15 Şubat 2009 Pazar

Raul Gonzalez Blanco



Raul, Di Stefano'nun rekorunu geçip Real Madrid tarihinin en fazla gol atan ismi olmayı başardı. Sporting Gijon maçında attığı gollerle gol sayısını 309'a çıkardı. Marca'da boş durmamış tabi. Raul'un golleriyle ilgili harika bir sayfa hazırlamış. Sayfayı ziyaret etmek için ; tıklayın...

Bu arada Real Madrid, ligde kazanmaya devam ediyor. Bugünde Sporting Gijon'u 4-0 ile geçtiler. Hollandalı forvet Huntelaar Madrid formasıyla ilk golüne bu maçta kaydetti. eknik direktör Juande Ramos, takımın başında sahaya çıktığı maçlarda sadece Barcelona'ya kaybetti. Bunun yanı sıra Schuster döneminde elini kolunu sallayanın rahatça gezdiği Madrid savunmasını toparlamış gözüküyor. Puan farkı 10. Barcelona, bu şekilde giderse puan farkının kapanması çok zor gözüküyor ama Ramos yerini sağlamlaştırabilir gelecek sene için. Bu performansına rağmen F.Perez'in gelmesiyle kendisine yol verileceği söyleniyor.

All-Star weekend

NBA'de görsel show'un ve basketbolun kutlaması sayılan All-Star etkinlikleri cuma günü Rookie's - Sophomore maçıyla başlamıştı. Klasik olarak o maçı NBA'de ikinci yılını geçiren oyuncuların oluşturduğu sophomore takımı kazandığında (ki son yılların en çekişmeli maçı oldu) gözler dün geceye çevrildi. Haftasonu etkinliklerinin cumartesi ayağı dört bölümden oluşuyor. Bunlara kısaca göz atalım;

1 Haier Shooting Stars (Takım Şut Yarışması)


Burdaki amaç belirlenen altı farklı lokasyondan en kısa sürede basket kaydederek en kısa süreyi yapmak. Takımlar 3'er kişiden oluşuyor biri takımın NBA yıldızı, diğeri şehrin WNBA takımından bir yıldız ve klübün eski yıldız oyuncularından biri. Dünkü yarışmaya katılan takım ve yarışmacılar şu şekildeydi.

San Antonio: Tim Duncan, David Robinson ve Becky Hammon.
Detroit: Aaron Afflalo, Bill Laimbeer ve Katie Smith.
Los Angeles: Derek Fisher, Michael Cooper ve Lisa Leslie.
Phoenix: Leandro Barbosa, Dan Majerle ve Tangela Smith.
.
Son şampiyon San Antonio ve Los Angeles ilk turda elenirlerken finale Detroit ve Phoenix takımları kaldı. Detroit takımı ilk beş sektörü 13 denemede geçip parkuru da 58.4 saniyede tamamladı, ev sahibi Phoneix final serisine başladığında ilk beş sektörü 5 şutla geçince herkes 6.sektördeki atışa gözünü çevirdi ki bunu da sayıya çevirseler inanılmaz bir başarıya imza atacaklardı ama olmadı. Zaman farkı çok olmasına rağmen son sektörde 20 den fazla denemelerinde istedikleri şutu sokamayınca Detroit takımı 58.4 lük bir dereceyle bu yarışmayı kazandı.
Bill Laimbeer ise kişisel olarak iki kez bu yarışmayı kazanarak ilginç bir başarıya imza attı.

2 Playstation Skills Challenge (Yetenek Yarışması)

Bu seneki bir hayalkırıklığı yarışma ise yetenek yarışması oldu. Açıkcası bu gözler Deron Williams, Steve Nash, Dywane Wade, Chris Paul gibi isimleri gördü ki bu yüzden dünkü yetenek yarışması bu yüzden benim açımdan oldukça sönük geçti. Yetenek yarışmacısının katılımcıları şu şekildeydi;

Devin Harris, New Jersey Nets
Tony Parker, San Antonio Spurs
Derrick Rose, Chicago Bulls
Mo Williams, Cleveland Cavaliers

Mo Williams bu yarışmaya Orlando Magic'in guard'ı Jameer Nelson'ın sakatlanmasıyla davet edilmişti, açıkcası Mo'dan paslarda biraz zorlanmasını bekliyordum ama o ekstradan şutta da zorlandı ve kötü bir derece sayılabilecek 37.5'e imza attı. Gerçi beterin beteri var lafının doğruluğunu Parker bir kez daha kanıtladı. Bu yarışmadaki en kötü derecesini elinde tutan fransız oyuncu 2003'de yaptığı 45.5 saniyelik en kötü derecesini daha da geliştirerek 50.8'e çıkarttı. İlk turu 33.3 lük derecesiyle Rose ve 36.6 lık derecesiyle Harris geçerek finale çıktılar. Final serisinde ise Rose 35.3 saniye ile bitirip yetenek yarışmasını kazandı.

Bu alanda rekor ise 25.5 saniye ile Deron Williams'a ait. Başta da belirttiğim gibi bu yarışmada Deron'u, Dywane'i, Nash'i, C.P'yi gördükten sonra dün gece yetenek yarışmasından bir keyif çıkartmak zordu. Çıkmadı da zaten.

3 Foot Locker 3-Point Shootout (3 Sayı Yarışması)

Gecenin belki de en hakkaniyetli ve en keyifli mücadelesi bu oldu. Kısaca bahsedelim hemen; 22 yıldır All-Star haftasonunda yapılıyor bu yarışma ve amaç belli elbette 1 dakikalık süre içerisinde 25 topu 5 farklı lokasyondan puana çevirmek. Her bölgede bulunan 5 topun 4'ü düz renk ve 1 puan, bir tanesi renkli (MoneyBall)ve 2 puan sayılıyor. Katılan altı oyuncudan en başarılı 3 tanesi finale çıkıyor ve finalde de aynı kurallarla mücadele ediyor.

Dün gece bu mücadelenin en büyük merak konusu tartışmasız Kapono'nun 2 kez üstüste bu yarışmayı kazandıktan sonra bunu bir kez daha başarıp adını rekortmen olarak Boston'un efsane oyuncusu Larry Bird ve Chicago Bulls'un unutulmaz yıldızı Craig Hodges'un yanına yazdırıp yazdıramayacağıydı.
Bu senenin katılımcıları aşağıdaki gibiydi;

Mike Bibby, Atlanta Hawks
Daequan Cook, Miami Heat
Danny Granger, Indiana Pacers
Jason Kapono, Toronto Raptors
Rashard Lewis, Orlando Magic
Roger Mason, San Antonio Spurs
.
İlk tur sonunda Bibby, Granger ve Mason elenirken Cook, Lewis iyi bir performansla finale yükseldi, Kapono ise kendisine göre oldukça kötü bir performansa rağmen diğer katılımcıların çok kötü performansıyla finale kapağı atmayı başardı. Final serisinde ise Kapono 14 puanda kalırken Rashard Lewis 15 puan aldı, Cook ise son 4 şutunun hepsini sokarak 15 puan toplamayı başardı ve eşitliği sağlayarak Lewis'le birlikte 1 dakikalık bir ekstra uzatmayı oynamaya hak kazandı ve Kapono'nun büyük rüyasına son vermiş oldu. Burda Kaan Kural'ın verdiği bilgi de enteresandı, uzatma olmayacağını ve en çok renkli topu sokan Lewis'in şampiyon olduğunu söyledi. Sonrasında ise "kural değişmiş sanırım uzatma getirmişler" dedi ki All-Star'da bu yarışma başladığından beri hep uzatma turu vardır velhasıl bilgisine saygı duyduğum Kaan Kural'dan beklenmedik bir gaf geldi.


Uzatma turunda ise Lewis şut stili gereği zıplayarak ve yüksekten kullandığından son turda aşırı yorgunluğun etkisiyle şutlarını sokamadı ve sadece 7 puan toplayabildi. Cook ise 19 puan toplayarak bu senenin 3 sayı yarışması galibi olmayı başardı. Burda şut stilinin ne kadar fark yarattığını da görmüş olduk. Açıkcası cumartesi gecesinin benim açımdan en keyif veren yarışmasıydı hiç tartışmasız, Kapono'nun tarihe geçme şansı, Cook ve Lewis'in son toplardaki başarısıyla uzatmaya taşımaları ve uzatmada Cook'un gösterisi çok güzeldi.

4 Sprite Slam Dunk Contest (Smaç Yarışması)


All Star etkinliklerinin en klasiği olan smaç yarışmasında bu zamana kadar çok büyük isimler çok efsanevi hareketlere imza attılar (Michael Jordan, Dominique Wilkins, Vince Carter, Jason Richardson vb.). Bu yarışmadan kısaca bahsetmek gerekirse iki tur üzerinden gerçekleştirilen bir yarışma bu ve her katılımcının iki hakkı bulunuyor, ikinci hakkında ise katılımcı bir yardımcıyla smaç yapmak zorunda. Dört kişilik jüri, oyuncuların smaçlarını 10 üzerinde notlarla belirliyor ve iki hakkında en fazla puanı alan iki yarışmacı ise finale çıkmaya hak kazanıyor. Final serisinde ise bu sene dünya üzerinde yapılan oylama sonucu finalden şampiyon belli oldu.

Bu senenin katılımcıları aşağıdaki gibiydi ki JR Smith'in Rudy Gay'in sakatlığından dolayı katıldığını da belirtmek lazım;

Dwight Howard, Orlando Magic
Nate Robinson, New York Knicks
J.R. Smith, Denver Nuggets
Rudy Fernandez, Portland Trail Blazers

Bu senenin tartışmasız en büyük hayalkırıklığı ve en büyük hak yeme gösterisi kesinlikle smaç yarışmasında yaşandı. En baştan belirteyim Tom Chambers, Dan Majerle, Kevin Johnson, Cedric Ceballos and Larry Nance'tan oluşan Jüri üyeleri berbat bir puanlama sistemi yapıp, çok bariz bir şekilde taraf tuttular, açıkcası utanmaları lazım bu kadar emek hırsızlığı yaptıkları için.


İlk turda J.R Smith gayet vasat bir smaç vurup 43 puan aldı, ikinci sırada çıkan smaç yarışmasına katılan ilk enternasyonal oyuncu olan Rudy Fernandez ise ispanya'nın NBA'de oynayan ilk oyuncusu Martin'in formasıyla çok şık ve tamamlaması çok zor bir smaca imza attı,
ben 47-48 puan beklerken sözde Jüri üyeleri 42 puan verdiler, sonrasında Nate maçta bile yapılabilecek bir smacı yaptığı için 45 puan alırken, Howard denemelerinden sonra yaptığı basit ötesi smaçla 50 tam puan aldı.

İkinci denemelerde JR Smith " benim ne işim var burda sıkıldım yahu " dercesine yaptığı smaçla işini erken bitirip çekilirken, ispanyol oyuncu Fernandez biraz deneme yapmasına rağmen yine de uygulanması zor ve gerçekten estetik bir smaca imza attı, tabi burda bu denemelerin Gasol'un vermek isteyip de veremediği paslara da dayalı olduğunu belirtmek lazım ki bu smaca rağmen jüri yine 42 puan vererek ispanyol oyuncuyu finalde istemediğini açıkca belirtmiş oldu. Burda denemelerinden dolayı puan kırıldığı düşünülse de zaman kuralının Nate Robinson yüzünden çıktığını da hatırlatmak lazım, açıkcası bu smacın değeri kesinlikle bu olmamalıydı.

Nate Robinson'un ikinci denemesinde ise takım arkadaşı Chandler yerde dizlerinin üstünde dururken Nate onun üzerine basıp zıplayarak normal bir smaç vurdu ve jürinin üstün katkısıyla adını finale yazdırdı. Son şampiyon Howard ise süpermenliğinin hakkını vermek adına büyük bir show yaptı. Önce bir telefon klübesi getirtti ve içine girerek Klark Kent'ten taktığı pelerinle Süpermen'e geçiş yaptı. Sonrasında yeni getirttiği potanın boyunu yükselterek yaptığı smaçla (yine!!) 50 tam puan alarak finale çıktı. Show kısmı tamam çok güzeldi ama ya smaçlar?? Açıkcası organizatörler böyle buyurmuş ve David vs. Goliath yada Superman vs. Krpytonate finalinin ilgi çekeceği düşünülüp uygulamaya konulmuş.

Final serisinde ise Nate gene basit denilebilecek bir smaç yaptı ki bu smaçta sadece boyu küçük diye güzel gözüktü de bu mu olmalıydı final serisinin smaç seçimi orası tartışılır ama sırf boy yüzünden böyle ajitasyonlar büyük saçmalık.Sonrasında Howard sahne aldı, potanın yan tarafına çarptırıp gerçekten çok güzel ve etkileyici bir smaç yaptı ve final serisinin ilk smaçları itibariyle Howard çok daha hakeden bir görüntü çizdi. İkinci smaçlara geçildiğinde ise Nate yeşil Knicks formasıyla o supermense ben de kriptonitim dercesine bir harekete imza attı. Howard potanın önünde durdu ve onun üzerinden Nate bir smaç vurdu. Etkileyiciydi açıkcası ama gene işte organizatörün beklentileri ve boyu vurgulamak adına yapılmış bir smaçtı zor muydu eh o boya göre zordu ama genel olarak vasatın biraz üstüydü ki Howard biraz eğilmese Nate yüzüstü yere kapaklanacaktı o da ayrı bir detay. Son smaç olarak Howard Jordan'ın yaptığı faul çizgisinden yaptığı smacı yaptı (tabi biraz daha önden) bu arada seyirciyi vücuduyla etkilemek için giydiği slim boy forma da gözümden kaçmadı. Yaptı ama açıkcası Nate'in şoparlık kıvamındaki showmenliğinin hemen arkasından bu çok da etkili olmadı. Sonuç itibariyle tüm dünyadaki seyirci oylamasıyla Nate Robinson % 52'lik bir oranla yarışmayı kazanıp bir kez daha smaç şampiyonu oldu.
İki şampiyonluk ve ikisi de sonuna kadar hakedilmemiş. Gerçekten rezalet. Açıkcasısmaç yarışması her sene bir sene öncesine göre çok daha kötüye gidiyor. Bu oylama sistemine bir çözüm getirilmezse ( mesela her takımdan bir oyuncuyu Jüri üyesi yapmak, yada 20 li bir jüri topluluğu vs gibi) ilgiyi kaybedecekler.

Shaq vs. Billups


All-Star haftasında adı yazılması gereken ilk isimdir çoğu kişi için Shaq. Hafta sonuna imza atmaya devam ediyor yine. Batı karmasının antremanları sırasında Billups'la beraber gözleri kapalı faul atmışlar. O anın görüntülerini izlemek için tıklayın...

14 Şubat 2009 Cumartesi

R.Betis 2 - 2 Barcelona

Barcelona'nın ligde 11 maçlık galibiyet serisini sonlandıran takım Real Betis oldu. Ligde en son puan kaybettiği maç 12.haftada oynadıkları Getafe maçıydı. Guardiola, bu maça Messi ve Henry ikilisini yanında oturtarak başladı. Puyol'un yokluğunda defansta Pique'nin partneri ise Caceres oldu. Betis 2-0'ı bulduktan sonra ilk yarıya damgasını vuran isim Iniesta oldu Barca tarafında. Hücumda tüm ataklar onunla başlayıp onunla bitti. İlk yarının son saniyelerinde kendini yere atıp, penaltıyıda kazandırdı takımına. İkinci yarıda özellikle Messi ve Henry'nin oyuna girmesinden sonra Barca yine karşı sahaya tamamen yıktı oyunu. Betis'in bu anlarda R.Oliveira ile yakaladığı çok net bir pozisyon vardı ama Oliveira kendisinden bekleneni yaparak kaçırdı pozisyonu, kendisini rahatsız eden hiç kimsede yoktu o anlarda. Maçı 3-1 yapıp olayı bitirebilecek fırsattı bu.

Ricardo'ların birisi ileride 3 puanı elinin tersiyle iterken kalede duran Ricardo ise o 3 puanı sonuna kadar savunup, unutulmayacak bir performansa imza attı. Tabi en sonunda Eto'o nun şutunda yapabileceği hiçbir şey kalmamıştı. Emana-S.Garcia-Oliveira üçlüsü çok sağlam bir üçlü olmuş Betis'in hücum hattında. Oliveira her zamanki dengesiz halinden biraz çıkıp, istikrarı yakalarsa can yakarlar. Betis, ligde hala rahat durumda değil. 5 puanlık bir fark var küme düşme hattıyla. Daha önceleri de yazdım bu takımın bu kadar diplerde olmasını anlayamıyorum veya çok güveniyorum bu kadroda bulunan bazı isimlere.

10 Şubat 2009 Salı

Batuhan & Özgürcan


Batuhan, devre arası transfer döneminde Eskişehirspor'a kiralandı. U-17 Avrupa Şampiyonası yarı final maçında Fransa ile Milli takımımızın oynadığı maç penaltılara kalmıştı. Topun gerisine Batuhan geldiğinde atacağı köşeyi kaleciye göstermişti eliyle. Tabi bu hareketten sonra penaltıyı kaçırarak komik duruma düşmüştü. O anın resimleri için şu linke bakabilirsiniz. Bu maçlarda dikkatimi çeken bir diğer özelliği ise sürekli arkadaşlarına bağırıp, istediği pası alamayınca isyan etme noktasına gelmesiydi. Bu turnuvadan daha önce Karadeniz Oyunları'nda izlemiştim Batuhan'ı. Emre Çolak'la beraber hayran olmuştum o turnuvada. Yaptığı bazı açıklamalar hala itici geliyor. İnanılmaz bir fiziği var yaşına göre ve sırf fizikten oluşmuyor Batuhan'ın futbolculuğu. Bunun yanında kendini geliştirirse ciddi bir tekniğe sahip olduğunu düşünüyorum. Daha önce okuduklarımızda bu yöndeydi. Eskişehir'e geldikten sonra oynadığı 3 maçta 4 gol attı. Ayrıca 2 veya 3 asisti var yanılmıyorsam. Youla ile beraber iyi bir ikili oldular. Eskişehir'in ligin zirvesinde olan takımlarla yapacağı maçlar canlı yayınlanacaktır. Batuhan'ın o maçlardaki performansına göre yorum yapabiliriz ama özetlerden ve kısa sürede elde ettiği istatistiklerden gördüğümüze göre iyi yolda gidiyor Batuhan. Basında okuduğumuz açıklamalarına biraz ara verip, tamamen futbola odaklanırsa ciddi bir yıldız olacaktır, büyük potansiyele sahip olduğu konusunda herkes hemfikir sayılır.


Yazının sonunda Özgürcan'dan bahsedelim. Özgürcan Özcan, Galatasaray'ın sürekli yetenek vaat eden genç yeteneği olarak gösterildi ama bir türlü beklenen çıkışı yapamadı. Kayserispor'a kiralandığı sene çok fazla oynama şansı bulamadı ama 3 gole imza attı Süper Lig’de. Daha sonra Antep'e gitti. İnönü'de ilk 11 çıktığı maçta harika bir oyun sergiledi ama daha sonra kadroya girmekte zorlandı, haber alamadık kendisinden. Oynatılmayacağı bir takıma kiralayarak genç bir oyuncunun pişmesini beklemek sonra bundan bir iş olmaz demek kolay tabi. Bu sene ise Bank Asya'ya Sakaryaspor'a kiralandı. Ligde zor durumda bulunana Sakarya'da 11 gole imza attı. Yıllardır kendisinden bahsedildiği için ismi eskidi, ama daha 20 yaşında Özgürcan. Sene sonunda Galatasaray'a dönerse Sakarya'da gösterdiği bu performansla Galatasaray'da bir şansı daha olacaktır Özgürcan'ın. Özgürcan'ın istatistikleri için, Tff sitesinde ki sayfa....

8 Şubat 2009 Pazar

5 Şubat 2009 Perşembe

# 10

10'u çok özledik.

Doğum günün kutlu olsun.

4 Şubat 2009 Çarşamba

Quaresma & Chelsea

Quaresma'nın göz önünde bir lige transfer olmasını istediğime dair bayağı post atmıştım bloga. Benim için özel oyuncular sınıfına girer ve başarılı olup,kendisini kanıtlamasını çok isterim. Başarısız geçen Barcelona kariyerinin ardından ülkesine Porto'ya geri dönmüştü. Orada istediği gibi at koşturuyordu. Bizde kendisini sadece Şampiyonlar Ligi maçlarında izleyebiliyorduk. Quaresma'nın Jose Mourinho etkisiyle Inter'e geldiğini duyunca işte olay budur demiştim. Gelişimine, takım için oynamasına en fazla yararı olacak teknik adamla çalışacak düşüncesi hakim olmuştu ama Quaresma'nın Inter forması altında aldığı en büyük başarı Serie A’nın Bidonu ödülü oldu. Jose'nin gözünden düşmesi de uzun zaman almadı zaten. Transferin son gününde Chelsea'ye kiralandı. Bosingwa-Deco-Carvalho gibi Portekiz Milli takımından arkadaşları ve hocası Scolari'nin yanında şansını son kez deneyip artık kendini ispatlamak zorunda, hayranlarının yaptığı kliplerde kalmak istemiyorsa son şanslarından birisi olacak Chelsea.

2 Şubat 2009 Pazartesi

R.Keane geri döndü


Sezon başında Liverpool'a transfer olan Keane, ara transfer döneminin son gününde geldiği takıma Tottenham'a geri döndü. Liverpool'da forma şansı bulduğu dakikaları iyi değerlendiremeyen ve Benitez'in de iyice gözünden düşen İrlandalı yıldızın Liverpool kariyeri oldukça kısa sürdü. Liverpool formasıyla süre aldığı 19 maçta 5 gol atttı Keane. Tottenham'da gönderdiği isimleri toplamaya devam etti bu transferle. Sunderland'den Chimbonda ve Porsmouth'dan Defoe'yi tekrar kadrolarına kattıktan sonra Keane'de tekrar aldılar. Bundan sonra gözlerini Berbatov'a dikerlerse şaşırmayacağım kendi adıma.

Doğum Günün Kutlu Olsun


İYİ Kİ DOĞDUN TAÇSIZ KRAL!

1 Şubat 2009 Pazar

Duran Topların Usta İsmi !!


Riquelme’den veya Del Piero’dan bahsetmiyorum. Resimden anlaşıldığı gibi bahsettiğim kişi Sabri Sarıoğlu. Sabri’nin oynadığı son maçları izlememiş, sadece istatistiklerine bakan birisi oldukça verimli olduğunu düşünebilir. Werder-Malatya-Sivas kupa maçı ve Denizlispor maçlarında toplam 4 asist yapıp,1 gole imza attı. Son 5 maçta 4 asist 1 gol. Bir kanat oyuncusu için çok iyi istatistikler. İşte istatistiklerin insanı yanıltan yönü burada ortaya çıkıyor. Sabri’nin Werder maçını çıkartırsak sahada oynadığı oyun saç-baş yoldurmaya devam ediyor. Werder maçında attığı gol ise canlı izleme şerefine ulaşamadığım için üzüldüğüm bir frikik golü. Gerçi direk kaleye vurmuyor ama olsun. Konumuz bu değil esasında.

Yazının başlığına gelirsek; bir Fenerbahçe-Galatasaray maçından geliyor. Lig Tv’nin Melihlerinden birisinden çıkmıştı bu özlü söz. Allahtan Sabri spikeri utandırmamış nadiren görebildiğimiz düzgün vuruşlarından birisini yapmıştı. Sabri’nin inişli-çıkışlı, insanı sürekli şaşırtan performansına alıştım kendi adıma ama tek anlamadığım teknik heyetin veya sahadaki arkadaşlarının nasıl tüm kornerleri Sabri’ye bıraktığı oluyor. Bugünde attığı kornerler daha ön direğe ulaşmadan Denizlispor savunması tarafından uzaklaştırıldı. İşin tek kötü yanı kornerlerin ön direği geçmemesinin yanında bel altı seviyesinde atılması. Lincoln varken doğal olarak topun başında o oluyor ama Lincoln yokken bu takımda kornerler Sabri'ye mi emanet ? Öyleyse bunun kararını kim nasıl bir mantıkla vermiş merak ettiğim konuların başında geliyor.

31 Ocak 2009 Cumartesi

Federer & Nadal



Pazar sabahı erken kalkmak için daha güzel bir sebep olamazdı.

27 Ocak 2009 Salı

yıldız olamazsın demiyoruz...



Bu olay iki gün önce NCAA'deki(Amerikan Kolej Basketbol Ligi) Houston-Arizona maçında oldu.Houston oyuncusu Aubrey Coleman ,Arizona'lı Chase Budinger'a hücum faul yapıyor.Ve o anda sinirlerine hakim olamayıp rakibinin yüzüne basıyor.

Bu olayın sportmenlik ve insani yönü için söyleyecek birşey yok.Ama Coleman'ın yaptığı bu hareket zaten son maçlarda rakiplerinden mağlubiyet alan ve çıkış bekleyen Arizona'ya çıkış yapma gücünü verdi.Videodan da göreceğiniz üzere olayın olduğu sırada ikinci yarıya hızlı başlayan Houston 12 sayı önde.Hatta son 40 sn.ye kadar 9 sayı önde ama son 40 saniyede Arizona ,Budinger'ın üçlüğüyle başlayan bir seri yapıp önce beraberliği yakalıyor daha sonra uzatma bölümlerinde de rakibini geçmeyi başarıyor.

Sonuç olarak Coleman belki pişman olmuştur ama bu yaptığından sonra her zaman şüpheyle bakılacak.Zaten NBA'e gitme şansı çok çok azdı şimdi o da yok.Artık seneye Budinger'ı izler NBA'de.

26 Ocak 2009 Pazartesi

Freedom !!!


Evet NBA maçlarını izlemek konusunda, sonunda özgürlüğe kavuştuk. Artık bir gecede 12 maç var iken, NBA TV'nin verdiği Memphis Grizzlies-Oklahoma City Thunder maçına mahkum olmayacağız. Nasıl mı? NBA organizasyonu, sene başından beri sadece Amerika'ya ve belli başlı bir kaç ülkeye verdiği NBA League Pass-Internet servisini artık 70 civarı ülkeye sağlıyor. Türkiye de bu ülkelerin içinde. Peki NBA League Pass nedir? NBA maçlarının hemen hemen tamamının www.nba.com'dan, ortalamanın üstünde bir kaliteyle, canlı olarak izleyebileceğiniz bir servistir. İstediğiniz an, X maçından Y maçına geçebiliyorsunuz ve ayrıca bir gecede izleyeceğiniz maç sayısı sınırsız. Ayrıca 24 saat boyunca maçların tekrarlarını seyredebiliyorsunuz. Tek kusuru, NBA'de 2-3 maç olan bazı gecelerde daha çok rating alacak maçı yayınlamamaları. Ama bu kadar kusur kadı kızında bile bulunur. Kısacası biz NBA severler için gerçekten bir nimet diyebiliriz. Eminim şu anda bir çoğunuz fiyatını düşünüyordur bu servisin. Hemen aktaralım: Normal sezonun geri kalanı için 50 dolar, 1 aylık paket 20 dolar, günlük ise 5 dolar. Haliyle günlük almak pek akıl karı değil. Ama sezonluk aldığınızda, ufak bir hesaplama yaparsak, günde 65 cent karşılığında istediğiniz maçı izleyebiliyorsunuz. Bence mükemmel bir servis. Eğer sezon başından beri 4-5 kere ayrı mail adreslerinden "Hedo ve Memo'yu yeterince izleyemiyoruz bu servisi Türkiye'ye de sağlayın" şeklinde mail atan benim de katkım olduysa ne ala :)

Hayırlı olsun, buyrunuz buradan kayıt oluyoruz:
http://ilp.nba.com/

23 Ocak 2009 Cuma

Taraftar Sosyal Anketi

"Akademik bir araştırma için cevaplanması gereken ve mümkün olduğunca fazla deneğin katılması gereken bir anket var. Sonuçları "Medya ve Devletin, Sporda Şiddet Üzerine Ters Etkileri" başlıklı akademik çalışmaya referans olacak."

Bülent abi "Aceto" bloglarımızda duyurmamızı rica etmiş, kırmak olmaz tabi ki..

Ayrıntılı bilgi Taraftar Sosyal Anketi Blog 'da.
Herkese teşekkürler.