14 Nisan 2009 Salı

Teknosa Türkiye Kupası


Kupada finalin ismi dün belli oldu. Dün ilk önce Tarsus'u 84-71 yenen Fenerbahçe adını finale yazdırdı. Peşinden ise Galatasaray-Samsun Basket'i 85-82 ile geçerek ezeli rakibinin karşısına çıktı. Bu aralar her alanda karşılaşmaya başladı bu iki takım. Voleybol bayanlarda yarı final serisi devam ediyor. Fenerbahçe'nin 2-0'lık üstünlüğü var o seride. Büyük olasılıkla Tbbl yarı final serisinde Galatasaray-Fenerbahçe eşleşmesi olacak. Galatasaray'ın Beşiktaş karşısında 2-0'lık üstünlüğü var. Üstüne erkekler Abdi İpekçi'de karşı karşıya gelecekler. Pazar günü olanlar bu oynanacak olan maçlarda tribünlere yansımaz inşallah.

Kupa maçları Kayseri'de oynanıyor. Maçların saatleri çok ilginç gerçekten. Finalin adı Galatasaray-Fenerbahçe olmuş Tarsus Belediye-Samsun olmuş çok fark etmez, maç saat 15.30'da. İşte,okulda,dershanede vs.. olan herkese bu maçı tv'den izlemeyin, salona gitmeyin deniliyor resmen. Biraz daha geç saate koyun bari final maçını. İşi, gücü ona göre ayarlamaya çalıştık sabahtan beri. Fenerbahçe son 5 senedir kupayı kimselere bırakmıyor. Galatasaray ise ezeli rakibinin karşısına Eurocup Şampiyonu etiketiyle çıkacak. Hedef ise 3.kupa. Dün oynanan maçta Esra'yı kaybetti sarı-kırmızılı takım. Esra'nın burnunda zedelenme varmış. Galatasaray, Son 6 günde 4.maçı olacak bu. Maçın sonlarına doğru etkileyebilir yorgunluk. Bakalım maç sonun Fenerbahçe 6 kez üst üste kupayı müzesine götürmüş mü olacak yoksa Galatasaray 3.kupa hedefini gerçekleştirecek mi ?

13 Nisan 2009 Pazartesi

Van Bommel


Sevmediğim futbolculardan birisidir Van Bommel. Real-Bayern maçında gol sevinci sırasında yaptığı hareketten dolayıdır bu antipatim kendisine. Yine konuşmaya devam etmiş. Barca'dan 4 yedikten sonra 8 kişi gelseler şansımız olur demişti bu sefer Ribery'yi göndermeye çalışıyor Bayern'den. Ribery'nin Barca'da oynamak istediğini ve tekniğinin, stilinin Barca'ya uyacağını söylemiş. Transferden pay mı alacaksın arkadaşım, boş boş konuşuyorsun. Açıklamasını görünce kendisine olan antipatim arttı durup, dururken.

10 Nisan 2009 Cuma

# 66 Arda Turan

10'un attığı gole top toplarken nasıl bizim gibi sevindiyse, dün gece yine bizim gibiydin. Hiç değişme, hep böyle kal. Taçsız Kral'ı izleyemedik ama seni doya doya izleyelim. Yıllar sonra senin hakkında her Galatasaray'lının anlatacağı çok şey olacak, seni izleme şansını kaçırmış çocuklara.

Arda Turan- GSmobile reklamı

edit...

Fiba Eurocup Şampiyonu GALATASARAY


Bugün yazılacak çok şey var ama toparlayacak kafa yok şu an. O yüzden madde madde yazıyorum.

- İlk maç kaybedildikten sonra aradaki 12 sayılık fark çok önemli değildi. Biliyorduk bu farkın bizim için ciddi bir tehlke olmadığını. Dynamo Kursk karşısında göstermişti bu takım, inandığı zaman neler yapabileceğini.

- Ayhen Şahenk değil Ali Sami Yen'di bugün salon. Bu sene Sami Yen'de bile bu tarz bir atmosfer yoktu. 3.çeyreğin ortalarında fark 4'e indiğinde biz televizyon başında ilk maçın tekrarı mı olacak derken, orada bulunanlar bir an bile yılmadılar. Kupada çok büyük pay sahibiydi bugün sonuna kadar takımı destekleyenler. Kupa kaldırıldıktan hemen sonra pazar akşamına atıfta bulunmak güzel olmadı ama Avrupa Şampiyonu olduğumuz bir gecede. Çok şanslı bir kesimdi bugün orada bulunanlar. Kıskanarak ama sürekli helal olsun diyerek dinledik onları.

- Arda Turan'a parçalı çok yakışıyor. Maç boyunca Ümit-Sabri-Arda-Emre ayakta seyrettiler maçı. İşte bizim takım,bizim çocuklar bunlar dedirttiler. Kaptan'da çok şıktı bugün. Şimdi ruhlarını gösterme sırası onlara geldi.


- Işılll,Işılll Albennnnn. Söylenecek söz yok onun için, Arda'nın dişi versiyonu. Esra'yı da unutmayalım, Işıl'dan bahsederken. Yürüyedurun kızlar.

- S.Young ve Augustus. Koyalım bir erkek takımına sırıtmazlar herhalde. Farkın eridiği anlarda Augustus'un yaptığı o iki blok yok mu, işte orada bu kız devreleri yakmış dedirtti. Kazanma hırsını yüzünden okumak için çok fazla bakmaya gerek yoktu yüzüne. Son hücum tercihi yanlıştı gerçi ama o top girseydi Ayhen Şahenk yıkılırdı o saniye. S.Young , eline ne geldiyse soktu potaya, maçı kopartan 3'lükte yine onun imzası vardı. Çok alıştık size, gitmeyin. Yönetim inşallah bu iki harika değeri tutar elinde.


- Sene başında Cumhurbaşkanlığı Kupası ile başladık hedefleri toplamaya. Avrupa Şampiyonluğu geldi,şimdi iki kupa daha var bu kızlardan istediğimiz. Çok oluyoruz belki ama bunu başaracak güçte var hırsta var Sarayın Sultanları'nda.

- Geçen sene Engelsiz Aslanlar'ın şampiyonluğu, bu sene kızların. Daha önce havaalanına futbolla inen 2 Avrupa kupası. Sultanların maç sonunda gururla üstlerinde taşıdıkları gibidir olayın kısa özeti.

- İlkleri biz yaparız,tarihi biz yazarız.

- Tekrar hepinize ayrı ayrı teşekkürler kızlar.

9 Nisan 2009 Perşembe

Lionel


Futbol seninle başka güzel be ..

Liverpool 1-3 Chelsea

Maçın bana göre merak edilen konusu Benitez ile birlikte gelen Pool'un alan savunması, en son ne zaman aynı maçta 2 kornerden 2 gol yedi? Çeyrek final eşleşmelerinde belki de Liverpool'a en ters gelebilecek rakip Chelsea'ydi. Onlar da bunun sebebini ilk maçta net bir şekilde gösterdiler. İki takımda birbirinin giydiği çoraba kadar herşeylerini bilen takımlar ve bu maçın fark yaratanı, ekstradan çıkacak bir oyuncu ve taktik farklılıkları olacaktı ki öyle de oldu. Hiddink gittikçe fark yaratan bir teknik direktör olma yolunda ilerliyor. Hedef seçilen maçlarda baskın karakter sergileyen Pool'a karşı, ne oynayacağı günü gününe değişen Chelsea.

Maç klasik bir şekilde başladı Anfield'de Liverpool maçlara inanılmaz arzulu ve baskılı başlıyor, ki bunun da meyvesini 6. dakikada buldukları golle aldılar. Sonraki dakikalar gene malum, Liverpool baskısının artması ve hızlı toplarla Chelsea'nin rakip kaleye inme çabaları. Bu sefer başarılı da oldular, girdikleri birkaç net pozisyon var ki ikili karşılaşmalarda alıştığımız Liverpool'un evinde böyle pozisyonlar vermesi şaşırtıcıydı. Gol öncesine kadar oyunun asıl hakimi evsahibiydi, 39.dakikada kazanılan kornerde İvanoviç'in yaptığı koşu kadar, Reina'nın anlamsız hamlesi de etkiliydi. Skor eşitleyen golün bir dakika sonrası Kuyt çok müsait pozisyonda golü atamayarak, maçı tekrar klasik Anfield maçına çevirme imkanını kullanamadı.

Devre böyle bittikten sonra ikinci yarıda bana göre maçın kırılma anı Torres'in plasesinin az farkla dışarı çıkması oldu. Sonrasında kazanılan köşe vuruşu, gene aynı isim, aynı hamleler ve gene gol, ki Gerrard buna uyandı ama yeterli olmadı. Golden sonra Pool moralman çöktü ki hiç beklemiyorlardı belki de geriye düşmeleri ve maç da aslında onlar açısından orada bitti. On dakikalık dağılma sürecinde Ballack'ın enfes pasını (ofsayt yokmuydu?) Malouda asiste çevirdi ve Chelsea'yi Drogba 3-1'e taşıdı.

Kazanan Hiddink oldu, ki bunu yaptığı net hamlelerle fazlasıyla haketmişti zaten, oyuncular da gününde olunca kendisine evinde büyük avantaj sağlayacak skora da imza atmış oldu. Chelsea- Barcelona yarı finali bir mucize olmazsa güzel bir mücadele olacak.

Sekiz kişi gelirlerse ...

Böyle konuştu maç sonu Van Bommel, rövanş maçı için şanslarının ne olduğunu soran spikere acı bir gülümsemeyle birlikte "eğer sekiz kişi gelirlerse, bir şansımız olabilir" dedi. Sanırım bu geceki maçı en net özetleyen sözcükler bunlardır. Gerçi hemen öncesinde Klinsmann " Barcelona bize avrupa'da sınırlarımızın ne olduğunu gösterdi" demişti ama Bommel'in ki daha vurucuydu. Aslında maç her zamanki Nou Camp maçları gibi başladı. Kelimenin tam anlamıyla tsunami gibi başlıyor maçlara Barcelona ve bu maçta da ne oluyor demeye kalmadan skoru 2-0'a taşıdılar, dur bir sandviç hazırlayıp geleyim diyen adam döndüğünde 2-0'la başladı maça. Bir önceki turu 12 gol atarak geçen Bayern bir anda neye uğradığını şaşırıp tamamen dağıldı. Haftasonu 5 yedikleri maçın üzerine bu maçla birlikte gördük ki Lucio bu takımın defansında herşeymiş , hele ki Lahm'ın da olmadığı bir düzende Klinsmann bu eksikliği fazlasıyla hissetti. Sonrasında Henry'nin yaptığı harekette ben kasıt görmedim ama kalecinin yüzü darmadağın oldu ki üzücüydü, ilk yarıda en güzel ve adil olan Van Bommel'in Messi'ye dirsek atmak için yaptığı hamleyle Henry'ye topu bırakması oldu. Bayern Münih'in Egemen'i gibiydi bu akşam sahada, gelen gidene tekme salladı, gerçi ne zaman böyle değil o da ayrı bir konu.

Barcelona'nın oyun düzeni rakip sahada baskıyla başlıyor ve orta alanda oyunun her iki tarafını da iyi oynayan oyuncularıyla ( Ömer Üründül mode ON ) rakiplerine hiç oynama şansı tanımıyorlar. Bugün de tarife değişmedi, gene ön alanda forvetten başlayan baskı, orta sahada Iniesta ve Xavi'yle baskı ve kazanılan toplardaki akıl dolu pas trafiği ve Dani Alves'in durdurulması zor bindirmeleriyle açıkcası bu takımı durdurmak gerçekten zor. Topla oynama oranları maç boyu % 65 - %70 Barcelona lehineydi ki bu kalan kısmı da sanırım Bayern tarafında tek ayakta kalan isim olan Ribery'nin topu alıp yaptığı driplingler olmalı. Tabi burda Klinsmann'ın dahiyane oyun planı da etkili oldu, ver Ribery'e topu o birşeyler yapsın. Forvette de havuz partilerinde göt göbek büyüten Luca Toni olunca Bayern'in gol bulması değil pozisyon bulması bile fazlaca iyimserlikti. Sonrasında ise Iniesta'nın tek başına ceza yayı çevresinde Bayern'lilere azap çektirmesi, Barcelona'nın çok fazla da üstüne gitmeyip ilk yarıya göre rölantide götürmesi ( ki ona rağmen pozisyonlar da buldular), Messi'nin hat-trick'ini Keita'nın engellemesi ve Marquez'in sarı kartıyla geçti. O pozisyonda ertem şener önce şaşırdı, sonra biraz mantık yürütüp rövanşta oynamamak için böyle bir kart gördüğünü anladı, onu paylaştı, sanki kimse farketmemiş gibi. Erken keşfetti gene de tebrik etmek lazım.

Bu sezon ki Barcelona geçmişten gelen total futbol anlayışını en üst düzeyde uygulayan bir takım ve seyredenlere futbolun tüm güzelliklerini, yetenekli ayaklarıyla fazlasıyla gösteriyor, futbolu seven herkes için ziyafet niteliğinde Barcelona maçları. Bir de altyapının ne kadar önemli ve güçlü bir silah olduğunu ki bu boşluk yaratabilirsek yazacağımız bir konu olsun.

Rövanş formalite olacak Barcelona için, rakibi de büyük bir aksilik olmazsa Chelsea olacak, ki sıkılmıştım zaten Liverpool'lu yarı final serilerinden. Yarı final de sert savunma yapabilen Hiddink'le tekrar canlanan bir rakibe karşılık ne yapacaklar, artık benim merakım budur.

5 Nisan 2009 Pazar

Answer Man


Dün Liverpool'un son dakika golüyle liderliği geçici olarak devralmasından sonra basında, bloglarda, ingiliz basınında artık Liverpool burdan bırakmaz şampiyon olacaklar gibi yazılar vardı. Pool bu sene geçen senelerine göre daha iyi oynayabilir kabul ama bu United'ın avantajını geçersiz kılmak gibi bir şey yaratmıyor doğal olarak. Rafa Benitez dün yaptığı açıklamada bizdeki "şimdi onlar düşünsün" gibi bir laf etmişti. Cevap çok gecikmedi Ronaldo aracılığıyla, hatta dünkü son dakika golüne nispet yaparcasına 1-2 girilen son 10 dakikadan maçı çevirdiler.

Takımdaki sakat ve cezalı oyuncuların çokluğunun sıkıntı yaratacağı belliydi maç öncesinde. İlk golü Ronaldo'yla bulsa da United bu üstünlüğünü koruyamadı ve Villa skoru 1-2'ye getirdi. Sonrasında ise gene Ronaldo'nun şık golü ve arkasından Ferguson'un genç keşfi sahneye çıktı. 17 yaşındaki oyuncu Fergi'yi utandırmadı ve takımını galibiyete taşıdı. Bu da ingilizlerin transfer sistemini revize etmesinin zaferidir kim ne derse desin.

Niyeyse herkeste United'ın strese girmesi gerektiği gibi bir hava oluşmuş. Liverpool şampiyonluğu istiyor ve alacak vs, tamam istemek önemlidir de rakibin durumu da önemli değil mi? Her isteyene kupa mı veriliyor haberimiz olmadan? Liverpool elbette şampiyonluğu isteyebilir ve bunun için de mücadele edecektir, tıpkı Chelsea ve United gibi. Ama diğer tarafta da upuzun bir dönem kimsenin gol bile atamadığı, tecrübe abidesi bir takım ve antrenör olduğu da unutulmamalı. Öyle kolay bir şekilde olmayacak bu iş.

Haftaya United Sunderland deplasmanında oynarken Pool kendi evinde Blackburn'u konuk edecek.

Yağdı yağmur, çaktı şimşek

Bu senenin takımı Brawn olmaya adım adım yaklaşıyor. Sıralama turlarında ilk sırayı alan Jenson Button, çok uzun zamandır formula1'de rastlamadığımız bir gün sonucunda hakem kararıyla birinciliği elde etti.

Dün sıralama turlarında kendini ufaktan gösteren yağmur bugün yarışa tek kelimeyle damgasını vurdu. 30. turda yağmur şiddetini çok fazla arttırınca, sürüş imkansız hale geldi ve yarış durduruldu. Hakemlerin 40 dakikalık karar aşamasından sonra, yağmurun devam etmesi ve günışığının sonlanması dolayısıyla yarışa devam edilemeyeceği belirlendi ve son turdaki sıralama şekliyle yarış sonlandırıldı. Tabi burda ufak bir detay var görenler şaşırmasın, yarışın %75'i tamamlanmadığı için sıralamaya giren pilotlar puanların yarısını elde edecekler. Bu da bir sürü buçuklu puan demek. Sene sonunda başabaş bir mücadele olursa belki yarım puan şampiyonu belirleyecek.

1. Button Brawn GP (B) 1s10:59.092
2. Heidfeld BMW Sauber (B) + 22.722
3. Glock Toyota (B) + 23.513
4. Trulli Toyota (B) + 46.173
5. Barrichello Brawn GP (B) + 47.360
6. Webber Red Bull-Renault (B) + 52.333
7. Hamilton McLaren-Mercedes (B) + 60.733
8. Rosberg Williams-Toyota (B) + 71.576
9. Massa Ferrari (B) + 76.932
10. Bourdais Toro Rosso-Ferrari (B) + 102.164
11. Alonso Renault (B) + 1 tur
12. Nakajima Williams-Toyota (B) + 1 tur
13. Piquet Renault (B) + 1 tur
14. Raikkonen Ferrari (B) + 1 tur
15. Vettel Red Bull-Renault (B) + 1 tur
16. Buemi Toro Rosso-Ferrari (B) + 1 tur
17. Sutil Force India-Mercedes (B) + 1 tur
18. Fisichella Force India-Mercedes (B) + 2 tur

Polis haftası kutlu olsun #2








"Orantısız güç, güç değildir" - C.Cerrah

Karizma

Utah Jazz - Jazz Bear

4 Nisan 2009 Cumartesi

Belong Shearer


Bugünkü sonuç üzücü olsa da inanmaya devam ..

Polis haftası kutlu olsun

Resim malum, her olayda Vali ve Emniyet müdürü'nün deyimiyle "Orantılı güç" kullanmaktan keyif alan polisin bugünkü Beşiktaş taraftarının düzenlediği meşale gösterisine müdahalesi. Eğer taşkınlık yapan birisi varsa yetkili kişi sensin zaten, gözaltına alırsın gerekli prosedürü uygularsın. Üç kişinin tuttuğu birine, üzerindeki üniformaya güvenip uçan tekme atmak?? İlla can mı gitmesi lazım "Orantılı güç" kullanımının düzenlenmesi için??

Polis haftası kutlu olsun.

Malezya GP sıralama turları

Malezya Grand Prix'ine Jenson Button gene ilk sırada başlayacak. Sezonun ilk yarışına da Button ilk sırada başlamış ve yarışı da birinci sırada bitirmeyi başarmıştı. Ufak detaylar verecek olursak bugün sıralama turlarında Vettel ceza aldığı için 3.sırayı almasına rağmen 10 sıra geriden başlayacak. 4.sırada ise Barrichello vardı. Ama o da vites kutusu değişimi nedeniyle 5 sıra geriden başlayacak. Tabi bu en çok Glock'un işine yaradı bir anda iki sıra birden atladı.

Bu takımların bu sezona böylesine başlamalarının en büyük sebebi Twin diffuser'ı kullanmaları. Bariz bir şekilde farklılık yaratıyor. Toyota ve Williams takımları da bu sistemi kullanıyor ve oldukça verim alıyorlar. Bugünkü sıralama turlarının ilk altısındaki beş pilotun bu takımlardan olduğunu söylemek yeterli olur sanırım. Bu uygulamanın legal olup olmadığına dair son karar 14 nisan'da verilecek, çıkacak karara göre diğer takımlar da buna göre bir önlem almak durumunda kalacaklar.

1. Button Brawn-Mercedes (B) 1:35.058 1:33.784 1:35.181
2. Trulli Toyota (B) 1:34.745 1:33.990 1:35.273
3. Vettel Red Bull-Renault (B) 1:34.935 1:34.276 1:35.518
4. Barrichello Brawn-Mercedes (B) 1:34.681 1:34.387 1:35.651
5. Glock Toyota (B) 1:34.907 1:34.258 1:35.690
6. Rosberg Williams-Toyota (B) 1:35.083 1:34.547 1:35.750
7. Webber Red Bull-Renault (B) 1:35.027 1:34.222 1:35.797
8. Kubica BMW-Sauber (B) 1:35.166 1:34.562 1:36.106
9. Raikkonen Ferrari (B) 1:35.476 1:34.456 1:36.170
10. Alonso Renault (B) 1:35.260 1:34.706 1:37.659
11. Heidfeld BMW-Sauber (B) 1:35.110 1:34.769
12. Nakajima Williams-Toyota (B) 1:35.341 1:34.788
13. Hamilton McLaren-Mercedes (B) 1:35.280 1:34.905
14. Kovalainen McLaren-Mercedes (B) 1:35.023 1:34.924
15. Bourdais Toro Rosso-Ferrari (B) 1:35.507 1:35.431
16. Massa Ferrari (B) 1:35.642
17. Piquet Renault (B) 1:35.708
18. Fisichella Force India-Mercedes (B) 1:35.908
19. Sutil Force India-Mercedes (B) 1:35.951
20. Buemi Toro Rosso-Ferrari (B) 1:36.107

Yarın ki yarışta da açıkcası Brawn'ların duble yapması normal sonuç olacak.

3 Nisan 2009 Cuma

C.Basket Taranto 67- 55 Galatasaray


Fiba Europe Cup'ın ilk ayağında kızlarımız maalesef maçı gene Türk gibi bitirdiler. Bu takımdan daha iyi bir takım olduğumuz kesin, ilk yarıda dengeli ve sabırla yaptığımız hücumlarla boş adamları iyi bulup oyunu kontrolümüzde götürdük. İkinci yarı başlarken oyunu sakin tutarak zamana oynamamız gerekirken, kötü ve yanlış şut seçimleriyle yapılan hücumlarla her iki period'da sadece 9'ar sayı atabildik, sadece son çeyrekte yediğimiz sayı ise 25 (!). Burada koç faktörü aslında biraz devreye girdi. Taranto koç'u Ricchini'nin oyuna yaptığı müdahalelere bizim koç maalesef seyirci kaldı. İki ayaklı bir karşılaşmada farkı 4-5'de tutabilmek bile oldukça iyidir, son iki dakikada 9-1'lik bir seri yiyip de oyunu biraz soğutmak adına mola almayan koça selam ederim. Oyuncular moralmen düşebilir, panikleyebilir ama koçun sakin kalıp kontrolü eline alması gerekirdi. Şimdi rövanşta 12 sayılık bir dezavantaja sahibiz, imkansız mı dersek elbette değil, hele ki bir önceki seriyi göz önüne alırsak, seyirciyle birlikte 9 Nisan'da bu kupaya uzanırız gibi geliyor.