhteşem bir savunma yapmış olsa da, örneğin bir Elton Brand’e veya Jermaine O'Neal'a karşı daha çaresiz kalacağını düşünüyorum. Tabii bu olay daha çok playofflarda geçerli olacaktır.
Hawks, normal sezonda ise playofflara kalacak kalitede bir takım. Ancak şunu unutmamalı ki, doğu konferansı bu sene çok güçlendi. Örneğin incelemelerini daha sonra yazacağım Celtics, 76’ers, Cavs, Pistons, Magic, Raptors takımları yine Hawks’un önünde olacaklardır. Son iki sıra için ise çok sayıda aday var: Bulls, Heat, Bucks, Bobcats ve Hawks. Ben bu takımın, yarıştan galip çıkacağını düşünüyorum ancak kılpayı da olsa playoffları kaçırma şansları bulunuyor.
22 Eylül 2008 Pazartesi
Chelsea 1 - 1 One UNITED
Ligin ikinci big four maçında United Stamford Bridge'de skoru bir kez daha koruyamadı ama bu sefer yenilmedi. Chelsea'de Deco'nun ısınırken sakatlanması dolayısıyla sahaya Ballack'ı süren Scolari dersini iyi çalışmış, Grant ve Mourinho'nun değişmez şablonunu tekrar sahaya sürmekte sakınca görmedi. Terry ise gene sahadaydı masa başında iyi iş çıkarmışlar diyelim. Essien'in yokluğunda onun yaptığı iş bu sefer Obi Mikel'e düştü.Maça United da cezalı Vidiç'in yokluğunda Evans'la başladı. İrlandalı iyi bir oyun çıkardı diyebiliriz. Ferguson Park kozunu da sahaya sürmüş, dirençli ve hızlı bir yapıya sahip olmak istemişti. Ronaldo ve Tevez tercihleri ise tartışmaya açık kararlardı.
Maçın başlarında United çok daha ataktı rakibine göre Cech'in hatalı pasında boş kaleye Rooney'in gol yapamaması ayrı bir talihsizlik oldu. Bu arada ayrı bir not olarak Rooney golcü mantalitesinde değişim yaşıyor. Bu oyun tarzıyla çok çok iyi olacak. United bu baskısının sonucunu Rio'nun ekstrasıyla ve arka direğe iyi koşu yapan Park'la attığı golle buldu. Sonrasında ise tartışmalı penaltı pozisyonunda Riley bana göre doğru karar verse de United bu pozisyon sonrasında Van Der Saar'ı kaybetti, kaleye de Kuszczak geçti. İkinci yarı ise hamlelerle başladı. Scolari Malouda'yı çıkarttı forvet soktu, Anelka'yı daha sola kaydırdı. Bu tabi oyunun biraz daha United sahasına yerleşmesine sebep oldu. Bu arada Drogba'nın saçları iğrenç olmuş.
Ferguson'dan zayıf kalan Berbatov yerine çok daha güçlü bir Tevez hamlesi gelebilirdi ama gelmedi. Ronaldo değişiklikleriyle birlikte topu karşı sahada tutma ve hızlı taşıma düşüncesi de gerçekleşebilirdi böylece, ama Sir bunu tercih etmedi. Ballack'ın çıkıp da Kalou'nun girmesiyle Scolari son kozunu da oynadı, zar attı ve tuttu da denebilir aslında. Oyuna sonradan giren Kalou, United savunmasının orta ikilisi adamlarını kaçırınca bomboş bir kafa vuruşuyla golü attı. Tabi golden bir önceki pozisyon da United adına Rooney'in son vuruşu düzgün yapamaması da ayrı bir etken, 2-0 olacak maç bir pozisyon sonrasında beraberliğe taşındı. Maç sonunda karşılıklı ataklar sonucu değiştirmedi. Chelsea evinde kaybetmemeyi bildi, United ise zorlu fikstürüne, alışılageldik sezon başı kötü oyunu ve yeni düzelen oyuncularının formsuzluğuna rağmen bu sezonun en iyi oyunuyla Londra'dan puanla ayrıldı.Chelsea: Cech, Bosingwa, Carvalho (Alex 12), Terry, Ashley Cole, Obi, Joe Cole, Ballack (Kalou 74), Lampard, Malouda (Drogba 46), Anelka
.
Man Utd: Van der Sar (Kuszczak 32), Neville, Ferdinand, Evans, Evra, Fletcher, Hargreaves, Scholes (Ronaldo 55), Park (O'Shea 75), Berbatov, Rooney
Happy Birthday

Bazı oyuncular her zaman özeldir, sakatlıklarla boğuşsalar da, avrupa da tuttuğunuz takımın rakibi bir takıma transfer olsalar da o oyuncu için kalbiniz de her zaman bir yer vardır. Harry Kewell'da bu ülkedeki birçok gerçek futbolsever için öyle bir adam. Leeds'te oynarken Viduka'nın yanında oynayan süper yetenekli ve futbolun şık yüzü olan Kewell'a hayranlıklar bu ülkedeki birçok kişi için o dönemden başlar. Sonrasında Anfield dönemi boyunca takımla arasında problemleri, fazlasıyla yaşadığı sakatlıklar ve sonunda Pool'dan kopuş süreci, ( ki o dönemde bile az da olsa attığı şık gollerle içimizi ısıtmayı başarmıştı). Ve sonunda yeni bir başlangıç umuduyla Türkiye'ye gelmesi... Açıkcası transferini ilk duyduğumda hem şaşırmış hemde çok sevinmiştim, bir tarafımızda endişelerde olsa Kewell'ın o eski yetenekli çocuk gibi futbolu arzuyla oynamasıyla keyfimiz yerine geldi. Galatasaray formasıyla gene şık ve keyif veren gollerine devam ediyor. Sakatlansa ya da kötü oynasa diye bekleşenler umarım daha çok beklerler. Sakatlıklardan çok çektiğimiz şu dönemde Allah esirgesin diyelim. Futbol böyle adamlarla güzel gerçekten.
Avustralya'da verdiği röportajı da linkte bulabilirsiniz
http://www.galatasaray.org/futbol/futbol_as/haber/1970.php
Nice mutlu yıllara Harry Kewell







