19 Mart 2009 Perşembe

Nefis

Al koltuğunun altına, gideceğin yere set halinde beraberinde götür, %100 Türk ürünü.
Yaz gelsin artık.

Neredesin sen?

Yılmaz Vural nerelerde yahu? Kaç zamandır sesi soluğu çıkmıyor, kötü taklitleri yerine orjinalini görmeyi özlüyoruz.

16 Mart 2009 Pazartesi

Zlatan # 5


Blogda en fazla postta yer verdiğimiz adam Zlatan. Dün oynanan Inter-Fiorentina maçında takımının 2 golüne imza atarak takımına galibiyeti getirmiş. İlk golde yine havada süzülmüş resimde görüldüğü gibi daha sonra pozisyonun devamında golünü yapmış. Maçın sonunda ise kaleye 32 metre uzaklıkta, frikikten asmış topu Frey'in koruduğu kaleye. Daha öncede yazmıştım eskiden saha içinde hareketlerine gıcık olurdum. Artık özel hayranları içerisinde yer alıyorum bu adamın.

Gollerini görmek için ;

1-0
2-0

Trabzon 2-2 Galatasaray


Dün akşam şu halinle bile koşmaya, basmaya çalıştın ya sana ne desem boş. İşte bu yüzden bizim için en önemli adamsın, sahadaki bizsin. Bir gün gideceksin buralardan belki ama sen hep böyle oyna.. Arman için, forman için, bizim için ...

İnsan sıfatındaki Hüseyin'e ve Egemen'e de birşey diyemiyorum. Hele Egemen ... ilk tekmeyi attın yetmedi bir tane daha salladın Arda'nın dizine Allahtan gelmedi, bir de onca tekmenin ardından ne yaptım hocam diye ağlar gözlerle oynadığın tiyatro var ki çok fena ya. Bunca sene geçti bir gram ilerleme yok. Artık insan demeye de dilim varmıyor.

Maç başlamadan Bülent'in Lincoln'ü yedek bırakması maça damgasını vuracak haber olarak karşımıza çıktı. Burada benim sözüm geçer demenin belki de başka bir uygulaması olmalı. Büyük kaptan sahadaki direnç adına oyunculara büyük bir özveri aşılarken tecrübesizliğin verdiği hataları sık yapıyor, özellikle oyuncu değiştirme konusunda bunu sıklıkla gösteriyor. Maçın başlamasıyla Yunus Yıldırım'ın show yapacağı daha dördüncü dakikadan belli oldu. Song'un Baros'u son adam olarak düşürmesine devam diyerek Trabzon'un neredeyse tüm maçı 10 kişi sürdürmesini engelledi. Hemen ardından da klasik olarak Sabri'nin adam kaçırmasıyla birlikte grip olan Yattara'nın yerine oynayan Alanzinho'nun nefis golü geldi ki vuruş hakikaten çok şıktı bunu da belirtmek lazım. Sonrasında dengeye gelen oyunda Yunus Yıldırım bu sefer de Alanzinho'ya yapılan net faulu gözünün önünde olmasına rağmen görmeyerek skorun dengeye gelmesini sağladı. Sonrası Trabzonsporlu oyuncuların neredeyse her karara büyük isyanı ve Baros ve Alanzinho'nun kendini yere atma yarışması yapmasıyla devam etti.
İkinci yarıda ise yağmurla birlikte oyunda biraz hızlandı ve karşılıklı ataklar iyice arttı, bu dönemde Trabzon seyircisinin 61.dakika kutlamaları kendi takımını baltaladı. Ben de bunu anlamıyorum takımın baskı kurmuş korner atıyor, rakip defans bunalmış sen sahaya balonlar konfetiler yağdırıyosun ve oyunu 4-5 dakika durduruyorsun peki amaç nedir ? Trabzon'lu ve Galatasaray'lı oyuncular bir ara top toplayıcı çocuklar gibi balon topluyorlardı. Tabi bunun devamında konsantrasyon sağlayıp baskı kurulmasını da beklememek lazım. Bu balon zırvalığının hemen ardından da gene Baros vurdu bu sefer Song çizgiden çıkardı ama Arda dönen topu tamamladı ve Galatasaray'ı öne taşıdı. Bu golün de tam "Avrupa fatihiymiş Galatasaray" diye tezahürat sürerken gelmesi de kaderin cilvesi olsa gerek. Bu dakikadan sonra aslında yapılması gereken orta sahada top tutacak birini oyuna sokup, sahada amaçsız koşular yapan Ümit'i çıkarmaktı ama Şaş ?? çok gereksiz bir hamleydi ki zaten sonrasında orta saha üstünlüğü direk rakibe geçti. Yaser- Baros değişikliği daha da bir enteresan olsa da Yaser'in sahada zaten dengesiz olduğu her halinden belli olan hakem varken böyle bir kırmızı görmesi affedilir cinsten değil. Kırmızı'dan sonra Galatasaray kapanıp maçı bitirmeye çalıştı ki bu arada Arda'nın seke seke 7-8 dakika oynaması bu arada Bülent'in değişikliğe gitmeyip takımı 9 kişi bırakmasıyla Colman 2-2'yi yakaladı ve Trabzon adına günü kurtaran adam oldu.

Yunus Yıldırım'ın kendisine defalarca "çek git burdan sevgili hakemciğim, bakınız istirham ediyorum" diyen Gökhan, Hüseyin, Egemen'in bu hareketlerine bir tane bile kart çıkarmayarak eyyamcılığın kralını yaptı bu kadar mı korkak olunur yahu, şu maçı Trabzon'un 11 kişi tamamlaması, Hüseyin ve Egemen'in atılmaması futbol adına Yunus Yıldırım mucizesidir. Yazık seni hakem sananlara.
Hafta içinde Hamburg deplasmanında 10 kişi oynayıp oldukça yıpranan Galatasaray'ın bu maçta bu kadar efor sarfetmesi gerçekten şaşırtıcıydı. Umarım bu performans Hamburg maçında yorgunluğa sebep olmaz.

14 Mart 2009 Cumartesi

R.I.P

Bill Davidson - Detroit Pistons'ın başkanı 86 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Huzur içinde yatsın

Fernando Meira basın önünde


Zenit'te 3 numaralı formayı seçmiş Meira. Bu yoğunlukta kendi sitesini güncelletmeyi unutmuş.

13 Mart 2009 Cuma

Mourinho

Terkeden sevgilinin ardından bakarcasına .. Fonda'da Orhan baba çalsa cuk otururmuş.

Bülent abi geçen resimlerini koymuştu bir tane de ben ekleyeyim dedim.

12 Mart 2009 Perşembe

Hamburg 1-1 Aslan Parçaları

Şu maçın izahı aslında ne kadar zor. Bu hafta herkes bu maçı konuşuyor ve maça ait endişelerinden dem vuruyordu. Hamburg'un Bundesliga'daki iyi gidişinin ardından son maçlardaki aldığı kötü sonuçların bu maçta onları daha çok hırslandıracağı ve bu maçta ciddi bir patlama yaratarak Galatasaray'ı perişan edeceği yazıldı çizildi. Açıkcası bu konuşmalar bir yere kadar fazlasıyla havai olsa da bir tarafta da takımın omurgasının olmayışı ( Servet, M.Topal, Baros) biraz endişe yaratıyordu. Bülent hoca'nın kadrosu eldeki oyuncuları düşününce gayet yerindeydi, sadece Volkan'ın Arda'nın arkasına çekilmesi ve işleyen düzenin bozulması tartışma yaratsa da sonuçta hocanın takdiri ve saygı duymak lazım. Maça gelince Baros'un yokluğunda elde kalan Ümit ve Nonda olunca, topu ileriye taşıyan bir oyuncudan ziyade devamlı yaslanan ve geriye oynayan bir forvetle oynamak zorunda kaldık. Bu tabi ki geride eksikleri olan bir takım adına ciddi bir handikap yarattı. Lincoln golü yaratan adam oldu defanstan çıkardığı top ve sonrasında Ayhan'a topun biraz şansla da olsa gelmesini sağladı. Sonrasında Ayhan'ın vuruşu çok güzeldi ama ben bunu bilerek çok da bilerek vurduğuna inanmıyorum açıkcası ama yine de Türk futbol tarihinin 1000. golünü bu sezon ki formuyla atması ona çok yakıştı. Tebrik edelim kaptanı bir kez daha.

İlk yarı De Sanctis'in de ekstra katkısıyla 1-0 önde girince ikinci yarı maçı 15 dakika tutabilsek herşey değişik olacaktı ama ne olduysa bu period'da oldu. Hamburg'un golü vuruş net olmasına rağmen o topun oraya öyle gelmesi büyük şanstı ev sahibi adına. Bu dakikanın ardından Nonda'nın kaçırdığı bir gol var ki hakikaten kalan sabır taşlarını çatlatma adına Nonda herşeyi yapıyor. Golü atsa bu iş net olarak biterdi. Bu pozisyonla belki de turu tamamen aralayacakken bir anda olay tersine döndü ve rövanşta bizi en çok zorlayacak şey oldu, takımın elde kalan son stoperi Emre Aşık kırmızı gördü. Devamında benim açımdan maçın en ilgi çekici hamlesi geldi. Ben Kewell'ı bir anlık olarak stopere geçtiğini düşünürken Avustralyalı Çanakkale geçilmezde bir Anzak olarak kaldı. Gerçekten enteresan ve şaşırtıcı bir hamleydi. Tecrübesiyle orda hiç oynamamasına rağmen birçok yerinde hamle yaptı Kewell ve sanırım bu maç ileride torunlarına anlatacağı bir maç olarak kalacaktır.

Son 30 dakika 10 kişi kalmış ve stoperi Kewell olan bir takıma karşı Hamburg'un normal şartlarda farka gitmesi gerekirdi ama sanırım Galatasaray'ın ismi ve sahaya koyduğu emek burda devreye giriyor. Birçok kişi yarın çok şanslılardı vs yazacak da olsa şans çalışanın yanındadır demek lazım. Hamburg'un bu dönemde girdiği 3 çok net gol pozisyonu var ve Oliç özellikle inanılmaz bir golü kaçırdı. Son dakikaları sağ salim bitirerek rövanş maçı için çok iyi bir avantaj elde ettik. Ali Sami Yen'de Hamburg bizi zor yener keza yanında bir de her hakkını onlardan yana kullanacak bir hakem olmayınca işleri burda zor olacak.

Maçın hakemine de sözüm var, tüm takdir haklarını Hamburg'tan yana kullandı ve Arda'ya atılan kafayı es geçti, penaltıyı veremedi, Hamburg'a kırmızıyı bir türlü veremedi ki Emre'nin atılmasının son adam tartışması yapılsa da ( bence kırmızı ) sonrasında verilemeyen kırmızılarla maça gölge düşürdü.

Maç bitiminde bir çok yorumcu Semih'in oynamamasını anlayamadıklarını böyle dönemler için kadroda olduğunu söylediler. Bülent'in ilk maçını da böyle oynadığını aynı şansı ona da tanıması gerektiğini söylediler. Burda itirazım var bazı farkları da ısrarla görmemezlikten geliyorlar. Bülent'in oynadığı ilk Monaco maçında rövanştaki cezamız nedeniyle dışarda oynuyorduk ve takımda Cüneyt, Erhan gibi isimlerin yanına Bülent oyuna girmişti ( ki ondada Weah'ı kaçırıp golü yediren adamdır Bülent), e şimdi deplasmanda üstelik takım eksik ve defansta sıkıntılıyken Semih'i oyuna mı sokmalıydı bunu da sormak istiyorum, 18 yaşındaki birisinin yanında onun olası hatalarını kapatabilecek birisi yokken yedirebileceği bir golün vebalini üstlenebileceğini düşünmeleri de enteresan.


1-1 bunca olumsuzluğun ardından çok iyi bir sonuç Galatasaray adına. Rövanş maçının arasında Trabzon maçının olması ligin gidişatı açısından kötü bir dönem ama Galatasaray bu tip zorlu dönemleri iyi aşan bir yapıya sahiptir ki umarım bu sezonda öyle olur. Ali Sami Yen'de Baros'un olacağı bir forvet yapısı Hamburg'u çok çok daha zorlayacaktır.

Kadıköy'e doğru bir adım daha attık. Gerisi önümüzdeki haftaya.

11 Mart 2009 Çarşamba

Güle Güle Meira

Transfer edildiğinde isim olarak çok iyi bir transferdi Meira. Uyum sağlarsa Servet'le beraber korkutucu bir ikili olacağı görüşü vardı kağıt üstünde. Kağıt üstünde beklenenler gerçeğe yansımadı ve benimde büyük umutlarım olmasına rağmen bir türlü beklenen performansı veremedi. Zenit'ten gelen 6 milyon euroluk teklif sonucu takıma veda etti. Yarın oynanacak Hamburg maçı olmasa veya Servet-Emre Güngör ikilisinden birisi sağlam bir şekilde kadroda bulunsalar, çok itiraz edilmeyecek bir satışa imza atmış olacaktık. Uzun bir zaman sonra oyuncu satışından para kazanmış olduk Meira ile. Takımın iç dinamiğini, maddi durumu çok iyi bilmiyoruz. Hedefi Kadıköy olarak koymuş bir yönetim, tamam hadi satalım diyerek hemen satmamıştır Meira'yı, bizim düşündüğümüzden çok daha fazla-ayrıntıları ile düşünmüşlerdir.

Şimdi merak edilen is yarın defans kurgusunun nasıl olacağı. İki alternatifi var Kaptan'ın. Birincisi ve bence büyük çoğunluk tarafından görülmek isteneni Semih Kaya'nın ilk 11'de yer bulması. Malatyaspor maçında son 2-3 dakika forma şansı bulan genç oyuncudan ileriye dönük beklentiler çok yüksek. Bu maçta oynarsa,yapacağı bir hata kesinlikle Semih Kaya'nın hanesine yazılmayacaktır. Aynı şekilde Kaptan’ın yapacağı tercih de sonuç ne olursa olsun kendisi adına olumsuz bir iş olmayacak. Diğer alternatif ise Hakan Balta'nın stopere çekilip Volkan-Alpaslan ikilisinden birisinin sol beke çekilmesi. Özellikle Volkan'da görülen inanılmaz düşüş ve Hakan Balta'nın Arda'nın performansına kattığı olumlu ivmeyi düşünürsek benim tercihim ve isteğim nasıl oynarsa oynasın Semih'i yarın ilk 11'de görmek olacak.

9 Mart 2009 Pazartesi

Ronaldo Golle Buluştu



Corinthias formasıyla çıktığı 2.maçında golle buluştu Ronaldo. Takımına 90.dakikada attığı golle beraberliği getirdi. Marca-As-La Gazzetta gibi gazetelerin internet sitelerine düştü gol haberi ve fotoğrafları. Sevmeyeni yoktur büyük olaslıkla. Sahalara dönüşü kadar attığı golün haberi de yüzümüzü güldürdü Fenomeno'nun.

7 Mart 2009 Cumartesi

G.Higuain

Higuain, akşam oynanacak derbi öncesinde stres atmak için Simpsons'ların yanında bulmuş kendisini.

5 Mart 2009 Perşembe

Balotelli uçtu...


Sampdoria'nın Inter'i 3-0 ile geçtiği Tım Cup mücadelesinin en dikkat çeken anlarından birisiydi Balotelli'nin sakatlandığı an. Resmen uçarak geldi ama sonu kötü bitti genç oyuncu için. Direkle bütünleşti bu kısa mesafeli uçuşunun ardından. 2 dakika sonra ise yere yığılarak oyunu terk etmek zorunda kaldı.

Olayın görüntüsü için ; tıkla...

San Mames'te Parti



Kral Kupası yarı final rövanş maçları bu akşam oynandı. A.Bilbao 2-1 yenildiği ilk maçın rövanşında Sevilla'yı ağırladı. 36.dakikada buldukları 3 golle turu getirmişler. İlk maçtada son dakika yıkılmışlardı Acosta'nın golüne engel olamayarak. Maçtan sonra saha ana-baba gününe dönmüş doğal olarak. Finalde rakipleri ise Barcelona oldu. Mallorca ile 1-1 berabere kalarak adını finale yazdırdı Barca.

Kral Kupası'nı en fazla kazanan iki takımın mücadelesi olacak final. Barca daha önce 24 kez uzandı bu kupaya, en son 1998'de finale çıkıp kazanmışlardı. Bilbao'nun ise 24 kupası var ama resmi olarak 23 sayılıyor. Son şampiyonlukları 84 yılında. Finale ise en son 85 yılında çıkmışlar, bir anlamda 24 sene sonra yeni nesilin göreceği ilk Kral Kupası finali. Final maçı 13 Mayıs'ta Valencia'da oynanacak.

4 Mart 2009 Çarşamba

Pesimist EP


1-Ateşten Gömlek
2-Muamma
3-Hep taarruz var
4-Fırtına ve Şimşek
5-Cümle Mühendisi
6-Aşk Yok Artık
7-Şikayetname
8-Kırık Çocuk (orijinal versiyon)
9-Dil Yaratmakta En Asil Silahları
10-Marifetname
11-Droppin’em
12-Kırık çocuk (Mickolodium Mix)
13-outro- Drama Turnz
.
Sago'nun internette sunduğu, albümlerde olmayan toplama bir albüm. Arşivlik olması için hazırlansa da Pesimist EP'lerin bir çok kişiye ilk defa ulaşacağı aşikar.
.
Tavsiye ...

İstersen donatalım dört bir yanı bayraklarla


Büyük Galatasaray Taraftarı!

Bilindiği üzere futbol takımımız UEFA kupasında, Kadıköy’de ki final yolculuğunda Hamburg ile çok önemli 2 maç yapacak. Biz Galatasaray Taraftarı bu yolculukta Ali Sami Yen’de üzerimize düşenleri yapabilmek adına harekete geçtik.
Daha önce 2 kez gerçekleştirdiğimiz BAYRAKLANMA HAREKATINI yeniden başlatıyoruz. Şampiyonlar liginde oynadığımız PSV maçında 500’e yakın dev bayrak yaptırmış ve yıllarca taraftar jeneriklerini süsleyen muhteşem bir görüntü elde etmiştik.
Şimdi sıra Ali Sami Yen’i bayraklarımızla donatmaya geldi...
Haydi Galatasaray’ın büyük taraftarı yine yeniden !

İletişim Bilgileri:
Mail ve Msn adresi : bayrakiletisim@hotmail.com
Kampanyaya katılmak için gerekli tüm bilgilere bu mail adresinden ulaşabilirsiniz.
.
" Çorbada bizimde tuzumuz olsun diyenlere "