7 Mart 2010 Pazar

Son Dakikaların Kurbanı : Kasımpaşa


Son dakika gollerinin sevinci ve üzüntüsü çok uçlarda yaşanır. Yakın tarihte benim aklıma gelen en üzücü son dakika golleri, geçen sene Kayseri'den Sami Yen'de yediğimiz gol ve bu sene yine Sami Yen'de Belediye ve Atletico tarafından Galatasaray ağlarına gönderilen toplardı. Hasan Kabze'nin, Servet'in veya Serkan Çalık'ın attığı gollerin sevinci de üzüntüler gibi en uçta yaşanıyor. Tarihten de bir çok örnek verilir, hatta son dakikalar deyince ilk akıllara Manu-Bayern finali gelir. Bir başka örneği bu gece Real-Sevilla maçında gördük. Ligimizde bu sene son dakikalardan yada daha doğrusu maçın son bölümünden en fazla etkilenen takım Yılmaz Vural'ın Kasımpaşa'sı.

- 6.haftada Galatasaray karşısına çıktı Kasımpaşa kendi evinde. İlk yarıdaki Ali Güneş'in kaleciliğini hesaba katmazsak 1-1 giden maçın 89 ve 90.dakikalarında Nonda'nın attığı 2 gol Galatasaray'a 3 puan getiriyordu.

-11.haftada Eskişehir önünde son 5 dakikaya 1-0 önde girmişlerdi, 86'da Burak'ın attığı golle 1 puana razı oldular.

-12.haftada Ankaragücü deplasmanında 1-0 geriye düştükleri maçta 82.dakikada Moritz'in golüyle 2-1 öne geçmelerine rağmen bu sefer Meye 89'da durumu 2-2'ye getirmiş. Paşa, yine 3 puan yerine 1 puana razı olmuş.

-16.haftada Diyarbakırspor önünde 86'da üstünlük golünü bulan taraf Kasımpaşa. Maçın skorunu ise 90.dakikada penaltıdan golü atan Diyarbakırlı Şener belirliyor. Son dakikada giden 2 puan daha.

-19.haftaya geldik. Paşa, 86.dakikaya girerken Antalya önünde 2-0 önde. Maç sonucu 2-2. 87'de Veysel, 89'da Necati atıyor Antalya'nın gollerini.

- 24.hafta Kasımpaşa,Kayseri'yi ağırlıyor. Daha ilk dakikada Yekta durumu 1-0'a getiriyor. 46'da Merthan ile 2-0'ı buluyorlar. 90.dakikaya 2-1 önde girerken yine 90.dakika sendromu ve gol Abdullah. Maç 2-2 bitiyor.

- Kasımpaşa ligin 7.haftasında ilk puanını Kayseri'ye karşı aldıktan sonra sadece 3 mağlubiyet aldı bu zamana kadar. Beşiktaş-İstanbul Belediye ve Galatasaray maçları. 7 galibiyetleri var, 1 tanesi Ankaraspor'a karşı alınmış hükmen galibiyet.

- 7 beraberliğin 5 tanesini yukarıda yazdım zaten. Bir tanesi ise yine 2-0 öne geçtikleri Sivas maçında. Onda beraberlik golünü 74'te yiyorlar. Şu anda 28 puanla 12.sıradalar. 3 puan daha eklenecek hanelerine Ankaraspor'dan. Hafta içi ise Bursaspor ile erteleme maçları var. Bir hayal kurup Kasımpaşa maçlarının son 5 dakikalarını oynanmamış saysak Kasımpaşa hanesine 11 puan daha ekleyecekti bu sene.

- Bu son dakika golleriyle kaybettikleri puanları çok aramazlar umarım sene sonunda. Önlerinde Bursa-Beşiktaş-Trabzon-Fener ve küme düşme hattındaki rakipleriyle oynayacakları maçlar var.

Yeni Lider Real Madrid

Harika bir maç izletti bu gece beyaz formalılar. Barcelona'nın Almeria deplasmanında 2-2'lik beraberlikle 2 puan bırakmasının ardından Sevilla karşısında alınacak galibiyet Real Madrid'i La Liga'da averajla liderliğe yükseltecekti. Bu niyetle başlanan maç 9.dakikada Xabi Alonso'nun kendi kalesine attığı golle yerini şaşkınlığa bıraktı. Zaten Sevilla'nın ilk 10 dakikada topa sahip olması onlara bu golü getirdi, maçın geri kalanında topa bu kadar fazla sahip olamadılar Real'in baskısı karşısında. Real Madrid, Ronaldo-Higuain ve iki beki Ramos-Arbeloa ile ilk yarıda sürekli zorladılar Sevilla ceza sahasını ama işi bitirecek hamleler gelmedi bir türlü. Güntekin Onay'ın ısrarla Arbeloa'yı yanlış telaffuz etmesi ilk yarının bir diğer ayrıntısıydı. İkinci yarının başında Sevilla, Casillas'ın hatasından faydalanarak skoru 2-0'a getirdi. Kendileri bile beklemiyordu Drago'nun yaptığı ortanın kalede Casillas varken ağlarla buluşmasını.


2-0'dan sonra Palop ve kale direkleri ile Real Madrid'liler arasında geçen bir karşılaşma vardı. 6-7 gol bulabilirdi Real 2-0'dan sonra yakaladığı pozisyonlarda. Özellikle Higuain aldığı,yüzünü kaleye döndüğü her topta tehlike yarattı. Tribünde purosunu içen Maradona büyük keyifle izlemiştir oyuncusunu ama neden daha önce bu adamı seçmedim diye sorması lazım kendisine. Pellegrini'nin Guti-Van Der Vaart hamlesi oyunun karşı sahaya iyice yıkılmasına sebep oldu. Guti, yine zekasını konuşturdu verdiği paslarla, oyunu yönlendirmesiyle. Pellegrini'nin Alcorcon maçlarından sonra yıldız oyuncuyu uzun süre kadro dışı bırakması ciddi bir hataydı Şilili teknik adam için. Ronaldo'nun sürekli sorumluluk alması ise Real adına oldukça güzel bir haber. Her şeyini vererek oynamaya çalıştı Portekizli. Direkten dönen 3 top, sayısız gol fırsatının ardından olabilecek en efsane şekilde bitti maç. İlk önce yakalanan pozisyonda Ronaldo'nun boş kaleye vurduğu top Raul'a çarparak gol olmadı hemen ardından Vaart son sözü söyledi ve özellikle 2.yarısı tekrar tekrar izlenesi bir maç ortaya çıktı.

Bazı maçlar sezonun gidişini, takımın moralini çok etkiler. Real için öyle bir maçtı Sevilla karşılaşması ve son dakikada gelen gol ile liderliğin gelmesi öz güvenlerini iyice arttırdı Real'li oyuncuların. Maç sonu galibiyet sevinci ise sezon sonunda gelecek şampiyonluğun bir habercisidir benim gözümde.

5 Mart 2010 Cuma

Ortada Sıçan



Barcelona'nın ayağa pasları(tiki-taka) sonucunda rakiplerini bezdirmesinden oluşan güzel bir video hazırlanmış, yeni rastladım bende. 9 dakikalık bir videoyu izlerken bile yok artık,yeter deme olasılığı varken rakipleri 90 dakika bu adamlarla uğraşıyor aynı şekilde. 2-6'lık Real Madrid maçından da bol malzeme çıkmış videoya, o maçın özeti videonun 23.saniyede gözüküyor. Gago'nun Xavi ve Iniesta arasında isyan ettiği andır o pozisyon.

2 Mart 2010 Salı

Casillas, Raul'u yakaladı


Geçen sefer Iker'ın Milli takım formasıyla 100.maçına çıkacağından bahsetmiştik. Iker, eğer yarın oynanacak Fransa maçında forma giyerse takım arkadaşı, kaptanı Raul'u yakalayacak 102 maça ulaşarak. İspanya Milli takımında en fazla forma giyen isim ise 126 maçla Andoni Zubizarreta.Iker'in daha 28 yaşında olduğunu ve İspanya Milli takımı için düşündüğümüzde rakibinin olmaması onun bu rekoru geçebileceğini gösteriyor. Bu adamla ilgili tek üzüldüğüm konu ise, Zamora ödülünü Valdes'in bile önünde oynayanlar sayesinde iki kez kazanmasına rağmen Casillas'ın bir kere alabilmesi. Gerçi onun pek dert ettiğini sanmıyorum bu konuyu.

1 Mart 2010 Pazartesi

La Liga'dan...




- Real Madrid, Tenerife'yi deplasmanda 5-1 ile geçerken 90+ da takımının son golüne imza atan Kaptan Raul attığı bu golle La Liga'da 227.golüne ulaştı. Attığı golün anlamı La Liga tarihinde en çok gol atan 3.oyuncu olmasını sağladı Raul'un. 227 gollü diğer isim ise bir başka Real efsanesi Alfredo Di Stefano. 2.sırada 234 golle Hugo Sanchez, 1.sırada ise 252 golle Telmo Zarra var. Sene sonunda ayrılacağı haberleri çıkmıştı, hakkında bu tarz haberler çıkmaz, ne alaka dediğimiz Raul hakkında. Bakalım sene sonuna kadar 7 gol daha atıp Hugo Sanchez'i yakalayabilecek mi ? Ayrıca Raul, Tenerife maçıyla beraber La Liga'da 542.maçına çıktı. Bu istatistikte de 3.sırada Kaptan.


- Real Madrid'in aldığı 5-1'lik galibiyetin ardından gözler Barcelona-Malaga maçına çevrilmişti. 55.dakikadan sonra izleme fırsatı buldum maçı. Real'liler bu sefer oldu, liderlik bizim dedikleri anda sahneye çıkan isim Xavi oldu. Sakatlıktan dönen Alves'e inanılmaz bir pas çıkardı, Alves'de Messi'nin topu boş kaleye göndermesine yardım etti. Alves'in geri dönüşü de Pep'i oldukça mutlu eden bir haberdir. Xavi'nin pasının yanında başka bir laf söylenmez ama oraya o koşuyu yapmakta ayrı bir meziyettir. 81'de gelen Malaga golünün şokundan Xavi sayesinde çabuk çıktı Nou Camp ve liderliği yine bırakmadılar. Bu arada Barcelona genç oyuncusu Pique ile 2015 yılına kadar sözleşme uzattı.


- Atletico Madrid-Valencia maçı ise bizim aklımıza direk Perşembe gecesini getirdi. Karşılaşmanın 29.dakikasında Marchena'dan topu çalan Aguero'nun çalımına Marchena'nın eli mani oldu. Atletico Madrid'liler çalınmayan penaltıyla deliye dönüp hakem Perez Brull'un üstüne koşarken 1 dakika sonra itiraz eden taraf Valencia'lı oyuncular oldu. Perez Brull, bu sırada oyunu durdurarak 4.hakemine pozisyonu sordu ve penaltı kararını verdi. Marchena ise kırmızı kartla oyun dışı kaldı. Perşembe gecesi çizgiye süs olsun diye konulan asistan hakem, 1 metre önündeki pozisyonu 4.hakem kadar süzememişti.

Galatasaray 4 - 1 Kasımpaşa


- Fenerbahçe'nin Belediye karşısında yenilmesinden sonra önemi daha fazla artmıştı Galatasaray'ın Kasımpaşa ile oynayacağı maçın. Akıllara gelen 2 sebep vardı maç öncesi, Leverkusen dönüşü Kasımpaşa'dan alınan mağlubiyet ve Fener'in puan kaybettiği haftalarda fırsatları değerlendirme şansını genelde elimizin tersiyle itiyor oluşumuz. Maçın hemen başında ne oluyor demeden geriye düşecekken Emre Toraman'ın golü ben atarım arkadaş demesi nefes aldırdı. Ondan sonra ise Galatasaray harika bir futbol ortaya koymaya başladı. Sabri'nin dönüşü, Atletico maçında eleştirdiğimiz Ayhan'ın kendisinden beklenen performansı gösterip-takımı ileriye taşıması ve öndeki dörtlünün baş döndüren hareketleri. Jo-Arda-Keita ve Gio maç içerisinde sürekli yer değiştirerek oynadılar. Biz bile takip edemedik belli anlarda kimin ne tarafa kaydığını. Ayhan'da bu performansı koruduğu sürede çok iyi bir alternatif olacaktır zorlu maçlarda.

- Bunun üstüne eklenen rakibi yıldırtan pres sonucunda Kasımpaşa topu bir türlü Galatasaray sahasına taşıyamadı. Yılmaz Vural'ın ekibi ligdeki bazı takımlar gibi oyunu sertleştirmeden,yatmadan ayağa top oynayarak sonuca gitmeyi hedefliyorlar. Bu maçta da rakibin Galatasaray olması Yılmaz Hocayı bu tercihinden vazgeçirmedi ama yedikleri pres karşısında yapacak bir şeyleri yoktu.

- Dos Santos, bugün sahada kendisini eleştirenlere cevap verdi oynadı oyunla. Yetenekli olduğunu biliyoruz kendisinin ama oynadığı sürelerde gösterdiği performansla hayal kırıklığı yaratmıştı. Kendisinden beklenen bugün olduğu gibi kaleye dikine gitmesi, sol tarafta oynadığı sürelerde tek yaptığı topu tekrar bekte oynayan arkadaşına geri göndermekti. Kendisini iyi gördüğü mevkilerde şansı bulunca, tabi Kasımpaşa'nın oynadığı futbolunda yardımıyla hayran bıraktırdı kendisine. Bugün yeteneğini Galatasaray taraftarlarına hatırlattı, bu performansı kalıcı olur umarım. Rijkaard'da genç oyuncunun bu performansını alkışlatarak Gio'nun güven sorununu aşmasına yardımcı oldu.

- Perşembe'nin yorgunluğu, ilk yarıda yapılan presin etkisi ile 2.yarıda bir ara orta saha iyice düştü oyundan. Bu sürede topa sahip olan Kasımpaşa'da yakaladığı tek pozisyonu Sabri'ninde kademe hatası sonucu değerlendirerek 1-1'e getirdi sonucu.Keita'nın attığı ilk gol harikaydı, stad dışına gönderilmesine alışığız biz genelde o tür vuruşların ama tavana astı sağ olsun ve daha sonra devamı geldi. Haftaya Eskişehir deplasmanından alınacak 3 puan yolunu iyice açacaktır Galatasaray'ın. En önemli 2 rakibiyle kendi evinde oynayacak olması da ayrı bir avantaj tabi ilerleyen zaman için.

- Bu arada Lig Tv'nin iki spiker uygulaması ilginç olmuş. 2.adamın yorumcu olmasına alışığız ama 2 spiker denemesine biraz daha bakalım. Bizim maçta çok rahatsız etmedi beni, bazı pozisyonların heyecanıyla birbirlerini kesmeleri haricinde.

- Bir ihtimal daha var o da şampiyonluk mu dersin ?

27 Şubat 2010 Cumartesi

Kayserispor 1-2 Beşiktaş

Ligin en az gol yiyen iki takımının karşılaşması. Beşiktaş bu ünvana yakışır bir maç oynadı. Ekrem’i  de sayarsak kaleci hariç 8 defansif oyuncuyla çıktı Denizli’nin takımı sahaya. Makakula’nın golü hariç fazla da pozisyon vermedi Beşiktaş. Bunda Hakan Aslantaş’ın 1-2 ortası hariç kanatları kullanmayan Kayserispor’un mutlaka ki etkisi var. Israrla ortadan uzun toplarla araya atmaya çalıştı Kayserispor. Beşiktaş savunması da bu toplarda genelde dikkatliydi. Toraman’ın önliberoda oynaması ilginç, beklenmedik ama faydalı bir tercih oldu. Savunmada hatasız oynadı, hücuma bile katıldı. Ayrıca Cangele yerine oynayan Ömer Şişmanoğlu’na da etkili olma fırsatı vermedi. 

3 sezondur kaybedilen bir deplasman. Kazanılması halinde puanlar eşitlenecek. Beşiktaş için zor bir maç olacağı kesindi zaten. Tolunay hocaya 1 puan yetecek miydi bilmiyorum ama golü erken yiyince reaksiyon gösterdi. Defanstan Bayram’ı aldı ve Troisi oyuna girdi. Troisi’nin girmesi ile takımda yerler domino taşı gibi oynadı. Troisi ise maç boyunca pek etkili olamadı. Beşiktaş alan savunmasını iyi oynadı. Kayserispor’a hiç boş alan bırakmadı. Kayserispor’da ekstra işler yapmadı.

Kayserispor’un en az gol yiyen 2. takım olmasına şaşırdım. Savunmada oynayan oyuncular inanılmaz hatalar yaptılar. Aydın mesela 1-2 kere top kaybetti, aynı şekilde Serdar öyle. Ayaklarında ki topu rakiplere verdiler. Nesta değilsen biraz basit oynamak gerekir. Aydın’ın kaybettiklerinden biri gol oldu. Tello’nun çabası güzel golde ama Aydın ilk aldığından boşta ki arkadaşına hızlıca oynasa golü yemezlerdi. Yine bu golde sağ beke hücum özellikleri daha iyi olan Mehmet Eren geçmişti. Tam göremedim ama Ekrem’i tutması gereken oyuncu o. Ekrem ordaydı ama Mehmet Eren yoktu. Kayserispor kendi hatasının bedelini ödüyor. Oyuncularını köle gibi, ticari mal gibi kullanmaya çalıştıklarından dolayı Ali Turan’ı sezon ortasında kaybettiler. Savunmada Eren ve Toledo’da sakatmış, onların yokluğunda Ali Turan’da gidince vasat bir savunma haline gelmiş Kayserispor savunması. En azından bu maçta kötüydüler. Sadece kaybettikleri toplardan dolayı değil. Bobo bile 3-4 kere savunmanın arkasına sarktı ki Bobo çok süratli ya da teknik bir santrafor olmamasına rağmen. İleride iyi basan her takım zorlar gibi bu savunmayı.

Son paragraf maçın yıldızına. Ülkesinde şiddetli bir deprem oldu, ona rağmen çıktı harika oynadı. Maçın hemen başında golünü attı, sonra da taşı sıkıp suyunu çıkartırcasına topu kazandı ve Bobo’nun önüne nefis bırakarak 2. golün yaratıcısı oldu. Potansiyelinin tümünü ortaya koydu bu gece Tello. İstanbul BB maçı Beşiktaş’ın ligde ki kaderini ve kalan haftalarda ki amacını belirleyebilir. Sebebi ise bu galibiyet.

Son olarak geçmiş olsun Şili. Geçmiş olsun küçük Nobre, Nicolas.

26 Şubat 2010 Cuma

Galatasaray 1 - 2 Atletico Madrid



Aynı geçen sene Hamburg karşısında olduğu gibi Avrupa'ya çok hüzünlü bir şekilde veda etti Galatasaray. Oynanan oyun turu hak etmiştir, hak etmemiştir ayrı ama son dakikada yenen golle tura veda etmek acıyı daha fazla arttırıyor bünyede. İlk maçta 1 dakikada yaptığı iki hatayla maçın gidişine etki eden Caner, 2.maçta da 1 dakika içinde oyunun gidişini etkiledi. Penaltının verilmemesi tamamen saçmalıktır,-Platini'ye sormak gerek o asistan hakemleri oraya kalecilerin canı sıkılmasın diye mi koydun diye- orası ayrı o penaltı verilmiş olsaydı şu an Sporting Lizbon maçlarını düşünüyorduk. Caner'in ilk kartını anlayışla karşılasam bile, 2.hareketinin hiçbir açıklaması,hiçbir mantığı açıklaması yok. Amatörlük desem o bile değil, amatör maçlarda aynı hatayı o şekilde yapmazlar bu kadar kritik bir maçın-kritik bir dakikasında. Maçın Galatasaray adına en iyilerinden birisi diyecekken bu kadar sorumsuzca bir davranışın açıklaması olamaz.

Penaltı pozisyonu ve hakemleri bir kenara alırsak maçın en kritik anı Ayhan-Elano değişikliğiydi. Ayhan'ı çok seven birisi olmama rağmen bu seneki performansı futbolu unutmuş bir görüntü çiziyordu. Şimdi konuşmak işin kolayı da olsa ben o dakikada Barış tercihini bekliyordum Rijkaard'dan. Barış ise şu anki durumuyla Ayhan'dan daha mücadeleci-daha güçlü bir görüntüde, Barış'ın girmesi topa sahip olmamızı sağlamazdı zaten Sarp-Topal'la bu düzeyde bir rakibe karşı oynarken topa daha fazla sahip olmak çok çok zor ama daha fazla koşan, daha fazla rakibi yıpratan bir orta sahaya sahip olabilirdik. Hakemin kararları, 10 kişi kalmanın ardından çöken moralin üstüne Atletico adına maçın yıldızı Reyes'in pası Forlan'ın kendisini hatırlaması ile tur ellerimizden gitti. Geriye ise Eski açıkta yapılan harika koreografi kaldı.


Baros'u hatta Baros'u geçtim vasat bir forvetin bile çok işimize yaracağı bir süreçten geçtik. Arda'dan faydalanamayan, gereksiz yere en etkili silahını yıpratmak zorunda kalan bir Galatasaray var haftalardır yaşanan sakatlık sıkıntılarından dolayı. Arda'nın sol tarafta oynadığı oyun ve verdiği katkıları çok aradık hem Atletico hem lig maçlarında. Sol kanatta Arda gibi bir adam olmayınca ver Keita'ya kaç kişiyi geçebilecek diye izlemeye dönüşüyor olay. Bu maçta da Keita'ya yeterli önlem alınınca elde hücum adına hatırladığımız 2 pozisyon kaldı. Eldeki 3 hedeften 2'si gitti hatta bu sıkıntıdan dolayı. Önümüzde lig şampiyonluğu ve ne olursa olsun katılmak zorunda olduğumuz Şampiyonlar Ligi hedefi var. Sakatların dönüş haberleriyle beraber Tsl'yi izlemeye devam edeceğiz artık.

22 Şubat 2010 Pazartesi

Real Madrid 6 - 2 Villareal



Ronaldo geldiği günden beri başarılı performanslar ortaya koymuştu ama bugün oynadığı oyun-yaptıkları kendisinden tam anlamıyla beklenen performanstı. Açılışı kendisine has frikik gollerinden birisini yaptıktan sonra önce Higuain'e sonra Kaka'ya servis yaptı.Son olarak ise hakeminde yardımıyla diyebileceğimiz bir pozisyon sonrası takımına penaltı kazandırdı. Skor tabelasını değiştiren hareketleri bunlardı, bu işleri dışında topla her buluşmasında hayran bıraktırdı kendisine.Her hareketi neredeyse olumlu ,sonuca yönelikti Portekizli yıldızın. Bu sonuçla takibini sürdürdü Real. Hafta içinde yerine gelecek adaylar konuşulmaya başlanan Pellegrini ise eski takımına karşı aldığı bu sonuçla biraz rahatlamıştır. Lyon ile yapacakları rövanş sene sonu için kaderini belirleyecek Şilili hocanın. Ligin kaderini El Clasico çizecek nasıl olsa. Villareal, iki kez farkı bire indirmeye başarsa da dayanamadı Real karşısında. Real, Ronaldo önderliğinde istediği her an skoru değiştirdi. Villareal'in 2.golü yapılan pasların neticesinde oldukça güzel, izlenesi bir gol oldu.


Bu maçta Sergio Ramos'ta Real formasıyla 200.maçına çıkmış oldu. 2005 yılında 19 yaşında geldiği Madrid'de ilk zamanlar sergilediği performansla eleştirilerin hedefi olsa da artık kendisini çoktan ispat etmiş, bölgesinde akla ilk gelen isimlerden oldu. Birde gereksiz sertliğinden tamamen kurtulabilse kusuru kalmayacak. 150 La Liga maçı, 34 Şampiyonlar Ligi, 14'de kupa maçı oynadı 4 senede. 26 gole imza attı bu sürede.

Beşiktaş 1 - 1 Galatasaray


Akıllar Atletico maçındayken, puan kaybının mazur görülebileceği bir deplasmana çıktı Galatasaray. Kadıköy gibi olmasa da İnönü'de Galatasaray'ın galibiyet almakta zorlandığı bir deplasman. Atletico maçından farklı olarak Servet yerine Emre Güngör ve Sarp yerine Barış değişiklikleri ile çıktı Rijkaard. Barış, aynı M.Sarp'ın son haftalarda yaptığı gibi ceza sahasına yaptığı koşuda Elano'nun harika ortasıyla buluştu ama aynı yerine oyadığı Sarp gibi son harekete imzasını koyamadı. Özellikle ilk yarının son 10 dakikasında tam anlamıyla domine etti oyunu. Galatasaray'ın sağ kanadının başta Uğur sonra Keita'nın savunma yapmayı unutmuş biçimde oynaması Ekrem'in o kanattan tehlike yaratacak işler yapma fırsatını sundu. Fakat burada sahneye Galatasaray'ın stoperleri çıktı, bu baskıdan gol çıkartamadı siyah-beyazlılar. Uğur, perşembe akşamı sergilediği başarılı performanstan sonra bu akşam maç boyu kayıpları oynadı. Tüm gücü, aklı Atletico maçında kalmış gibiydi. Bunda yardım alamamasının da etkisi var tabi ama Ekrem bire bir kaldığı pozisyonların çoğunda hiçbir ekstra çaba sarf etmeden ekarte etti Uğur'u.

İlk yarının son 10 dakikasında yaşanan Beşiktaş baskısından sonra ikinci yarıda da bu tarz bir oyun bekliyordum Beşiktaş'tan. Sonuçta galibiyete daha fazla ihtiyacı olan takımdı bugün. Fakat tam tersi oldu. Pas yapan, daha bilinçli oynayan taraf Galatasaray oldu bu sürede Elano önderliğinde. 63.dakikada Jo oyuna girdiğinde Arda en sonunda kendi mevkisine geçti ve Galatasaray bir forvetle oynamanın nasıl bir şey olduğunu tekrardan hatırladı. Arda'nın sola geçmesi ve Jo'nun hücumda takımı rahatlatması Galatasaray'ın golünü de peşinden getirdi. Kaptan'ın attığı gol sonrası sakatlanarak sahayı terk edip yerini Gio'ya bırakması hücumda etkin olmaya başlayan Galatasaray'ı tekrar eski haline döndürdü. 81'de Rijkaard'ın Elano-Sarp değişikliği skoru tutmak için yaptığı bir hamle diyecekken 1 dakika sonra Santos'un yaptığı gereksiz faul Beşiktaş golünü getirdi. Leo Franco, 81 dakika oldukça başarılı bir şekilde koruduğu kalesinde yaptığı ilk hatada golü gördü. O hava topuna çıktıktan sonra Toraman'ı dağıtması lazımdı havada üstüne topu yere doğru yumruklaması hanesine eksiyi yazdırdı. Galatasaray, maç öncesi bir puandan mutlu olabilirdi ama 3 puana bu kadar yaklaşmışken alınan 1 puan üzmüştür büyük kesimi. 2 kritik maçı var Galatasaray'ın Sami Yen'de. Atletico Madrid ve Kasımpaşa maçlarından sonra dönmesi beklenen sakat oyuncuların gelişiyle birlikte Rijkaard ve ekibininin elleri rahatlayacaktır.

21 Şubat 2010 Pazar

Mallorca'nın Kalesi Düştü


Bu senenin en dikkat çekici takımlarından birisiydi Mallorca. Kendi evinde oynadığı 10 maçın hepsini kazanarak hanelerine 30 puan yazdırmışlardı bu geceye kadar. Tabi bu performanslarını gerçekleştirirken ligin tepe dörtlüsünden hiçbir takımla karşılaşmadıkları notunu da eklemek lazım. Bu iç saha performansına karşılık deplasmanda oynadıkları 12 maçtan sadece 1 galibiyet çıkartabildiler. Bu gece kendi evlerinde bu zamana kadar oynadıkları en ciddi rakiple karşılaştılar. Puan durumunda 1 puan geriden takip ettikleri Sevilla idi rakip. Maçın 5.dakikasında öne geçmelerine rağmen 3-1 mağlup olmaktan kurtulamamışlar.

İzlemediğim bir maç hakkında ayrı bir yazı yazmam normalde ama merak edip maç sonu kadrolara baktım-üstüne gollerin ve gol pozisyonlarının olduğu özeti izleyince ayrı bir postu hak ettiğini düşündüm. İlk dikkatimi çeken Negredo'nun kırmızı kart görmesi oldu. İspanyol golcü, 2 hafta önce Zaragoza maçında da kırmızı kartla oyun dışı kalmıştı. Gördüğü 2 kırmızı kartın gelişimini göremedim ama güzel bir istatistik değil Negredo için. 23.dakikada mükemmel bir asist yapmış bu arada Negredo, kendi sahasından çok soğukkanlı 2 çalım sonrası ince bir pasla görmüş Navas'ın koşu yolunu, Navas'ta fırsatçılığını konuşturmuş. Dragutunovic'in attığı şahane frikik golü gibi kaçırılmaması gereken hareketlerden birisi bana göre Negredo'nun asisti. Maçta 2 kırmızı kart daha çıkmış bu arada.

Inter maçında da 3 kırmızı kart, özellikle Inter'in ilk yarıda 9 kişi kalması damgasını vurdu. Chelsea maçından önce ne istemezsin diye sorsak Jose'ye bu maçta aşırı efor sarf edilmesini istemezdi herhalde. Her ne kadar Sampdoria rakibinin 9 kişi kalmasını değerlendiremese bile sağlam efor harcadı Inter doğal olarak. Kendi evinde yenilmeye en fazla yaklaştığı maçtı ama yine bileği bükülmedi 2002'den beri olduğu gibi.

18 Şubat 2010 Perşembe

Atletico Madrid vs Galatasaray'dan önce

Maç öncesinde en çok bahsedilen konu herhalde Leo Franco’nun Calderon’a dönmesi. Taraftar onu gördüğü için, Franco ise bir maç bile olsa Calderon’da oynayacağı için mutlu. 

Galatasaray’ın eksiklikleri biraz rahatlatıyor Atletico Madrid taraftarlarını, forvette ki eksiklerden bahsediliyor genelde fakat Rijkaard’ın daha değişik bir şeyler deneyeceğini sanıyorum. Rijkaard demişken Vicente Calderon’da ki geçmişi çok parlak sayılmaz. Barça’nın başındayken 1 galibiyet, 2 beraberlik, 2 mağlubiyet almış. Galatasaray’lılar ise Sanchez Flores’i geçen sene ki muazzam bir oyunla kazandıkları Benfica deplasmanından hatırlıyorlar genelde. 

Eşleşmenin başından beri beklenti :  Bol gollü, çok pozisyonlu iki maç. Ama Galatasaray’ın klişe tabirle Hedef Santrfosuz kalması Rijkaard’ın sistemini etkileyebilir, etkileyecek mi? Bakalım.


Atletico Madrid, Barcelona maçının havası ve moraliyle çıkacak bu maça. Flores’le geri dönen Reyes’in çok formda olduğunu söylemek lazım birde. Geldi gelecek derken transferin son günlerinde ancak alınabilien Salvio ise maç listesinde, ama çok büyük ihtimalle oynamaz, belki son 10-15 dakika.

Atletico Madrid’in maç listesi şöyle; Asenjo, De Gea - Valera, Antonio Lopez, Juanito, Ujfalusi, Alvaro Dominguez, Perea - Ignacio Camacho, Raul Garcia, Jurado, Paulo Assunçao, Salvio, Reyes, Simao, Ruben Perez - Forlan, Agüero.

Eğer bir süpriz gelişmezse kadro da şöyle olabilir. De Gea; Ujfalusi, Perea, A.Dominguez, Antonio Lopez; Raul Garcia, Assunçao; Reyes, Simao; Forlan, Agüero.

Galatasaray açısından kolay bir maç olmayacak. Etkileyici bir deplasman atmosferi, sakatlar, hafta sonu derbi derken sıkışık bir ara. Bu tip maçlarda, özellikle deplasmanda ya yemeyeceksin ya da atabildiğin kadar çok atacaksın. Galatasaray’ın neyi tercih edeceği maçın seyrini belirleyecek.

Rigobert Song



Reklam filmi için bu şekilde boyatmış saçları Song, haberlerde o şekilde yazıyor. En kısa zamanda çeksin reklam filmini, eski haline geri dönsün.

Şampiyonlar Ligi 2.Tur # 2




- Real Madrid, belalısı Lyon engelini yine aşamadı ilk maçta. Star'ın harika Şampiyonlar Ligi politikası sayesinde izleyemedik Salı maçlarını, netten izlediğim kısa özetlerle idare ettik. Makoun'un 47.dakikada attığı gol tüm gözleri 2.maça çevirtti Real'de. Şampiyonlar Ligi'nde 2.turu geçmeyi ve Lyon'u yenmeyi özlemiş olmalı Real Madrid'li taraftarlar. 2.maçta Marcelo ve Xabi Alonso cezalı oldukları için forma şansı bulamayacaklar. Bu kadar harcamanın üstüne Şl'de turun gelmesi gerekiyor, bakalım Lyon buna izin verecek mi ?

- Milan-Manchester maçında, Scholes'un destek ayağına çarpıp kale direğine giden pozisyona kadar Milan Ronaldinho ile gole kavuşmuş, üstüne gollük fırsatlarda bulmuş. Fakat o gol maç sonunun habercisi gibi olmuş. Büyük bir şans golü olmuş Manu adına Scholes ile kaydettikleri gol. Daha sonra sahneye çıkan Rooney 2 gol daha gönderdi Milan kalesine. Milan'ın 2.maça biraz daha umutlu çıkmasını Ronaldinho-Seedorf işbirliğinde Seedorf'un topuk golü sağlıyor.

- Bugünün maçları ise oldukça ilginçti. Porto-Arsenal mücadelesine Fabianski ve Porto'nun 2.golü damga vurdu. İlk golde topu içeri aldı Fabianski, 2.golde ise hadi topu eline aldın geri pasa sebep oldun ama sonra topu hakeme emanet etmesi tecrübeli bir kalecinin yapmayacağı bir işti. Porto'lu oyuncularda Henry döneminde baraj kurulmadan atılan gollerin bir benzerine Arsenal kalesine attılar. Güzel oldu.


- Bayern Münih-Fiorentina maçına da damgasını vuran isim hakem olmuş. Resim anlatıyor zaten durumu. Geçen sene Chelsea-Barca eşleşmesinden tanıdığımız Ovrebo bu maçında hakemiymiş. Olaysız maç yönetmeyi sevmiyor herhalde. Pazartesi gönlümüzden geçenler dedik sadece Porto avantajlı bir skorla 2.maçı bekliyor.