2 Mayıs 2010 Pazar
Atletico'da Hedef Çifte Kupa

Sezon başında sürdürdükleri kötü gidiş sırasında Atletico'nun 2 kupada final oynayacağını kimse düşünmüyordu. Fakat onlar sessiz ve derinden gelerek hem Kral Kupası'nda hem Avrupa Ligi'nde finale çıktılar. 1 hafta arayla 2 final maçına çıkacaklar. Bu hafta, hatta şu dakikalarda Sevilla ile ligde karşılaşıyor Atletico ve ilk yarı sonunda 3-1 yenik durumda. Sevilla provası güzel geçmiyor Atletico adına.
29 Nisan 2010 Perşembe
Finale Son Adım
Rezalet geçen bir sezon ama İspanya Kupası finali ve Europa League’de final şansı. Büyük takım olmak böyle bir şey sanırım. Ama hiç bir şey garanti değil henüz. Bu takım sezonu iki kupa ile de kapatabilir, sıfır da çekebilir.
Finale son adım da kişisel olarak sevmediğim bir takımın deplasmanına gidiyor Atletico. İlk maçta mükemmel bir oyun ortaya koymasa bile kazanması bu maç için avantaj sağladı. Bu sezon Europa League’de deplasmanda öyle ya da böyle hiç yenilmedi ve bu rütbeyle, bu istatistikle çıkacak Atleti Anfield’a.
Benitez ‘Bir çok takımın imrendiği bir yerdeyiz, ligde 4. lük için yarışıyoruz ve hala bir Avrupa Kupası kazanma şansımız var.’ demiş. Juve’ye gitmeden dalga geçmeye çalışmış yoksa ciddi mi bilmiyorum ama Liverpool’un hedefi hiç bir zaman 4.lük ya da Europa League kazanmak olmamıştır bence.
Kadroları genelde bir iki fireye rağmen doğru tahmin eden Marca’ya göre Benitez Babel’le başlayacak bu sefer. Atletico’da sadece Tiago oynayamıyor bu kupada. Onun dışında as kadro. Fakat Liverpool, Torres’siz başlayacak yine. Yine Marca’ya göre Kuyt tek forvet. N’Gog ise dışarıda kalan isim olmuş, doğal olarak. Etkisizdi. Atletico’da sistemsel bir değişiklik yok. Flores, Mourinho’nun dün geceki savunmasından biraz ders alabilmiş mi yoksa yine kendi bildiğini mi okuyacak göreceğiz.
Jose Mourinho...

27 Nisan 2010 Salı
Barcelona - Inter

Barca 3-1 kaybettiği ilk maç sonrası maç hakkında hakemlerden dert yanmıştı. Hakemin Portekizli olmasını gündeme getirmişlerdi. Maç günü yaklaştıkça motivasyon çalışmaları hızla devam ediyor Barca cephesinde. İlk önce Nou Camp'a gelecek olanlara gerekli gaz verme işlemini yaptılar. İtalya'daki gibi bir ortam sağlayabileceklerini sanmıyorum ama güzel deneme. Maça 24 saat kala bugün gazetelerin ilk sayfasında Pique'nin resmi vardı. Tek hedef Madrid'de final oynamak. 3-1'den turu hemde Jose Mourinho gibi bir adamın takımına karşı çevirebilirler mi, yarın akşam göreceğiz. Gönlümüz tabi ki Jose'den yana. Pazzini'nin jestiyle İtalya'da tekrar liderliğe yükselen Inter'de gözler 3 kupayı müzeye götürmek.
26 Nisan 2010 Pazartesi
Maxi Lopez & S.Canales
TSL Kader Maçı #2
Sezonun kritik maçlarından bir diğeri bu hafta oynandı ve ligin kalan 3 haftası şekillendi. Beşiktaş ve Fenerbahçe’yi İstanbul’da mağlup eden Bursaspor, Galatasaray’a aynı tarifeyi uygulayamadı.
Bu maçtan önce aslında sonucu bu maçı etkileyebilecek bir maç oynandı yine İstanbul’da. O maçı mükemmel oynamasa bile Fenerbahçe kazanmayı bildi. Yılmaz Vural’da Daum’la arasında ki buzları eritmiş, bu da o maçtan bir not olsun.
Maçta çok net bir pozisyonda Aykut’a takılan Ömer Erdoğan maçtan sonra ‘O maçın bizi etkilememesi lazım, biz her maçımızı kazansak şampiyon oluyorduk’ dese dahi yine de o maçın sonucuna göre farklı taktikler gibi düşünceler oluşabileceğini ve o maçın da etkili olduğunu itiraf ediveriyordu.
Her şey bir tarafa saha içinde ki mücadele görülmeye değerdi. Maçın başından beri top bir o kalede bir öbür kaledeydi. Bursaspor Sercan ve Volkan gibi hızlı oyuncularından faydalanmayı düşünüyordu. Bu oyunculara göre nispeten yavaş, pivot özellikli Turgay ise kulübede kalıyordu. Galatasaray’da Rijkaard ise Neil ve Hakan Balta’yı stoperde kullanıp beke de Caner’i koyuyordu son maçlarda olduğu gibi. Caner her ne kadar hücumcu bir bek olarak iyi bir seçim olsa bile iş orta yapmaya geldiği zaman, dün işler hiç iyi gitmedi. Bursaspor ve Galatasaray’ın çok net bir çok pozisyonu içinde ilk yarının son dakikasında Volkan’ın yakın mesafeden topu tribüne dikmesi sanırım ilk yarının en net pozisyonuydu.
90 dakikayı 3’e bölersek maçın son bölümünün başlangıcında önce Ömer Erdoğan’ın kafa şutunu yakından Aykut çıkarıyor, hemen arkasından ise Keita’nın vuruşunda önce Ivankov sonra çizgi üzerinde Ali Tandoğan gole izin vermiyordu. Son 15 dakikaya kadar mükemmel bir tempoyla giden karşılaşmanın keyfini ise Bünyamin Gezer kaçırıyordu. Önce Neil’i sonra aradan dakika geçmeden, top oyuna girmeden Zapo’yu atıyordu ve takımları bu dakikadan itibaren daha kontrollü oynamak zorunda bırakıyordu.
Nitekim işin sonunda standartın üzerine çıkan iki takım puanları paylaştı. Bursaspor yarışta geriye düştü. Galatasaray ise yeni stadında Şampiyonlar Ligi oynama şansını büyük oranda yitirdi.
25 Nisan 2010 Pazar
Kaka Geri Döndü

Sezon başından bir türlü istenen forma ulaşamayan Kaka, son zamanlarda sakatlığı sebebiyle kadroda yer alamıyordu. Real Madrid'de hiç aramadı Brezilyalı yıldızın yokluğunu bu süre içerisinde. Benzema ile birlikte sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu oyuncu performansları açısından. Yoksa Real'in bu sene hayal kırıklıkları bayağı fazla. Kral Kupası-Şampiyonlar Ligi ve El Clasico yenilgileri. Bu gece sahaya geri döndü Brezilyalı yıldız. Maçın 76.dakikasında Gago'nun yerine oyuna girdi ve takımının galibiyet golünü Zaragoza ağlarına gönderdi. Kaka, La Liga'da 25.haftadan sonra ilk kez forma giydi.
20 Nisan 2010 Salı
Barcelona’nın Bernabéu’da Final Oynaması
Düşüncesi bile deli etmiyor mudur Real Madrid taraftarını? Marca bugün bunu engelleyecek adam olarak Jose Mourinho’yu göstermiş. Barcelona’yı elerse Inter, Jose’nin de yolu geçecektir elbet Real Madrid’den. Florentino Perez unutur mu bu kıyağı?
Inter’in muhtemel kadrosunun İtalya Derbisi kadrosundan bir farkı yok. Barcelona’da Andres Iniesta yok. Gruplarda iki takımın maçı al gülüm ve gülüm şeklinde geçmişti. Bu sefer daha iyi durumdayız demiş Jose Mourinho. Zafere giden otobüste ise Guardiola moralleri yüksek tutmaya çalışıyor. Bence o kadar yolu Otobüsle gelmek biraz farklı hissetirmiştir, sonuçta bu adamlar feel like a star durumuna alışık. Barcelona’nın Şampiyonlar Liginde deplasman performansı ligdekine benzemiyor,sonuçlara göre biraz zorlandıkları açık. 1 galibiyet 4 beraberlik herhalde Barcelona’ya göre biraz kötü bir performans.
Star maçı yine yayınlamıyor. Bir çok platformda gösterilen tepki ve atılan mailler işe yaramamış demek ki. Maçı Rai Uno yayınlayacak ve Digiturk’te 101. kanalda Rai. Ama bu tip uluslararası maçlarda yayın kesiliyor. Yine de maçtan sonra açılırsa en azından maç sonu programını ve muhtemelen özeti izleyebiliriz Star’da gece 1 buçuğu beklemektense. Ne desek bilemedim.
19 Nisan 2010 Pazartesi
TSL Kader Maçı #1
Dün akşam ki derbiye damgasını vuran olay. Fenerbahçe maçı kazandı ama Bilica bu hareketiyle derbinin de önüne geçti. Maçın hakemi Hüseyin Göçek'in kalabalıkta göremediğini varsaysak bile yardımcının nasıl görüp müdahale etmediğini anlayamadık!
Ligde kalan 4 haftayı şekillendirecek bir maç oynandı Kadıköy'de. Fenerbahçe kazandı ve hem bir rakibini ekarte etti, hem de moral buldu. İlk yarı topa hakim olan taraftı kesinlikle. İkinci yarı bu üstünlüğünü kaybetse de Beşiktaş’a da bir tartışmalı penaltı pozisyonu ve bir penaltı hariç pozisyon vermedi.
Fenerbahçe sistemsel olarak zaten stabil bir takım. Beklenmedik bir taktiksel değişiklik ya da sürpriz bir oyuncu yoktu sahada. Alex yine klasik oyun kurucu rolündeydi, yine fark yarattı çok erken gol atıp. Böyle maçlarda erken golü bulan şüphesiz ki avantajlı oluyor. Alex'in kendisinin de dediği gibi attığı gol Beşiktaş'ın taktiğini ekarte etti. Beşiktaş'ta ise Denizli her ne kadar böyle maçlarda takımla oynamayı sevse de dün akşam, genel olarak oynattığı taktiği oynattı. Sadece İsmail tercihi biraz garip oldu, uzun zaman oynamadığı için ama fena da oynamadı Köybaşı.
Mustafa Denizli'nin maçtan sonra hakeme kızmaktan fırsat bulabildiği kısıtlı saniyelerde defansif sayılabilecek bir taktikle neden oynadığını da açıkladı. Fenerbahçe'nin yediği gollerden sonra paniklediğini ve iyi oynayamadığını ve önce rakibi yorup sonra 60’ civarında atılacak bir gol hedeflediklerini anlattı. Maçın başında bu düşünceyle sahaya çıktıklarını söyledi.
Alex'in nispeten bireysel becerisi ile attığı gol olmasa amacına ulaşabilirdi. Gole rağmen de ulaşabilirdi ama sonuçta olmadı.
Türkiye'de derbilerde Sergen, Alex, Tümer işte Hagi gibi adamlar maç alıyorlar. Dünyada artık böyle değil belki ama Süper Ligde durum böyle gibi görünüyor. Beşiktaş'ta öyle bir adam yoktu. O görevi yapmaya çalışan Almanlar vardı ama kesinlikle asli görevleri ve yetenekleri bu değil. Misal beğenmediğim Delgado bile deplasman derbilerinde gol atıp, asist yapıp skora etki etmiştir. Beşiktaş'ta bu eksikti. En azından dünkü maç için Fenerbahçe'nin kazanma nedenlerinden biri buydu.
Mantıksal çerçevede Beşiktaş'ın herhangi bir şampiyonluk şansı kalmadığı açık. Aynen bu hafta olduğu gibi ligin son grafiğini çizecek bir diğer maç haftaya oynanacak. Kader maçı#2 ise Galatasaray vs Bursaspor olacak. O maça göre her şey olur artık bu ligde.
Spartacus : Blood and Sand

İlk sezonunun bitimiyle favori dizilerim arasında üst sıralara çıktı Spartacus. İlk bölüm itibariyle izlenebilir ama çok fazla takipçisi olmaya gerek yok demiştim dizi hakkında. Bunda kullanılan efektlere alışmamış olmamın etkisi büyüktü tabi. Fakat bölümler geçip, karakterleri tanıdıkça, alt yazı çıktığı anda izlerken buldum kendimi. Zaten son bölümlerde inanılmaz bir tempo yaratmışlardı dizide, sezon finaliyle beraber zirve yaptılar. İzlediğim en sağlam sezon finaliydi. Çok fazla yazmak istemiyorum sezon finali hakkında, birisi denk gelir vs. tüm zevki kaçar. Sabah 5 civarı izlediğim bölümden sonra acayip gaza gelmiş hissettim kendimi.


17 Nisan 2010 Cumartesi
Maicon

Maicon, sezonun en güzel gollerinden birisine imza atmış Juventus karşısında. Inter'in maç fazlasıyla liderlik koltuğunu almasının en önemli yardımcısı oldu bu gol. Şimdi gözler pazar günü derbiden çıkacak sonuçta. Roma derbisinden Lazio'nun puan çıkarmasını bekliyor Inter.
16 Nisan 2010 Cuma
Messi = 27 - Espanyol = 26
