4 Eylül 2008 Perşembe

Football Manager 2009



Football Manager 2009’un tanıtımı dün akşam saat 20.00’da yapıldı. Bu sene oyundaki en büyük yenilik artık maç motorunu 3d haline getirmeleri olmuş. Ekran görüntülerinden çok kötü gözükmüyor açıkcası. 2d’ye bile karşı çıkan büyük bir kesimin olduğunu biliyorduk. Şimdi ise yine büyük çoğunluğun istemediği 3d’yi oyuna getirdiler. Uzun süredir üstünde çalışıyorlarmış bu yüzden sağlam bir maç motoru yaptıklarını düşünüyorum. Ekran görüntülerinde gözüken 3d maç motorunun daha geliştirilmiş bir biçimde oyunseverlerle buluşacakmış. Oyunda maçları yine 2d olarak ta izleyebileceğiz. Oyunda tabi yeni değişikliklerde var. Artık oyuncularla maç içinde konuşabilecekmişiz. Basın ile olan etkileşimler arttırılmış, basın toplantılarında peş peşe sorular alacakmışız basın tarafından. Oyunun en önemli kısmını oluşturan transfer bölümü de baştan aşağı değiştirilmiş. Gerçek hayatta olduğu gibi bol bol transfer haberi çıkacakmış.

Daha fazla bilgi-ekran görüntüsü ve videolar için şuraya bakılabilir. Oyunun çıkış tarihi ise 14 Kasım olarak açıklandı.

3 Eylül 2008 Çarşamba

Robinho

Transferin son gününde takımı Shinawatra’dan alan Araplar başlangıcı Robinho ile yaptılar. Çıkan haberlere bakarsak transfer dönemlerinde çok bahsettirecekler kendilerinden. Şimdiden etrafta uçuk rakamlarla dolaşmaya başlamışlar.

2 Eylül 2008 Salı

Efes Cup

Özür dilerim bazı sorunlarla boğuştuğum için Efes Cup maçlarımızı izlememe rağmen, vaktinde yazamadım. O yüzden daha bir özet şeklinde geçeceğim.

Sonuçlar:

Portekiz 64 – Bosna Hersek 83
Türkiye 82 – İngiltere 58
İngiltere 100 – Bosna Hersek 98
Türkiye 75 – Portekiz 68
Portekiz 79 – İngiltere 80
Türkiye 76 – Bosna Hersek 70

Önce İngiltere maçıyla başlayalım ve en baştan belirtelim ki, rakibimiz Luol Deng ve Ben Gordon gibi iki önemli oyuncusundan yoksundu. Buna rağmen aşırı derecede zorlandık. Özellikle de savunmada. Maçta dikkatimi çeken şeylerden biri dış şuta bağımlı oyunumuz oldu. Çok fazla zorlama üçlük denedik. Üçüncü çeyreğin başında üstüste 3 isabet bularak maçı kopardık ama bunlar bana doğru hücum tercihleri değildi. İçeriden sayı üretememizin bana göre en büyük nedeni Ermal’in ve Mehmet’in kadroda olmayışı. Ermal içerde birebir sayı üretimiyle etkili olan bir uzunumuz. Mehmet’in dış şut tehdidine karşı ise, rakip uzunun içeriyi boşaltması kısalarımıza penetre şansı veriyordu. Kadrodaki tek içeriden sayı üretimiyle bizi rahatlatacak olan oyuncu Oğuz Savaş, onu da Tanjeviç maçların ilk çeyreklerinde kullanmayı pek düşünmüyor. Hücumda boyalı alandan sayı bulamadığımız gibi, defansta da bu konuda İngiltere'ye karşı çaresiz kaldık. İngiltere güçlü ve atletik forvetleriyle pota altından çok sayı üretti. Özellikle Mensah-Bonsu ve Larkai ile etkili oldular. Guardlarının şut sokmaktaki sıkıntısı ise aşikardı. Alan savunmasına ne zaman geçeceğiz diye tam 1.5 çeyrek boyunca düşünüp durdum. Neyse ki devreye 3 dakika kala Tanjeviç inadını bıraktı. Dış şutlarda başarılı olamayan İngiltere karşısında fark bir anda 8 sayıya çıktı. Üçüncü çeyreğe ise yukarda belirttiğim gibi Ender ve Engin’in isabetli dış şutlarıyla başladık ve fark 2 dakika içinde 16’ya çıktı. İngiltere mola alsa da, alan savunmasına karşı hücum etmekte çok zorlandılar ve maçı kopardık. Hido maçın kahramanıydı Türkiye adına, sayı üretmekte zorlandığımız anlarda sahneye çıktı, ayrıca asistleriyle de etkiliydi. Kerem de kritik anlarda üçlükleriyle katkı yaptı. Ayrıca ben Sinan’ı oldukça beğendim. Oğuz ise iddiasız bir maça dönüşen mücadelede farkın açılmasını sağlasa da, özellikle defanstaki performansı elemeler için umut verdi. Bir ek not: Maçta Ersan’ın topu çalıp hızlı hücumu sayıyla bitirdiği bir pozisyon oldu. Ersan’ın hala top hakimiyetini, dribblingini yeterince geliştirmediğini gözlemledim.
İkinci maçımızda, Portekiz’i ağırladık. Geçen maçın kahramanı Hido, ilk çeyrekte takımımızı sırtladı. Onun eline top değmediğinde çok kısır bir takım görüntüsüne bürünüyorduk. Portekiz takımı da tıpkı İngiltere gibi içeri çok rahat penetre ediyordu. İkinci çeyrekte de hücum ribaundlarında etkili olarak oyuna ağırlığını koymaya çalıştılar. Bizde ise üstüste mükemmel asistleriyle takımı yöneten Hidayet’e, ısınan Ersan yardım etti. Hatta ısınmak ve yardım kelimeleri bile yeterli değildi onun için. Neredeyse attığı her şut isabetli oldu ve takımın en skoreri haline geldi. Ayrıca hücum ribaundlarında da çok aktif olan Ersan 3 pozisyonda girmeyen topu tamamlayarak sayı buldu. İlk yarıyı 8 farkla önde kapamamızın nedeni Ersan’ın 15, Hido’nun da 12 sayısıydı. İkinci yarıda dış atışlara dönmemimizi fırsat bilen Portekiz boyalı alandan sayılar buldu ve farkı kapadı. Tam korkmaya başladığımız anda, takımımız tek hücumda 9 pas ile mükemmel bir organizasyon yaptı ve bomboş kalan Kerem üçlüğü gönderdi. Ondan sonraki hücumda da Ender aldığı topu hemen kaldırarak el üstünden bir üçlük buldu. Fark yine açıldı. Son çeyrekte de savunmamızı sertleştirdik, hücumda zorlansak da Portekiz’in yakınlaşmasına izin vermedik. Son çeyrekte yanılmıyorsam yalnızca 9 sayı atabildiler. Bu çeyrekte Milliler’in sergilediği savunmayı elemelerde de görmek istiyoruz.
Şampiyonun belirleneceği son maç ise Bosna Hersek ile idi. Maçın başında Sinan yaptığı savunma ve çaldığı toplarla etkiliydi. Fatih de erkenden aldığı 3 faule rağmen müthiş bloklarıyla takımımızı defansta ayakta tuttu. Ancak buna rağmen pota altından oynamakta ısrar eden Bosna Hersek, bu bölgede bize üstünlük kurdu. Hido maça çok kötü başladığı için hücumda bocaladık. Ancak Fatih’in yerine oyuna giren Oğuz, Kerem ve Ender’in müthiş asistlerini değerlendirerek üstüste 9 sayı üretti ve takımın bütün skor yükünü üstlendi. Hidayet yeniden oyuna girdiğinde ise inanılmaz uzun bir beşle sahada yer aldık: Ender-Hido-Ersan-Kerem Gönlüm-Oğuz. Kerem bu bölümde bloklarıyla Boşnak uzunlara geçit vermedi. Ancak geri koşmakta zorlandığımızı söylememiz lazım. Rakip takım defansta aldığı her ribaund sonrası hızlı hücuma çıktı ve onları durduramadık. Üçüncü çeyrekte savunma dozajımızı arttırdık ve Bosna Hersek’e içeriden sayı imkanı vermedik. Bunun üzerine çok kötü seçimiş dış şutlara yöneldiler. Biz ise Hido’nun takıma yön vermesi, Ersan’ın hücum ribaundları ve Engin’in güzel asistleri ile farkı 18’e kadar çıkardık. Bajramovic hem içerden hem dışardan birebir oynayarak bulduğu sayılarla takımını skorda yakın tutmaya çalıştı ancak kendisine yardım edecek kimse yoktu. Bosna Hersek son çeyrekte alan savunmasına geçti, biz de iyi top dolaştırmak yerine el üstünden şutlarla cevap vermeye çalıştık. Başarılı olamadığımızı söylememe gerek yok zannedersem. Nitekim hızlı hücumlarla beraber, iki tane de dış isabet bulan Bosna Hersek farkı 6 sayıya kadar indirdi. Tabii fark 18’den 6’ya kadar inerken Tanjeviç napıyordu diye soranlar olacaktır. O da sizin bizim gibi kenardan izliyordu. Molalarını harcamak konusunda bir hayli cimriydi anlayacağınız. Moladan dönüşte Ersan’ın üstüste bulduğu dış atışlarla farkı yeniden açmayı 10’un üzerine çıkarmayı başardık. Ancak maçın sonlarına doğru top kayıplarımız nedeniyle fark yine 6’ya inmişti. Bir hızlı hücumda Bremer topu kaybedince, Kerem Gönlüm bomboş bir smaç buldu ve 4’e inmesi gereken fark 8’e çıktı ve maçı kazanmayı garantiledik. Ancak son bir dakika içinde Milli takımımız bir basket faul imkanı verip üstüne de top kaybı yapınca, heyecanlandık. Bu fırsatı da değerlendiremeyen Bosna Hersek turnuvayı ikinci olarak kapattı. Gerçi zaten 14 sayı farkla yenmeleri gerekiyordu şampiyon olabilmeleri için. Hidayet de MVP ödülünü kaptı. Darısı NBA'deki MVP ödülüne diyelim (Hayal etmek güzel şeydir).
Şunu belirtmem lazım ki, hücumda pota altında Oğuz haricinde silahımız olmasa da, yetenekli oyuncularımız ile bu sorunu bir şekilde aşabiliyoruz. Tabii zaman zaman kolaya kaçıp zorlama üçlükler denediğimiz de oluyor, bu konuda Tanjeviç takımı uyarmalı. Ancak Milli takımımızın asıl problemi bence savunması, içeride Ömer yokken gerçekten vasatın altında. Fatih oynayınca direncimiz elbette artıyor ve Fatih muhteşem bloklarıyla takıma enerji de katıyor. Fakat savunmada yapılmayacak hataları da beraberinde getiriyor bu blok aşkı. Ek olarak, Fatih’in oyunun hücum yönünde hemen hemen hiç etkili olmadığını biliyoruz. Zaten bu nedenlerle Tanjeviç ona yeterince şans vermiyor. Savunmamızdaki gedikler nedeniyle elemelerde zaman zaman alan savunması yapıp, rakiplerin dış şutlarda isabet bulmamasını ummamız gerekebilir. Özellikle de atletik oyunculara sahip Fransa karşısında.

Berbatov sonunda M.United'da

Bu yaz yılan hikayesine dönen bir transfer hikayesi Berbatov ve United ilşkisiydi. İki takımın resmi sitesi transferi duyurdular sonunda. Son gün araya Real ve M.City'nin girdiğinin söylenmesine rağmen kazanan taraf United oldu. Ferguson’dan mutlusu yoktur herhalde şu an. Ronaldo’yu takımda tuttu üstüne bu transfer döneminde istediği tek adamı son anda da olsa kadrosuna katmayı başardı. 30.75 milyon pounda bittiği söyleniyor transferin. 4 yıllık kontrata imza atacak Bulgar golcü. Manu'nun genç yeteneklerinden F.Campbell'da 1 sene Tottenham'a kiralanmış bu transfer anlaşması içinde. Tottenham zaten Pavlyuchenko ile doğacak boşluğu doldurmuştu. Üstüne birde Corluka transferini bitirmişlerdi. Kağıt üstünde harika kadroya sahipler ama ilk 3 haftada hayal kırıklığı yarattılar. İlginç bir transfer dönemi geride kaldı diyebiliriz artık.

Robinho-Sergio Garcia-Sobis

Transferin son günü oldukça hareketli geçti. Bu hareketin en çok konuşulan takımı ise M.City oldu. Tayland'lı Shinawatra'nın Araplara devrettiği takım son günde bombayı patlatmak için oldukça uğraştılar. Berbatov'u aldıklarına dair haberler bile çıktı. Piyango ise Robinho'ya vurdu. 42 milyon verdiler Real'e bu transferi gerçekleştirmek için. Chelsea'ye yar olmadı Brezilya'lı ama İngiltere'ye gidiyor yine. Düzgün bir şekilde ayrılabilirdi Real'den ama son açıklamaları ile defoldu,gitti diyordur Real taraftarı haklı olarak. Sağlam para alacak gözüküyor Robinho City'den. City'nin kadrosu oldukça sağlam gözüküyor. R.Betis'de son dakikalarda oldukça güzel bir transfere imza attı. Sobis'in bana göre sürpriz bir şekilde Al-Jazeera'ye gönderdikten sonraonun yerine Zaragoza'dan Sergio Garcia alındı. Sobis'de cebini doldurup döner tekrar Avrupa'ya. Sergio Garcia ise beklemediğim bir şekilde Euro 2008 kadrosunda da yer bulmuştu. Son dakikalarda alınabilecek en iyi ismi almış Betis kendi adına. Zaragoza'nın üst sıraları zorladığı 2 sene önce önemli bir isim olmuştu takımı için. Zaragoza'nın en önemli silahı Milito'da Garcia'nın peşinden takımdan ayrılanlar kervanına katılmış İtalya'ya geri dönüyor. Milito, Genoa'da top koşturacak artık.

1 Eylül 2008 Pazartesi

Quaresma Inter'de


Gerçekleşmesini en çok istediğim transferlerin başında geliyordu. Transfern son günü gerçekleştirebildi Inter bu transferi. Quaresma'yı rahatça tv'nin başına geçip,izleyebiliriz artık. Ronaldo'dan hiçbir farkı olmayan bir adam bana göre Quaresma. Sadece kendisini takım için oynatabilecek, kendisini daha fazla geliştirebilecek bir teknik adamın himayesi altına geçmesi lazımdı. JM'den daha iyisini bulamazdı bu konuda. Jose'de oldukça mutlu gözüküyor.

La Liga 1.Hafta

La Liga’da son şampiyon Real’in Riazor laneti sürüyor. 17 yıl oldu 3 puan alamıyor deplasmanda Deportivo’dan. İkinci yarının başında Ruud golü yazdı ama Deportivo hayrola bir ümitlendiniz galiba dedikten sonra kornerden 2-1 sağlayıp, maçı öyle bitirdiler. Yapamıyor bir tülü bu stadda Real. Fikstürü gördüğümdeiİlk hafta puan kaybını bekliyordum, normal bir sonuç oldu. Robinho krizi de gittikçe büyüyor. Ona olan sempatimde tükenmek üzere. Aslında bir yandan da hak veriyorum ama işin suyunu çıkarttı resmen. Real için işin en güzel tarafı Barcelona’nın Numancia’ya 3 puanı hediye etmesiydi herhalde. Numancia’ya lige hoş geldin hediyesi diyelim.

Atletico Madrid için gümbür gümbür geliyorlar demiştik lige de süper başlangıç yapmışlar Calderon’da. Ligin yeni takımlarından Malaga’ya 4 tane atmışlar. En büyük sürpriz adayım olduklarını söylemiştim, utandırmazlar herhalde. Bir ara çıkan Riquelme dedikoduları da gerçek olsaydı keşke tadından yenmez bir takım olabilirlerdi benim gözümde. Forlan, 2 golle açmış sezonu. Emery ve Valencia’da Mestella’da 3 golle yaptı açılışı. Mallorca, oyuncularını sattıktan sonra oldukça güç kaybetmiş gözüküyor. Valencia, geçen seneki kabusu unutturacak gözüküyor bu sene. Bir haberde 2.ligden verelim Necati Ateş’de İspanya yolunu tutanlardan olmuş. Real Socieadad forması giyecekmiş 1 sene kiralık olarak.

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Süper kupa Zenit'in


Futbol işte böyle, sahada oynanıyor. Maç başladığında bu maçı her haliyle istediği belli olan takım Zenit, ne işimiz var bizim burda arkadaş, böyle angarya bir maç da oynanır mı şimdi diye sahada dolaşan da United'dı. İlk yarı boyunca Zenit istisnasız darmadağın etti United'ı, ingiliz ekibi tamamıyle tecrübesi ve Ferdinand, Vidiç defans göbeğine güvenerek oynadı, nasılsa yeneriz edalarında. Rooney henüz virüs'ün etkisinden kurtulamamış anlaşılan, acaip güçsüz ve isteksiz bir oyun sergiledi. Devreyi kazasız belasız atlatmak üzereyken Rus ekibi hakettiği golü devre biterken buldu ve soyunma odasına 1-0'la girdi. İkinci yarı başlarken de durum aynıydı Zenit'in yeni transferi herkesi ipe dizerek çok şık bir gol attı, oyun ve skora göre bu iş bitti deniyordu ama United Sir Alex Ferguson'un yaptığı değişikliklerle " biz maç yapıyorduk dimi " diye uyanınca baskısı arttı ve Vidiç'in ayağından golü buldular. Sonrasında baskıyla geçen dilimde United pozisyonda buldu ama golü bulup maçı uzatamadı. Zaten hiç haketmemişlerdi, kupanın hakeden ve daha çok isteyen tarafa gitmesi iyi oldu. Tribünlerde de Rus istilası vardı, neredeyse tribünlerin %70-75'i Zenit taraftarlarınca doldurulmuştu. Hafta içi maçı da etkilemiş olabilir ama yine de Rusların futboldaki yükselişine güzel bir örnek bu. Bir de artık şu dandik statta Süper kupa oynanmasın, maç ne kadar güzel olsa da stadın şu rutin sıkıcılığı heyecanı feci öldürüyor.

La Liga Başlıyor

La Liga’nın başlamasına 1 gün kala rahat-yakından takip edebildiğimiz takımlara kısa bir bakış atma zamanı geldi diye düşündüm. Geçen sene Real Madrid ve Barcelona ligin büyük bölümünde birbirlerine ikramda bulundular sürekli ama sonlara doğru Real Madrid toparlanıp puan farkını açmayı başardı ve rahat bir şampiyonluk elde etti. Barcelona ise kötü gidişe bir türlü son verememişti ve Villaral’e geçilerek Şampiyonlar Ligi’ne direk katılma hakkını alamamıştı.

Son şampiyon Real Madrid’den başlayalım. Real Madrid geçen seneki kadrosunun üstüne sadece Van Der Vaart takviyesi ile başlıyor. Garay’ı da aldılar bu transfer döneminde ama 1 sene daha Racing Santander’de top koşturacak genç defans oyuncusu. Kendi altyapılarının ürünü olan De La Red’i 1 sene Getafe’ye gönderdikten sonra sergilediği mükemmel formu görüp tekrar geri çağırdılar. De La Red, bol bol forma şansı bulacaktır bu sene takımda. Robinho krizi yaşandı kısa bir süre. Robinho, basının önüne çıkıp gitmek istiyorum dedi ama bir türlü yerine adam alınamayınca işi yokuşa sürdü Calderon ve Brezilyalıyı Chelsea’ye yar etmedi. Bugünde Robinho’nun takımda kalacağını açıkladılar. Real Madrid’in geçen seneden çok farklı bir performans sergileyeceğini düşünmüyorum. Deplasmanlarda aşırı derecede zorlanan bir takım görüntüsünde olacaklar. İspanya’da deplasmanlar her zaman zordur ama Real Madrid geçen sene deplasmanlardan çıkarttığı puanların çoğunu Casillas’a borçluydu. Getafe ve Atletico Madrid maçları Casillas’ın insan üstü performans gösterdiği maçlardan sadece ikisi ve benim aklımda kalıcı yer edinmiş olanları. Real Madrid, sezona çok iyi başladı aslında. Kendi evinde 9 kişi ile Valencia’ya 4 gol attı kupayı aldı, daha sonra Sporting’i 5 leyerek evine gönderdi. La Liga’da mevcut kadrosuyla şampiyonluğun 1 numaralı adayı benim gözümde ama Avrupa’da geçen senenin tekrarını yaşayabilirler. Çok gol atan bir takım görüntüsü oluştursa bile forvette yeterli alternatif yok kadroda. Sakatlık,ceza gibi durumlarda zorlanacaktır bu bölgede. Orta saha ve defansta pek bir eksiği yok takımın alternatiflerde oldukça kaliteli. Aslında Saviola gibi bir isim var denilebilir ama transfer sezonun başında elden çıkartmaya çalışılan ve forma bulduğu dakikalarda şansı iyi kullanamıyor Arjantin’li. Transfer döneminin başından beri bir isim bekledim ama Calderon’un Ronaldo aşkından gözleri kör olmuştu. İlk hafta Riazor lanetini kırmak için sahaya çıkacaklar ama zor olacak Deportivo’yu Riazor’da yenmek.

Bu sene sürpriz adayım Atletico Madrid olacak La Liga’da. Geride kaldıkları zirve heyecanını bu sene yaşatabilirler taraftarlarına. Geçen sene Aguero ve Forlan’ın resmen sırtında taşıdığı takım istikrarsızlığı ve defanstaki sorunlarıyla yine çok fazla ümit vermedi. Bu sene Ujfalusji ve Heitinga ile defansa takviye yaptılar. Kaleye ise Lyon’dan Coupet’i alarak en azından bu mevkide yaşayabilecekleri sorunları azaltacaklardır. Orta sahada zengini bir kadroya sahipler Assuncao ve Banega(kiralık)’yı aldılar orta sahaya. Simao-Maxi-R.Garcia gibi isimler zaten duruyorlar. Forvette harika ikililerinin arkasına La Liga’nın başarılı golcülerinden Sinama-Pongolle takviyesi geldi. Sezonun ilk hedefi Şampiyonlar Ligi’ne kalmaktı ve bunu Calderon’da Schalke’ye karşılık 4-0’lık bir skor alarak başardılar. Aguero, ilk geldiği gün göz önüne alınırsa inanılmaz geliştirdi kendisini. Atletico’nun en önemli ismi olmayı başardı kısa sürede. Geçen sene takımdan ayrılan Torres’i hiç aratmadı diyebiliriz oyun açısından. Bu sene istikrar sağlarlarsa Vicente Calderon’da taraftarının desteğini tamamen arkasına alıp ilginç sonuçlar elde edebilirler. İzlemesi büyük keyif olacak Atletico’yu.

Geçen senenin en büyük hayal kırıklığı Barcelona’ya bakalım. Henry, transferi ile sezon öncesi aşırı havaya giren Barca’nın havası La Liga’da kısa bir süre içinde sönmüştü. Messi’nin sakatlığı da gelince Barca’dan güzel futbol bekleyenler ancak maçların kısa bölümlerinde görebiliyorlardı bunu. Rijkaard’ın yerine Pep Guardiola getirildi takımın başına. Takımın ağır toplarından Ronaldinho ve Deco takımdan ayrılan en önemli isimler oldu bu sene. Ronaldinho’nun gidişini anlıyorum ama Deco’yu göndermeleri hataydı bana kalırsa. Zambrotta-Edmilson-Thuram ve Giovanni’de transfer sezonunda Barca’dan koptular. Takıma takviye olarak gelen isimlerse Hleb-Keita-Caceres-Pique ve Alves oldu. Özellikle Alves tam anlamıyla Barca’nın sistemine oturacak bir isim olacak. Xavi ve Inıesta Euro 2008’de hak ettikler değeri tam anlamıyla aldılar. Bundan önce Barca’nın oyunu sürekli yıldızlarına bağlanırdı Ronaldinho-Messi-Eto’o üçlüsü alırdı aslan payını ama asıl pis şleri yapan, o takımın ilerde bu kadar güzel futbol oynamasını sağlayan 2 isim bir türlü oyunlarının karşılığında hak ettikleri övgüleri tam anlamıyla alamazlardı. Barca’nın ne yapacağını tam kestiremiyorum açıkcası, Guardiola belirleyecek bunu.

Geçen sene ligi 2.sırada tamamlayan Villareal bu senede başarılarını tekrar ettirmek isteyecektir. Pellegrini’ye Riquelme olayı yüzünden gıcık olsam da geçen sene takımına sabırlı şekilde futbol oynattırarak istediğini elde etti. Villarel, göze hoş gelen oyun oynayan bir takım değil,genelde beklerler ve hızlı oyuncularıyla bir anda sonucu bulan bir takım kimliği içinde oldular. Bu sene Altidore,Edmilson,Flores ve Ibagaza transferleriyle sezona giriyorlar. Çok önemli kayıpları olmadı mevcut kadrolarından. Sezon başlarken en büyük handikapları Nihat-Rossi ve Pires üçlüsünün sezona sakat girmeleri olacak. Geçen sene elde ettikleri başarıyı bu sene tekrarlayabileceklerini düşünmüyorum.

Villa-Silva-Joaquin-Albelda-Miguel… Çok kaliteli bir kadroyu nasıl baltalarız, taraftarımıza nasıl azap çektiririz diye düşünen bir yönetim varsa geçen sene Valencia’nın uyguladığı taktiği uygulayabilir. Sanchez Flores, sezona oldukça iyi başlamıştı ama üst üste gelen 2 kötü sonucun ardından apar-topar gönderildi takımın başından. Yerine gelen isim Koeman oldu. Valencia için yıkım bu dakikadan itibaren başladı. Koeman’ın en büyük başarısı Kral Kupası’nı almak oldu. Zaten takımın başında o kadar kalmasının sebebi Kral Kupası’nda devam etmesi oldu. Koeman kovulduğunda takım küme düşme hattındaydı ama daha sonra toparlanıp yılın en büyük sürprizini gerçekleştirmediler. Bu sene takımın başında Unai Emery oalcak. Geçen sene Almeira’ya oldukça güzel futbol oynatan Emery her türlü Koeman’dan başarılı olacaktır. Bu sene en büyük transferleri Silva ve Villa ikilisini takımda tutmaları ve kontratlarını 2014’e kadar uzatmaları oldu. Geçen sene lig devam ederken Koeman ve Flores karşılaştırması yapmıştım. Flores'in 9 maçta aldığı puanı Koeman ancak 21 haftada takıma kazandırabilmişti. Buradan bakılabilir.

Geçtiğimiz sene büyük travmalarla sezona başlamıştı Sevilla. Puerta’nın vefatı üstüne Juande Ramos’un Tottenham’a gitmesi sezon başında istedikleri tempoyu yakalamalarına engel oldu. Bu sene çok sevdikleri Uefa Kupası’nda yollarına devam edecekler. Takımdan çok önemli isimler ayrıldı transfer sezonunda. Alves-Keita-Poulsen üçlüsünü ellerinde tutamadılar. Takıma kattıkları isimlere bakarsak, Poulsen’in yerini Aldo Duscher ile doldurmaya çalışacaklar. Squillaci ve Navarro ile defanslarını güçlendirme yoluna gittiler. Dğer iki transferi de Romaric ve Acosta. Fabiano ve Kanoute hakkında oldukça dedikodu çıkmıştı ama takımlarında kalmayı tercih etti bu iki isim. Uefa Kupası’nda favorilerden olabilirler ama La Liga’da tekrar Uefa bileti için çekişen takımlar arasında olacaklardır.

Geri kalan takımlar arasında bu sene Mallorca’ya dikkatli izlemek lazım. Kadrosunun neredeyse en kilit isimlerini gönderdikten sonra yeni transferleriyle neler yapabilecekler merak ediyorum. Güiza,Navarro,Ibagaza,Jonas’ı mali sorunlar nedeniyle bir çırpıda göndermek zorunda kaldılar. Mehmet Aurelio transferiyle ülkemizde de oldukça adı geçen Real Betis’in kadrosuna 2 senedir çok güveniyordum ama hep hayal kırıklığı yarattılar. Ön liberoya Emana ve Aurelio’yu koyarak seneye giriyorlar. İlerde Sobis var. İlk geldiği zaman büyük umutlar vardı ama Betis gibi bir takımda beklenen çıkışı yapamamasını doğal karşılıyorum. Getafe’de kadrosundan önemli bir isim kaybetmedi. De La Red dışında diyelim gerçi buraya. Soldado gibi La Liga’nın kalbur üstü forvetlerinden birisin kadrosuna kattı. Geçen sene başarılı bir performans sergileyen Esteban Granero’yu da kadrolarında tuttular. Ekvator’dan Jofre Guerron’da bir diğer transferleri, hakkında okuduklarım çok olumlu gözüküyor bakalım nasıl bir performans sergileyecek Ekvatorlu. Tabi unutmadan İbrahim Kaş’da Getafe forması giyecek bu sezon La Liga'da.

İzlerken en fazla zevk aldığım lig saat 21.00'da başlayacak Espanyol-Valladolid maçıyla. Sezon boyunca Ntv ve Ntvspor ekranlarında olacağız. Sezon sonunda Real Madrid şampiyon olsun,La Liga 2 senedir olduğu gibi benim için mutlu bitsin dileğimle bir an önce ligin başlamasını bekliyorum.

La Liga'da bu sezon yapılan transferleri görmek için ; buradan ...

La Liga fikstürü için ; buradan

29 Ağustos 2008 Cuma

Geçmiş olsun Ümit Özat

Köln’e gittikten sonra takımın kaptanlığına da yükselen Ümit Özat şu sıralarda devam etmekte olan Karlshure-Köln maçının 30.dakikasında herkesi korkuttu. Kanalı şans eseri açtığımda Mondragon ve Daum’un gözyaşlarına hakim olamadıklarını gördüm. Spikerin açıklamalarından öğrenebildim durumu. Alman televizyonu o kötü anı göstermeyerek, yayıncılığın en doğrusunu yaptılar. Ümit, bir anda sahada olduğu yere düşmüş. Dilinin boğazına kaçtığı söyleniyor, saha içinde kalp masajı yapıldıktan sonra hemen ambulansla hastaneye götürülmüş. Şu an için durumunun iyi olduğu,bilincinin yerinde geldiği ve sorulan sorulara cevap verdiği söyleniyor.

Büyük geçmiş olsun Ümit Özat’a,çok korkuttu bizleri.

Hafta sonu

30.08.2008 Cumartesi
.
15.30 Utrecht - Psv (Futbol Smart)
16.30 Schalke 04 - Bochum (24)
17.00 Middlesbrough - Stoke (Spormax)
19.20 Watford - İpswich (Futbol Smart)
19.30 Arsenal - Newcastle (Spormax)
20.00 Caen - Psg (Kanal A)
20.00 Kasımpaşa - Adanaspor (D Spor)
21.00 Fenerbahçe - İstanbul Büyükşehir Belediye (Lig Tv)
21.30 Sampdoria - İnter (Ntv Spor)
22.00 Marsilya - Sochaux (Kanal A)
22.45 Benfica - Porto (Spormax)
23.20 Valencia - Mallorca (Ntv Spor) Bant

31.08.2008 Pazar

14.30 Celtic - G. Rangers (Futbol Smart)
15.30 Chelsea - Tottenham (Spormax)
16.00 Milan - Bologna (Ntv Spor)
18.00 Roma - Napoli (Ntv Spor) Bant
18.00 Aston Villa - Liverpool (Spormax)
18.00 B. Münih - Hertha Berlin (24)
20.00 Numancia - Barcelona (Ntv Spor (Bant)
20.00 Samsunspor - Erciyesspor (Futbol Smart)
21.00 Kayserispor - Galatasaray (Lig Tv)
22.00 Deportivo - Real Madrid (Ntv Spor)
22.00 S. Etienne - Lyon (Kanal A)
00.00 Fiorentina - Juventus (Ntv Spor) Bant

01.09.2008 Pazartesi

21.00 Beşiktaş - Konyaspor (Lig Tv)
23.15 Braga - Sporting Lizbon (Spormax)

Uefa Kupası 1. tur eşleşmeleri

Can Bartu'nun çektiği kuralarda temsilcilerimiz bence olabilecek en iyi kurayı çektiler. Belki bir tek Kayseri Rapid'i çekebilirdi ama o grupta herkes güçlüydü biri gelecekti, PSG geldi zor olacak ama olması imkansız denemez. "İlk maçın mutlaka kazanılması lazım" diye klişenin kralını yapasım var. Kezman Türkiye'ye dönmem demişti daha doğrusu Fenerbahçeye dönmem demişti ya şimdi kayseri semaları onu bekliyor olacak. Beşiktaş gene ismini unutacağım bir takımla eşleşti. Metalist Kharkiv'i zorlanmadan geçer siyah beyazlılar. Bu İsviçre ve Galatasaray aşkı ne olacak bilemiyorum ama gene İsviçreli bir rakip çektik. Napoli'nin olduğu bir torbada Bellinzona şeker gibi bir kura. Galatasaray ve Beşiktaş ilk maçlarını deplasmanda, Kayseri içeride oynayacak.

Fotoğraf da İvan Zamorano'nun, 98 yılından, insan ancak sevgilisini böyle öper.

Fernando Torres



Kuralar çekildiğinde hiç aklına gelmiş midir acaba, ya Atletico ile eşleşirsek diye? Dün kura çekimlerini seyrederken bu geldi aklıma, Torres'in pek istemediği gerçekleşti ve 4. torbadan Liverpool'un grubuna Atletico Madrid katıldı. Dramatik denebilecek bir eşleşme bu, çünkü bir zamanlar taraftarın içimizden biri dediği, takım kaptanlığını yaptığı ve çok sevildiği Vicente Calderon çimlerine bu sefer Liverpool'un en büyük gol umudu olarak çıkacak. 22 Ekim Torres'in hayatında her zaman farklı bir yere sahip gün olacak.

Super Cup



Manchester United -Zenit Show TV 21:45 Canlı

Fazla birşey yazmaya gerek yok aslında. Uefanın süpriz ismi Zenit ve son CL şampiyonu United bu akşam 2.louis stadında karşı karşıya gelecekler. Dick Advocaat, Sir Alex Ferguson için dünyanın bir numaralı teknik direktörü demiş. Artık ne adına söyledi bilemiyorum ama Sir bu numaraları yemez sanki, sağol caniko der işine devam eder. United olması gerekeni yapmak için sahaya çıkarken Zenit bir süpriz peşinde koşacak. Güzel, keyifli bir maç olur umarım

UEFA muhtemel rakipler

Listenin bizim temsilcilerimizle olan kısmını aldım. Temsilcimiz Beşiktaş 1. grup'ta Kayseri 2.grup'ta Galatasaray ise 4. grup'ta kura çekimine katılacak. Beşiktaş ve Galatasaray seribaşı olmaları sebebiyle muhtemel rakipleri nispeten daha kolay, Kayseri ise tam anlamıyla ateşe düşecek. Muhtemel rakipleri arasında Portsmouth, Sevilla, PSG, Sampdoria ve belki de en akla yatkını Rapid Bükreş var. Zor bir kura onları bekliyor. Beşiktaşın rakipleri açıkcası eledikleri Bosna takımından çok da iyi takımlar değil, gene kolay bir kura çekecekler. Galatasaray'ın grubunda ise Napoli ve Standart Liege dışında elle tutulur bir takım yok, formda bir Galatasaray bu takımların hepsini rahat eler.

Kura çekimi saat 14:00'da , adettendir tahminimizi de yazalım

Galatasaray - Nec Nijmegen
Beşiktaş - Banik Ostrava
Kayseri - Sampdoria