23 Aralık 2008 Salı

Lassana Diarra Real Madrid'de



Diarra'nın Real Madrid'e geleceği belli olmuştu. Bugün basın önüne çıktı Diarra ailesinden Lassana. Porsmouth'tan transferi 19 milyon euroya patladı Real'e. Real Madrid'in her yeni transferinin yanında bulunan Alfredo Di Stefano yine yanındaydı. 23 yaşında Diarra. Kariyerine şimdiden 3 tane büyük takımın ismini yazdırdı bile. Chelsea-Arsenal ve en son olarak Real Madrid. Mamadou Diarra'nın sezonu kapatmasından dolayı kadroda istediği gibi yeri ve zamanı bulacaktır. Zaten bu sezonluk onun giydiği forma numarası olan 8'i kapmış. Ligde Barcelona'dan şampiyonluğu almak pek mümkün gözükmüyor. Kral Kupası'nda zaten Schuster elveda dedirtmişti takımaç Ramos'un önünde çok önemli bir Şampiyonlar Ligi sınavı olacak Liverpool'la. Elde kalan tek kupada ilerlemek istiyorlarsa yeni transferlerin çok büyük önemi olacak Real için.

20 Aralık 2008 Cumartesi

19 Aralık 2008 Cuma

Şampiyonlar Ligi Kuraları

Şampiyonlar Ligi kuralarında gruplarında favori gösterilen bazı takımların 2.sırayı almaları, çok zevkli maçlar izlettirecek son 16'da. Villareal-Pana ve Atletico-Porto eşleşmeleri denk takımların mücadeleleri. Atletico biraz daha önce çıkıyor ama Porto karşısında. Barcelona bu haldeyken vermez turu Lyon'a. Arsenal-Roma eşleşmesinde şanslı taraf olarak Roma benim için. Bayern'de bırakmaz turu Sporting'e. Juve'den süprizi bekliyorum Chelsea'ye karşı. Dönüp bakarız maçlardan sonra bu tahminlerimize.

En dikkat çekici eşleşmeler ise Inter-Manu ve Liverpool-Real eşleşmeleri. Jose tekrar İngiltere'ye dönecek hemde Old Trafford'a. Star, umarım başka bir maç yayınlama hatasına düşmez bu eşleşme varken. Saha kenarında Jose-Ferguson saha içinde Zlatan-Ronaldo mücadeleleri kaçırılmaz, şimdiden programlar bu maça göre ayarlanmalı. Aslında daha ilginç bir eşleşmeye doğru yelken açabilirdi Manu. Real'in karşısına çıkmak üzereydi ama Liverpool izin vermedi. Ferguson'un son olarak yaptığı mafya açıklamalarından sonra kan çıkabilirdi bu eşleşme gerçekleşseydi. Real'in transferleri, Ramos'un sistemi vs. 2 ay var önünde. Şu an Liverpool daha baskın taraf gözüküyor ama dengeler değişebilir. Juande Ramos sever eleme maçlarını aynen Benitez gibi. Artık sırada Galatasaray'ın rakibini belirlemek var.

17 Aralık 2008 Çarşamba

Ayhan Akman


Ayhan'la sözleşme yenilendiği haberi bugün resmi steden duyurulu. Ayhan Akman, 3 sene daha Galatasaray formasını giyecek. Bu süre içerisinde aldığı kaptanlık görevini de layıkıyla sürdürecektir. Sezon başında Galatasaray ile ilgili yazdığım yazıda bu takımın çok önemli parçalarından birisi olduğundan bahsetmiştim. Tam bir jokerdir Ayhan. Gerektiği zaman alıp sol açığa koy, çok çaresiz kaldıysan oyun kurucu olarak oynat. Ön liberoda verdiği performans ortada zaten. Çok hırslı bir yapıya sahip olması zaman zaman gereksiz kartlar görmesine sebep oluyor, en büyük eksisi bu Ayhan'ın. Geçen sezon sakatlıktan dönüp,tekrar takıma girmesini herkes iple çekmişti. Bu senede Topal ve Barış'ın sakatlığı süresince orta sahada tek başına gösterdiği performans mükemmeldi. Topal ve Barış'ın dönmesi rahatlatacaktır-dinlenme şansı olacak artık,yoğun maç trafiğinde. Yönetim erkenden sözleşmeye imza attırarak çok güzel bir işe imza attı yine.

15 Aralık 2008 Pazartesi

13 Aralık 2008 Cumartesi

Barcelona - Real Madrid



Yine tüm dünyanın gözlerini İspanya'ya çevireceği hafta sonuna geldik. Real Madrid-Barca maçları şöyledir, böyle ilgi çeker diye yazmamızın pek bir anlamı yok. Dünyanın en önemli maçlarından birisi hatta popülarite açısından en önemlisi diyebiliriz rahat bir şekilde. Geçen sezon sahaya başı eğik çıkan ve Real Madrid'i sahaya çıkarken alkışlamak zorunda kalan bir Barca vardı. Bu sene işler tersine döndü ama kısa bir sürede. Barca açık ara favori çıkıyor maça. Hatta bahis oranları açısından bakarsak bu kadar net oran farkı uzun zamandır gözükmüyordu belki.İnanılmaz bir rüzgar aldı Barca arkasına.Ersin Düzen'in Valencia maçında söylediği gibi ''Playstation'da en kolay zorluk seviyesinde oynuyor gibiler'' sözünü doğrularcasına ligde-Avrupa'da önlerine geleni yıkıp,geçiyorlar.Özellikle La Liga'da Valdes'i uzun süreler görmediğimiz anlar oluyor.Bu harika takıma rağmen Messi'ye çok bağlılar.Onun olmadığı maçlarda söylediklerimiz pek geçerli olmuyor.14 maçta 44 gol atmak gibi hayvani bir istatistiğe ulaşmalarının yanı sıra, kalelerinde sadece 9 gol gördüler. Sevila takip ediyor onları kalesinde 14 gol görerek zaten 3 tanesini geçen hafta Real attı Sevilla'ya.Yanarım bu gidişle Valdes sezon sonunda en az gol yiyen kaleciyim diye Zamora ödülünü alacak.Yazının başında bahsettiğimiz geçen sezondan gelen bir gaz olacak zaten Barca'da.Xavi'de yaptığı açıklama da 4-1'lik maçı ve onları alkışladığımız anın videosunu izleyerek hazırlanıyoruz diyerek psikolojilerini iyice su yüzüne çıkarıyor Barca'lıların. Tabi galibiyet halinde puan farkını 12'ye çıkartırsa Madrid'le zirvede yerini sezon sonuna kadar bırakmaz Barca. Barca'nın kadrosunda sürpriz bir son dakika sakatlığı olmazsa önemli bir eksik olmayacak maç saatinde.


Real Madrid cephesinde işler iyice karıştı.Schuster'in suyu iyice kaynamıştı Sevilla mağlubiyet ve üstüne gelen saçma açıklaması ile kapının önüne konuldu.Schuster'i gönderdikten saatler sonra yeni teknik adamı açıkladı Madrid yönetimi.Sevilla'da oldukça başarılı bir diöneme imza atan daha sonra Tottenham'da işleri eline yüzüne bulaştıran Juande Ramos görev başına getirildi.Juande Ramos'un kendini tekrar düzlüğe çıkartması için çok önemli bir şans geldi eline.Tottenham'da yaptırdığı onca transfere rağmen takımı küme düşme hattına getirmesi onunla ilgili soru işaretleri yaratmıştı haklı olarak.İlk maçında başlangıcı güzel yaptı.Zenit karşısında 3-0'lık bir galibiyet aldı Real.Real'in en büyük sorunu sakatlıklar.Bu sezonun en şanssız takımı desek yanlış olmaz.Ruud-Pepe-Diarra-De La Red sakatlar bunların üstüne Robben ve Marcelo'da cezalı.Marcelo elde sağlam isimler bulunsa önemli bir isim değil hatta takımın yararına olabilecek potansiyele sahaip ama yokluktan aranma ihtimali olabilir.Robben ise mevcut kadroda topu dikine oynayıp-adam geçebilen en büyük silahı Madrid'in.Real için bu maçın anahtarı defansın önünde oynayacak ön liberolar olacak.Bu bölgede seçme şansı yok Ramos'un.Gago-Guti ikilisi ile Barca'nın dirençli ve her an gol koklayan adamlarına karşı gelmek zorunda.Real'in işi her anlamda zor.Nou Camp'tan sağ çıkmaları için çok farklı bir oyun ortaya koymak zorundalar.Son 3 maçtır Nou Camp'ta yenilmiyor Real.Aslında nasıl Barca'yı psikolojik olarak maça hazırlayan etmenler varsa Real içinde var.Fark yiyecek takım olarak görüyor herkes Real Madrid'i.Kadrosunda bu görüşe baş kaldıracak,işi gurur meselesi haline getirecek isimlere sahip Real başta kaptan Raul olmak üzere.Ayrıca Ramos'da yenilmeden buradan çıkarsa inanılmaz bir kredi elde edeceğini biliyordur.Yenilmesi halinde kimse ona söz söylemeyecektir gerçi.


Maçın her anlamda favorisi Barca.Real ise arenaya çıkan çelimsiz-kan görmek isteyen seyirciler tarafından ölümüne kesin gözüyle bakılan gladyator misali maç öncesinde.Yapılan bütün anketlerde Barca önde doğal olarak. Real'in gayrı-resmi yayın organı Marca'da bile çok büyük bir Barca üstünlüğü var..Real'in tek avantajı yukarıda bahsettiğim gibi olumsuz havayı motive olmak için kullanması olacaktır.Barca böyle oynar,Real böyle oynar demek çok zor bu iki takımın maçı öncesinde.En az hata yapan kazanacak ve buna yakın olan Barca.

Nette yerimiz Bahisklavuz olduğuna göre oranlara değinmek lazım biraz. Yapmadığım bir şeydir bu güzel maçı-rekabeti bahis açısından değerlendirmek aslında .Sebebi ise bu maçtan aldığım zevki bahis yaparak öldürmek istememem ve Real tarafında olmam olmuştu hep.Bu maçtada aynı düşüncelere sahiptim oranları görene kadar.Oranları çok takip etmem ama Real Madrid'e uzun bir zaman böyle bir oran açıldığını göremem heralde kolay kolay.5.50'lerden Real Madrid kolay kolay görülmeyecektir bundan sonra. Her anlamda ilginç bir maç bekliyor olacak bizi yarın gece 23.00'da.

9 Aralık 2008 Salı

Uefa Team of the Year 2008




Uefa.com'da her sene olduğu gibi bu senede yılın ilk 11'i ve teknik adamı seçiliyor. Hemen gittik ve seçimlermi yukarıda resimlerde gözüktüğü gibi yaptım.

Bu sefer adaylar arasında oldukça tanıdık isimlerde bulunuyor Euro 2008 etkisiyle.Sağ kanat için adaylardan birisi Hamit Altıntop.Tabi rakipleri Ronaldo ve Gerarrd gibi isimler olunca ilk 11'de yer bulması imkansız gözüküyor . Tabi bu arada Gerarrd'ın sağ kanatta aday gösterilmesi bayağı ilginç. Orta sahada bizden aday gösterilen bir diğer isim Mehmet Aurelio. Onun rakipleri arasında Senna ve Xavi gibi iki önemli isim var. Bu isimlerin arasından sıyrılıp, kadroda yer almaları çok zor Mehmet'in de.

Aday forvetler arasında ligimizden bir isim-geçen senenin La Liga gol kralı etiketiyle Daniel Guiza bulunuyor.

Teknik adam adayları arasında ise Fatih Terim ve Luis Aragones var. Bizden aday gösterilen 3 isim arasında şansını en fazla gördüğüm isim Terim. Tabi şansı olsada rakipleri arasında Sir Alex gibi bir isim var. Bundan önce yılın takımı oylamalarında 2002 Dünya Kupası performansıyla Rüştü ve o dönem Milli takımın başında bulunan Şenol Güneş seçilmiş 2002'de yılın takımına.

Geçen sene yılın takımı şu isimlerden oluşmuştu ;

Iker Casillas (Real Madrid CF), Daniel Alves (Sevilla FC), Alessandro Nesta (AC Milan), John Terry (Chelsea FC), Eric Abidal (FC Barcelona), Cristiano Ronaldo (Manchester United FC), Steven Gerrard (Liverpool FC), Kaká (AC Milan), Clarence Seedorf (AC Milan), Zlatan Ibrahimović (FC Internazionale Milano), Didier Drogba (Chelsea FC).

Coach:
Sir Alex Ferguson (Manchester United FC).

Oy kullanmak ve yılın takımını seçmek için ; tıklamak yeterli.

8 Aralık 2008 Pazartesi

Real Madrid 3 - 4 Sevilla


Real Madrid için oldukça kritik bir maçtı. Barca ile puan farkı 9'a çıkmış, Barca rakiplerini parçalarken Real'de oyun umut vermiyordu. Haftaya El Clasico öncesi kritik bir virajdaydı kısacası Real. Aslında maça çok hızlı başladı Real ilk pozisyon 15.saniyede geldi ama bu hız çabuk kesildi ve 2.dakikada Adriano cezayı kesti. Nasıl bir maç izleyeceğimizin mesajını verdi ilk 2 dakika. Real savunması uzun zamandır rezil bir durumda zaten. Üstüne sol bekte Marcelo oynayınca yol geçen hanına dönüyor sol taraf. Marcelo'yu izliyoruz ama hızından başka ekstra bir özelliği yok daha piyasada. Yokluktan oynuyor o tarafta ve oynadığı süre içerisinde sürekli zarar veriyor takıma. Sezon başında hala anlam veremediğim bir alınıp-kiralanan Garay hamlesi var,açıklamasını merak ediyorum. Ben yazmaktan bıkmadım ama Calderon'un defansa adam alacağı yok. 50 tane isim geçiyor Ocak ayı için defansif bir adam yok onların içinde. Real, 1-1 i yakaladıktan kısa bir süre sonra yine kalesinde golü gördü bir duran toptan. 3.golde Kanoute penaltı kullanma rahatlığında yaptığı vuruşuyla skoru 3-1'i yaptı.

İkinci yarıya Drenthe ile başladı Schuster. İlk 10 dakikada Sevilla defansını aşıp içeri giremedi Real ama oyunu karşı sahaya yıktıkça boşlukları bulup, mükemmel bir maç izlettirdiler bize. Üst üste gelen gollerle 3-3'ü buldu. Robben, kırmızı kart görene kadar maçta nefes almak mümkün değildi. Ercan Taner bile nefessiz kaldı maçı anlatırken. Robben'in kırmızısı hem bu maçta Real'in havasını söndürdü sağ kanattan top gelmez oldu. Oyunu sola taşımaya çalıştı bu sefer Real ama sakar biraderler Drenthe-Marcelo ikilisinin kanadından etkili olmak mümkün değildi tabi. Robben'in kırmızı kartının yansıması gelecek hafta Barca karşısında da çok etkilyecek Madrid'i. Barca, aç kurt gibi bekliyor Real'i. Hem ligdeki formu gereği olsun hemde son 4-5 maçta El Clasico'da galibiyet yüzü görememeleri olsun. Real kaybederse zaten 12 puanlık bir fark oluşacak ve lige tamamen havlu atılacak denilebilir. Kral Kupası'nda yaşanan R.Union faciası ve oynanan oyunun Şampiyonlar Ligi için umut vermemesi hedefsiz bir sezona götürebilir Real'i.

6 Aralık 2008 Cumartesi

Zlatan,insan değilsin vol.3



İnter, zorlu Lazio deplasmanından 3 golle döndü. Maçın 2.dakikasında golü bulduktan sonra rahat bir maç sürdürdüler. Maçın herkes için akılda kalan tek hareketi ise Zlatan'ın verdiği pastı. Pas diye nitelendiriyoruz ama kesinlikle görmek lazım bu hareketini. Muntari bile şaşırıyor takım arkadaşına,alkışla karşılık veriyor. Zlatan'dan daha neler izleyeceğiz bakalım.

Zlatan # 1
Zlatan # 2

4 Aralık 2008 Perşembe

Huntelaar

H.Berlin 0 - 1 Galatasaray

Galatasaray, Avrupa arenasında farklı top oynamaya devam ediyor. Bugün de sahada ligde göremediğimiz bir oyun ortaya koyan bir takım vardı. Gurbetçiler zaten stadı Hertha Berlin için deplasman havasına döndürmüşlerdi Almanya'da oynanan her maç gibi. Ayhan bu maç cezalı olmasa büyük olasılıkla ilk 11'de yer alacaktı. Şu zamana kadar mükemmel top oynayıp, orta sahayı tek başına sırtladı Ayhan ama Topal-Barış ikilisi bu formlarını sürdürürse biraz oturacaktır kenarda. Maçın adamı benim gözümde açık ara Barış'tı. Sakatlıktan daha yeni dönüp bu kadar üst düzey maçta 90 dakika sahanın her yerinde olmak çok kolay bir iş değildi. Meira belki de zorunluluktan ön liberoda oynarken, top rakipte olduğu zaman çekilmek zorunda kalıyordu takım. Özellikle Barış dinamizmi ile bu eksikliği gideriyor takımda.

Lincoln'de Barış'tan sonra öne çıkan bir diğer isim oldu bu maçta. Oldukça istekliydi, tüm topları olumlu kullanmaya çalıştı ama takımın bir türlü ileride çoğalamaması son hamleyi yapacak pasları vermesini engelledi. Kewell ve Arda biraz destek olabilseler bu maçta 2-3 asistle bitirirdi.Yine de takımın tüm hücüm yükünü çekti Lincoln. Bu arada kaptanlığı Lincoln'e vermek inanılmaz gereksiz bir hareketti. Anlamını ve sebebini oldukça çok merak ediyorum. Ayhan-Ümit ikilisi olmadığı zaman bandı Sabri takıyordu maçların son anlarında da olsa. Hadi Sabri'ye vermedin orada o bantı takmak Arda'nın hakkıydı açık ara. Sırf bu yüzden maç sinir harbi ile başladı benim için.


Hertha,son 5-10 dakika haricinde hiçbir varlık gösteremedi. Pantelic'in ayağına aldığı topları dağa-taşa vurması zaten atakları başlamadan bitirdi. Orta sahaları resmen silindi Galatasaray'ın ısıran-basan orta sahası sebebiyle. Servet ve Meira ikilisininde basit bir hata yapmamaları Hertha'nın gol bulma umudu son saniyelerdeki karambollere kaldı.Avrupa'da Bellinzona-Hertha-Benfica deplasmanlarında alınan 3 galibiyete karşılık-hadi Bellinzona'yı çıkartalım aradan- ligde deplasmanlarda sadece 1 galibiyet aldık buda bizim takımın ilginçliğinden kaynaklanıyor. Şimdi haftaya Metalist-Benfica maçının sonucunu bekleyip gruptan kaçıncı olarak çıkacağımızı merak etmek kaldı bize.

30 Kasım 2008 Pazar

Kıtalararası Şampiyon


Ilk maçımızda Asya şampiyonu Japonya ekibi Miyagi MaX takımını 83-46 mağlup ettik.İkinci maçımızda Amerika şampiyonu British Colombia'yı 67-53 geçtik.Üçüncü ve son günde ilk önce Avustralya şampiyonu ve son şampiyon Perth Wheelcats'i 78-48 ile mağlup ettik.Finalde tekrar British takımı ile karşılatık ve 77-62 kazanarak namağlup şampiyon olduk.
Bu ülkedeki kendi branşında en büyük başarısını elde etti bu takım ama basın konuyu bir dipnot olarak geçiştirmeyi tercih etti, ediyor. Futboldaki anlamsız didişmelere sayfalar ayıran sözde "spor" sayfalarının da utancıdır bu durum.
Başta Sedat hoca olmak üzere ülkemize bu başarıyı getiren tüm sporcularımıza teşekkürler.

Yolun Sonu Görünüyor



Real Madrid, hafta içinin en çok konuşulan takımlarından birisiydi. Açıkladığı bütçe olsun, Calderon'un devre arasında 2 genç oyuncuyu transfer edicez demesi olsun yine gündemden hiç düşmedi. La Liga'nın açılış maçında Getafe karşısına çıktılar. Daha maçın başında 1-0 geriye düşmek yetmezmiş gibi Sneijder ve Torres'de sakatlanarak kenara gelmişler. İkinci yarının başında Getafe yine Albin ile skoru 2-0 taşıdı ve maçın sonunda 3-1 galip gelen taraf oldu. Real'in deplasman kabusu devam ediyor. Çok tanıdık bir görüntü bizim için Real'in deplasmanlarda aldığı sonuçlar. Son 3 deplasman maçında kayıp 8 puan. Bu sonuçla beraber Calderon'un önümüzdeki 5 maçı kazanın,parayı alın vaadi de suya düştü tabi. Haftaya rakip Sevilla. Schuster'in suyu kaynama noktasına geldi, kaderini Barca maçı belli edecek bu gidişle.

25 Kasım 2008 Salı

Knicks, tradeler ve değişen dengeler

Donnie Walsh Knicks'in başına geldi geleli fevkalede faydalı ve geleceğe dönük planlamalarla hareket etmeye devam ediyor. Göreve başladığı geçen sene "Ben kahraman değilim" diyerek işe başlamıştı, ama işler planladığı gibi giderse New york kentine bu adamın heykelini dikerler.

Geçtiğimiz Cuma günü beklenen ama bu kadar çabuk bitirileceği düşünülmeyen iki hareketle tüm NBA ile ilgili kaynaklarda günün konusu oldu. Önce büyük kontratlara sahip iki oyuncusu Jamal Crawford ve Zach Randolph'la işe başladı. Bu iki oyuncunun kontratlarının asıl önemi her ikisinin de 2011'de sona erecek olması, bu Knicks hamleleri adına çok büyük bir engeldi, ki bu konuya sonrasında değineceğim.
Önce takasları incelersek; Crawford Knicks'in yeni düzeninde takımın etkili elemanlarından biri olsa da vazgeçilmeyecek birisi değildi. Bu doğrultuda Donnie Walsh Indiana adına 98 draftında kendisinin seçtiği ve kendisine büyük saygı ve minnet duyan, kontratı çok uygun bir aday buldu Golden State'den Al Harrington. Oyuncu bundan yaklaşık 1 ay kadar önce Golden State coach'u Don Nelson'la kavga etmiş ve takasını talep etmişti. Tabi böyle bir problemli oyuncuya karşılık Jamal Crawford teklifini Golden State reddetmedi ve takas gerçekleşti.
Teknik açıdan bakılınca Knicks coach'u Mike D'Antoni hızlı ve atletik oyunu ve oyuncuları seven bir isim ve Harrington onun da saha içinde çok çok işine yarayacak bir isim. Hem 3 hem de 4 numaralı pozisyonlarda kullanabilecek olması da işin bir diğer cezbedici kısmı. Golden State açısından bu takası değerlendirecek olursak Monta Ellis gibi önemli eksiklerin olduğu bu dönemde özellikle net bir skorerin takımda bulunması kısa vadede takım adına çok gerekliydi. Özellikle batı'da takımların bir çoğu istikrar problemi yaşarken post season için gerekli bir takviyeydi. Ellis'in sakatlığında muhtemelen oyun kurucu olarak oynayacak Jamal ve takım da muhtemelen 4 kısa bir uzunla tekrar 2007'deki small ball günlerine geri dönecektir. Monta Ellis, Jamaal Crawford, Anthony Morrow, Stephen Jackson, Corey Maggette ve Biendris'le sağlam, hızlı ve batı play-off'ları için etkili bir takım yarattılar.

Bu ilk takas sonrası Donnie Walsh'ın gerçekten beceri gerektiren hamlesi geldi ve kulisler de bu haber üzerine çalkalandı. Donnie Walsh L.A Clippers'la anlaşma sağladı ve L.A Clippers'tan Cuttino Mobley ve Tim Thomas kadroya katılırken, Zach Randolph ve Mardy Collins, Clippers'a gönderildi. Knicks'e servet ederi bir kontrat ve hımbıllıktan başka hiçbirşey katmayan Zach Randolph ve onun devasa kontratından kurtulup Cuttino Mobley ve Tim Thomas gibi faydalı iki oyuncuyu katmak benim açımdan büyük bir yöneticilik başarıdır. Bunun fazla bir teknik detayı yok açıkcası Randolph'un Knicks' kattığı sadece kazık kontratı ve hımbıllığı ki takım için çok büyük bir eksiklik yaratmayacaktır. Tabi Clippers'ın da bu takasta planları faklı, sene başında Elton Brand yüzünden sarsılan takımda Camby, Kaman ve Randolph fazla gelecektir. 48 milyon dolarlık konrata sahip hımbıl Randolph kenarda oturmayacağına göre onlarda da asıl amaç yeni bir takasla takımda değişiklik yaratmak olacak ki bunun içinde en uygun ve büyük koz Chris Kaman.

Şimdi bu takasların teknik ve taktikten ziyade Knicks tarafındaki asıl amacını incelemeye alalım;
Knicks Jamal Crawford'ı Golden State'e yollayarak yaklaşık 30 milyon dolarlık bir tasarruf yaratmış oldu. Bu da hem 2 sene boyunca toplamda 20 milyon dolarlık bir tasarruf ve üçüncü senede LeBron yada free agent olacak diğer büyük oyunculara (Dwayne Wade, Chris Bosh, Dirk Nowitzki, Yao Ming ve Amare Stoudemire gibi) ayırılabilecek ekstra 1o milyon dolar demek. Keza aynı şekilde Zach Randolp'un takasıyla 3.sezonunda oyuncunun alacağı 17 milyon dolardan da kurtulmuş oluyor ki bu 2010 LeBron günlerinde Knicks'i maddi olarak birkaç adım öne taşıyor. Bir de 33 milyon dolarlık yürüyen hayal kırıklığı Eddy Curry'den kurtulurlarsa takım bir anda düze çıkacak. (Gerçi kimse istemiyor kendisini ama Donnie Walsh faktörüyle belki?)


Tabi o günlere hazırlanan sadece Knicks değil. "Burası senin evin gitme kal bu şehirde" kozunu oynayacak Cleveland Cavaliers, Joe Dumars ve Detroit Pistons, Mark Cuban ve Dallas Mavericks, kanka kontenjanından LeBron'u kafalamaya çalışacak Jay-Z ve New Jersey Nets şimdilik diğer adaylar. Gerçi LeBron Knicks'le ilgili tercihi sorulduğunda iyi bir Yankees taraftarı olduğunu belirterek zamanında yeşil ışık yakmıştı ki bu gelişmelerden sonra Knicks'e iyice sıcak bakacaktır. LeBron için önemli olan şampiyonluk yüzüğü ve bunun için Walsh'ın onun yanına star hatta all-star düzeyinde iyi bir oyuncu takviye etmesi şart. Dedikodu kazanlarında Knicks'in Chris Bosh'u da alma girişimleri olacağı söyleniyor ki şayet bu gerçekleşirse, Knicks taraftarları ve Newyork şehri çok çok çok uzun zaman sonra basketbol konusunda nihayet mutlu olabilirler.

Thanksgiving day



NBA bilindiği üzere sosyal servis ve sorumluluk projelerinde oldukça etkili bir yapılanma. Bu sene de "thanksgiving day"de (namı diğer şükran günü) bir çok takım faaliyetlerde bulunarak toplum için örnek teşkil ettiler. Minnesota Timberwolves takımından Kevin Ollie, Al Jefferson, Randy Foye, Rashad Mc Cants, Rodney Carney, Mike Miller ve Ryan Gomes bu anlamlı günde hizmette bulunmuş askerlere, emeklilere ve onların yakınlarına yemek hazırlayıp ikram ettiler. Burada oyunculara organizasyonun yada kendi takım yöneticilerinin bunu zoraki yaptırdığı düşünülse de oyuncular bunu tamamen istekleriyle yapıyorlar. Sevdikleri işi yapmaları, bunun sayesinde para kazanmaları dolayısıyla şükrediyor ve bu minneti başkalarıyla da paylaşıyorlar. Milyon dolarlar kazanan bu adamların aslında şımarıp gerçek dünyayla aralarındaki bağı kesmeleri aslında çok kolay ama birçoğu zor şartlarda yetişmiş bu oyuncular geçmişini ve nereden geldiğini kolay kolay unutmuyor. Bizde bu oyuncuların kazandıklarının 10 da 1'ini kazanıp da burnu kaf dağında olanları düşününce bu yapılan şükran ve minnet duymanın boyutu daha da çok anlaşılıyor sanırım.




Takımlarının bu tip projelerinin kendilerine düşen payı dahilinde Detroit Pistons oyuncuları Kwame Brown ve Jason Maxiell çocuk hizmetleri yetkilileriyle birlikte 125 aileyi tek tek gezerek hem hediye hem de gıda yardımında bulunmuş, hemde şükran günlerini kutlamışlar. Bir an düşününce küçük gibi gözüksede aslında ne kadar büyük bir mutluluk yaşatıyorlar insanlara. Hayranı olduğun, devamlı tv'de görüp de izlediğin oyuncular evine kadar gelip de seni ziyaret ediyorlar, o küçük kalplerin yaşadığı mutluluğu bir düşünün. Bu tip şeylerin belki gizlice yapılması gerektiğini düşünebilirsiniz, ama medyatik ve tanınmış kişilerin olayı kendi kişisel showlarına dönüştürmeden (bu bizde olabilir mi derseniz orası gerçekten muamma) bu tip faaliyetlerde görüntü vermeleri ve özendirmeleri çok güzel bir olay. Bizde de keşke bu tip şeyleri sıklıkla görebilsek, hatta sırf bu tip organizasyonlar için klüpte sorumlular olsa diyerek hayal etmeye devam edelim.