2 Şubat 2010 Salı

Helikopterli Tanıtım



Man.City'den 6 aylığına Santos'a kiralanan Robinho,Brezilya'da taraftarların önüne çıktı. Santos'un stadyumunda tribünler Robinho için tıklım tıklım dolmuş. Brezilyalı yıldızı sahaya helikopterle getirmişler. Bu gösteride Robinho'nun yanında ise en büyük destekçilerinden olan Pele yer almış. Futbolcu diye tanıdığımız Robinho topla ufak bir gösteriden sonra sahneye çıkmış bir müzik grubuyla beraber.


Bir diğer büyük karşılama ise İskoçya'da gerçekleşmiş. Tottenham'dan Celtic'e kiralanan Robbie Keane'de büyük bir ilgiyle karşılanmış Glasgow'da.

1 Şubat 2010 Pazartesi

Messi - Zlatan - Pedro



Barcelona ligde 5 puan farkla liderliğini sürdürmeye devam ediyor 20.haftada. İspanyol Sport gazetesi Barca'nın ileri ucunda oynayan bu üçlüden bahsederken geçen sene 20.haftadaki istatistiklerle ilgili ufak bir karşılaştırma yapmış bu seneki Barca'yı. Biraz rakamlara bakalım ;

- Ligde 50 gol atan Barcelona'nın 32 golünde bu üçlünün imzası var. Messi 15, Zlatan 11, Pedro ise 6 gol attı La Liga'da. Messi attığı 15 golle ligde gol krallığı yarışının zirvesinde şu an. Bu üçlünün toplamda 50 golü var Barca'nın katıldığı diğer kupalarda attıkları golleri de hesaba katarsak.

- İspanya'da 20.haftası geri kalan ligde ise 16 takım daha 32 gol rakamına ulaşamadılar. Real Madrid (47), Valencia (36) ve Mallorca (34) golle bu üçlüyü geçebilen takımlar sadece.


- Geçen sene ligin 20.haftasına Barcelona 53 puan toplamıştı. Bu sene ise 51 puandalar. 63 gol attıkları geçen sezona kıyasla bu sezon 50 gol gönderdiler rakip filelere 20.haftada. Ligde 14 gol yerken bu sene 10 gol yediler şu ana kadar. Victor Valdes, bu sene 20 maçta yediği 10 golle Zamora ödülünde Casillas'ın önünde yer alıyor. Casillas 20 maçta 15 gol yedi bu sezon.

- Geçen sene ileri üçlüde oynayan Eto'o, Henry ve Messi üçlüsü 45 gol atmışlardı. Eto'o geçen sezon bu zamanlar La Liga'da 19 gole kavuşmuş. Messi geçen seneki performansına yakın bir oyun ortaya koyuyor. Zlatan ise şu aşamada Eto'o'nun oldukça gerisinde gol sayısı açısından, ligde son 4 maçtır gol sevinci yaşayamadı. Bu sene kayıpları oynayan Henry ise geçen sezon 20.haftada 12 golle takımına katkıda bulunurken bu sene ligde attığı gol sayısı sadece 2. Diğer alanlarda ise zaten gol sevinci yaşayamadı Fransız oyuncu.

31 Ocak 2010 Pazar

R.Madrid Riazor Kabusunu Bitirdi


Riazor'da 19 senedir kazanamayan Real Madrid'in kadrosundaki önemli eksikleri düşününce dün gecede maçı kaybedeceğini Deportivo'nun seriyi devam ettireceğini düşünüyordum açıkçası. Fakat Pellegrini'nin öğrencileri baştan sonra üstün oynadıkları bir maç ortaya koydular ve bu seriyi bozdular. Maç öncesi Real Madrid'li oyuncular ayağı kırılan Deportivo'lu oyuncu Filipe'yi anmayı unutmamışlar giydikleri t-shirtlerle. Alcorcon maçında yaşadığı olaylar yüzünden kadro dışı kalan Guti, yavaş yavaş tekrar kadroya girmeye başladı son 4 haftada. Dakikalarını artırdı ve bu maçta Benzema'ya yaptığı harika asistle taçlandırdı performansını. Onun zekasında bir futbolcunun yapacağı bir asistti. Benzema(2) ve Granero'nun gollerine Riki'nin penaltıdan golüyle karşılık verebildi Deportivo.


Real Madrid'in bu maçta sahaya çıkan 11'inde 8 İspanyol oyuncu vardı. Benzema-Kaka ve Marcelo dışında İspanyol oyunculardan kurulu bir 11 vardı sahada. Madrid basının oldukça hoşuna gitmiş bu durum. En son yine 8 İspanyoldan kurulu bir kadroyla sahaya 2007'de Levante karşısında olmuş.

Barcelona'da Sporting deplasmanından Pedro'nun golüyle 1-0'lık galibiyetle döndü ama Pedro'nun golünün ofsayt olduğunu savunuyor Madrid cephesi.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Rijkaard-Giovani-Neeskens


Gio, Galatasaray'la ilk idmanına çıktı bu akşam. İstanbul'a ayak basar basmaz büyük bir ilgi görmüştü taraftardan, yeni gelen daha o sevgiyi hak edecek bir şey yapmamış bir oyuncuyu bu şekilde karşılamak çok doğru gelmiyor bana. Gio, şaşırdı zaten böyle bir görüntüyle karşılaşınca. Bugünde imza töreninde fotoğrafçılar bir anda üstüne doğru hücum edince 2.şaşkınlığını yaşadı genç Meksikalı. Yüzündeki ifade görülmeye değerdi.


Transferi hakkında yazmadım. Kısaca bahsedersek, hem kendisi hem bizim için önemli bir şans bu transfer. Mevcut kadroda gerekli miydi, yoksa değil mi tartışmaları yapılabilir. Artık kadroya dahil olduğuna göre bunu düşünmenin bir mantığı yok. Oldukça genç yaşı ve yıldız olma potansiyelinin oldukça yüksek olması sebebiyle Galatasaray gelecek için önemli bir transfere imza attı. Gio içinde berbat geçen İngiltere günlerini, elinden ilk tutan, kendisini futbol piyasasına tanıtan adam Rijkaard'la beraber unutturmak için Galatasaray forması giymek çok önemli.

Toldo'dan Özel Antrenman


Juventus maçında Diego'nun şutunda yumurtlayan 39 yaşındaki file bekçisi, antrenmanlarda emeklilik arkadaşı Orlandoni ile beraber aynı hatayı bir daha yapamayacağı bir topla çalışıyor.

28 Ocak 2010 Perşembe

# 20 Shabani Nonda


Üst üste gelen transferlerden sonra birisinin gitmesi gerekiyordu. 2 olasılık vardı ortada. Bir tanesi Shabani Nonda, diğeri ise Harry Kewell. Leo Franco'nun gitmesini isteyen kesimde oldukça fazlaydı ama açıkçası sözleşmesinin devam etmesi ve bir anda sene başından beri oynattığı kaleciyi göndermeyi tercih etmeyeceğini düşünüyordum Rijkaard'ın. Harry Kewell'a olan büyük sevginin yanı sıra Nonda'nın da aşırı formsuz bir dönem geçirmesi tercihini Nonda'dan yana kullandırttı Galatasaray yönetimine. Lincoln ve Linderoth'la beraber takıma katılan Kongolu oyuncu ilk senesinde gösterdiği performans ve Fenerbahçe maçında attığı gol ile taraftarla arasında çok sağlam bir bağ kurmuştu. Geçen sene vasat bir performans sergilese bile yedekten geldiği, oyundan çıkartıldığı zamanlarda sesini çıkarmadan işini yapmayı bildi.


Bu sene yine yedek klübesinde başladı sezona. Yedekten gelip attığı gollerle Baros'un arkasında böyle bir alternatif bulundurduğumuz için kendimizi şanslı hissettik. En büyük handikapı, ilk senesini çıkartırsak üst üste zorlu maçları kaldıramayan fiziğiydi. Bu senede Baros'un talihsiz sakatlığından sonra elde tek forvet olarak kaldı ve sene başındaki formu serbest düşüşe geçti. Baros'un sağlam olduğu dönemde ligde 6 gol atan Nonda, Baros'un sakatlığından sonra sadece 1 gole imza atabildi. Aslında önemli olan gol atması değil ama saha içerisinde yapabildiği işeride yapamamaya başladı. Sene başında yakaladığı formdan sonra yazdığım yazıda umarım bu formunu devam ettirir demiştim, beklentim gerçekleşmedi. Onun bu formsuzluğunda Kewell forvet oynadı zaman zaman. Galatasaray kariyeri Ankaragücü maçıyla sona erdi Kongolu oyuncunun. Sarı-kırmızılı forma altında 37 gole imza attı. Adına yapılan tezahüratlarla bundan yıllar sonra hatırlayacağımız bir adam olarak kalacak Shabani bizim için.

Hagi & Zidane




Dün bahsetmiştim Zidane-Ronaldo - Benfica All-Stars maçından. Sonunda bir torrent linki sayesinde full maçı bulabildim. Maç 88.dakikada sona eriyor gerçi, görüntü kalitesi çok yüksek değil ama buna da şükür. Bazı kısımlarına göz attım maçın, özellikle ''10'' un oynadığı kısımlara. Çok fazla oyunda kalmamış Zidane'ın yerine girip 15 dakika sahada yer alıp yerini Dugarry'e bırakmış.


Hagi gibi gittikten sonra aradığımız bir diğer isim Popescu'da maçta oynayan isimler arasındaydı. İlk yarıda girmiş oyuna, Hierro ile beraber oynamışlar defansın göbeğinde.

Sahaya Traktör Girmesi



Trt3'de yayınlanması beklenen Trabzonspor-Orduspor maçı Meclis'te yapılan görüşmelerden dolayı yayınlanmadı. Yanılmıyorsam 2.yarının ortalarından sonra Trt-4'ten yayına başladılar. Ben Galatasaray maçını izledim ama bu maçı izlemek isteyenleri tv başına oturt, daha sonra toplantı izlet. Elinin altında sürüsüyle kanal var en azından o tarafa kaydır maçı, izlemek isteyenlere saygısızlık yapma.

Gecenin ilk rezilliği buydu, 2.rezillik ise Avni Aker'in zemininin traktörler aracılığı ile temizleniyor bahanesi altında perte çıkartılması oldu. O sahada iyi top oynamış oyuncular, bundan sonra biraz zor toparlar o zemin kendisini. Sahayı bu şekilde temizlemek kimin fikriyse o sahada sabah-akşam koşturmak gerekli onu. Saha Şenol Hoca'nın dediği gibi düzelmez ise zemin Trabzonspor için oldukça büyük bir kayıp olacak.

27 Ocak 2010 Çarşamba

Zidane-Ronaldo Friends - Benfica All-Stars



Biraz geç kalmış bir post oldu, bunun sebebi maçın full halini arayıp bulamam. Ama arayışlarım devam ediyor. Haiti'ye yardım amacıyla yapılan maçta Zidane ve arkadaşları Benfica All-stars takımıyla karşı karşıya geldi. Kimler yokmuş ki sahada. Benfica cephesinde Abel Xavier, Rui Costa, Poborsky, Miccoli'nin yanı sıra Chalana, Magnusson gibi Benfica'nın eski yıldızları Benfica All-stars takımında yer almışlar. Zidane'ın takımında ise Kaka, Figo, Davids, Kluivert, Nedved, Le Saux ve Hagi-Popescu gibi isimler yer almış. 3-3 biten maçta Benfica için Miccoli oldukça olumlu işler yapmış özetlerden gördüğümüz kadarıyla. 53.dakikada Zidane kendisine has çalımlarından birisinin ardından Pires'e asistini yapıp durumu 2-2'ye getirtip yerini Hagi'ye bırakmış. Maçın 10 dakikalık özetine youtube'dan ulaşabilirsiniz. Böyle anlamlı bir maçın bizim kanallardan birisinden özellikle Ntvspor'da yayınlanmasını beklerdim.

Lebron vs. Wade


Dün gece oynanan Miami-Cleveland maçının 2.çeyreği bu iki süperstarın düellosuna sahne olmuş. Devreyi Wade 30, Lebron 22 sayıyla kapamışlar. Sürekli birbirlerinin hamlelerine cevap vermişler, bu işleri yaparken seyirciyi coşturdukları gibi kendileri de oldukça eğlenmişler. Birbirlerine hareketleri ve videonun sonundaki tebessümleri her şeyi anlatıyor. 2.çeyrekte bu kapışmanın meydana geldiğini okuyunca link aramıştım maç için ama bulamadım nette.

İkinci yarı hızları kesilmiş zaten. Wade, 30 attığı ilk yarının ardından 2.yarı sessiz kalıp sadece 2 sayı atabilmiş, maçın sonunda ise maçı Cavs'a vermiş resmen. İlk önce 2 serbest atış kaçırmış, son anlarda ise vermeye çalıştığı artistlik pası Lebron'a kaptırıp, üstüne Lebron'a yaptığı faulle Cavs'ın 92-91 öne geçip maçı almasına yardımcı olmuş.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Ruud'dan Bernabeu'ya veda



Real Madrid'in Malaga'yı 2-0 yendiği maçın öncesinde Hamburg'a transfer olan Ruud son kez Bernabeu tribünlerinin önüne çıktı. Takım arkadaşlarının ve taraftarlarının alkışları arasında yeni takımı Hamburg'a uğurlandı Hollandalı yıldız. Başkan Perez ve Valdano'da veda için saha içerisinde hazır bulundular. Bizim ülkemizde giden nadir isimin arkasından bu şekilde veda törenleri yapılıyor.

Real Madrid maçı Ronaldo'nun 2 golüyle kazandı. 2.golü tam kendisinden beklenen bir goldü. Portekizli tam yapılan eleştirilere cevap verdi derken attığı dirsekle takımını hem bu maç hem gelecek haftalarda yalnız bıraktı.

24 Ocak 2010 Pazar

Nistelrooy Hamburg'da


Adı uzun bir süre Galatasaray'la beraber anılan Hollandalı golcü tercihini Bundesliga ekiplerinden Hamburg'dan yana kullandı. Real Madrid'de geçirdiği 2 harika sezondan sonra bir türlü sakatlıktan kurtaramadı kendisini. Real Madrid kariyerinde oynadığı 97 maçta 64 gole imza atıp Real Madrid tarihinde maç başına 0,67 gol ile en iyi 4.ortalamaya sahip oyuncu oldu. La Liga'da geçirdiği ilk senesinde attığı 25 golle gol krallığına ulaştı. Eredivisie,Premier lig ve La Liga ile 3 farklı ligde gol krallığına ulaştı bu sezonun sonunda. Ayrıca Barcelona ile girilen şampiyonluk mücadelesinde yakaladığı formla Real Madrid'i zirveye taşıyan en önemli isimdi. Ligin son 8 maçında 10 gole imza attı Ruud ilk sezonunda. 2.sezonunda ise kaldığı yerden gollerini sıralamaya devam etti. Ligde 16 gole imza attı ve Real'le beraber 2.sezonunda 2.şampiyonluğuna kavuştu.08-09 sezonuna da çok iyi başlayan Hollandalı 12 maçta 10 gole imza attıktan sonra sakatlanarak sezonu kapadı.


Amerika'ya gidip ameliyat oldu bu süre içerisinde. Bu sezon ise La Liga'da tek maça çıkabildi. Xerez karşısında 78.dakikada Ronaldo'nun yerine oyuna girdi ve bu kısa süreye 1 gol 1 asist sığdırdı. Fakat Hollandalı'yı bekleyen şanssızlık tekrar ortaya çıktı ve Xerez maçı sonunda Ruud'un yine sakatlandığı açıklandı. İspanya'da bulunduğu 4 yıllık süre içerisinde 2 La Liga şampiyonluğu, 1 İspanya Süper Kupa şampiyonluğu sığdırdı. Sezon sonunda biten sözleşmesi, Real'de artık kadroya girmesinin iyice zorlaşması sonucunda transfer olacağı belliydi ve Ruud Van Nistelrooy riskini alan takım Hamburg oldu. Sevdiğim forvetlerden birisidir Ruud ve sahalara tam anlamıyla sağlıklı bir dönüş yapıp gollerini sıralamasının vakti geldi artık.

Luis Filipe



Yaz transfer döneminde Barcelona'nın istediği oyunculardan birisiydi Deportivo'nun Brezilyalı sol beki. Fakat ik takım anlaşamadığı için transfer gerçekleşmemişti. Deportivo'nun bugün oynadığı ve 3-1'lik galibiyetiyle biten maçta talihsiz bir sakatlık geçirdi Filipe. Maçın 49.dakikasında takımını 1-0 öne geçiren golü atarken Bilbao kalecisi Iraizoz'la girdiği mücadelede ayağı kırıldı Brezilyalı oyuncunun.

23 Ocak 2010 Cumartesi

Dışarı atmak mı?

article-0-07F40BDF000005DC-426_468x403

Londra’da ki Arsenal – Bolton maçından bir sahne : Bolton 2-1 önde ve Gallas, açık şekilde faul yaparak topu Mark Davies’ten alıyor. Hakem oyunu devam ettiriyor ve devamında belki de Bolton’ın direncini kıran Arsenal golü geliyor.

Mark Davies daha sonra oyuna devam edemese bile son haberlere göre kendisinin çok önemli bir şey yok.

Bu sahne futbolun çok ilginç bir noktasını hatırlattı bana. İngiltere Premier Ligi hariç – alt liglerinde de böyle mi emin değilim – bildiğim nerdeyse bütün liglerde bir futbolcu yerdeyse tedavisi için top taca atılır, atılıyor. Hatta bazen dışaraya atılmayan top tartışmalar yaratır, bazen de kendi takım arkadaşı yerdeyken dışarı atmayanlar olur.

premierleague

Aslında bu günümüz futbolunun – bu tabiri çok seviyorum – kanayan yaralarından biri. Spormax’te sevgili İbrahim Altınsay’ın hep söylediği bir şey var; İngiltere’de oyuncuların sakatlık nedeniyle topu dışarı atması yasak. Yani durum hakem insayatifinde. Eğer sakatlığı ciddi görüyorsa oyunu durdurabiliyorlar.

sport-graphics-2008_695313a

Oyunun tempo kazanması ve yalancı sakatlanmaların önüne geçmek için güzel bir önlem olsa da sporla ilgili üst düzey kurumlar ve ülke federasyonları sporcu sağlığını her zaman ön planda tutarlar. Hakemin yanıldığı bir pozisyonun faturası yerde ki futbolcu için oldukça ağır olabilir. Her ne kadar ciddi bir sakatlığı ayırt etmek zor olmasa bile, gözden kaçması da olasılıklar dahilinde sonuçta.

Bunun ortasını bulmak biraz zor. Özellikle son zamanlarda bazı takımların haricinde oldukça yavaşlayan oyunu hızlandırmak ve biraz daha zevkli hale getirmek için ufak ama kesinlikle etkili bir adım olabilir topun sakatlık için dışarı atılmasını engellemek.

20 Ocak 2010 Çarşamba

Uefa Team of the Year 2009



Uefa sonuçları açıkladı. Bu isimlerin seçileceği aşağı-yukarı belliydi ama görüntü çok ilginç oldu geçirdiğimiz transfer döneminden sonra. İspanya'da yılın en iyi takımı seçilir gibi olmuş resmen. Geçen senenin 6 kupalı takımı Barca'dan 6 oyuncuya teknik direktör olarak da Pep eşlik ediyor. Bu arada hakkında Manu dedikoduları çıkan Guardiola Barca ile olan sözleşmesini 1 sene daha uzatmayı tercih etti. Real Madrid'de Casillas-Kaka ve Ronaldo üçlüsünü kadroya sokmuş. Tabi Kaka ve Ronaldo'nun geçen sezon Real Madrid'de yer almadıklarını atlamamak gerekiyor. Onuru Casillas kurtarmış diyebiliriz Real cephesinde. Barca'nın 6 oyuncusundan birisi ise Zlatan onunda Inter performansı ile kadroda yer bulduğunu söylemek gerek. Kadroda kendisine yer bulan diğer 2 oyuncu ise Premier Lig'den. Puyol'un yanında Terry ve sol tarafta Patrice Evra ile kadro tamamlanmış oluyor.