17 Ağustos 2011 Çarşamba

Arda Turan Atletico Madrid'de


Arda Turan, benim için hiçbir zaman kredisi bitmeyecek adamlardan birisi. Hala da öyle. Fakat Arda Turan ilk kez kendi taraftarının kalbini kırdı, ilk kez kendisine duyulan aşırı sevginin bir bölümünü o kalplerden alıp gitti İspanya'ya. Bunu gitmesiyle yapmadı işin kötüsü. Arda, haziran ayında Atletico Madrid'e gitse kimse ses çıkarmazdı. Zaten biliyorduk yurt dışına çıkmak istediğini, orada hem kendisini gösterip hem bizi temsil etmek istediğini. Fakat Arda öyle bir zamanda gitme kararı aldı ki en başta aramızda baba-oğul ilişkisi var dediği Fatih Terim'i kırdı,yarı yolda bıraktı. Sonra takım arkadaşlarını en sonda kendisini sevenleri kırarak gitti. 


Gitme kararında haklıydı aslında. Bir futbolcunun üstüne en fazla ne kadar gidilir diye sorulsa Arda'yı ve hakkında yapılan programları örnek olarak göstermek çok yeterli olur. Giydiği t-shirt'ten, uzattığı sakallarına, kız arkadaşına yaptığı jestten, bildiğin cinsel hayatına kadar her şey konuşuldu Arda hakkında. En sonunda bir gün dayanamayıp patlamasını izledik verdiği röportajda. Sakat olduğu dönemde, oynamadığı maçlarda bile fatura Arda'ya kesildi. Galatasaray'ın kötü gidişi hakkında değil oynamayan Arda hakkında saatlerce programlar yapıldı, yazılar yazıldı. Kötü sonuçlar arkasında duran desteği de azalttı. Tek sorumlu haline geldi. Ama yine ilk paragrafa dönüyoruz ne olursa olsun. Çok yanlış zamandı be Arda.

Arda için bakarsak olaya, bana göre gidebileceği en iyi lige gitti Arda. İspanya Ligi sağlam bir Arda'nın yıldız olarak gösterileceği, adından sürekli bahsettireceği bir lig oyun olarak. Tabi Arda'nın şu anki halinin üstüne daha eklemesi gereken şeyler var. İspanya'da bir haftadır verdiği görüntülere bakarsak çok mutlu. Daha mutlu olması için ben oldum da buraya geldim demeden çalışması lazım. Yolu açık olsun, benim için çok özel bir isimdi yarattığı kırgınlığa rağmen öyle kalacak.