7 Ağustos 2009 Cuma

Toronto Fc - Real Madrid maçı Trt1'de


Real Madrid, hazırlık kampını şu sıralar Amerika'da sürdürüyor. Antremanları yine büyük bir kalabalık tarafından takip ediliyor tabi. Bu zamana kadar İrlanda'da ve Peace Cup'ta oynadılar hazırlık maçlarını ve Türkiye'de Peace Cup'ı sadece D-Smart yayınladığı için izleme şansı bulamamıştık. Bu gece saat 02.30'da oynayacakları Toronto maçını Trt-1 yayınlayacak. Kaka ve Xabi Alonso'nun da ilk kez Real Madrid forması giyeceği söyleniyor bu maçta Pellegrini'nin şans vermesi durumunda. Yaz boyunca transferleriyle konuştuğumuz Real Madrid'i rahat bir şekilde ilk kez izleyeceğiz bu gece.

Uefa Avrupa Ligi - Rakipler Belli Oldu


Galatasaray - Tallin
Sion - Fenerbahçe
Trabzonspor - Toulouse
Shaktar - Sivasspor

Galatasaray ve Fenerbahçe'nin yanında bu turda Sivasspor ve Trabzonspor'da katıldı. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin bu turları da rahat geçeceğini söylemek zor değil. Galatasaray'ın rakibi Tallin'in çok fazla bir geçmişi yok zaten. 10 yıl önce kurulan bir takım Tallin. Tarihi kısa olmasına rağmen Estonya'da oldukça başarılı performans çiziyorlarmış okuduklarımıza göre. Şu anda liglerinde 18 maçta 16 galibiyet 2 beraberlikle lider durumdalar. İlk maç Sami Yen'de olacak. İlk maçtan işi bitiririz. İsviçre takımlarının Galatasaray'dan çektikleri vardır bu sefer Fenerbahçe ile oynayacak bir İsviçre takımı. Kısa bir süre önce Galatasaray'la eşleşmişti Sion. Deplasmanda bir anda 3-0 geriye düşmüştük ama daha sonra 3-2'nin rövanşında Sami Yen'de tur çok rahat gelmişti. Fenerbahçe ilk maçı deplasmanda oynayacak Kadıköy'e rahat bir şekilde gelecektir.

İki temsilcimizin oldukça rahat turları geçeceğini düşünmek çok normal. Sivas ve Trabzon'un ne yapacaklarını söylemek oldukça zor buna karşılık. Sivasspor'un rakibi geçen senenin Uefa şampiyonu Shaktar Donetsk olacak. Şampiyonlar Liginden elenmesi sürpriz olarak niteleniyordu bu sefer Sivas'a rakip oldu Lucescu'lu Shaktar. Sivasspor erkenden lig yarışına geri dönecektir çektiği kura ile. Trabzonspor'un kurası hakkında çok fazla yorum yapamıyorum, fakat Trabzon'un turu geçmesini istiyorum.

İlk maçlar 20 Ağustos, rövanş maçları 27 Ağustos'ta oynanacak.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Arkada Kalanlar


Yaza damgasını vuran Real Madrid'in antremanından bir kare. Kaka-Ronaldo ikilisi oldukça neşeliler. Real Madrid taraftarları bu resime bakıp öndeki ikili hakkında oldukça konuşabilirler, kimsenin arkada kalan iki isimle işleri kalmadı nasıl olsa. Alt postta bahsettiğimiz gönderilecek listesinin başında olan iki Hollandalı Van Der Vaart ve Huntelaar ise kara kara geleceklerini düşünüyorlar büyük olasılıkla.

4 Ağustos 2009 Salı

Xabi Alonso Real Madrid'de


Uzun zamandır konuşulan ve aynı haberleri okumaktan bıktığımız Xabi Alonso transferi sonunda netleşti. Liverpool ve Real Madrid resmi sitelerinden anlaşmanın sağlandığını duyurdular. Xabi Alonso, takımdan ayrılmak istiyordu ama bir türlü Benitez izin vermiyordu İspanyol oyuncuya. Geçen seneden beri gidiyor,kalıyor şekline haberlere konu olan İspanyol oyuncu yarın sağlık kontrolünden sonra Real'e imza atacak. Bonservis bedeli konusunda şu an net bir rakam yok. 30-35 milyon euro civarında bir rakam konuşuluyor. Real için gerekli olan bir transferdi Xabi Alonso transferi. Lass-Gago ikilisinden Gago'nun yerini alacaktır ilk 11'de. Yeni Redondo yakıştırmaları ile gelen Gago bir türlü Real'de istenen seviye çıkamadı. Real'in bana göre takımda tek eksiği kaldı. Sol bekte ciddi bir eksiklik var takımda. Marcelo-Drenthe ikilisi ile o bölgenin yürümeyeceği çok açık. Bakalım Perez hamlelerine devam edecek mi ? Gerçi eldeki Hollandalılar satılamadığı için ciddi bir kadro şişkinliği oluşmuş durumda şu an Real Madrid'de.

Galatasaray 09/10


Geçen sezonu hayal kırıklıklarıyla kapatmıştı Galatasaray. İlk önce B.Korkmaz'la yollar ayrıldı sezon bitiminde. Yeni teknik adam için bir çok isim ortaya atıldı. Le Guen,Houllier,Schuster,Co Adrianse vs... H.Üstünel kimsenin beklemediği bir adamı Frank Rijkaard'la anlaşıp geldi bu isimler üzerine tartışma sürerken. Frank Rijkaard, bildiğimiz gibi Barca kariyerine oldukça kötü başlamıştı. Taraftarların aşırı tepkisine rağmen Laporta'nın desteği ile istediği oyunu,sistemi takıma oturtup sonu Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu ile biten serüvene girmişti. Son senesinde takim içinde çıkan krizleri yönetememesi, Barca medyasının Henry transferi sonrası 4 fantasticos yakıştırması sonrası Şl alınan sezonki performansın devamı ve güzel futbol beklentileri havada asılı kaldı. 4-1'lik Real yenilgisi ve 2 Real şampiyonluğu sonrası Barca'ya veda etti. Galatasaray, için oldukça önemli bir transfer isim olarakta, oynatmaya çalıştığı futbol açısından da. Herkes bir Barca bekliyor ama öyle basit bir olay değil o iş. Yanında bir efsane Neeskens ile beraber geldi takıma. Geçen sezon çok sorgulanan, herkesin ağzına sakız olan otorite sorunu en azından bu sene yaşanmayacaktır bu ikili sayesinde. A.Polat ve yönetimini yaptıkları transferler, diğer şubelere verdikleri önemle ne kadar takdir etsek bile teknik adam konusunda oldukça istikrarsız ve başarısızlardı yaptıkları tercihlerle. Skibbe'nin geldiği ilk günden beri kredisi yoktu zaten, bu sefer taraftarın gözünde oldukça sağlam krediyle gelen Rijkaard tercihi yönetim içinde Mart ayındaki kongre öncesi çok doğru bir tercih.

Yeni gelen transferlere kısaca bir göz atalım ;

İlk olarak kaleye transfer edilen Leo Franco. Geçen sezon kaleyi koruyan De Sanctis'in seveni kadar sevmeyeni de vardı. Açıkcası ben De Sanctis hakkında doğru bir kanaate bir türlü varamayan kesimden oldum hep. Leo Franco, yıllardır Atletico Madrid gibi oldukça önemli bir takımın kalesini koruyor. Bu sene İspanya'nın gelecek için oldukça önemli isimlerinden birisi olarak görülen Asenjo'nun transferi sonrası 1.kaleci olamayacağı belliydi. Kale için Buffon,Cesar,Casillas ayarı bir isim getiremeyeceğimiz için oldukça ideal bir transfer olacak Leo Franco. Tabi önünde oynayan isimlerin sürekli değişmemesi! kaydıyla.

Defansa bonservissiz başka bir isim Gökhan Zan transfer edildi sürpriz bir şekilde. Servet'in Marsilya transferi olmak üzere denirken Servet'in alternatifi olarak alındı ama Servet'in kalması açıkçası beklenmedik bir durum oldu. Milli takımın defans dörtlüsünü takıma oturtturdu Galatasaray ama Milli takımda en fazla çekindiğimiz bölge defans zaten .)

B.Korkmaz takımın başındayken eski öğrencisi Mustafa Sarp haberleri çıkmaya başlamıştı. İlk gerçekleşen transferimiz Mustafa Sarp oldu zaten. Oynadığı bölge takımın en kalabalık ama en fazla sakatlık yaşadığımız bölgesi olarak göze çarpıyor. Yeni transfer Linderoth !! ve Topal'ın sakatlık riskleri düşünülerek doğru bir transfer. Oynadığı Tobol ve Netanya maçlarında çok fazla öne çıkmasa bile sezon içerisinde rotasyonda oldukça yararlı bir isim olacağını gösterdi.

Sezonun büyük çoğunluğa göre en flaş iki transferi ; Abdul Kader Keita ve Elano Blummer. Bu iki isim hakkında yazılan çok şey var, tekrarlamaya gerek yok. Harika iki transfer.


Sezon içerisinde takımın başını ağrıtabileceği düşünülen ve bu aralar bolca konuşulan sorunlara bakalım biz ;

Elano-Arda-Kewell-Baros-Keita gibi isimlerin olduğu hücum hattının sahaya çıkması herkes tarafından merakla bekleniyor. Bol gol atan bir takım görüntüsü çizeriz bu isimlerle. Fakat bu hücum hattının arka tarafında sorunlar göze çarpıyor. Stoper ve sol bekte gözü kapalı Servet ve Hakan Balta'yı yazıyoruz. Servet'in yanında oynayacak alternatifler G.Zan, E.Aşık ve E.Güngör hatta Semih'i de bu alternatifler arasında değerlendirebiliriz. G.Zan-Servet ikilisi Tsl'de idare edebilecek düzeyde gözükseler bile Avrupa'da ve Antep,Bursa,Beşiktaş,Fenerbahçe gibi zorlu rakipler karşısında pek güven veren bir ikili değiller benim için. Önde basan takımlara karşı top çıkarmakta zorlanacağımız bir ikili zaten. Top teknikleri oldukça kısıtlı iki isimin de. Son günlerde bu bölgeye bir transfer yapılacağı haberler dolaşıyor. Transfer yapılmayacaksa sağlıklı bir E.Güngör ilk tercih olarak düşünülmeli ama sakatlık belasından yakasını kurtaramaması uzun bir sezon için güveni sarsıyor.

Savunma hattının diğer bir tartışılan bölgesi sağ bek. Eldeki alternatifler Sabri-Serkan ve Uğur. Her türlü Uğur Uçar'ın oynaması gerekiyor bana göre bu bölgede ama Rijkaard nedense düşünmedi onu şu ana kadar. Sakatlıktan tamamen kurtulduysa o bölgede ilk tercih her zaman Uğur olmalıdır. Kademe yapmayı bilmesi,yerini kaybetmemesi ve sakatlanmadan önce sağ bekten hücuma verdiği destekle yaptığı asistlerle eldeki kadroda o bölgenin en iyi adamıdır. Beni stoper kadar endişelendiren bir bölge değil açıkcası sağ bek konusu. Blogda da sıkça yazdığımız gibi Uğur'un oynaması en büyük dileğimiz sadece bu bölgede.

Baros'a alternatif bir isim aranıyor haberleri de sıkça geçiyor ama sağlıklı bir Nonda gayet orayı tamalayabilecek nitelikte bir isim arkasında bulunan hücum desteği ile beraber. Bu mevki için tek anlamadığım veya bilmediğim konu Özgürcan'ın durumu. Çok fazla şans bulamadan, geçen sezon Bank Asya'da geçirdiği süper sezonun ardından gidecekler arasına adı ilk yazılanlardan olması. En azından Yaser kadar şansı hak ettiğini düşünüyorum bu takımda.

Biraz uzun yazdık, gerçi dağınık oldu gecenin bu saatinde ancak bu kadar. Ayağına hakim,seri bir stoper eksikliği ve yıllardan beri peşimizi bırakmayan sakatlık sorunumuz haricinde takımda çok ciddi bir eksiklik göremiyorum ben eldeki alternatifleri de düşününce. Rijkaard'ın sistemi ve takım savunmasının tam anlamıyla oturmasından sonra çok zevkli maçlar izlettirebilecek, yarıştığı her kulvarda oldukça iddalı bir takıma sahip Galatasaray yeni sezon için.

31 Temmuz 2009 Cuma

Whatever your level




FA, Guy Ritchie'nin Nike için çektiği reklam filmine özenip nefis bir iş gerçekleştirmiş.

Shaq Ringe çıktı



Shaq,hazır sezon başlamamışken şovlarına devam ediyor. Bu seferde Amerikan Güreşi için ringe çıkmış koca oğlan. Bu sene Kral'a yardım edeceğim derken her anlamda yardımı kast ediyor anlaşılan, şimdiden antremanlara başlamış. Seviyoruz bu adamı.

Formaliteler tamamlandı.


Arşivci bir bünye olarak, şu maç günü atkıları ülkemizde bir türlü yaygınlaşmamasını üzüntüyle karşılıyorum. Sözüm bu maç için değil elbette ama bir çok büyük maçın atkılarından sağlam bir arşiv fena olmazdı. Neyse resmi görünce şu ufak isyanımı da dile getireyim dedim. Bu sezon kötü performanslardan dolayı ligin iki büyük takımı resmi maç sezonunu erken açmışlardı. Formaliteden de olsa oynanması ve kazanılması gereken maçlar vardı. Galatasaray daha önce Tobol'la oynayıp rakibinden 15 gün az tatil yapmıştı. Dün de israil'de hazırlık maçı kıvamında ki maçını oynayıp, istanbuldaki maçı tamamıyle bir formalite maçı haline getirdi. Takımda taşlar tabi ki asıl abiler yerlerini almaya başlayınca ufak ufak yerine oturuyor, kalite birkaç kademe birden yükseliyor. Maçla ilgili çok söylenecek bir şey yok aslında, sadece birkaç şeyi belirtmek lazım. Arda ileriye daha yakın oynuyor bugün zayıf ekip karşısında 3 assistle takımını sırtladı, Aydın kendisinin belki de son şansı olan maçta ilk defa biraz düzgün oynadı ama gerideki adamına desteği esirgememesi lazım, Sabrispor gene enteresan işlere imza attı golde hatası vardı üstüne gitti güzel bir gol attı, Leo Franco kalede duruşu ve gereksiz sıkıntı yaratabilecek iki pozisyonda yaptığı kurtarışlarla güven verdi, Kewell oyun zekasıyla her geçen gün kendisine olan hayranlığımı katlıyor, Keita ise alışınca fırtınalar estirecekmiş gibi bir izlenim bıraktı bende. Bir tek defansın ortası ciddi anlamda problem ki Gökhan Zan ucuz etin yahnisi kıvamında işler yapmaya devam ediyor. Bu maçlar neyse de ilerleyen günlerde ciddi sıkıntı yaratabilir bu durum. Bu maçın bir güzel yanı da avrupada 82 olan galibiyet sayısının 83 olan mağlubiyet sayısıyla eşitlenmesiydi.


Bir diğer formalite maçında ise Fenerbahçe evinde ilk resmi maçında futbol oynamaya aç olduğunu gösterdi, taraftar da takımını özlemiş iyi destek verdiler. Gerçi evde oynanan ilk maçlar böyledir her zaman, kısa bir ayrılık döneminden sonra sevenler birbiriyle hasret giderir. Ekstra oynanır, ekstra destek verilir, bir de iyi bir sonuç alınırsa değmeyin keyfine. Bu maçla da ilgili aslında çok taktik falana girmeye gerek yok. Daha 3.dakikada maçın fark olacağı belli oldu. Carlos'un kaleci hatasıyla da olsa frikik golü güzeldi, Guiza Raul'a özenmiş sanırım Fenerbahçe formasıyla ilk hat-trick'ini yaptı, Gökhan Gönül iyi orta yapmayı tekrar hatırlamış, Emre bu kadar Brezilyalı var dur ben de birşeyler yapayım diye düşünmüş, Kazım ise psikolojik problemlerini atlatmış gözüktü. Galatasaray gibi Fenerbahçe'nin de defansif anlamda zaafı olduğu açık bir şekilde gözüktü dün akşam, eğer bu iki klüp de burada bir düzenleme yapmazsa sezon içinde başları çok ağrır.Ama en net gözüken şey geçen sezondaki oyun anlayışıyla Daum'un takıma kazandırdığı anlayış arasındaki fark. Bu konuda Daum'u tebrik etmek lazım.

Velhasıl kelam formaliteler sorunsuz aşıldı.

R.I.P


Severdik kendisini. Özellikle Barça'daki döneminde yarattığı kadro ve oynattığı futbol hala hafızalarımızda güzel birer anı olarak durur. Şu anda bir çok iyi hocanın yanında yetiştiği Sir Boby Robson kanserden 76.yaşında vefat etti. Huzur içinde yatsın.

30 Temmuz 2009 Perşembe

Elano Blumer Galatasaray'da


Haldun Üstünel büyüksün diyerek başlamak lazım olaya. Sürekli çıtayı yükseltiyor. Inamoto-Carrusca gibi adamların imza attığını göreli çok uzun süre olmadı daha. Bahisklavuz'da Elano haberleri çıkıyor,M.Tahincioğlu bugün açıklama yaptı transferle ilgili diye konuşurken 10 dakika sonra resmi sitenin açılış sayfasında Elano vardı. Uyumamayı düşünen ama uykuyla cebelleşen bir insan gecenin bir vakti daha güzel bir haber alamazdı kahveye falan ihtiyaç kalmadı. Keyif sigarasını daha yeni söndürebildik. Bu arada blog alemi uyumuyormuş onu anladım bu gece yazılan Elano postlarından sonra. :)

Elano-Galatasaray transferi ile ilgili haberleri gördüm bugün ama yabancı kaynaklarda Elano için Inter ve Milan'ın kapıştığı haberleri olması, Elano'nun ciddi bir piyasaya sahip olması sebebiyle pek inandığım bir transfer değildi. H.Üstünel'in adı çıkan oyuncuları almama politikasını da düşününce inanmamak için bir çok sebep çıkıyordu ortaya. Bu sefer Haldun Üstünel basını değil bizleri şaşırttı.

Arda-Baros-Keita-Kewell ve Elano. Mükemmel bir hücum hattı . 2-3 sene önce Galatasaray'ın hücum hattını bu adamlar oluşturacak deseler inanacak kişi sayısı bulmak çok zor olurdu. Kewell gibi bir adamı yedek olarak düşünüyoruz yeni sezon hakkında kadroyu konuşurken. Bu kalitede bir hücum hattının en arkasında kalite biraz düşüyor. Gönül seri-sağlam bir stoper istiyor tabi. G.Zan'ın iyi bir alternatif olmasına rağmen ilk 11'de Servet'in yanında çok güven vermemesi, E.Güngör'ün sakatlık sorunu insanı düşündürüyor biraz. H.Üstünel'in ne yapacağı belli olmaz bir bakmışız tutup oraya da birisini getirmiş. Daha konuşacak çok zaman var, şimdi transferin keyfini çıkartmak lazım.

58.yıl


Ölümünün 58.yılında kurucumuz Ali Sami bey'i bir kez daha rahmetle anıyoruz.

Türbülent


Her ne kadar bir türk takımı olarak Sivasspor'un aldığı mağlubiyet normal şartlarda bizi üzecek türden olsa da, Bülent Uygun antipatisi o kadar kuvvetli ki içimiz sızlamadı açıkcası. Atalarımız büyük lokma ye ama büyük laf konuşma diye boşuna söylememişler. Daha önce "Türbülent sistemi" "istanbulda Laila, sivasta La ilahe illallah" "Arsene Wenger gelsin burda takım çalıştırsın bakalım" gibi vecizelerinin yanına vıcık vıcık yağlı şiirleri, sırf Fenerbahçeye şirin gözükebilmek adına " biz 5 yeriz, 7 yeriz ama 6 yemeyiz. Belki 7 yeriz, 9 yeriz ama 8 yemeyiz" diyerek aklınca ayar vermeye çalışmasıyla antipatinin doruğuna ulaşmıştı Türbülent. Dün de sözünün eri olduğunu gösterdi. Takımı iki pas bile yapamadan 5'lik oldu ki Anderlecht ikinci yarı da bastırsaydı skor ne olurdu bilemiyorum. Öngörüsünden dolayı kendisini tekrar tebrik ediyorum. Böyle hakedilmiş tokatları görünce de Allahın sopası yok demekten de kendimi alamıyorum.

Pek de içlenmiş resimde.. Canım benim, rövanşta bol şanslar.

Matrix & Zlatan



Adamsın Schumi ...

Hem mini bir tatil, hem de hala devam eden ailesel sıkıntılardan dolayı bir süredir hiçbirşey yazamıyordum(Bu lanet olası 2009 bitmeli artık, ne bela bir seneymiş be arkadaş). Bugün biraz nette gezinme fırsatı bulunca acaip güzel bir haberle karşılaştım ve uzun bir aradan sonra ilk postumu da bunun üzerine atayım istedim. Geçen yarışta Felipe'nin geçirdiği kaza malum, can kaybı yaşanmaması ve kalıcı bir sakatlığının olmaması işin sevindirici tarafı. Ferrari bu gelişme sonrasında sezonun geri kalanında yarışması adına Schumi'ye teklif götürmüş. Schumi bu teklif karşısında "F1 defterini çoktan kapattığını ama gelişmeler karşısında takıma olan sadakatinin devrede olacağını" belirterek kabul etmiş.

Bir adam düşünün 7 dünya şampiyonluğu, kırılması neredeyse imkansız rekorlar sahibi olan bir kariyer sahibi olsun ve bu kötü dönemde kariyerine sürülecek lekeleri hiç düşünmeden böyle bir teklifi kabul etsin. Motor sporlarına ruh katan adamsın Schumi ve herşeyden öncesi adam gibi adamsın. Oyuncak arabaların motor vızırtılarına dönen F1 gene şenlenecek. Tifosi'lerin bayram günüdür bugün.

28 Temmuz 2009 Salı

World Football Challenge # 2


World Football Challenge turnuvası Chelsea-Club America karşılaşması ile son buldu. Oynadığı maçlarda Inter ve Milan'a göre oldukça hazır görünen Chelsea turnuvanın son maçını da 2-0 kazanarak topladığı 15 puanla turnuvayı kazanmayı bildi. 3 galibeyetin yanı sıra attığı 6 gol Chelsea'yi 15 puana ulaştırdı. Ntvspor, Club America'nın maçlarını yayınlamadığı için final niteliği taşıyan son maçı izleme şansımız olmadı. Turnuvanın en zevkli maçı Milan-Chelsea maçıydı. Chelsea'nin 2-1 kazandığı maç bir hazırlık maçından çok eleme maçı gibi oynandı ve büyük zevk verdi izleyenlere. Drogba'nın harika füzesine aynı güzellikle Seedorf karşılık verdi son sözü ise Chelsea'nin yeni transferi Zhirkov söylemişti. Abd'de oynanan İtalya derbisini kazanan taraf Inter oldu. Maçın başında Milito ile öne geçti Inter. Sonlarda Milito 2.golünü atarak skoru belirledi. Maçın en ilginç anı hakemin Ronaldinho'ya ilk önce kırmızı sonra sarı kart göstermesiydi. Turnuvayı Club America 8 puanla ikinci,Inter 7 puanla üçüncü, Milan ise attığı 2 gol karşılığı aldığı 2 puanla dördüncü olarak tamamladı. Sırada yine Ntvspor'dan takip edeceğimiz Audi Cup var.