31 Ocak 2010 Pazar

R.Madrid Riazor Kabusunu Bitirdi


Riazor'da 19 senedir kazanamayan Real Madrid'in kadrosundaki önemli eksikleri düşününce dün gecede maçı kaybedeceğini Deportivo'nun seriyi devam ettireceğini düşünüyordum açıkçası. Fakat Pellegrini'nin öğrencileri baştan sonra üstün oynadıkları bir maç ortaya koydular ve bu seriyi bozdular. Maç öncesi Real Madrid'li oyuncular ayağı kırılan Deportivo'lu oyuncu Filipe'yi anmayı unutmamışlar giydikleri t-shirtlerle. Alcorcon maçında yaşadığı olaylar yüzünden kadro dışı kalan Guti, yavaş yavaş tekrar kadroya girmeye başladı son 4 haftada. Dakikalarını artırdı ve bu maçta Benzema'ya yaptığı harika asistle taçlandırdı performansını. Onun zekasında bir futbolcunun yapacağı bir asistti. Benzema(2) ve Granero'nun gollerine Riki'nin penaltıdan golüyle karşılık verebildi Deportivo.


Real Madrid'in bu maçta sahaya çıkan 11'inde 8 İspanyol oyuncu vardı. Benzema-Kaka ve Marcelo dışında İspanyol oyunculardan kurulu bir 11 vardı sahada. Madrid basının oldukça hoşuna gitmiş bu durum. En son yine 8 İspanyoldan kurulu bir kadroyla sahaya 2007'de Levante karşısında olmuş.

Barcelona'da Sporting deplasmanından Pedro'nun golüyle 1-0'lık galibiyetle döndü ama Pedro'nun golünün ofsayt olduğunu savunuyor Madrid cephesi.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Rijkaard-Giovani-Neeskens


Gio, Galatasaray'la ilk idmanına çıktı bu akşam. İstanbul'a ayak basar basmaz büyük bir ilgi görmüştü taraftardan, yeni gelen daha o sevgiyi hak edecek bir şey yapmamış bir oyuncuyu bu şekilde karşılamak çok doğru gelmiyor bana. Gio, şaşırdı zaten böyle bir görüntüyle karşılaşınca. Bugünde imza töreninde fotoğrafçılar bir anda üstüne doğru hücum edince 2.şaşkınlığını yaşadı genç Meksikalı. Yüzündeki ifade görülmeye değerdi.


Transferi hakkında yazmadım. Kısaca bahsedersek, hem kendisi hem bizim için önemli bir şans bu transfer. Mevcut kadroda gerekli miydi, yoksa değil mi tartışmaları yapılabilir. Artık kadroya dahil olduğuna göre bunu düşünmenin bir mantığı yok. Oldukça genç yaşı ve yıldız olma potansiyelinin oldukça yüksek olması sebebiyle Galatasaray gelecek için önemli bir transfere imza attı. Gio içinde berbat geçen İngiltere günlerini, elinden ilk tutan, kendisini futbol piyasasına tanıtan adam Rijkaard'la beraber unutturmak için Galatasaray forması giymek çok önemli.

Toldo'dan Özel Antrenman


Juventus maçında Diego'nun şutunda yumurtlayan 39 yaşındaki file bekçisi, antrenmanlarda emeklilik arkadaşı Orlandoni ile beraber aynı hatayı bir daha yapamayacağı bir topla çalışıyor.

28 Ocak 2010 Perşembe

# 20 Shabani Nonda


Üst üste gelen transferlerden sonra birisinin gitmesi gerekiyordu. 2 olasılık vardı ortada. Bir tanesi Shabani Nonda, diğeri ise Harry Kewell. Leo Franco'nun gitmesini isteyen kesimde oldukça fazlaydı ama açıkçası sözleşmesinin devam etmesi ve bir anda sene başından beri oynattığı kaleciyi göndermeyi tercih etmeyeceğini düşünüyordum Rijkaard'ın. Harry Kewell'a olan büyük sevginin yanı sıra Nonda'nın da aşırı formsuz bir dönem geçirmesi tercihini Nonda'dan yana kullandırttı Galatasaray yönetimine. Lincoln ve Linderoth'la beraber takıma katılan Kongolu oyuncu ilk senesinde gösterdiği performans ve Fenerbahçe maçında attığı gol ile taraftarla arasında çok sağlam bir bağ kurmuştu. Geçen sene vasat bir performans sergilese bile yedekten geldiği, oyundan çıkartıldığı zamanlarda sesini çıkarmadan işini yapmayı bildi.


Bu sene yine yedek klübesinde başladı sezona. Yedekten gelip attığı gollerle Baros'un arkasında böyle bir alternatif bulundurduğumuz için kendimizi şanslı hissettik. En büyük handikapı, ilk senesini çıkartırsak üst üste zorlu maçları kaldıramayan fiziğiydi. Bu senede Baros'un talihsiz sakatlığından sonra elde tek forvet olarak kaldı ve sene başındaki formu serbest düşüşe geçti. Baros'un sağlam olduğu dönemde ligde 6 gol atan Nonda, Baros'un sakatlığından sonra sadece 1 gole imza atabildi. Aslında önemli olan gol atması değil ama saha içerisinde yapabildiği işeride yapamamaya başladı. Sene başında yakaladığı formdan sonra yazdığım yazıda umarım bu formunu devam ettirir demiştim, beklentim gerçekleşmedi. Onun bu formsuzluğunda Kewell forvet oynadı zaman zaman. Galatasaray kariyeri Ankaragücü maçıyla sona erdi Kongolu oyuncunun. Sarı-kırmızılı forma altında 37 gole imza attı. Adına yapılan tezahüratlarla bundan yıllar sonra hatırlayacağımız bir adam olarak kalacak Shabani bizim için.

Hagi & Zidane




Dün bahsetmiştim Zidane-Ronaldo - Benfica All-Stars maçından. Sonunda bir torrent linki sayesinde full maçı bulabildim. Maç 88.dakikada sona eriyor gerçi, görüntü kalitesi çok yüksek değil ama buna da şükür. Bazı kısımlarına göz attım maçın, özellikle ''10'' un oynadığı kısımlara. Çok fazla oyunda kalmamış Zidane'ın yerine girip 15 dakika sahada yer alıp yerini Dugarry'e bırakmış.


Hagi gibi gittikten sonra aradığımız bir diğer isim Popescu'da maçta oynayan isimler arasındaydı. İlk yarıda girmiş oyuna, Hierro ile beraber oynamışlar defansın göbeğinde.

Sahaya Traktör Girmesi



Trt3'de yayınlanması beklenen Trabzonspor-Orduspor maçı Meclis'te yapılan görüşmelerden dolayı yayınlanmadı. Yanılmıyorsam 2.yarının ortalarından sonra Trt-4'ten yayına başladılar. Ben Galatasaray maçını izledim ama bu maçı izlemek isteyenleri tv başına oturt, daha sonra toplantı izlet. Elinin altında sürüsüyle kanal var en azından o tarafa kaydır maçı, izlemek isteyenlere saygısızlık yapma.

Gecenin ilk rezilliği buydu, 2.rezillik ise Avni Aker'in zemininin traktörler aracılığı ile temizleniyor bahanesi altında perte çıkartılması oldu. O sahada iyi top oynamış oyuncular, bundan sonra biraz zor toparlar o zemin kendisini. Sahayı bu şekilde temizlemek kimin fikriyse o sahada sabah-akşam koşturmak gerekli onu. Saha Şenol Hoca'nın dediği gibi düzelmez ise zemin Trabzonspor için oldukça büyük bir kayıp olacak.

27 Ocak 2010 Çarşamba

Zidane-Ronaldo Friends - Benfica All-Stars



Biraz geç kalmış bir post oldu, bunun sebebi maçın full halini arayıp bulamam. Ama arayışlarım devam ediyor. Haiti'ye yardım amacıyla yapılan maçta Zidane ve arkadaşları Benfica All-stars takımıyla karşı karşıya geldi. Kimler yokmuş ki sahada. Benfica cephesinde Abel Xavier, Rui Costa, Poborsky, Miccoli'nin yanı sıra Chalana, Magnusson gibi Benfica'nın eski yıldızları Benfica All-stars takımında yer almışlar. Zidane'ın takımında ise Kaka, Figo, Davids, Kluivert, Nedved, Le Saux ve Hagi-Popescu gibi isimler yer almış. 3-3 biten maçta Benfica için Miccoli oldukça olumlu işler yapmış özetlerden gördüğümüz kadarıyla. 53.dakikada Zidane kendisine has çalımlarından birisinin ardından Pires'e asistini yapıp durumu 2-2'ye getirtip yerini Hagi'ye bırakmış. Maçın 10 dakikalık özetine youtube'dan ulaşabilirsiniz. Böyle anlamlı bir maçın bizim kanallardan birisinden özellikle Ntvspor'da yayınlanmasını beklerdim.

Lebron vs. Wade


Dün gece oynanan Miami-Cleveland maçının 2.çeyreği bu iki süperstarın düellosuna sahne olmuş. Devreyi Wade 30, Lebron 22 sayıyla kapamışlar. Sürekli birbirlerinin hamlelerine cevap vermişler, bu işleri yaparken seyirciyi coşturdukları gibi kendileri de oldukça eğlenmişler. Birbirlerine hareketleri ve videonun sonundaki tebessümleri her şeyi anlatıyor. 2.çeyrekte bu kapışmanın meydana geldiğini okuyunca link aramıştım maç için ama bulamadım nette.

İkinci yarı hızları kesilmiş zaten. Wade, 30 attığı ilk yarının ardından 2.yarı sessiz kalıp sadece 2 sayı atabilmiş, maçın sonunda ise maçı Cavs'a vermiş resmen. İlk önce 2 serbest atış kaçırmış, son anlarda ise vermeye çalıştığı artistlik pası Lebron'a kaptırıp, üstüne Lebron'a yaptığı faulle Cavs'ın 92-91 öne geçip maçı almasına yardımcı olmuş.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Ruud'dan Bernabeu'ya veda



Real Madrid'in Malaga'yı 2-0 yendiği maçın öncesinde Hamburg'a transfer olan Ruud son kez Bernabeu tribünlerinin önüne çıktı. Takım arkadaşlarının ve taraftarlarının alkışları arasında yeni takımı Hamburg'a uğurlandı Hollandalı yıldız. Başkan Perez ve Valdano'da veda için saha içerisinde hazır bulundular. Bizim ülkemizde giden nadir isimin arkasından bu şekilde veda törenleri yapılıyor.

Real Madrid maçı Ronaldo'nun 2 golüyle kazandı. 2.golü tam kendisinden beklenen bir goldü. Portekizli tam yapılan eleştirilere cevap verdi derken attığı dirsekle takımını hem bu maç hem gelecek haftalarda yalnız bıraktı.

24 Ocak 2010 Pazar

Nistelrooy Hamburg'da


Adı uzun bir süre Galatasaray'la beraber anılan Hollandalı golcü tercihini Bundesliga ekiplerinden Hamburg'dan yana kullandı. Real Madrid'de geçirdiği 2 harika sezondan sonra bir türlü sakatlıktan kurtaramadı kendisini. Real Madrid kariyerinde oynadığı 97 maçta 64 gole imza atıp Real Madrid tarihinde maç başına 0,67 gol ile en iyi 4.ortalamaya sahip oyuncu oldu. La Liga'da geçirdiği ilk senesinde attığı 25 golle gol krallığına ulaştı. Eredivisie,Premier lig ve La Liga ile 3 farklı ligde gol krallığına ulaştı bu sezonun sonunda. Ayrıca Barcelona ile girilen şampiyonluk mücadelesinde yakaladığı formla Real Madrid'i zirveye taşıyan en önemli isimdi. Ligin son 8 maçında 10 gole imza attı Ruud ilk sezonunda. 2.sezonunda ise kaldığı yerden gollerini sıralamaya devam etti. Ligde 16 gole imza attı ve Real'le beraber 2.sezonunda 2.şampiyonluğuna kavuştu.08-09 sezonuna da çok iyi başlayan Hollandalı 12 maçta 10 gole imza attıktan sonra sakatlanarak sezonu kapadı.


Amerika'ya gidip ameliyat oldu bu süre içerisinde. Bu sezon ise La Liga'da tek maça çıkabildi. Xerez karşısında 78.dakikada Ronaldo'nun yerine oyuna girdi ve bu kısa süreye 1 gol 1 asist sığdırdı. Fakat Hollandalı'yı bekleyen şanssızlık tekrar ortaya çıktı ve Xerez maçı sonunda Ruud'un yine sakatlandığı açıklandı. İspanya'da bulunduğu 4 yıllık süre içerisinde 2 La Liga şampiyonluğu, 1 İspanya Süper Kupa şampiyonluğu sığdırdı. Sezon sonunda biten sözleşmesi, Real'de artık kadroya girmesinin iyice zorlaşması sonucunda transfer olacağı belliydi ve Ruud Van Nistelrooy riskini alan takım Hamburg oldu. Sevdiğim forvetlerden birisidir Ruud ve sahalara tam anlamıyla sağlıklı bir dönüş yapıp gollerini sıralamasının vakti geldi artık.

Luis Filipe



Yaz transfer döneminde Barcelona'nın istediği oyunculardan birisiydi Deportivo'nun Brezilyalı sol beki. Fakat ik takım anlaşamadığı için transfer gerçekleşmemişti. Deportivo'nun bugün oynadığı ve 3-1'lik galibiyetiyle biten maçta talihsiz bir sakatlık geçirdi Filipe. Maçın 49.dakikasında takımını 1-0 öne geçiren golü atarken Bilbao kalecisi Iraizoz'la girdiği mücadelede ayağı kırıldı Brezilyalı oyuncunun.

23 Ocak 2010 Cumartesi

Dışarı atmak mı?

article-0-07F40BDF000005DC-426_468x403

Londra’da ki Arsenal – Bolton maçından bir sahne : Bolton 2-1 önde ve Gallas, açık şekilde faul yaparak topu Mark Davies’ten alıyor. Hakem oyunu devam ettiriyor ve devamında belki de Bolton’ın direncini kıran Arsenal golü geliyor.

Mark Davies daha sonra oyuna devam edemese bile son haberlere göre kendisinin çok önemli bir şey yok.

Bu sahne futbolun çok ilginç bir noktasını hatırlattı bana. İngiltere Premier Ligi hariç – alt liglerinde de böyle mi emin değilim – bildiğim nerdeyse bütün liglerde bir futbolcu yerdeyse tedavisi için top taca atılır, atılıyor. Hatta bazen dışaraya atılmayan top tartışmalar yaratır, bazen de kendi takım arkadaşı yerdeyken dışarı atmayanlar olur.

premierleague

Aslında bu günümüz futbolunun – bu tabiri çok seviyorum – kanayan yaralarından biri. Spormax’te sevgili İbrahim Altınsay’ın hep söylediği bir şey var; İngiltere’de oyuncuların sakatlık nedeniyle topu dışarı atması yasak. Yani durum hakem insayatifinde. Eğer sakatlığı ciddi görüyorsa oyunu durdurabiliyorlar.

sport-graphics-2008_695313a

Oyunun tempo kazanması ve yalancı sakatlanmaların önüne geçmek için güzel bir önlem olsa da sporla ilgili üst düzey kurumlar ve ülke federasyonları sporcu sağlığını her zaman ön planda tutarlar. Hakemin yanıldığı bir pozisyonun faturası yerde ki futbolcu için oldukça ağır olabilir. Her ne kadar ciddi bir sakatlığı ayırt etmek zor olmasa bile, gözden kaçması da olasılıklar dahilinde sonuçta.

Bunun ortasını bulmak biraz zor. Özellikle son zamanlarda bazı takımların haricinde oldukça yavaşlayan oyunu hızlandırmak ve biraz daha zevkli hale getirmek için ufak ama kesinlikle etkili bir adım olabilir topun sakatlık için dışarı atılmasını engellemek.

20 Ocak 2010 Çarşamba

Uefa Team of the Year 2009



Uefa sonuçları açıkladı. Bu isimlerin seçileceği aşağı-yukarı belliydi ama görüntü çok ilginç oldu geçirdiğimiz transfer döneminden sonra. İspanya'da yılın en iyi takımı seçilir gibi olmuş resmen. Geçen senenin 6 kupalı takımı Barca'dan 6 oyuncuya teknik direktör olarak da Pep eşlik ediyor. Bu arada hakkında Manu dedikoduları çıkan Guardiola Barca ile olan sözleşmesini 1 sene daha uzatmayı tercih etti. Real Madrid'de Casillas-Kaka ve Ronaldo üçlüsünü kadroya sokmuş. Tabi Kaka ve Ronaldo'nun geçen sezon Real Madrid'de yer almadıklarını atlamamak gerekiyor. Onuru Casillas kurtarmış diyebiliriz Real cephesinde. Barca'nın 6 oyuncusundan birisi ise Zlatan onunda Inter performansı ile kadroda yer bulduğunu söylemek gerek. Kadroda kendisine yer bulan diğer 2 oyuncu ise Premier Lig'den. Puyol'un yanında Terry ve sol tarafta Patrice Evra ile kadro tamamlanmış oluyor.

18 Ocak 2010 Pazartesi

Galatasaray'da Son Durum



İlk önce bu gece oynanan Denizli Belediyespor maçı ile başlayalım yazıya. Kolay görünen bir maçtı ve öyle oldu. Rahat bir galibiyet aldı takım. Caner,son maçlarda Rijkaard tarafından ileriye alınmasıyla beraber performansı, takıma verdikleri artmaya başladı. Bu performansını sürdürmeye devam ederse sezon sonu Galatasaray'ın yapacağı ilk transfer olacaktır Caner Erkin. Satın alma opsiyonunun bulunduğu söyleniyor, güzel ve yerinde bir transfer olur. İlk 23 dakikada atılan 3 gol bu maç nereye gidiyor sorusunu uyandırdı aslında Galatasaray skorun verdiği rehavetle yavaşlamadı özellikle Nonda'nın kaçırdıkları ve hatalı tercihleri olmasa çok daha önemli bir skor elde edebilirdi Galatasaray. Nonda'nın kötü performanslarına şahit olmuştum ama bugün bitik bir haldeydi. Boş kaleye ayak içiyle yuvarlayacağı pozisyonda bile ne yapacağını bilemedi ve pozisyonu yok etti. Taraftar gereken desteği verdi kendisine ama toparlanması lazım. Baros'un yokluğunda çok fazla ihtiyacımız var bulduğu pozisyonları değerlendirebilecek bir isime.

Bu gecenin en önemli, en sevindirici olayı Emre Çolak'ın merhabası oldu. Zaten adını, oyununu bilenler tanıyordu Emre'yi bu maçta herkese tanıttı kendisini. Çok fazla izleme fırsatı bulduğumu söylersem yalan söylemiş olurum ama Emre'yi kendi yaş grubunda izleme fırsatı bulduğum Milli maçlarında veya Paf maçlarında yaşıtlarını aşan bir top tekniği ve zekasına sahip olduğu görülüyordu. Sezon başı kampında da adından çok söz ettirmişti ama Rijkaard ve Neeskens ikilisinin kararı doğrultusunda yine Paf takıma geri gönderilmişti. Bugün 2.yarıda gösterdiği performans ve attığı 2 gol gecenin en sevindirici olayıydı. Arda'nın penaltıyı ve frikiği ona attırması özellikle frikikte bir abi edasıyla onu izlemesi çok ayrı bir olay. Zaten sezon başında Casablanca'ya attığı uzaktan gol sonrasında da bir A2 maçında attığı penaltı golünden sonrada sevincini Arda ile paylaşmıştı. Arda'nın kaptanlığına dair birçok şeyi ortaya koyuyor aslında Emre ile arasında kurduğu diyalog. Bir pozisyonda ceza yayının üstünde topa gelişine vurmak yerine kontrol edip sonra vurdu Emre ve top defanstan döndü. Arda bu pozisyon sonrası onu uyaran isim oldu. Fizik sorunu bizim alt yapıdan gelen oyuncuların ortak derdi zaten. Ferhat-Uğur-Arda-Serdar Eylik-Aydın vb. gibi bir çok isimi ilk görünüşte fiziklerinin zayıflığıyla dikkat çekiyor. Çok büyük beklentiler içine girip, diğer genç isimlere yapılanı yapmadan Emre'yi beklemek gerekiyor. Çok kaliteli bir teknik ekiple çalışma şansına sahip bundan faydalanması en büyük dileğimiz. Altyapıdan çıkan her adamın yeri ayrıdır Galatasaray taraftarında, bu heyecanı bu çocukların gelişimini izlemenin verdiği zevk çok farklı. Ekşi sözlükte Emre Çolak başlığı altında bir entry var, the man who wasnt there yazmış. Çok şeyi anlatıyor aslında, bugün Galatasaray taraftarının duyduğu heyecana dair.


Devre arasında transfer beklenen ilk bölge savunmaydı. Yaz aylarında adını sıkça duyduğumuz Lucas Neill transferi gecikmelide olsa gerçekleşti bu bölgeye. Defans hattının sakatlık sorunları ve Gökhan-Servet ikilisinin olmaması sebebiyle o bölgeye bir transfer gelmesi gerekliydi. Lucas Neill hakkında çok daha bilgi sahibi olanların yazılarını okumak yeterli bu transfer hakkında. Saha dışı yönünden birazda hayal kurma hakkını kullanarak bakarsak,umarım bu transfer Kewell'ın 1 sene daha kalmasına azda olsa bir pay sahibi olur.

Noat Samisa- #1, #2

Baros'un sahalara dönem süresinin sarkmasından sonra beklenen transfer forvet oyuncusu oldu. Ruud isiminden bahsediliyor ama Neeskens bugün maç sonu yaptığı açıklamada ilgilenmediğimizi belirtmiş Hollandalı yıldızla. Ruud gelirse, büyük hayranlarından birisi olarak inanılmaz bir mutluluk yaşarım. Nonda'yı sevsem bile artık kaldıramıyor fizik olarak peş peşe gelen 90 dakikaları. Kewell'ın forvet oynadığına ve başarılı performanslar sergilediğine şahit olduk Tsl'de ama hedef ligin yanında Atletico Madrid maçları ve sonrası olmalıdır. Bu yüzden bir forvet transferi bekliyorum. Tabi yabancı bir forvet transferinin önünde bulunan büyük bir engel var ; yabancı sınırı. Birisinin gönderilmesi gerekiyor yabancı bir isimin transfer edilmesi için. Neill'la beraber 8 yabancı oyuncuya sahip oldu Galatasaray.


Takımdan ayrılan 2 isim oldu bu dönemde. Alpaslan Erdem ve Serkan Çalık Gençlerbirliği'ne transfer oldular. Bu isimler hakkında hala resmi siteden bir mesaj yayınlanmaması ise ilginç geliyor. Daha önce ayrılan oyuncularımız hakkında bilgilendirme yapılırdı resmi siteden. Bu sessizlik Gençlerbirliği'nden bize geçecek bir oyuncu ile beraber son bulabilir belki. Serkan Çalık, benim sevdiğim bir isimdi. Trabzon maçının son dakikasında attığı gol ve Kadıköy'de oynanan Kupa maçında gösterdiği performansı ile unutulmayacak benim için. Yaşadığı sakatlığı tamamen atlatıp, ligin 2.yarısında yeşil sahalarda görmeyi beklediğim isimlerden birisi.

Rakibimiz Atletico'da bu aralar toparlanmaya çalışıyor. Kupada Huelva'ya kaybettikleri 3-0'lık maçın rövanşını 5-1 kazandılar ve tur atladılar. Ligde ise iyi oynamasalar bile en azından galibiyet almaya başladılar peş peşe. Bu arada Bugün Sporting'i yenerken Forlan'ı kaybettiler. Uefa maçı öncesi blogda İspanya'da Atletico Madrid cephesinde yer alan feyy daha ayrıntılı bir şeyler yazacaktır.

Uzun süren ara gelecek hafta bitiyor ve Tsl'nin 2.devresi başlıyor. Bu süre içerisinde kupa maçları ile hasret gidermeye çalıştık ama ligin yerini tutmuyor tabi.

14 Ocak 2010 Perşembe

12 Ocak 2010 Salı

Atletico’da son durum

1263287753_0

Güntekin Onay’ın Roma maçında ki tabiri ile Galatasaray’ın Avrupa Liginde ki rakibi Atletico Madrid’de son durum ne? Bu aralar Galatasaray eşleşmesi nedeniyle Türkiye’de ismi ön planda olan takımlardan.

Geçen hafta arası kupa maçında ki 1 kırmızı kart + 1 penaltı ile kaybedilen Kral Kupasında ki maçını dışarıda tutarsak işler rayına oturmaya başladı. La Liga’da aşağıda ki takımların fazla puan toplayamaması nedeniyle de kendini biraz daha yukarıya attı Atletico Madrid üst üste 2 galibiyet ile.

sevila

Sevilla’yı Calderon’da yenmek herkese moral oldu. Özellikle maçın gelişimi çok ilginçti. Sahada iki pas yapamayan Atletico, Renato’nun yanlış hatırlamıyorsam bitime az kala attığı bir golle soyunma odasına önde girmiş oldu.

Daha sonra maçın genelde olduğu gibi Atletico’nun orta sahayı transit geçip kendi yarı sahasından ileriye gönderdiği uzun toplardan birinde Sevilla savunması panik yapınca top Forlan’a çarpıp gol oldu.O rezil oyunla maç berabere bitecek derken uzatma dakikalarında şişirilen bir serbest vuruşta Antonio Lopez vurdu ve gol oldu. Agüero’nun olmadığı ve Sinama Pongolle’un satıldığı bir ortamda forvette 19 yaşında ki Ibrahima Balde ilk kez A takım formasını giydi. Savunmada herhalde takımın en iyi defansif oyuncusu Ujfalusi’de yoktu.

Diğer taraftan Sevilla, Atletico Madrid’in La Liga’da ki en önemli rakiplerinden biridir. Real Madrid’den sonra ikinci diyebilirim Sevilla için rekabet anlamında.

1263066626_0

Geçtiğimiz Cumartesi günü Atletico Madrid, Valladolid deplasmanındaydı. Bu maçın da açıkçası kolay geçmesini beklemiyordum. Fakat izleyemesekte ardı ardına gollerin haberini aldık. Bana göre bu hem Sevilla maçının güveninin bir getirisi oldu hem de Recreativo deplasmanında alınan mağlubiyetin özürü anlamını taşıyordu. Oyuna sonradan giren Agüero ise Atletico Madrid forması ile 50. golünü attı 90. dakikada.

1262976077_0

Her ne kadar Quique Flores transfer yapmayacağız diye açıklama yapıp bana göre hafif tabirle saçmalasa da takıma ilk takviye yapıldı. Tiago çok mükemmel bir orta saha oyuncusu olmasa bile, La Liga’da Serie A’ya göre daha iyi oynayacağını düşünüyorum. Atletico Madrid orta ikilisi Paulo Assunçao ve Raul Garcia oynuyor. Aynı bölgede oynayabilecek bir Cleber Santana ismi de bulunuyor. Tiago bakalım ne kadar oynayabilecek ? Kadroda genişlik yaratma amacıyla yapılmış bir transfer olduğunu sayıyorum fakat performansından çok memnun olunmayan Assunçao yerine oynaması da bir ihtimal. Sol beke kiralanması gündemde olan Molinaro ise ilginç bir şekilde Stuttgart’a gitti. Stuttgart’ın Şampiyonlar Liginde oynaması nedeniyle oyuncu mu orayı istedi yoksa başka bir şey mi vardı bilemiyorum. Kulüpler arasında bir sorun olsa Tiago’yu da göndermezdi gibi Juventus. Gerçi o bölgede takım kaptanı Antonio Lopez vardı ama yedeği diyebileceğimiz Pernia uzun zamandır sakattı. Kendisini ara ara kulübede görüyoruz.

1263287403_0

En başından beri bitti gözüyle bakılan Salvio transferi ise galiba bitti. Yazıyı yayınladığımızda belki de imza atılmış olur. Fakat gelse bile en azından bu sezon sonuna kadar yedek kulübesinde zaman geçirebilir. Agüero ise bence gitmeyecek. Gidecek olsa şimdiye kadar giderdi demek istiyorum. Bence Atletico’nun durumu nedeniyle iş sezon sonuna kalabilir. Ama belki de beklenilen Salvio’nun transferiydi.

14 Ocak günü Recreativo Huelva ile kupa rövanşı var. Valladolid’e deplasmanda 4 atan Atletico Madrid, işleri sıkı tutarsa neden Huelva’ya da atamasın?

10 Ocak 2010 Pazar

Gonzalo Higuain


Real Madrid'in Arjantin seferi sonucunda kadroya katılan iki isimden birisiydi Higuain. Higuain'in transferi açıklandığında aslında bütün gözler Gago'nun üzerindeydi. Bir nevi Gago'nun bonusu olarak görülüyordu Higuain. Gago'dan büyük beklentiler oldu hep, yeni Redondo gözüyle bakıldı ama bugün gelinen süreçte kendisinden beklenen gelişmeyi gösteremedi Arjantin'li ön libero. Diğer isim Higuain ise Real Madrid'in vazgeçilmezi olma yolunda adım adım ilerledi. İlk geldiği zamanlar yaptığı basti hatalar, son vuruşlarındaki beceriksizliği her geçen gün üstünden atmayı bildi. Gol attıkça güveni kendisine geldi. Geçen sezon Real Madrid'in ileri ucunda takımı sırtlayan isim oldu. Bu harika performansına rağmen Milli takıma çağrılmak için uzun bir süre bekledi, Fransa pasaportuna sahip olmasından dolayı Arjantin yerine Fransa'yı tercih edebileceği söylendi ama sabırla bekledi. En sonunda Maradona'nın kurtarıcılarından birisi oldu.

Geçen sezonu 22 gol 11 asistle tamamladı. Bu sezon ise herkesin gözü Benzema'nın üzerindeyken sessiz ve sakin şekilde geldi ilk önce formayı kaptı daha sonra ise gollerine devam etti. Bu sezon La Liga'da 11 gole imza attı Real formasıyla. Higuain'in en büyük derdi hak edilen değerini görememesi. Son 2 sezondur Real forması altında yaptıklarını atıyorum Benzema yapsaydı manşetlerden inmezdi. Higuain ise görev adamı görünümünde işini yapıyor ve ertesi hafta tekrar sahaya çıkana kadar kendisinden haber alınamıyor.

Bugün Mallorca karşısında attığı harika golle sonlandıralım yazıyı.

8 Ocak 2010 Cuma

Rubin Kazan kapış kapış

kurban-berdyev-2009-9-29-15-42-27

Rusya liginde üst üste ikinci kez şampiyon olan ve Şampiyonlar Liginde Barcelona’yı Nou Camp’ta mağlup eden Rubin, transfer döneminde ilk akla gelen takımlardan oluyor.

Zenit’ten 4 milyon euro’ya alınan Alejandro Dominguez, bedelsiz bir şekilde Valencia’nın yolunu tuttu. Şimdi ise Arjantin’li sol bek Cristian Ansaldi’nin takımdan ayrılacağı konuşuluyor. Henüz bu transferde bir kesinlik olmasa bile Rusya’dan Sport Express Ansaldi’nin City’ye geçebileceğini yazmış.

Yoluna UEFA Europa League’de devam eden Rubin Kazan, Ansaldi’yi de kaybederse mutlaka transfer yapmak zorunda kalacak. Bir gazetede teknik direktör Qurban Berdyev’in hacca gittiği ve takımında ki Türk oyuncular için dua ettiği yazıyordu, keşke biraz da transferde kolaylık için dua etseymiş. Çünkü takımından bir diğer önemli oyuncusunu kaybedecekmiş gibi görünüyor.

3 Ocak 2010 Pazar

Eric Gerets & Mourinho



Devre arasından faydalanan Inter kamp için soluğu Suudi Arabistan'da almış. Nawaf Al-Temyat'ın jübilesi için düzenlenen maç için Eric Gerets'in yönettiği Al-Hilal ile karşı karşıya geldiler. Maçtan önce Prens Abdullah'ı ziyaret etmişler takım olarak. İlginç fotoğraflar var Inter'in resmi sitesinde geziyle ilgili olarak. Bu arada oynanan maçı Diego Milito'nun attığı golle Inter 1-0 kazanmış.